Eserlere Göre Listeleme

Toplam 104 sonuçtan 1 - 10 arası görüntüleniyor.
  • Jessica Shirvington
    metin - Türkçe
    0 Ayrım
    136 KB
    Eser Türü: Kitap
    Mükemmel hayat mı? Yoksa mükemmel aşk mı? Sen seç. Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu. Mükemmel Hayat. Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek... Mükemmel Aşk. Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar… Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti. Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi? (Tanıtım Bülteninden)
  • Ali Dündar
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    304,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    "İbrahim Peygamber'e bir müşrik misafir olmak istedi, İbrahim Aleyhisselam; Müslüman olursan misafir ederim, dedi. O da kabul etmedi. Döndü, gitti. Cenabı Hak İbrahim'e, "Bir lokma ekmek için herifin dinini, babasından kalan alıştığı dinini terk etmesini teklif ettin. O, yetmiş senedir gavurluk yapar, ben onu besliyorum ve rızkını kesmedim," buyurunca, İbrahim Aleyhisselam yola çıktı, ona yetişti. "Gel," dedi, "seni misafir edeceğim. Çünkü Rabbim senin için beni azarladı," deyince; o, hem misafir oldu hem de Müslüman oldu." "İşte ben, meyveleri olgunlaşmış bir bahçeyim; meyveleri bir araya toplanmış bir bahçe. Öyleyse, sen benim perdelerimi kaldır ve benim yazdığım bu yazıların, bu satırların içerdiği şeyleri oku!" Endülüs'ün en görkemli dönemlerinde yaşamış ve ilahi aşkı hayatının her zerresinde var etmiş bu görkemli kutbun yazdıklarını, anlattıklarını okumaktan zevk alacak, yaşama ve kendinize dair bazı şeyleri yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyacaksınız.
  • Vladimir Nabokov
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    486,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Amerika'da çeşitli okullarda verdiği Rus edebiyatı derslerinin bir dökümü niteliğindeki bu kitapta Nabokov, 19. yüzyılın en büyük addedilen Rus yazarları -Çehov, Dostoyevski, Tolstoy, Turgenyev, Gorki, Gogol- üzerine konuşurken, romanlarındaki sıra dışı üslubundan yine ödün vermiyor. Nabokov, parlak zihin oyunlarını bu defa da Rus romanlarını didiklemek için kullanıyor. "Rus eleştirmenleri Çehov'un üslubunun, kelime seçiminin vesaire, sözgelimi Gogol'ü, Flaubert'i ya da Henry James'i meşgul eden sanatsal kaygıların hiçbirini açığa vurmadığını belirtirler. Lûgati fakirdir, söz bileşimleri alelade sayılır - gümüş tepside sunulan cafcaflı paragraflar, lezzetli fiiller, turfanda sıfatlar, nane likörü gibi lakaplar yabancıdır ona. Gogol gibi bir söz mucidi değildir Çehov; günlük giysileri içinde gider partilere. Böylece Çehov, bir yazarın söz tekniğinde fevkalade bir canlılık bulunmadan veya cümlelerini eğip bükmeye fevkalade önem vermeden de mükemmel bir sanatçı olabileceğinin iyi bir örneğini teşkil eder."
  • Dr. A. Selahaddin Kınacı (Derleyici)
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    736,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Medeni mü'min ile medeni kafirin suret ve siret ve zahir ve batın bir tarzda beyan ediyor ve diyor ki: "Eğer istersen hayalinde 'Nurşin' karyesindeki seydanın meclisine git bak: Oradaki fukara kıyafetinde melikler, padişahlar ve insan elbisesinde melaikeleri bir sohbet-i kudsiyede göreceksin. Sonra Paris'e git ve göreceksin ki; akrepler insan libası giymişler ve ifritler adam suretini almışlar."
  • William Nicholson
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    480,24 KB
    Eser Türü: Kitap
    Ateş Şarkısı, anayurtlarına ulaşmak için yola düşen tutsak Manth halkının destanıdır. Açlık, kar fırtınası ve acımasız Morahlılara karşı onların tek kurtarıcıları Ira Hath’tır. Ancak o da bu yolculukta zayıf düşmüştür. Kestrel, annesi Ira Hath zayıf düşmüşken anayurda ulaşmalarının ne zorluklar getireceğini bilmektedir. İkiz kardeşi Bowman ise, gizemli Albrad’dan öğrendikleriyle kendini halkının kurtuluşuna adamak üzere hazırlanmaktadır. Bu arada Ateş Rüzgarı, yaşama umudunun önünde hızlanarak esmektedir...
  • Ali Şeriati
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    165,66 KB
    Eser Türü: Kitap
    Aydın meselesi, evrensel bir karşılaştırma ve aynı zamanda sosyal ve bölgesel yönden çok önemli, hassas ve temek bir meseledir.Aydın meselesi, orta çağdan sonra söz konusu ediliyor ve onyedinci yüz yılda Avrupa'da aydın kesimi ismiyle bir sınıf oluşuyordu.Ondokuzuncu asırda Avrupa'da bu isim ve sıfatlarla şekil bulmuş aydınlar sınıfı daha sonra Avrupa dışındaki (Afrika, Asya ve Latin Amerika) ülkelere nüfuz ediliyordu. Kendisini, kendi aydınını tanımayan birinin, toplumu tanıma imkanı yoktur ve iddia ettiği görevi gerçekleştiremez.Yani, aydın ister İran, ister Afrika toplumundan veya Amerika toplumundan olsun nasıl bir özelliğe sahip olduğunu tarih ve toplumun hangi şartlarında meydana geldiğini ve bu özelliklerin köklerinin nerede olduğunu iyi bilmesi gerekiyor.
  • Wilhelm Reich
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    193,84 KB
    Eser Türü: Kitap
    Freud’un dostu ve yardımcısı Wilhelm Reich’in olağan­üstü manifestosu. Tüm insanlığa, hepimize, tüm “küçük adam”lara yöneltilmiş tehditkâr bir söylev. Ama bütünüyle bizim, insanın, halkın yanında. Dinle Küçük Adam, tarihsel sorumluluğuınun bilincinde Avrupalı bir aydının kaleminden çıkmış, küçük, parlak, ufuk açıcı bir uyarı. Çoktan klasikleşmiş bir vicdanî başkaldırı. Her okurun kitaplığında bulunması gerekiyor. Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki “yaşamgücü” zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yoğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki ya­­şamgü­cünün korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranışlarla doğallığını yitirecek değildir.
  • Jean-Dominique Bauby
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    4,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Sol Ayağım gibi bir klasik olmaya aday, gerçek bir yaşam öyküsü... Kelebek ve Dalgıç, yaşanmış bir hikâyenin anlatısıdır. Jean-Dominique Bauby, bir beyin kanaması geçirir; yolunda giden hayatı artık bir çıkmaza girmiştir. Onun için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık vücuduyla tek yapabildiği şey, gözkapaklarından birini oynatabilmektir. İnsanlarla iletişim kurmak için kullanabileceği tek yol budur. Yine de, umut... Hep vardır umut. İnanmaktan vazgeçmeyen insan birçok şeyi başarabilir. Jean-Dominique Bauby de bu kitabı, sadece göz kapağını oynatarak, alfabedeki yerlerini işaret ettiği harfler sayesinde yazdırmayı başarmıştır. O nedenle bu kitap kısadır ama açacağı kapının önünüze sereceği yol çok uzundur. Günümüze ait bir efsane gibi… Yüzyılın en iyi kitaplarından biri. Jackie Wullschlager, Financial Times İnsan olmanın çekirdeğini, özünü anlatan bu kitabın söylediklerini dinlemeliyiz. Robert McCrum, Observer
  • Celalettin Vatandaş
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,26 MB
    Eser Türü: Kitap
    * Ulusal kimliğin bileşenleri nelerdir? * Ulus-ulusçuluk ve ulus devlet ilişkilerinin niteliği nedir? * Ulusun kökeni nedir? * Türk ulusçuluğunun inşası çerçevesinde; Türk kimdir? * Türkün tarihi ve dili nedir? Vatanı neresidir? * Başlangıçtaki Türklük tartışmalarının ana hatları nelerdir? Modern bir kimlik olan ulusallık, türdeş bir toplum öngörür ve bu toplumu titizlikle inşa etmeye çalışır. Fakat ulus, sorunlu bir kurgudur. Kökeninin ne olduğu ve varlığın evrensel referanslarının bulunup bulunmadığı, eğer varsa bu referansların neler olduğuna ilişkin büyük soru işaretleri vardır. Bu çerçevede yürütülen tartışmalar canlılığından hiçbir şey kaybetmemiştir. Bu metin iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, modern bir kimlik olan ulusallık etraflıca tartışılmıştır. Ulusal kimliğin nesnesini oluşturan ''ulus'', ideolojisini oluşturan ''ulusçuluk'' ve siyasal örgütlenmesine karşılık gelen ''ulus-devlet'' ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Ayrıca, ulusun kökeni sorununa değinilmiş ve bu konudaki tartışmalar üzerinde genel bir değerlendirme yapılmıştır. Metnin ikinci bölümü, Türk ulusçuluğunun doğuşuyla ilgilidir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüzyılına denk düşen ve özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısında belirgin bir şekilde açığa çıkan ''Türk Ulusçuluğu'' düşüncesinin doğuşuyla birlikte, bu düşüncenin mensuplarının Türk ulusunu inşa etmek için yaptıkları çalışmalar ayrıntılı şekilde inceleme konusu olmuştur. Ulusun inşasında esas olan ulusun ismini belirleme, dilini ve tarihini inşa etme, vatanının sınırlarını çizme çaba ve çalışmaları ise araştırmanın alt başlıklarını oluşturmaktadır.
  • Gazi Zahireddin Muhammed Babur
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    682,66 KB
    Eser Türü: Kitap
    Zahireddin Muhammed Babur, şehzade ve padişah, “kafirleri hunharca katleden” efendimiz, oğlu hayatta kalsın diye kendini Allah’a kurban veren sevgili kul, tabiata aşık şair, kendini adamış vakanüvis, fatih ve fatin hükümdarımız, söyleyin siz kimsiniz...? Bu sorunun yanıtına ulaşmak için hala Afganistan, Pakistan ve Hindistan coğrafyasında anlatılan büyük bir imparatora, gönül koymuş bir mümine ya da tapınakları yıkan, terör estiren bir despota dair söylencelerden başka bir kaynağa bakmak gerekir. Bu kaynak Babur'un bizzat kaleme aldığı ve İslam edebiyatında hatırat türünün ilk örneği olan kendi koyduğu adıyla Vekayi, daha sonra yaygın kabul gören adıyla Baburname'dir. Kişisel hayatını, yaptığı savaşlar, gördüğü yerler ve telkinler ve sevinçlerin ayrıntılı tasviriyle birlikte samimi ve teferruatlı bir biçimde sunar bu hatıratta. Baburname dünya literatüründe Augustinus'un İtirafları'yla yan yana anılan, "tarih"ten ziyade hayatı kaydetme çabası olan ve onbeşinci yüzyıl sonu onaltıncı yüzyıl başında yaşadığı coğrafyada hayatın nasıl olduğuna dair canlı ve keyif veren bir eserdir. Babur, 1483’ten 1530’a kadar süren hayatını, padişah olduğu 1494 yılından başlayarak ölümüne dek Çağatay Türkçesiyle kaleme aldığı hatıratına nakşetmiştir. Ona böylesi bir hatırat yazma esinini neyin verdiğini, hatta çevresindeki insanlara hatırat yazmalarını telkin etmesinin ardında yatan ulvi ve kavli amacı bilemeyiz? Ancak bilebildiğimiz ve önünde saygıyla eğileceğimiz tek şey elimizde kalan bu kıymetli, gerçeğe adanmış ve önyargılardan uzak metindir – ki yazarımız da bize çağların ötesinden açıksözlülükle seslenir: “Bunları yazmaktaki amacım şikayet değil, gerçekleri söylemektir; bu söylenenlerdeki amaç kendimi tarif değil, gerçekleşmiş olanları beyan etmektir. Burada böylece her sözün doğrusunu ve her işin olduğu gibi yazılması gerekli sayıldığı için şüphesiz ki, baba ve büyük kardeşten iyi ve kötü ne duyulup görülmüşse onları söyledim, akraba ve yabancıdan da ne kusur veya meziyet görülmüşse onları yazdım. Okuyan mazur görsün, işitenler de kınamasın.”

Sayfalar