Nasreddin Hoca öyle bir kişiliktir ki, hiçbir zaman tamamlanıp bitmiş denemez, yüzlerce kez yeni baştan tasarlanmakta ve yalnızca kendisini yaratanlara benzemektedir. O, bu fıkralarında, hoyrat iktidar tutkusu karşısında güleryüzlü yürekliliğin, sarinkanlı bir güç ve mertliğin, ağır başlılığın ve özenli olmanın neler yapabileceğini gösteren ulusal bir simgedir... Bu kitapta, Hoca'nın inanışlarla, sosyal hayatla, Timuur'la ilgili ve diğer fıkralarından 295'i yer alıyor.
Kültürlerin kaynağı olan destanları, söylenceleri, halk öykülerini, şiirleri sıralarken fıkraları da unutmamak gerekir. Bu açıdan Nasreddin Hoca da Yunus gibi, Mevlânâ gibi Anadolu kültürünün temel taşlarından biridir. Nasreddin Hoca yüzyıllardır çeşitli ulusların benimsemek için yarıştıkları bir fıkra kişisi. Başından geçen olaylara ve sonradan kendisine yakıştırılanlara dayanan fıkralarıyla ortaya çıkanlarsa sadece bir insanın değil, bir halkın kişiliği.
Ülkeden ülkeye, dilden dile, kalemden kaleme değişik biçimlerde anlatılmış Nasreddin Hoca Fıkraları’nı titizlikle derleyen Memet Fuat, onları günümüz Türkçesine aktarırken kaynaklarına yaklaştırmaya ve hiçbir olumlu katkıyı dışarıda bırakmamaya özen gösteriyor.
Nasreddin Hoca, Anadolu'nun o muhteşem 13. yüzyılında yaşamış, Orta Asya'dan Balkanlar'a tüm bölgeyi etkisi altına almıştır.
Mustafa Balbay Hoca'nın "güldüşün"lerini şiirimsi bir dille yeniden yorumladı. Cumhuriyetin aydınlık çocukları için...