Eserlere Göre Listeleme

Toplam 7478 sonuçtan 1931 - 1940 arası görüntüleniyor.
  • Thomas Mann
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    616,92 KB
    Eser Türü: Kitap
    Ey, sonsuzlukta birleşmenin sevinci! Yanılma üzüntüsünden kurtulmanın, zamanın ve uzamın zincirlerinden kopmanın, seninle benim kaynaşmamızın sevinci, senin ve benim tanrısal sevincimiz! Günün aldatıcı işleri onları ayırabilir; ama büyülü içkinin gücüyle gözleri açılalı beri yalanı bağışlamasını öğrenen yüreklerini hiçbir şey aldatamaz artık. Ölüm gecesini aşkla geçirenlere, bu tatlı gizi çözenlere gün ışığı yalnızca özlem duyurur; sonsuz, gerçek, tanrısal geceye kavuşma özlemi. Gel aşk gecesi, bize özlediğimiz, beklediğimiz unutuşu ver; bizi sevincinle sar; bu yalanlar dünyasından, ayrılıktan kurtar! Bak son ışık söndü! Dünyadan kurtularak acının sonsuzluğu üzerine gerilen o tanrısal alacakaranlıkta düşünce ve çekingenlik yiter, yalanlar biter; gözlerim sevinç içinde kapanır ve oluşun mucizesi başlar.
  • August Strindberg
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    50,65 MB
    Eser Türü: Tiyatro
    Seslendiren: Toron Karacaoğlu, Kamuran Usluer, Perihan Tedü, Zihni Göktay
    Radyo Tiyatrosu, Herkesin kendisini alacaklı hissettiği, kadın erkek ilişkileri üzerine August Strindberg’ten bir başyapıt. Ressam Adolf, yaşlı ve hasta birisidir. Adolf’un karısı Tekla daha önce evlenip boşanmıştır. Ancak Tekla’nın eski kocası, Tekla için her zaman tedirginlik nedeni olmuştur. Tekla üç yaşındaki çocuğunun bile eski kocasına benziyor diye ayrı bir evde büyümesini istemiştir. Tekla’nın seyahatte olduğu bir esnada Adolf, Gustav ile tanışır. Gustav ile samimiyeti öyle bir noktaya varır ki Adolf karısı ile ilgili duygu ve düşüncelerine ait her şeyi Gustav’a anlatır. Gustav, Adolf’u sadece dinlemekle kalmaz verdiği tavsiyeler ile Adolf’u etkisi altına alır.
  • Mehmet Coral
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    345 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Elena Kaner
    Alaçatı'nın, kekik kokulu rüzgârlarıyla, güneşin erittiği renkleriyle, insanlarının sıcaklığıyla hep arka planda durduğu, hayattan büyük yanılsamaların sarmalında yaşanan, sonsuz bir aşkın öyküsü. Yürüyorlardı, Alaçatı'nın Ege güneşiyle yıkanmış yollarında. Yol kenarlarına dizelenmiş zafer çelenkleri gibi katırtırnakları, mimozalar, süpürgeotları selamlıyordu onları. Daracık, kırma taş döşeli sokakların iki yanındaki evlerin cumbalı pencere pervazlarına dolanmış yaseminler, taş duvarların arkasında kalan avluların içinde yükselen narların, incirlerin arasından sarkan hanımelleri, begonviller, hepsi birden eğiliyor, katılmaya zorluyordu onları katıksız yaşama sevinçlerine.
  • Mehmet Culum
    insan sesi mp3 - Türkçe
    32 Ayrım
    871,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Aysan Soma
    Alaçatı, pek doğru olmasa da, yöre halkınca bir Rum beldesi olarak bilinir. Her taş evinin kuşaklar boyu unutulmamış Rumlarla ilgili bir hikâyesi, her ailesinin Rumlardan kalma kırık dökük birkaç parça eşyası vardır. Rumların Alaçatı'ya geliş gidişleri ise okyanus med cezirleri gibi abartıyla anlatılır. Alaçatılı "Kökler, taş ev, yasak aşk" romanı XIX. yüzyılın sonlarını da içine alan, yakın tarihimizin özgünlüğünü yitirmemiş, eşsiz mekânlarında geçer. Türk ve Rum iki ailenin aynı taş evde yaşadıkları acı tatlı olayları gerçekçi şekilde, yalın bir dille anlatır. Rum ailenin yaşam seviyesini yükseltmek amacıyla 1890 yılında Sakız Adası'ndan Alaçatı'ya gönüllü göçü; Boşnak ailenin Balkan Savaşlarından sonra hırçınlaşan Karadağlı çetelerin baskısından kurtulmak için ilk gemi kafilesiyle nüfusunun çoğu Rum olan Alaçatı'ya zorunlu yerleştirilmesi; Rumların I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki yönetimince Sakız Adası'na geri gönderilmeleri; Yunanlıların 15 Mayıs 1919'da Batı Anadolu'ya asker çıkararak Alaçatı'da Osmanlı yönetimine son vermeleri… Ardından II. Dünya Savaşı günlerinde Sakız Adası'nın Alman uçaklarınca bombalanması sonucu Rumların can korkusuyla Türkiye'ye sığınmaları; yaşamları taş evde kesişen farklı kültürlerden iki gencin savaş koşullarında alevlenen yasak aşkları; Rum ailenin Kıbrıs ve İngiltere üzerinden yeni dünyaya göçüyle gelişen olaylar üzerine, New Yorklu avukatın Alaçatı'da köklerini araması… Ülkenin yakın tarihine ışık tutup, yöre halkınca anlatılan yaşanmış ve söylence olayları yansıtarak Türk-Yunan dostluğuna tanıklık eden ALAÇATILI "Kökler, taş ev, yasak aşk" akıllardan kolay silinmeyecek bir insanlık dramı. Ege Denizi'nin mavi sularının niçin hep mavi kalması gerektiğinin hikâyesi...
  • Hilmi Yavuz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    142 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: SABAHAT VAROL İNSEL
    Alafrangalığın Tarihi, alışılmış türden bir tarih kitabı değil. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e dönüşüm sürecinde ve elbette Cumhuriyet’ten sonra, alafrangalık, doğrudan doğruya modernleşmenin zihnî arka planını yeniden inşa etme bağlamında bir ‘kavram tarihi’ olarak ele alınmaktadır. Hilmi Yavuz’a göre ‘alafrangalık’ kavramının tarihi; modernleşme, Oryantalizm, rasyonalite (ve dolayısıyla, Aydınlanma) kavramlarının alımlanış biçimleri ile üstbelirlenmiş bir tarihtir. Osmanlı-Türk alafrangalığının, bu üç temelkoyucu kavramın karşılıklı ilişkilerinin belirlediği bir problematik olarak okunması gerekir. Bu doğrultuda alafrangalık, Oryantalizm olarak alımlanıp temellük edilmiş Batı modernizminin, rasyonel ve Aydınlanmacı bir dönüşüm olduğunu zannetmekten ibaret yanlış bir bilinçlenmedir.
  • Hilmi Yavuz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    356,74 KB
    Eser Türü: Kitap
    Hilmi Yavuz|a ait Alafrangalığın Tarihi adlı eser. Alafrangalığın Tarihi, alışılmış türden bir tarih kitabı değil: Osmanlı|dan Cumhuriyet|e dönüşüm sürecinde elbette Cumhuriyet|ten sonra, alafrangalık, doğrudan doğruya modernleşmenin zihni arkaplanını yeniden inşa etme bağlamında bir |kavram tarihi| olarak ele alınmaktadır. Hilmi Yavuz|a göre, |alafrangralık| kavramının tarihi; modernleşme, Oryantalizm, rasyonalite (ve dolayısıyla, Aydınlanma) kavramlarının alımlanış biçimleri ile üstbelirlenmiş bir tarihtir ve Osmanlı-Türk alafrangalığının, bu üç temelkoyucu kavramın karşılıklı ilişkilerinin belirlediği bir problematik olarak okunması gerekir. Bu doğrultuda alafrangalık, Oryantalizm olarak alımlanıp temellük edilmiş Batı modernizmini, rasyonel ve Aydınlanmacı bir dönüşüm olduğunu zannetmekten ibaret yanlış bir bilinçlenmedir.
  • metin - Türkçe
    3 Ayrım
    16,22 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Gaye Boralıoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    450,94 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Aytun Sezer
    “Şu kâinatta hiçbir şey o kadar sarih değil,” diyor adam kaşlarını çatarak. “Bazı şeylerin bir kısmını biliyoruz, bazen bulutların ardından görüyoruz. Zihnimizde bölünmüş cümleler dolanıyor, öbür yarılarını bulamıyorlar bir türlü. Bir şeyin bir manası var, bir de alâmeti var. Aynı olmuyor ikisi.” Tükendi Tanrı’nın tüm alâmetleri... Bilinmez bir akıbete doğru tepetaklak gidiliyor. İyi ve kötü, doğru ve yanlış, sevap ve günah birbirine karışıyor. Dualar yerini beddualara bırakıyor. Kötülüğün normalleştiği koca dünyanın altında ezilenler yine masum çocuklar, safdiller, kimsesizler ve âşıklar oluyor. Alâmetler Kitabı, alacakaranlık bir dünyanın kaotik ilişkilerinin, absürt hallerinin ve ürkütücü sıradanlığının anlatısı. Gaye Boralıoğlu, insanlığın gidişatına dair alâmetleri kovalıyor. Sınırsız hayal gücü ve duru anlatımıyla, hem bugünü tasvir eden hem de geleceği kestiren eşsiz öykülere imza atıyor.
  • Farhad Daftary
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    480,57 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dağın Yaşlı Adamı’nı ve fedailerini Sünni kaynaklar ve Batıdan gelen gezginler mi abartarak kötü göstermişti... Fedailer gerçekten de haşhaş bağımlısı suikastçılar mıydı? “Cennet Bahçesi” için mi kendilerini feda ediyorlardı? Yoksa Hasan Sabbah ve fedaileri gerçekten birer efsane miydi? Nizari İsmailileri, Ortaçağ Avrupa’sında “Haşaşiler” ismiyle nam salmışlardır. Haşhaş kelimesinden türetilen bu yanlış isim, XII. yüzyılın başlarında Ortadoğu’da varlık gösteren bu gizemli tarikatın üyeleriyle ilk olarak temasa geçen Haçlılar ve yanlarında gelen batılı yazarlar sayesinde geniş kitlelere yayılmıştır. Ortaçağ Avrupa halkları da Haşaşilerin gizli faaliyetleri ve onların gizemli liderleri Dağın Yaşlı Adamı Hasan Sabbah ile ilgili bir dizi hikâyeyi kulaktan kulağa aktarmışlardır. Zaman içinde, Marco Polo’nun kalemiyle zirveye ulaşan Haşaşi efsaneleri hiçbir temele dayanmadan oraya buraya çekilmişler ve Haşaşi’nin karşılığı olan “assasin” kelimesi, ihmalkâr bir etimoloji ile Avrupa dillerine “katil, suikastçı” anlamına gelen bir kavram olarak girmiştir. Elinizdeki kitap, Önderleri Hasan Sabbah’ın kandırmacalarıyla, haşhaş içerek kendilerini ölüme atan şuursuz bir topluluk gibi gösterilmeye çalışılan İsmaili topluluğunun, gerçekte kim olduklarını anlamamızı sağlayacaktır...
  • Orhan Yeniaras
    insan sesi mp3 - Türkçe
    43 Ayrım
    1112,61 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Filiz Bozkurt
    Hanlar hanı Hülagu, bir dağ kaplanı kadar keskin bakışlarını gözlerime dikip, bir süre öylece kaldıktan sonra şöyle dedi. "Alamut bir sonraki dolunayda düşecek. Kaledeki ilmi eserlerin dışındaki kitapları yaktır. Yaktır ki, insanlar onları okuyarak yollarını şaşırmasınlar." Sonuç dediği gibi oldu. Dolunaylı bir gecenin sabahında kale düştü. Peki ben görevimi tam olarak yapabildim mi? Buna evet diyemem. Çünkü yakmam gereken kitaplardan birini yakmamıştım. Dağ şeyhi Hasan Sabbah'ın günlükleri çantamdaydı! Aradan yıllar geçti. Herkesin her şeyi unuttuğu bir zaman dilimine girmiştik. Alamut Kalesi de, onun gizemli şeyhi de çoktan unutulmuştu. …ve ben günlükleri yayınladım. -Cüveyni- Gerek Hasan Sabbah'ın günlüklerinden, gerekse Cüveyni'nin anlattıklarından yola çıkılarak yazılan bu roman, Hasan Sabbah'ın, Alamut Kalesi'nin ve fedailerin hikâyesidir...

Sayfalar