Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2157 sonuçtan 1611 - 1620 arası görüntüleniyor.
  • Erhan Afyoncu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    218 KB
    Eser Türü: Kitap
    Osmanlı İmparatorluğu, tarihin gördüğü üç büyük imparatorluktan birisiydi. Tarih sahnesinden kalkmalarına rağmen Roma ve İngiltere imparatorlukları gibi Osmanlı İmparatorluğu'nun da, tesirleri devam ediyor. Basra'dan Budin'e kadar olan bölgelerde asırlarca süren Osmanlı hakimiyeti günümüz dünya politikasına da tesiri eden derin izler bıraktı. Günümüzde, özellikle son 15 yılda Balkanlarda, Kafkasya'da ve Ortadoğu'da kaldırılan her taşın altından Osmanlı İmparatorluğu'nun izleri çıkıyor. David Fromkin'in, New York Times'teki 9 Mart 2003 tarihli yazısı da bu gerçeği ifade etmekteydi: "Bir hayalet ABD'yi pençelerine almış, rahat bırakmıyor. Bu Osmanlı İmparatorluğu'nun hayaleti. Irak'ta, Sırbistan'da, Bosna'da, Kosova'da, Körfez Savaşı'nda, 11 Eylül saldırılarında bu hayalet bizimleydi. Osmanlı hayaletleri asla uzaklaşmadı.'
  • Mustafa Armağan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    451,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kuruluş, yükselme, duraklama, gerileme ve çöküş... Üç kıtaya yayılmış, onlarca ayrı kültür, din, dil, ve etnisiteye sahip halkları 600 küsür yıl beraberce yaşatmayı başarmış bir cihan devletinin, kitaplarımızda içine sıkıştırıldığı kalıp bu. Bu kalıptan çıksa çıksa bir karikatür çıkabilirdi, nitekim çıkan da o olmuştur. Peki neden yapılmıştır bu beyin amaliyatı? Bir daha bu topraklarda "Osmanlı" benzeri bir oluşumun ortaya çıkması istenmemişti de ondan. Bu tehlikeli 'millet'in, ecdadının bir zamanlar neler yaptığını öğrenirse sıkıştırıldığı kalıpları kırmak gibi bir alışkanlığı olur, bu da kurulmak istenen düzenin altına bomba koymak anlamına gelirdi. Onun içindir ki, Osmanlı yıllar yılı kötülendi, aşağılandı, küçük görüldü, artıları bile eksiye dönüştürüldü. Türkiye asırlık kalıpları birer birer kırarken, tarihinin buna eşlik etmemesi düşünülemezdi. Bu hem tarihçiliğin dünyada geldiği noktaya tersti, hem de Türkiye'nin yükseldiği konuma. Türkiye, hafızasına karikatürleştirilerek nakşedilen geçmişinin mevcut konum ve rolüne ters düştüğünü fark ederken, tarihçilik de fersude tarih anlatısının küpünü çatlatıyor, yalanları, efsanleri bir bir ortaya seriyor. Böylece hem biz ülke olarak çıktığımız noktada Osmanlı güneşini daha eksiksiz görebilecek bir donanıma kavuşuyoruz, hem de tarih, kafamızdaki kalıpları yıkarak bizi özgürleştiriyor. Mustafa Armağan tarihte nadir rastlanan bu kritik kavşakta kaleme aldığı Osman'lının Kayıp Atlası'nda, kaybettiğimiz büyük haritayı, elimizdeki parçalarından yola çıkarak tasvir etme çabasında. O 'kayıp atlas' yeniden bulunacak mı? sorusunun cevabını, ancak elimizdeki parçalardan hareketle bulabileceğimiz inancında.
  • Mustafa Armağan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    292,03 MB
    Eser Türü: Kitap
    Farklı ve aykırı yorumlarıyla tarih alanında en çok okunan yazarlardan olan Mustafa Armağan bu kez özgün bir eserle çıkıyor karşınıza. Sizi sarayın mahrem dünyasına götürüyor. Bütün kapılar kapandığında kendisiyle baş başa kalan padişahların kişisel dünyalarını açıyor önünüze. Osmanlı'nın Mahrem Tarihi, görünen tarihin görünmeyen yüzünü aralayan ufuk açıcı bir çalışma. Zevkli üslubu, yüzlerce kaynaktan süzülmüş bilgileri, çarpıcı dikkatleriyle bitirmede elinizden bırakamayacağınız bir eser. Padişahlığı sırasında İstanbul’a adım atmayan sultan... Kendi eliyle kazıdığı mühürleri çarşıda sattırıp parasını fakirlere dağıtan padişah.. II. Abdülhamid'in en sevdiği atı bir Bulgar eşkiyasına ödül olarak kimler vermişti? Sigara aleyhine makale yazan padişah... Annesinin ismi bilinmeyen Osmanlı padişahı... Hangi padişahlar spor kulübü kurmuşlardı? Vahdettin tahta çıkarken hangi uğursuz sözü söyledi? Peygamber'in ayak izini başında taşıyan padişah... Kuyumculuk, marangozluk, urgancılık yapan padişahlar.... Divan edebiyatının gazel rekortmeninin bir padişah olduğunu biliyor muydunuz? Annesinin adına cami yaptırıp içine kendi eliyle "Cennet anaların ayakları altındadır" hadisi yazılı levha kime aittir?
  • Mustafa Armağan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    852,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Farklı ve aykırı yorumlarıyla tarih alanında en çok okunan yazarlardan olan Mustafa Armağan bu kez özgün bir eserle çıkıyor karşınıza. Sizi sarayın mahrem dünyasına götürüyor. Bütün kapılar kapandığında kendisiyle baş başa kalan padişahların kişisel dünyalarını açıyor önünüze. Osmanlı'nın Mahrem Tarihi, görünen tarihin görünmeyen yüzünü aralayan ufuk açıcı bir çalışma. Zevkli üslubu, yüzlerce kaynaktan süzülmüş bilgileri, çarpıcı dikkatleriyle bitirmeden elinizden bırakamayacağınız bir eser.Padişahlığı sırasında İstanbul’a adım atmayan sultan... Kendi eliyle kazıdığı mühürleri çarşıda sattırıp parasını fakirlere dağıtan padişah.. II. Abdülhamid'in en sevdiği atı bir Bulgar eşkıyasına ödül olarak kimler vermişti? Sigara aleyhine makale yazan padişah... Annesinin ismi bilinmeyen Osmanlı padişahı... Hangi padişahlar spor kulübü kurmuşlardı? Vahdettin tahta çıkarken hangi uğursuz sözü söyledi? Peygamber'in ayak izini başında taşıyan padişah... Kuyumculuk, marangozluk, urgancılık yapan padişahlar.... Divan edebiyatının gazel rekortmeninin bir padişah olduğunu biliyor muydunuz? Annesinin adına cami yaptırıp içine kendi eliyle "Cennet anaların ayakları altındadır" hadisi yazılı levha kime aittir?
  • Şaban Kalaycı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    671,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Şaban Kalaycı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    642,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Şaban Kalaycı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    634,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Şaban Kalaycı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    639,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Şaban Kalaycı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    587,00 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Kenan Ziya Taş
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    370,99 KB
    Eser Türü: Kitap
    Selâhaddin Eyyubî Külliye-i İslâmiyesi, 1915 yılında Kudüs’te kurulan bir Osmanlı okuludur. Ancak bu, sıradan bir okul değildir. Bu okula yüklenilen misyon yazı başlığında manasını bulan, daha açık ve geniş bir ifadeyle Türk ve İslâm dünyasının lideri olduğunun farkında olarak, yeniden bir cihan hâkimiyeti tesis etme projesidir. Sözün burasında; “Davamız kuru kavga ve cihangirlik davası değildir; i‘lâ-yı kelimetullahdır. (Bizim yolumuz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dâvâsı değildir.)” diyerek hareket eden Fatih Sultan Mehmed’in tarif ettiği mana ile bu kavramı değerlendirmeliyiz. Bu projeyi meydana çıkaran davranışın, tarih boyunca ne kadar şuurlu veya plânlı ve istikrarlı bir politika olduğu tartışılabilir. Ancak bunun manevî bir duygu ile âdetâ zımnî bir vazife kabul edilip sanki genetik bir miras gibi nesiller boyunca zihinlere ve gönüllere aktarıldığı da tarihî şahitliklerin ortaya koyduğu bir hakikattir. Bu hissiyatın bir tezahürü olarak tesis edilen külliyeye Selahaddin Eyyubî Külliye-i İslâmiyesi adının konulması şuurlu bir tercihtir. Bu açıdan bakıldığında Selahaddin Eyyubî Külliye-i İslâmiyesi’nin fonksiyonu ve önemi daha anlaşılır ve belirgin hale gelir.

Sayfalar