En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 45687 sonuçtan 38861 - 38870 arası görüntüleniyor.
Mehmet Rıfat
metin - Türkçe
3 Ayrım
4,66 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: inceleme
Görüntülenme Sayısı: 10
Konusu:
Hem müzikseverlere hem de Proust tutkunlarına ses-leniyor bu kitap. Müziksever olup da Proust tutkunu olmayanı ya da Proust tutkunu olup da müzik sevme¬yeni düşünemeyeceğimize veya düşünmek istemeye¬ceğimize göre, bu kitap açıkçası “Müziksever Proust Tutkunlarına sesleniyor. Okurlar iki ana bölümden (Proust ve Müzik; Proust ve Besteciler) oluşan kitabın sayfalarında dolaşırlarken bir yandan müzik üzerine yapılmış en güzel, en çarpıcı, en ironik, en “hareli” yorumların Proust’un kaleminden çıktığını görecekler, öte yandan bu “büyük yazar’ın Bach, Beethoven, Berlioz, Boieldieu, Chabrier, Chopin, Debussy, Faure, Franck, Indy, Massenet, Mozart, Saint-Saens, Schubert, Schumann, Strauss, Stravinski, VVagner ve daha birçok besteciye ilişkin değerlendirmelerini, beğenilerini, eleştirilerini okuya-caklar. Bu arada Proust’un “pek az müzisyende bulunan bir yeteneğe sahip” besteci olarak yarattığı Vinteuilun Sonat’\ ve Septuor uyla ilgili önemli ipuçlarına da ula-şacaklar. "Ruhlar arasında mevcut olabilecek iletişimin yegâne örneği müzik mi diye düşünüyordum." (Marcel Proust)
Mehmed Yazıcıoğlu
metin - Türkçe
3 Ayrım
17,94 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tasavvuf
Görüntülenme Sayısı: 10
Konusu:
Muhammediye'nin asıl metnini, devrinin dil hususiyetlerine göre tespit etmemize rağmen kelimeleri, mümkün ol- duğu nispette bugünkü telâffuzla vermemiz mahzurlu gö rülse bile bu eserin, ileride İlmî tab’ını ve sadeleştirilmiş nüshasını da neşretmeyi, ümit ettiğimiz için mukayese imkânı vereceğinden bu hususiyet, bilâkis faydalı olacaktır kanaatindeyiz. Bu yüzden ve eserin hacimli oluşuyla, nihayet şahsî kusurlarımız dolayısıyla tespit olunacak hataların tashihini, tavz\hini ve bağışlanmamızı niyaz ederken her zaman teşvik, alâka ve yardımlarını esirgemeyen muhterem ve her biri sahalarında mütebahhir hocalarım Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan'a, Prof. Dr. Ahmed Caferoğlu'ya, Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil’e minnet ve şükranlarımı arz ile ilim ve himmetlerini bezleden kıymetli genç âlimlerimizden muhterem Ali îhsan Yurt Beyefendiye, sayın Dr. Suad Yıldırımca ve Ter- cüman müntesiplerine teşekkürü bir borç bilirim. Dr. Âmil Çelebioğlu
Mehmed Yazıcıoğlu
metin - Türkçe
2 Ayrım
7,05 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tasavvuf
Görüntülenme Sayısı: 10
Konusu:
Muhammediye'nin asıl metnini, devrinin dil hususiyetlerine göre tespit etmemize rağmen kelimeleri, mümkün ol- duğu nispette bugünkü telâffuzla vermemiz mahzurlu gö rülse bile bu eserin, ileride İlmî tab’ını ve sadeleştirilmiş nüshasını da neşretmeyi, ümit ettiğimiz için mukayese imkânı vereceğinden bu hususiyet, bilâkis faydalı olacaktır kanaatindeyiz. Bu yüzden ve eserin hacimli oluşuyla, nihayet şahsî kusurlarımız dolayısıyla tespit olunacak hataların tashihini, tavz\hini ve bağışlanmamızı niyaz ederken her zaman teşvik, alâka ve yardımlarını esirgemeyen muhterem ve her biri sahalarında mütebahhir hocalarım Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan'a, Prof. Dr. Ahmed Caferoğlu'ya, Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil’e minnet ve şükranlarımı arz ile ilim ve himmetlerini bezleden kıymetli genç âlimlerimizden muhterem Ali îhsan Yurt Beyefendiye, sayın Dr. Suad Yıldırımca ve Ter- cüman müntesiplerine teşekkürü bir borç bilirim. Dr. Âmil Çelebioğlu
Mehmed Yazıcıoğlu
metin - Türkçe
3 Ayrım
16,40 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tasavvuf
Görüntülenme Sayısı: 10
Konusu:
Muhammediye'nin asıl metnini, devrinin dil hususiyetlerine göre tespit etmemize rağmen kelimeleri, mümkün ol- duğu nispette bugünkü telâffuzla vermemiz mahzurlu gö rülse bile bu eserin, ileride İlmî tab’ını ve sadeleştirilmiş nüshasını da neşretmeyi, ümit ettiğimiz için mukayese imkânı vereceğinden bu hususiyet, bilâkis faydalı olacaktır kanaatindeyiz. Bu yüzden ve eserin hacimli oluşuyla, nihayet şahsî kusurlarımız dolayısıyla tespit olunacak hataların tashihini, tavz\hini ve bağışlanmamızı niyaz ederken her zaman teşvik, alâka ve yardımlarını esirgemeyen muhterem ve her biri sahalarında mütebahhir hocalarım Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan'a, Prof. Dr. Ahmed Caferoğlu'ya, Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil’e minnet ve şükranlarımı arz ile ilim ve himmetlerini bezleden kıymetli genç âlimlerimizden muhterem Ali îhsan Yurt Beyefendiye, sayın Dr. Suad Yıldırımca ve Ter- cüman müntesiplerine teşekkürü bir borç bilirim. Dr. Âmil Çelebioğlu
Seyit İlktürk
metin - Türkçe
2 Ayrım
129,32 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Günlük
Görüntülenme Sayısı: 10
Orhan Karaveli
metin - Türkçe
2 Ayrım
3,31 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Otobiyografi
Görüntülenme Sayısı: 10
Konusu:
Orhan Karaveli, ailesinin hikâyesi üzerinden bir kentin ve bir cumhuriyetin oluşma serüvenini anlatıyor. 'Ankara adı 'gemi çapası' anlamındaki 'anchor'dan değil Rusya'da Baykal Gölü kıyısındaki 'Ankara' kentinden gelmiştir. Ankara'mızın kurtuluş mücadelesi tarihimizde en aziz bir yeri, Ankaralılar'ın da ayrı bir şeref payı vardır. Benim gönlümde ise bambaşka bir yerleri! ..' -Mustafa Kemal Atatürk- Yunanistan Başbakanı Venizelos öneriyor: '... Nobel Barış Ödülü Mustafa Kemal Atatürk'e verilmelidir...' Mehmet Akif 'İstiklal Marşı'nı ilk kez Ankaralı bir genç kıza okudu... 'Sarı Paşa' kente gelinceye kadar Ankara'da çokları Türk olduklarını bilmezdi...
İsmet Özel
metin - Türkçe
3 Ayrım
118,59 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Deneme
Görüntülenme Sayısı: 10
Konusu:
Tiyo'nun Yedinci Kitabı Tahrir Vazifeleri'nin gözden geçirilmiş yeni baskısı yapıldı. Kitabının arka kapağında şunlar yazılı... "Konuşurken (kimi zaman da yazarken) muhatabımızın söylediklerimizi anlamış olduğuna sevinebiliriz. Öyle ya, zaten o anlasın diye konuşmuyor muyuz? Yine de sonuç her zaman sevindirici olmayabilir. Karşımızdaki sözlerimizi anladığı için üzülmemiz de mümkün. Belki kötü bir haber verdik. Belki bir haberi kötü verdik. Muhatabımız söylediklerimizi anlamadı diye üzülebiliriz. Tersine, karşımızdakinin ne dediğimizi anlamamış olması sevinmemize yol açabilir. Anlasaydı her ikimiz için de iyi olmayacaktı, diye düşündüğümüz de olur. Bütün bu karmaşıklıklar içinde, sözlere karışan insanlar, insanlara karışan sözler arasında yaşayıp gideriz. Dilbilimciler olan biteni bir düzen çerçevesinde açıklamaya çabalarlar, dil felsefesiyle uğraşanlar meselenin mahiyetini çözümleme girişimindedirler. Ama aramızdaki melek veya melekler amellerimizle niyetlerimiz arasındaki boşluğu doldurur. Hatırlar mıyız hem sağımızda, hem solumuzda oturan; amellerimizi tespit eden iki de melek olduğunu? Çağdaş telaş cevaz verir mi buna? Oysa onlar ne kadar çok karışıyor konuşmalarımıza..."
Ahmet Sabri Göktuna
metin - Türkçe
3 Ayrım
15,98 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
Görüntülenme Sayısı: 10
Konusu:
Bu kitapta, Marksist sosyalizmin devlet ideolojisi haline geldiği ülkelerdeki ilim, fikir ve sanat hayatının manzarasına ait örnekler bulacaksınız. Buraya aldığımız örnekler, komünist memleketlerde şimdiye kadar görülmüş ve halen de görülen yüzlerce vakanın sadece küçük bir kısmını teşkil ediyor. Vakaların seçilmesinde bilhassa tipik olanlar, yani ait olduğu sahanın karakteristik örneğin 'teşkil edenlerin alınmasına dikkat edilmiştir. Okuyucunun da göreceği gibi, buradaki özel durumların hepsi de genel bir tavrı aksettirmektedir. Okuyucu buradaki vakaları ve tahlilleri gördükten sonra, Sovyetler Birliği'nin bugün ulaşmış bulunduğu ilmî ve teknolojik seviye ile bizim naklettiğimiz zihniyet arasında büyük bir tezat görecektir. Hakikaten, düşünen kafaları parti emrinde çalıştıran bir memleketin Ay'a insan gönderecek kadar ilerlemiş olması ilk bakışta garip görünebilir. Fakat bilhassa son yıllarda Sovyet ilim adamlarının neşrettikleri protesto mektupları bu işte şaşılacak bir taraf bulunmadığını bize anlatıyor. Devletin resmî ideolojisi ile, doğrudan doğruya çatışmayan, üstelik Sovyetlerin maddî propaganda gücünde gelişmeye yol açan ilmî faaliyetler orada teşvik görmekte, bu faaliyetleri yürütenler de oldukça imtiyazlı bir hayat yaşamaktadırlar. Maamafih, ilimle ideoloji arasındaki bu uzlaşmanın da belli bir hududu vardır; laboratuarından dışarıya nadiren çıkan ilim adamları bile bir gün sosyal mesuliyet hissi duyarlar ve etraflarını saran hürriyetsizliğe karşı tepki gösteriler. Nitekim Sovyetler Birliği'nde şimdi rastladığımız manzara budur. Daha önce genellikle edebiyatçı, sanatkâr ve filozofların yaptıkları protesto hareketlerine şimdi fizikçiler de katılmış bulunmaktadır. Marksist ülkelerde niçin hür düşünceye yer yok? Niçin komünist partisinin hoşuna gitmeyen yazarlar ve sanatkârlar ya Sibirya’ya gönderiliyor yahut batı ülkelerine kaçıyorlar? Niçin Rusya artık edebiyat ve sanat sahalarında bir çorak toprak haline geldi? Nükleer bomba yapmakta Amerika’yı bile geçen bir memlekette niçin felsefe, psikoloji, sosyoloji son derece iptidaî bir haldedir? Niçin iktidardaki tek partinin görüşüne aykırı bir tek fikir bile ileri sürülemiyor? İnsanları zincirlerinden kurtarmak iddiasında bulunan bir doktrin nasıl olup da onların kafalarına bile zincir takmaya çalışıyor? Objektif düşünce ile ideoloji arasındaki ihtilâflar sadece komünist ülkelerde rastlanan şeyler değildir. Tarihin daha önceki devirlerinde olduğu kadar Yirminci Yüzyılda da bu türlü bir çatışmanın örneklerini gör- müş bulunuyoruz. Fakat onların hiçbiri Marksist ideolojinin yarattığı çatışma kadar ıstıraplı ve uzun süreli olmamıştır. Akademik faaliyetlere ve sanat çalışmalarına müdahale eden nazi ve faşist rejimleri bile bu müdahaleyi daha çok pratik maksatlara dayandırmışlardı. Nazizm, medeniyetin gelişmesine ve ırkî verasete ait bazı iddiaları dışında, ilmin yerine geçmek veya ilmî hakikati temsil etmek gibi bir teze sahip değildi. Komünizm, bunlardan farklı olarak, ebedî hakikat ve saadete kapı açan anahtarın kendisinde bulunduğunu iddia etmekle kalmıyor, bu yolun ilmî prensipler ve metodlarla bulunacağını da söylüyor. Hakikatte bu iddia da pek orijinal sayılmaz; Avrupa’da aydınlanma devri öncesinde de dinî ideolojinin aynı zamanda ilmî hakikati temsil ettiğine inanılırdı. Fakat o günlerden bu yana geçen yüzyıllar içinde iki ayrı sistemin, ilim ve dinin, birbirinden ayrı ihtiyaçlara cevap verdiği, binaenaleyh aralarında bir rekabet bulunamayacağı fikrine varılmıştı. Elli yıl kadar var ki bu konudaki eski iddia Marksizmle birlikte tekrar dirildi: Vakıalar arasındaki objektif illiyet münasebetlerini araştıran bir düşünce disiplini (ilim) ile bir sübjektif kıymet sistemi (komünizm) tekrar birleştirildi. Katolik kilisesinin bile ilimle çatışmadığı bir çağda komünizmin ilmî düşünce için çok ciddî bir engel teşkil etmesinin sebebi işte budur. Komünizm, kendisinin hakikî (!) ilmi temsil ettiğini söylemektedir. Hakikati sadece kendisinin bildiğini sanan peşin hükümlü bir şahıs, aksi kanaatları katiyyen kabul etmez ve onlara sırtını çevirir. Onun bu devekuşu tavrı, elinde bir kuvvet bulunmadığı içindir. Siz böyle bir şahsın bir de baba otoritesine, hattâ devlet otoritesine sahip olduğunu düşünün. Komünizm birçok ülkelerde böyle bir peşin hüküm sistemini hâkim kılacak devlet otoritesini de elde etmiş bulunuyor. Önümüzdeki sahifelerde bu despot babanın çocuklarına çektirdiği ıstıraba ibret verici misaller bulacaksınız.
Carmen Thomas
metin - Türkçe
3 Ayrım
1,24 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tıp
Görüntülenme Sayısı: 10
Uğur Canbolat
metin - Türkçe
3 Ayrım
1,36 MB
Eser Türü: Kitap
Görüntülenme Sayısı: 10

Sayfalar