Eserlere Göre Listeleme

Toplam 3031 sonuçtan 1001 - 1010 arası görüntüleniyor.
  • Muzaffer Oruçoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    40 Ayrım
    457 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    Seyit, askerlerin arasında binaya sokuldu. Lüks lambasının aydınlığında parlayan mihver ve namlu kalabalığıyla karşılaştı. Pencereye yakın bir köşeye götürüldü. Namluların arasından baktığında, karşı köşede bekleyen oğlunun sararmış benziyle karşılaştı. Yıkıcı bir acı ve çaresizlik duygusuyla, kendisini kuşatan silahlı, tıfıl yüzlere bakındı. Ne yapalım ihtiyar, emir kuluyuz, elimizden bir şey gelmiyor diyen bakışlara sığındı. Dikliğini ve korkusuz görünümünü bozmadan, İhsan Bey'e çevirdi bakışlarını, "sizden bir isteğim var efendi hazretleri," dedi; "Beni oğlumdan önce asın."
  • Bülent Bilmez, Gülay Kayacan, Ş. Aslan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    568,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Toplumsal Bellek, Kuşaklararası Aktarım Ve Algı
  • İmran Ayata
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    333,10 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Berlin’de geçim derdi olmadan rahat yaşayan, zevkine radyoculuk yapan, kâh gece hayatına kâh entelektüel ortamlara takılan, hazzı belki bulan ama mutluluğu, gönül rahatlığını bulamayan bir genç adam… Anlam eksik… Aşk eksik… O anlamı ve başka bazı meçhûllerin ipuçlarını, küçücükken kaybettiği anne babasının memleketinde, Dersim’de bulabilir mi acaba? Aşkı, Hamburg’da tanıştığı, aklını başından alan o Dersimli genç kadında bulabilir mi? Hayat kadar alaycı, hayat kadar kederli ve hayat kadar ümitli bir roman. Tavlada tek bir hareket oyunun tüm gidişatını değiştirmeye yeterdi. Kesin görülen bir mağlubiyet anlık bir hamleyle galibiyete dönüşebilirdi – Altan’ın kendi hayatı için dilediği şey işte tam da buydu.”
  • Cafer Solgun
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    401,03 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    "O gün askerler köye gelip 30-40 kişiyi götürdüler. Bize "Sizi sürgüne göndereceğiz" dediler. Sürgüne götürdüklerini zannedip önlerine düştük. Harçik suyu kenarında bulunan Taxtıkal mıntıkasına götürdüler. Karanlık çökmek üzereydi, karşımıza dört tane ağır makineli silah kurdular. Sonra hepimizi taramaya başladılar. Bu tarama sırasında yanımda annem, babam, iki kız kardeşim ve erkek kardeşim vardı. Ben o sırada elimi, kız kardeşimin başına koymuş tutuyordum. Kurşun kız kardeşimin başından geçti ve kafatası parçalandı, benim de sağ elimin orta iki parmağı koptu, bayılmıştım." Bego Polat, Katliamın Tanıklarından. Cumhuriyet tarihi bugüne değin bir "resmi ideoloji" mantığı içinde, bizlere bir "medeniyet projesi" olarak öğretildi. İçyüzünde acı, kan ve katliam olan bu "medeniyet projesine" karşı çıkanlar, "gerici, feodal ve yok edilmesi gerekenler" idi. Dersim bu medeniyet projesinin ötesinde "ameliye" yapılan en kanlı yer oldu. Çünkü Dersim, "çıbanbaşı" idi. Peki onların bir tarihleri yok muydu? Kültürleri? Dilleri? İnançları? Acıları ya da sevinçleri? Kendisi de Dersimli olan Türkiye'nin önde gelen Kürt-Alevi aydınlarından Cafer Solgun; tarihi, kültürü, coğrafyasıyla Dersim'i ve cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı Dersim 38'i anlattı.
  • Rıza Zelyut
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    6,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tarayan: Cem Kandemir
    Dünyanın hızla yeni bir savaşa sürüklendiği, Hatay’da çatışmaların başladığı 1937’de; Tunceli (Dersim) bölgesinde başlatılan ama kökü 1920’deki Koçkırı ayaklanmasına kadar uzanan isyanın sebebi neydi? • O projenin arkasında hangi Kürtçü/Kürdistancı örgütler vardı? • Seyit Rıza kimdi; isyanların Alevilikle ilgisi bulunuyor muydu? • Tunceli’nin kültürel kimliği neydi? Dersim ayaklanmalarını; bu ayaklanmayı çıkartanların ve yürütenlerin belgelerini temel alarak ve Tunceli bölgesini de inceleyerek yazdık. Dersimliler, beni dinleyin; başınızda bir felaketin dolaştığını görüyorum.” 1916- Hacı Bektaş postnişini, Çelebi Cemalettin Efendi ”Tunceli’de Alevilik eğitimi de veren okullar açalım.” , 1926- Mustafa Kemal ATATÜRK
  • Bülent Bilmez, Cemal Taş
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    13,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Dersim’de 1937-1938’de yaşanan, resmî tarihin “isyan”, yerel hafızanın “Tertele” olarak adlandırdığı büyük toplumsal travmanın küçük bir bilançosunu ortaya seriyor Dersim Kırımı Envanteri. Yaşananları dokuz örnek vaka ve mekân üzerinden ele alan kitap, genellemeci yaklaşımların, afaki bilgilerin ve hamasi söylemlerin ötesine geçmeyi hedefleyerek Dersim ’38 çalışmalarındaki somut ve spesifik bilgilere dayalı envanter çalışmalarının eksikliğini bir nebze olsun gidermeyi amaçlıyor. Bülent Bilmez ve Cemal Taş, “mikro tarihe”, olay mahalline, mağdurlara ve saha araştırmalarına dayalı “somut olgusal bilgi”yle Dersim’de yaşananlara dair güvenilir bir zemin inşa ediyorlar. Sadece tanıklıkları değil, ağıtları, eski ve güncel görselleri, isimleri tespit edilebilen mağdurları ve resmî görevlileri de içeren Dersim Kırımı Envanteri tarihle yüzleşmek, hesaplaşmak ve onarıcı adalet arayışına katkı sunmak isteyen herkes için sarsıcı bir başvuru kaynağı. “Asıl mesele ‘Velev ki isyan olmuş olsun’ diyebilmek, isyanın devletin uyguladığı askerî şiddeti haklı çıkarmayacağını görmek ve göstermektir. Sivillerin kitlesel olarak hedef alınması (...) uluslararası hukukun soykırım olarak adlandırdığı eylem repertuarına işaret eder.” B. BİLMEZ - C. TAŞ
  • Faik Bulut
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    755,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dersim, isyanlarıyla bilinen bir Kürt bölgesidir. Yok sayma ve şiddet politikasını benimseyen gelenek, bir taraftan sürgünlerle, tenkil operasyonlarıyla Dersim halkını dizginlemeye çalışırken, diğer yandan onu geçmişinden, kökeninden, kültüründen, geleneklerinden, yarına devredeceği her şeyinden mahrum etmeye yönelmiştir. Öyle ki, bölgeyi anarken Dersim kelimesini telaffuz etmek bile tehlikeli sayılmıştır. Kuşkusuz Dersim'de yaşananlar diğer Kürt illerinde yaşananlardan çok da farklı değildir, buna karşın Dersim'in bu açılı coğrafyada oldukça özgün bir yeri vardır. Faik Bulut kitabında işte bu zengin mirasa sahip Dersim'in dününe eğiliyor. Yazarın yöntemi kanıtsız yorumlar getirmek değil, aksine çok kanıt, az ama özlü yorumdur. Dersim'in farklı dönemlerini ele alırken, Osmanlı, Rus belgelerine başvuruyor. Yakın dönemler açışından, Meclis zabıtlarının, Genelkurmay belgelerinin, devletin bölgedeki görevlilerinin hazırladığı raporların tanıklığına yer veriyor. Kendinden önceki araştırmacıların eserlerine göndermeler yapıyor. Bu yazılı belgelerin yanında, araştırmacı gazeteciliğin olmazsa olmazlarından canlı tanıkların anlatımlarıyla eserini zenginleştiriyor. ilk iki basımı 1991 yılında yapılan kitabın bu basımında, gün ışığına yeni çıkan belgeler de bulacaksınız.
  • Ebubekir Pamukçu
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    24,17 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Erol Erkılınç
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    365,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Orhan babasının yaşadığı bu olayı cezaevinden çıkınca duyduğunda kendi kendine, ben bir gün bir babanın yüreğindeki acının ve o acıya dayanmaya, o acıya direnmeye çalışmanın “Dudaktan Fışkıran Kan” olduğunu yazacağım dedi. Memleketimizdeki bir bölgenin adıdır Dersim. Ama anlamı daha fazladır, bir kültürdür. Umuttur, direniştir. Dünyadaki bir ülkemizin adıdır Küba. Ama anlamı daha fazladır. Nazım’ın Abidin’e sipariş ettiği mutluluğun resmidir. Henüz yaşamadığımız en güzel günlerimizdir. Bu kitapta çeşitli anektodlar okuyacaksınız. Erol Erkılınç’ın hayatından notlar. Ama bir kişinin anılarından fazlasıdır, bunların anlamı. Dersim-Küba Hattı, akıp giden hayatımızın hüznüdür, güzelliğidir.
  • Nezahat Gündoğan / Kazım Gündoğan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    60 Ayrım
    2236,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Birgül Samur Zirek
    “Kız kardeşim 2-3 yaşlarındaydı. Adı Xece (Hacer). Bizi Ovacık’ta toplamış kafileler halinde Hozat üzerinden Elazığ’a götürüyorlardı. Yüzlerce belki binlerce insan. Yara bere içinde, aç susuz, perişan. Ben 13 yaşlarındaydım. Her şeyi bugün gibi hatırlıyorum. Subaylar güzel kız çocukları almak istiyorlardı. Kız kardeşim çok güzeldi. Bir subay kız kardeşimi annemden zorla almak istedi. Annem vermedi. Pertek köprüsüne geldiğimizde orada mola verildi. Aynı subay tekrar geldi ve annemden zorla aldı. Ağladı. Ne yaptıysa aldı. ‘Evlatlık alacağım. Ona bakacağım,’ dedi subay. Sadece kız kardeşim alınmadı tabii. Çok kız çocuğu alındı. Aynı zamanda amcamın kızı da alınıp götürülüyor. Amcamın kızının adı Tege idi.” Xece’nin, Tege’nin başına gelenler ‘münferit olay’ değil. 1937/1938 “Tunceli Harekâtı”ndan sonra çok sayıda kız çocuk ailelerinden alındı – kimisi zaten anne babasız kalmıştı. Yatılı okullara verildiler, bazıları da subaylara veya bürokratlara evlatlık olarak teslim edildi. Aslında 1926’dan 1950’ye kadar değişen yoğunluklarla süren bu uygulama, Dersim kırımının vahim cephelerinden biridir. Nezahat ve Kazım Gündoğan, yıllarca uğraşarak, sebatla, Dersim’in bu kayıp kızlarının izini sürdüler. Kendileriyle, yakınlarıyla konuştular. Bu kitapta, yüzü aşkın ‘vaka’ yer alıyor: Ailesinden, kökünden koparılmış insanların çile dolu hikâyelerinden parçalar… Annelerin çocuklarından, hatta bazen kendilerinden sakladıkları sırların hikâyeleri…

Sayfalar