*1982 Sonbaharında Türkiye'de CIA yetkilisi neyin peşindeydi?
*Demirel, niçin Pakistan'a sürgüne gönderilecekti?
*Türkeş, hapishaneden, Evren'e yazdığı mektupta ne diyordu?
*Hedefi, seçim kazanmak "olmayan" parti hangisiydi?
*Eski bir Amerikan askeri tesisine hapsedilen lider kimdi?
*Bir nutuktan, bir iktidar nasıl doğdu?
*Özal, niçin Demirel'den seçim için destek istemiyordu?
*Sunalp'ın makam otomobili kime aitti?
*Özal, Evren'in 4 Kasım Nutku'na hangi cevabı verdi?
*Hangi parti, Lider'inin emekli maaşı ile kuruldu?
*Kapatılan partinin lideri Çankaya'da neler söylüyordu?
*Özal'ı parti kuruculuğu "veto" sundan kim kurtardı?
*Özal, Bayar'ın siyasi gücü hakkında hangi yorumu getirmişti?
*Demirel, Zincirbozan yolunda neler konuşuyordu?
Mehmet Ali Birand, Hikmet Bilâ ve Rıdvan Akar kitapta Türkiye’nin en önemli dönemlerinden birini inceliyorlar. 12 Eylül Türkiye’nin miladı oldu. Önceki askerî müdahalelerin aksine Anayasa ve kanunlarla bu dönem kalıcılaştırılmak istendi. Komutanlar ülkenin bir daha "12 Eylül öncesine" dönmemesi için her türlü önlemi aldılar. 2000’li yıllara girerken bu hedefe ulaşılmış görünüyor. Türkiye hâlâ 1980’de dikilen elbiseyi giyiyor.
Bu kitap Türkiye’nin en çalkantılı, en kanlı ve en acılı dönemini anlatıyor; 12 Eylül belgeseli dünü bilmek, bugünü anlamak ve yarını kavramak isteyenlere sesleniyor.
Cüneyt Arcayürek bu kitabıyla, yakın siyasal tarihimizin olaylarını bilinmeyen yönleri ve belgeleriyle aydınlatıyor; ileride bu olayları tarih olarak araştıracak ve inceleyecek olanlar için de çok değerli bir kaynak oluşturuyor.
Türklerin daha İslam medeniyeti çevresine girmeden önce kullandıkları Oniki Hayvan Takvimi, bazı Türk şubeleri arasında Ortaçağ'ın son zamanlarına kadar kullanılmıştır. Türklerin kullandıkları Oniki Hayvan Takvimi hakkında elde toplu bir eser bulunmaması, tarih araştırmaları için büyük bir noksan teşkil ediyordu. Gerçi bu takvimin uzak Şark medeniyeti çevresinde kullanılışı ve bilhassa menşei hakkında mühim tetkikler vardı; fakat bunlar, çok dağınık bir halde idi ve bilhassa genç tarih araştırıcıları için ameli bir yardımcı mahiyetini haiz bulunmuyordu. İşte çalışkan ve değerli talebem Osman Turan'ın bu monografisi, bu boşluğu muvaffakiyetle doldurmakta ve büyük bir ihtiyaca cevap vermektedir. İlim dünyasına takdim etmekle derin bir sevinç duyduğum bu monografi, Oniki Hayvan Takvimi hakkında şimdiye kadar meydana çıkarılan bütün malzemeyi, ileri sürülen bütün fikirleri büyük bir dikkatle hulasa ve mukayese eden güzel bir Mise Au Point'dır.
Cumhuriyet tarihinin ikinci askeri müdahalesinin yapıldığı 12 Mart döneminin başkanı Nihat Erim, olağanüstü koşullar'ın hüküm sürdüğü bir dönemi anılarıyla aydınlatıyor.
12 Mart Anıları..Ortanın solunda bir akademisyen, insan hakları savunucusu ve olası T.C. Cumhurbaşkanı adayı olan Erim, bir askeri müdahale sırasında başbakanlık gibi önemli bir görev neden ve nasıl kabul etmişti? 12 Mart Anıları, dönemin olaylarını Erim'in kaleminden kişisel savunması olarak anlatıyor, ileride yazılacak tarih bilgisine ışık tutmayı amaçlıyor.
1960'ların sokaklarından önce tanklarıyla ihtilalciler geçti.
Sonra zafer şarkılarıyla gençler...
İsyan bayraklarıyla işçiler...
Sağcılar...Solcular...Polisler...
Sonra teniden cuntacılar ve darbeciler...
Ülke, İhtilalin pençesinde 12 yıl geçirdi.
Neler görmedi ki Türkiye o 12 yıl İçinde:
Bir Başbakan'ın asılışını...
Gürsel'in Cumhurbaşkanlığını...
İnönü'nün Koalisyon Hükümetlerini...
Talat Aydemir imzalı iki darbe girişimini...
Demirel'in siyaset sahnesine, Sunay'ın Köşk'e çıkışını...
68 öğrenci Ayaklanmasını...
Darbe hesaplarını...İktidar hesaplaşmalarını...muhtırayı...
baskıları...işkenceleri...mahkemeleri...idam sahneleri...
Üç darağacının gölgesinde başlayıp üç darağacının gölgesinde son bulan bu sancılı 12 yılın öyküsünü okuyup, belgeselini izledikçe bugünü daha iyi anlayabileceksiniz.
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir. 1996'da 5 milyar kişinin ölümüne neden olan bu virüs, 2035'te dünya nüfusunun yalnızca %1'ini hayatta bırakmıştır. Bu virüsün etkilerinden korunabilmek için insanlar yer altında koloniler kurarak yaşamaya başlar.
Bu virüsün üstesinden gelebilmek için mahkûmlardan James Cole, zaman makinesiyle geçmişe gönderilir. Yanlışlıkla 1990 yılına gönderilen Cole, bilimadamları için virüs hakkında araştırma yaparken akıl hastanesine kapatılır.
Daha sonra zaman yolculuğunu sürdüren Cole, akıl hastanesindeyken tanıştığı Psikiyatristi Dr. Kathryn Railly'yi içinde bulundukları duruma inandırmaya çalışır.