Yazara Gore Listeleme

  • Emin Gürdamur
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Emin Gürdamur'un Ateşkes Çadırında Silah Sesleri’ne başlamak üzeresin. Dış dünyanın gürültüsünden uzaklaştığını sanarak kapağı arala. Ancak dikkat et, okumaya hazırlandığın metin uslu bir hikâye değil, kuralları bizzat yazarın koyduğu hırçın bir "Nivola". Okumaya başladığında, hayatın ciddiyetinden kaçıp kitapları kendine "ateşkes çadırı" kılan Aziz'le karşılaşacaksın. Dünyayla uzlaşmamak adına kelimeleri katledip esrarengiz bir Mezarcı'ya gömdüren bir kelime celladı o. Sen satırların arasında güvenle ilerlediğini sanırken o, geçmişteki saplantısına benzeyen kurgusal bir kadını kendi hayaline hapsedip boşluğunu doldurmaya çalışacak. Fakat labirentin merkezine yaklaştığında, kurmaca ile gerçeklik arasındaki ontolojik sınır paramparça olacak. Çünkü Nivola’da karakterler yazarlarına başkaldırırlar. Dördüncü duvar yıkıldığında, kurgusuna esir düşen adamın bizzat yarattığı karakter tarafından boğazlandığına şahit olacaksın. Kâğıtları yırtıp doğrudan dünyana çarpacak o isyan çığlığını duyacaksın: “Aziz diye biri hiç yaşamadı! Dirilerden kaçıp ölülere sığındın!” Karar senin. Ya bu kitabı kapatıp sıkıcı gerçekliğe dön ya da tekinsiz çadıra adım at! Ama unutma, namlunun ucunda bizzat sen varsın!
  • Emin Gürdamur
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    264,02 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Deniz Özkanlı
    Emin Gürdamur öyküye en ileri noktadan başlıyor. Atları Uçuruma Sürmek ilk kitap olmasına karşın acemiliklerden sıyrılarak düzeyli bir anlatıma yaslanır. Arabeske, abartıya, melodrama düşmeden insanların en melankolik, yenik anlarını, lirik, şiirsel bir dille hikâye eder. Öyküler, küçücük olaylar etrafında başlar; bilinçaltı, zihinsel göndermelerle, çağrışımlarla halka halka genişler, derinleşir. Aslında açık, sarih karakter öyküleri yazar, ama o karakterleri, çevresinde görünmeyen haleler, saklandığı acılar, karmaşa ve kaos ile birlikte çizdiği için öyküleri flu izlenimi bırakır. Gürdamur, genel anlamda dilde özenlidir. Kelimenin gücünden, çağrışımlardan beslenerek oluşturur öykülerini. Duygu aktarımında, atmosfer yaratmada ve sahnelemede başarılıdır. Yılkı atlarının çaresizliğini, yetimhanelerin çıkışsızlığını, kırılan çocuk kalbini incelikle hikâye eder, geriye dönüşlerde yüreğe dokunan insanlık hâllerini öne çıkarır. Öykü kişileri hayatla yüzleşirken kalıcı bir deneyimi de aktarmış olurlar. Gerçekçi gözlemler insani duyarlıkla harmanlanır. Onun öykülerinde dikkat çekici özelliklerden biri de coşkulu anlatımdır. Bu anlamda öyküler bir ruh boşalımı şeklindedir ve okuru hemen sarar, alır kendi dünyasına götürür. İnsani olanı öne çıkarır, dostluğu, aşkı, hayatın belirsizliğini, bunu da hep yenilmiş, kırılmış hayatlar, kişiler üzerinden örnekler. Dışsal olay ve eylemlerden çok, içsel serüvenlere eğilir. Yaşananların sonuçları, sevinçleri, acıları, düş kırıklıkları bu iç dünyaya yansır, birikir, kristalleşir. Geri dönüşler bildik bir acıya değmekle birlikte insani bir keşifle sonuçlanır, gizlenmiş bir duygu açık edilir. Sonuç olarak, Gürdamur Atları Uçuruma Sürmek ile bir ilk kitap başarısına imza atar.   Necip Tosun
  • Emin Gürdamur
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    222,71 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Münevver Yıldız
    Herkesten Sonra Gelen ’de talihli okuru güzelce, titizlikle ve bariz bir dil zevkiyle inşa edilmiş okuması lezzetli kurmaca metinler bekliyor. Hikâyeleri vasıtasıyla düşünen, anlamaya çalışan, daha da önemlisi hisseden Emin Gürdamur’un gözü pek anlatıcıları; masal evreninde bir cazuyu da, kendi şiirlerinde kaybolmuş bir şairi de, şehrin göbeğinde bir kaybedeni, gecenin içine gözlerini dikmiş bekleyen bir nöbetçiyi de, bir aşığı ya da azap çeken bir yüreği de aynı korkusuz ustalık ve maharetle görüp işaret edebiliyor. Yazarın, her öyküde ayrı kılığa bürünen, tok, merhametli, tedirgin ve aynı zamanda amansız anlatıcı sesleri; onun, yeryüzü, sözcükler, masallar, efsaneler, hayat ve pek çok mefhum karşısındaki keskin dikkatini de ortaya koyuyor. Emin Gürdamur, okurlarına göz kamaştırıcı ve tadına doyulmaz bir hikâye evreni kuruyor. “Evren çok büyük, çok eski. Ama daracık ve taptaze hücrelerden yapılmış̧. Ona ve kanatlarına yer açman gerek. Biraz annenin Delail’ül Hayrat’ından. Biraz babanın çatık kaşlarından. Ablanın iyiliksever yüzünden. Teyzenin, kocasından gizli biriktirdiği harçlıklardan. Yer açman. Kendini itebildiğin kadar kenara ittin, olmadı. Kenarda sadece uçurum var. Uçurumun ağzı açıldı mı, sorular at sinekleri gibi üşüşür içine. Ağlamak uçurumları doldurmaz."