Yazara Gore Listeleme

  • Talat Kırış
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    375,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nuray Koç
    “Belki de gökyüzü mavi değil, kızıla çalan bir kahverengi. Belki de denizler sarının en canlı halinde, dalgalarının tepelerinde turuncu menevişler var. Belki de ay her akşam leylak rengi doğup batmadan önce koyu mor hale geliyor. Hakikat nedir ki? Nerede başlar, nerede biter? Belki de bir çay içiminde, bir martının sırtında uzaklaşan sevdalı bir yürektir hakikat.” Bu öykülerde uzak kentler, uzak denizler, gelmeyen sevgilinin beklendiği hüzünlü tren istasyonları, hiç dinmeyen bir yağmurun kararttığı ufka bakıp gemilerinin yolunu gözleyen limanlar var. Tesadüflerin yarattığı bir anlık karşılaşmalara, bütün bir evreni, ezeli ve ebedi sığdıran aşklar var. İstanbul var, onun Emek Sineması, Hikmet Abisi, ölüp de dirilen şairleri var. Bütün öykülerin üstüne yağmur yağarken, dünyayı notalarla boyayan bir müzik ve küçük yağmur damlalarının vurduğu camın ardından dünya denilen temaşayı izleyen İNSAN var.
  • Talat Kırış
    insan sesi mp3 - Türkçe
    42 Ayrım
    662,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Pınar Gürsoy
    “Bazen hastalar, ya da birileri sorar 'beyin cerrahisi nasıl bir şeydir' diye. Ben de şöyle cevap veririm: 'Biz sırat köprüsü üzerinde sırtımızda yolcu taşırız. Hani o kıldan ince kılıçtan keskince olan köprü. Sabah işe gelir, birini alır öbür tarafa geçiririz, ertesi gün başka birini ve bu böylece sürer. Düşürürsek bedeli ağır olur, düşürmeye hakkımız yoktur. Onun için başka işlerde vasatlık belki kabul edilebilir ama bizim işimizde olmaz, mükemmel olmak zorundayız.' ‘Çok zor değil mi beyin ameliyatı yapmak?’ diye sorarlar. ‘Everest’e çıkmak gibidir’ derim, “Ama biz Sherpa’yız, yani Everest Dağı’na insanları çıkaran, bakkala gider gibi 8000 metreye çıkıp inen Nepalli rehber dağcılarız. O dağı avucunun içi gibi bilen, neredeyse gözü kapalı, dünyanın en yüksek dağına her gün tırmanan dağcılarız biz. Nasıl çıkacağımızı, nasıl ineceğimizi biliyoruz.’” “At üstünde ıssız köy yollarından hiç geçmemiş birine anlatacak bir şeyim yok; ne de olsa anlamayacak bununla ilgili anlatacaklarımı. Geçene de hatırlatmayı hiç istemem” diyor Mihail Bulgakov, Genç Bir Doktorun Anıları’nda. Oysa Talat Kırış anlatmayı, hatırlamayı ve hatırlatmayı seçiyor: İstanbul Tıp Fakültesi’nin koridorlarını, Türkan Saylan’ı, uzak köyleri, acil nöbetlerini, hayat verilen hastaları, kurulan dostlukları, eski İstanbul’u… Kısacası insanı. Bir hekimin yegâne işinin “insan” olduğunu, Beyne Giden Yol’un gönülden geçtiğini kanıtlarcasına.