Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2157 sonuçtan 1461 - 1470 arası görüntüleniyor.
  • İlber Ortaylı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    400,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye’de tarih denilince akla ilk gelen isim İlber Ortaylı’nın kaleminden Osmanlı hukuk tarihinin merkezinde yer alan ve üzerine pek konuşulmayan kadıları anlatan önemli bir çalışma… Kadılık İslam Ortaçağında ortaya çıkan idari ve adli bir görevdir. Kadı’nın sosyal-idari fonksiyonları değerlendirilirken on dört asırlık İslam tarihi içindeki evrimi göz önüne alınmadığından, bu kurumun İslam öncesi imparatorluklardan neleri, ne ölçüde miras aldığı üzerinde de durulmamıştır. İlber Ortaylı, Osmanlı Devleti’nde Kadı adlı bu çalışmasında kadıların tarihini ve yargı görevlerini, tayinini, görev süresini, yargı bölgesini, yardımcılarını, diğer memurlar arasındaki hiyerarşik ilişkisini ve Osmanlı mahkemelerinin nasıl işlediğini birincil arşiv kaynaklarını kullanarak anlatıyor. İlber Ortaylı, hem geniş ufuklu tarihçiliğini hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında kadının bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.
  • Necdet Hayta - Uğur Ünal
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    506,03 KB
    Eser Türü: Kitap
    Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren sürekli ilerleme ve gelişme içerisinde olmuştur. Sınırlarını devamlı genişleten devlet, bu duruma kuvvetli bir teşkilat, başarılı bir yönetim kadrosu ve çağın şartlarına göre kendisini sürekli yenilemesi sayesinde ulaşabilmiştir. XVII. yüzyıla gelindiğinde, Avrupa`da Coğrafî Keşifler, Rönesans ve Reform Hareketlerinin sonuçları etkili bir şekilde hissedilmiş, batılı devletler gelişmesinin önündeki birçok engeli ortadan kaldırmaya başlamıştır. Bunun karşısında Osmanlı Devleti hâlâ Avrupa karşısında üstün olduğu psikolojisinden kurtulamamış, gerekli tedbirleri atacak fikrî ve maddî donanıma sahip olamamıştır. Ayrıca Osmanlı idari mekanizması yozlaşmaya başlamış, ilmî müessese, tımar sistemi ve yeniçeri ocağı gibi temel kurumlar bozulmuştur. Bunun dışında uzun süren savaşlar ve beraberinde getirdiği ekonomik sıkıntılar, isyanlar, devleti zor durumda bırakmıştır. Bu duruma çözüm bulmak amacıyla XVII. yüzyılda padişahlar ve bazı devlet adamları çareler aramış, bu amaçla çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Bu dönemde herhangi bir dış model alınmamış ve devlet kendi iç dinamikleri ile sıkıntılarından kurtulmaya çalışmıştır, XVIII. yüzyıl başlarında bunun yeterli olmadığı görülüp yatının üstünlüğü kabul edilerek Osmanlı yöneticileri, devletin kurtuluşu için Avrupa`yı model almaya başlamışlardır. Osmanlı devlet adamlarının ilk defa şuurlu fakat plansız olarak batı tarzında modernizasyon faaliyetleri Lale Devri (1718–1730) ile başlar. XVIII. yüzyılın sonunda III. Selim ile birlikte artık yenileşme hareketleri bir plan ve program dâhilinde ele alınmaya başlanmış, her ıslahat dönemi daha sonraki dönemler için yol gösterici olmuş ve Cumhuriyeti`nin ilanına kadar bu şekliyle devam etmiştir. Biz bu çalışmamızda XVII. yüzyıl başlarından I, Dünya Savaşı`nın sonuna kadar gerek devleti kalkındırmak gerekse varlığım koruyabilmek amacıyla yapılmaya çalışılan yenilikleri ele almaya çalışacağız.
  • Osman Köse
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    83,16 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Mehmet Fuad Köprülü
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,03 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Mehmet Fuad Köprülü
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    290,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    İlk Osmanlı kaynaklarında Osmanlı hanedanlığının menşei konusunda Osmanlılardan bahsetmeyerek sadece Kayılardan bahsetmeleri, II. Murad döneminden başlayan ve Oğuz şeceresinde şerefli bir yer sahibi edinmek amacından dolayı böyle bir anane vücuda gelmesini sağlayan bir harekete sebep olduğunu ileri süren, yani Osmanlıları Kayılardan kabul etmeyen Paul Wittek|in görüşleri bu konuda bazı tereddütlerin doğmasına sebep olmuş, ayrıca Z.V. Toganın Kayıların Oğuza dayandırılmasının bir zorlama eseri olduğu ancak her nasıl olursa olsun Osmanlıların XII. yüzyılda Horasan|dan Ahlat yoluyla gelen Kayılardan olduğu iddialarına Fuad Köprülü , Kayıların bir Oğuz boyu olduğunu ve Osmanlı ailesinin bu Kayılara mensub olduğunu açıklamıştır. Osmanlı hükümdarları kendilerini meşru kılmak amacıyla kendilerini şecerede önemli bir yere oturtmak isteselerdi, Oğuz ananesine göre hükümdarların en çok çıktığı Salur veya Kınık boylarından birinden geldiklerini iddia ederlerdi. Osmanlı sülalesinin, Türklerin soylarının Oğuz Han|a kadar çıkarılan silsilenamede yer alması konusu ise sadece hükümdar ailesine değil, Kayı boyuna aittir ve menkıbevî değerinden başka bir önemi yoktur. Bunlardan başka devletin gücünün arttığı dönemlerde hem Osmanlı hanedanının asaletini yüceltmek hem de imparatorluğun oluşumundaki bazı etkenleri daha sempatik göstermek amacıyla Osman|ı Komenler soyundan getiren veya peygamber soyuna dayandıran çeşitli rivayetlerin gerçekle alakası yoktur.
  • Mehmet Fuad Köprülü
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    300,27 MB
    Eser Türü: Kitap
  • İhsan Süreyya Sırma
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    744,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    " An'o Yemendir Gülü çemendir Giden gelmiyor Acep nedendir?" gibi türkülerin neden yakıldığını bilenimiz var mı? Oraya gidenler, neden dönmüyorlardı? Batıya gırtlağına kadar borçlanmış Osmanlı, binlerce kilometre ötede bulunan Yemen'de ne arıyordu? İşte elinizdeki kitapla, sizlere bunlardan bir tanesinin hazin öyküsünü anlatmaya çalıştım..
  • Neriman Ersoy Hacısalihoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    30 Ayrım
    465,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Banu Tezcan, Tansev Boru, Göksun Günal, Songül Koral
  • Kemal Beydilli
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    739,04 KB
    Eser Türü: Kitap
    Osmanlı İmparatorluğunun her köşesindeki geniş yaygınlıkları yaygınlıkları yanında bir nüfus oluşturduğuna da şüphe olmayan imamların sosyal hayattaki etkinlikleri ve devlet organları içinde çeşitli vazifeler üstlendiği biliniyor. Bu bakımdan Osmanlı devrinde imamları idari mekanizmaya işlerlik kazandıran başlıca unsurlardan birini teşkil etmekteydiler. Kemal Beydilli Osmanlı Döneminde İmamlar ve Bir İmamın Günlüğü adlı çalışmasında, imam kavramını arşivlerimizdeki pek çok belgenin desteğiyle ele alıyor. İmparatorluk dönemindeki tablo ortaya konulduktan sonra geçmişin muhasebesi yapılıyor. Bir yönüyle de Cumhuriyet devrindeki köklü değişimin sebepleri gözler önüne seriliyor. Kitabın birinci kısmı imamlar, hatib, müezzin gibi cami görevlilerine dairdir. İkinci kısımda İstanbul’da Soğanağa Mahallesi imamının tuttuğu günlükler yer almaktadır. Soğanağa Camii imamının, kendi devrindeki siyasi gelişmeler, azil ve tayinler, mahallesinde olup bitenler ve ailesi hakkındaki kayıtlar Osmanlı mahalle hayatına ait ilginç hatıraları aktarması bakımından son derece önemli. Hem araştırmacılar hem de meraklı okurlar için önemli bir kaynak hüviyetindeki Osmanlı Döneminde İmamlar ve Bir İmamın Günlüğü, imamların sosyal hayattaki rolüne ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapma fırsatı sunuyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Nejdet Ertuğ
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Esnaf gruplarının kendi iç düzenleri, her bir grubun diğer esnaf grubuyla ve toplumun diğer katmanlarıyla olan ilişkileri tarihten önemli enstantaneler sunmakta, her bir kare ait olduğu bütünün parçasından bir şeyler taşımaktadır. Bu grupların ilişkilerinin ve kimliklerinin tespiti yapıyı tanıtan ve dolayısıyla bütünü ve tarihi anlamlı kılan bir araç hükmündedir. Araştırmalarda verilen istatistiksel bilgiler tek başlarına ele alındığında kendilerini ifade etmekte zorlanırlar ancak, başka verilerle birlikte değerlendirildiğinde bütünü tamamlarlar. Dolayısıyla hareket noktası, insanlığı, bir çizgisel zaman sürecine sıkıştırmadan, devirlerin kendi içsel düzenlerine müdahale etmeden, en az yorumla tasvir etmek ve sadece olanları anlama çabası ile kendini ve yaşadığı toplumsallığı daha anlaşılabilir kılmak olduğunda belki de tek tek insanların, grupların tarihi bütünün tarihini anlamlı kılabilecektir. İşte bu amaçla hazırlanan elinizdeki kitap, dönemlerinde önemli bir işlev yerine getiren, hep göz önünde olan ama toplumsal hayata katkıları bugüne kadar pek çalışılmamış bir esnaf grubunun, İstanbul hammallarının incelenmesinde bir ilk çalışma niteliği taşıyor. Bir taraftan hammal esnafının kökenlerini, geçimlerini, kurumsal yapılanmalarını, çalışma biçimlerini ele alırken, diğer taraftan dönemin arşivlerini takip ederek bir dönemin toplumsal ilişkilerini de gözler önüne seriyor.

Sayfalar