Eserlere Göre Listeleme

Toplam 238 sonuçtan 211 - 220 arası görüntüleniyor.
  • A. Yağmur Tunalı
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    19,21 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Demem o ki Kavga Günleri'nin hemen her sayfasında, sanat olaylarına da temas eden siyasetçi gözü yerine, siyasî meseleler üzerinde fikrini söyleyen sanatkâr bir kalem sahibi, bir edip var. Tıpkı Halit Ziya Uşaklıgil'in Saray ve Ötesi, Hüseyin Cahit Yalçın'ın Meşrutiyet Hatıraları (1908-1918) gibi… Demem o ki bu kitap, hatırat türünün klasikleri arasına girecektir." Prof. Dr. Nazım Hikmet Polat, Türk Yurdu, Temmuz 2013 "Tunalı, zor yılların şahididir. En yakın, en içerden şahitlerinden biridir muhakkak. Fakat hem mücadeleyi, hem mücadelenin sanat cephesini bu derece canhıraş nakleden biyografiyi pek az kimse yazabilir." Ahmet Yabuloğlu, Yeniçağ, 31 Mart Pazar "Kavga Günleri kadar o destansı mücadeleyi -taraf olduğu halde- tarafsız biçimde anlatan, doğruları-yanlışları olduğu gibi önümüze koyan ve özellikle felsefî derinlikte bir çalışmayı ben görmedim. Bugün biz; Milliyetçi direnişin yanlışlarını-doğrularını o yıllarda fark eden, bunu anılarıyla belgeleyen, tarihi besleyecek muhteşem bir eserle karşı karşıyayız." Mevlüt Uluğtekin Yılmaz, Yeniçağ, 2 Mayıs 2013 "Kavga Günleri: 1968-1980 bir hatıra-denemedir. 400 sayfalık eser, şimdiye kadar yapılmayan bir hatırlatma, bir sorgulama, bir yüzleşme... Ülkücü Hareket'in tarihini anlatmıyor, kendi dönemlerini Ülkücü Hareket'le bütünleştiriyor ve yaptıklarını, hissettiklerini insanın içine işleyen bir üslûpla yoğuruyor." Arslan Tekin, Yeniçağ, 4 Nisan 2013 (Tanıtım Bülteninden)
  • Sultan Tarlacı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    981,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ferda Zilelioğlu
    Gerçek bir cinayetten esinlenirek yazılan, öldükleri mekana haspsolan ruhların gözünden anlatılan, komik, esprili, psişik, alışılmışın dışında bir polisiye cinayet romanı… 1. Kan lekesi 'dış kapının kolunda' 2. Kan lekesi 'dış kapı pervazında' 3. Kan damlası 'evin girişinde zeminde' ..... 65. Kanlı parmak izleri '2. kat, yatak odasında, gardırop kapağında' 66. Takma tırnak '2. kat, yatak odasında' Korkunç bir cinayetle başlayan olaylar… Katilin, yer yarılmış da içine saklanmış gibi ortadan kaybolması… Katili yakalamak için rekabet eden; Psişik ve parapsikolojik yeteneklere sahip hassas insanlar… Sıra dışı bir yöntemle cinayeti çözmeye çalışan istihbaratçılar… Cinayetin maddi delillerine odaklanmış polisler… Ve aşk-nefret çizgisinde sürekli yön değiştiren trajikomik bir AŞK! Vahşice bir cinayet… Sırra kadem basmış bir katil… Onu arayan polis ve psişikler… Akıcı kurgusu, ikna edici bilimsel zemini, ilgi çekici dinî ve parapsikolojik yaklaşımlarıyla polisiye romanlar içinde türünün tek örneği olan 197 Gün'ü elinizden bırakamayacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)
  • Korkut Boratav
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    345 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Serpil Somel
    1980 yılı, önceki yarım yüzyıl boyunca Türkiye'de gerçekleşen toplumsal ve ekonomik parametrelerin pek çoğunun yeni baştan biçimlendiği bir dönüşümün başlangıç noktasıdır. Bu dönüşüm 1980'li yıllar boyunca sürdürüldü. Dönem sonunda Türkiye toplumunun sosyal sınıfları arasındaki ilişkiler, burjuvazi ile devlet arasındaki bağlantılar, bölüşüm ilişkileri ve bunları etkileyen politika öğeleri radikal değişimlere uğramış olacaktı. Dahası, yeni yapı Türkiye'nin bir sonraki gelişim sürecine damgasını vuracaktı. Bu nedenle, günümüz Türkiyesini kavramak, 1980'li yılların mercek altına alınmasını gerektiriyor. Korkut Boratav, 1980'li Yıllarda Türkiye'de Sosyal Sınıflar ve Bölüşüm'de bu işi gerçekleştiriyor; toplumsal sınıflara dayalı bir incelemenin dayanması gereken genel, kuramsal çerçeveyi geliştiriyor; 1980'li yıllarda, sınıflar-arası ve sınıf-içi bölüşüm ilişkilerini, burjuvazi-devlet bağlantılarındaki dönüşümleri ortaya koyuyor; sermayenin saldırı karşısında işçi ve köylü sınıflarınca geliştirilen savunma ve uyum mekanizmalarını derinliğine araştırıyor. Sınıf çözümlemeleri perspektifinden yakın tarihimizi ve günümüzü kavramak isteyenler için vazgeçilmeyecek bir kaynak kitap.
  • Kenan Evren
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,08 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Can Kozanoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    440,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    CAN KOZANOĞLU 1963'te Adana'da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. 1981'den başlayarak gazetecilik, televizyonculuk, yayıncılık gibi işlerle uğraştı. Daha önce yayımlanmış kitaplan: Bu Maçı Altcaz! (1990-1996), Cilâlı İmaj Devri (1992), Pop Çağı Ateşi (1995).
  • Prof. Dr. Korkut Boratav
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,57 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Lucia Şanko
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    454,10 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sanat sponsorluğu, 1980 yılı sonrası Türkiye’de uygulanan neoliberal politikalar çerçevesinde kültür ve sanat alanında köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Serbest girişimciliği arttırmayı amaçlayan politik yaklaşım sanat alanında özelleştirilmelerin artmasına neden olmuştur. Özel sektör sponsorlarının artan etkisi, sanatın finansal sürdürülebilirliği açısından önemli olmakla birlikte, sanatsal üretimin bağımsızlığını ve özgünlüğünü tehdit eden unsurlar da barındırmaktadır. Bu çalışmada, sanat sponsorluğunun temel dinamikleri incelenerek, özel sektör destekli sanat projelerinin yönetim süreçleri, ekonomik ve politik güç ilişkileri ile sponsor ve sanat aktörleri arasındaki sanatsal vizyon farklılıkları analiz edilmiştir. Bulgular, sanat sponsorluğunun sadece kültürel değerleri destekleyen bir mekanizma olmaktan çıkıp, ekonomik ve stratejik hedeflere hizmet eden bir araç haline geldiğini göstermektedir. Sponsorluğun yönetim süreçleri incelendiğinde, sanat projelerinin çoğunlukla pazarlama, halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim bölümleri tarafından yönlendirildiği görülmektedir. Bu durum, sanatın özgün yapısını ve sanatsal değerlerini korumada eksiklikler yaratmaktadır. Sanat sponsorluğunun, sanatsal içeriğin ticari kaygılar doğrultusunda şekillendirilmesine yol açtığı tespit edilmiştir. Sanat sponsorluğunun güç dengeleriyle olan ilişkisi de önemli bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Sponsorların sanatsal projelere doğrudan veya dolaylı müdahaleleri, sanatçıların özgür üretim süreçlerini kısıtlamakta ve bazı durumlarda sansüre yol açmaktadır. Özellikle büyük şirketlerin sponsor oldukları sanat etkinliklerinde içerik kontrolü sağladıkları ve sanatsal eleştirileri sınırladıkları gözlemlenmiştir. Görüşmeler, sanat ortamındaki ekonomik bağımlılığın, sanatçılar ve sanat kurumları için yaratıcı özgürlüğü kısıtlayan bir unsur olarak öne çıktığını doğrulamaktadır. Sanata yaklaşım benzerliği konusu önemli bir değerlendirme alanı olmuştur. Araştırma, sponsorlar ile sanatçılar arasındaki sanatsal vizyon farklılıklarının göz ardı edildiğini, sponsorların sanatsal değerlerden çok marka imajına ve ticari kazanımlara odaklandığını göstermektedir. Bu durum, sanat sponsorluğunun temel amacının sanatı desteklemekten uzaklaşarak, şirketlerin marka değeri yaratma stratejilerinin bir parçası haline geldiğini ortaya koymaktadır. Sanat sponsorluğunun yalnızca hamilik ve destek sağlama mekanizması olmaktan çıkıp yatırım yaratma amacı taşıdığı tespit edilmiştir. Büyük şirketler, sanat etkinliklerine sponsor olarak hem sanatsal projelere katkı sağlamakta hem de kendi kurumsal prestijlerini artırarak ekonomik avantaj elde etmektedirler. Sanatın piyasalaşmasını hızlandıran bu durum, sanatın bağımsız bir üretim alanı olarak değil, ticari bir strateji unsuru olarak ele alınmasına yol açmaktadır. Araştırma, sanat sponsorluğunun etik, finansal ve yönetişimsel boyutlarında önemli sorunlar barındırdığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de sanatın sürdürülebilirliği için sponsorluğun yalnızca pazarlama bölümleri tarafından yürütülmesi yerine, sanatsal projelere odaklanmış uzman ekipler tarafından yönetilmesi gerekmektedir. Sponsor desteklerinin sanatsal içeriklere müdahale etmeyecek şekilde düzenlenmesi, sanatçıların yaratıcı özgürlüğünü koruyacak etik kuralların oluşturulması ve sanat projelerinin ekonomik kaygılardan arındırılarak uzun vadeli bir vizyonla desteklenmesi, sanat sponsorluğu süreçlerinin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayacaktır.
  • Bülent Tanör ve Necmi Yüzbaşıoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    2,75 MB
    Eser Türü: Kitap
    Birinci Bölüm: Anayasanın Oluşumu * Askeri Müdahale ve Rejim * Anaysa Yapımı * Anayasanın Uygulamaya Girişi * Anayasanın Evrimi İkinci Bölüm: Anakurukulun Temelleri * Anaysanın Bazı Özellikleri * Devletin Şekli (Cumhuriyet) * Cumhuriyetin Nitelikleri * Devletin Bütünlüğü * Eşitlik * Anayasanın Bağlayıcı ve Üstünlüğü Üçüncü Bölüm: Temel Haklar, Özgürlükler ve Ödevler * Genel Hükümler * Temel Hak ve Özgürlük Türleri Dördüncü Bölüm: Yasama * Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Kuruluşu * Milletvekillerinin Seçimi * Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Hukuki Statüsü * Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin İç Yapısı ve Çalışma Düzeni * Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Görev ve Yetkileri Beşinci Bölüm: Yürütme * Yürütmenin Yapısı * Yürütmenin Düzenleme Fonksiyonu ve Düzenleyici İşlemleri * Olağanüstü Yönetim * Hükümet Sisteminin Niteliği Altıncı Bölüm: Yargı * Yargı Fonksiyonunun Niteliği ve Yargının Kuruluşu * Yargının Temel İlkeleri * Anayasa Yargısı
  • George Orwell
    insan sesi mp3 - İngilizce
    14 Ayrım
    229 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Çok genç yaşındayken bile gözüpek ve yürekli biri olan George Orwell, önce döneminin ve ülkesinin toplumsal düzenine karşı çıktı. Büyük Rus Devrimine inandı. Trokçi'ye hayrandı. Ancak, İspanya içsavaşı sırasında Stalinistler Troçkistlere karşı tutumu, umutlarını yıktı. Bu durum ve yakalandığı hastalık, George Orwell'i Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün mutlak umutsuzluğuna sürüklendi. Orwell, yapısal olarak karamsar ya da siyaset tutkunu biri değildi. İlgi alanları çok genişti. Daha az acılı bir dönemde yaşasaydı, yaşamaktan mutluluk duyardı. Ama çağımıza siyaset egemendir. Orwell, yaşadığı sürece gerçeklere bağlı kalmış, en acı dersleri bile öğrenmekten vazgeçmiştir. Ama umudunu yitirmiştir. Orwell'in çağımızın peygamberi olmasını engelleyen şey de bu olmuştur. Dünyanın bugünkü durumunda umut ile gerçeği birleştirmek belki de olanaksızdır. Durum buysa, bütün peygamberler yalancı peygamberlerdir. Orwell gibi kişiler, bence günümüz dünyasında gerekli olanın yarısını, ama ancak yarısını ortaya koymuşlardır. Öteki yarısını hala aramaktayız." BERTRAND RUSSELL
  • George Orwell
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    489,10 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Çok genç yaşındayken bile gözüpek ve yürekli biri olan George Orwell, önce döneminin ve ülkesinin toplumsal düzenine karşı çıktı. Büyük Rus Devrimine inandı. Trokçi'ye hayrandı. Ancak, İspanya içsavaşı sırasında Stalinistler Troçkistlere karşı tutumu, umutlarını yıktı. Bu durum ve yakalandığı hastalık, George Orwell'i Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün mutlak umutsuzluğuna sürüklendi. Orwell, yapısal olarak karamsar ya da siyaset tutkunu biri değildi. İlgi alanları çok genişti. Daha az acılı bir dönemde yaşasaydı, yaşamaktan mutluluk duyardı. Ama çağımıza siyaset egemendir. Orwell, yaşadığı sürece gerçeklere bağlı kalmış, en acı dersleri bile öğrenmekten vazgeçmiştir. Ama umudunu yitirmiştir. Orwell'in çağımızın peygamberi olmasını engelleyen şey de bu olmuştur. Dünyanın bugünkü durumunda umut ile gerçeği birleştirmek belki de olanaksızdır. Durum buysa, bütün peygamberler yalancı peygamberlerdir. Orwell gibi kişiler, bence günümüz dünyasında gerekli olanın yarısını, ama ancak yarısını ortaya koymuşlardır. Öteki yarısını hala aramaktayız." BERTRAND RUSSELL

Sayfalar