En Son Eklenenler

Toplam 58796 sonuçtan 311 - 320 arası görüntüleniyor.
  • Kristin Surpuhi Benli
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    660,73 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    YÜZ ANATOMİSİNE DAYALI İFADE TANIMA Özet Bu tezin amacı yüz ifadelerini oluşturan kas kuvvetlerinin yüz anatomisi kısıtı altında tespit edilmesidir. Kas aktivasyonları yüz ifadelerini büyük ölçüde temsil eden yeni özniteliklerdir. Insan yüzü temel yüz kaslarını içeren üç boyutlu genel˙ bir telkafes ile modellenmiştir. Ifade tanıma sisteminin girdisi imge dizisinin ilk˙ çerçevesi üzerinde işaretlenmiş olan nirengi noktalarıdır. Işaretlenmiş olan nirengi˙ noktaları ve yarı–otomatik yüz modelleme algoritması kullanılarak üç boyutlu yüz modeli dene˘ge uyarlanır. Yüz kaslarının etki alanları tahmin edilir ve kamera düzlemine izdüşümleri öznitelik noktaları olarak belirlenir. Bu noktalar kamera düzleminde optik akış algoritması ile izlenir. Başın katı devinimi fırsatçı algoritma ile tahmin edilir. Bu aşama 3 boyutlu yüz modeli ile deneğin kafasının videonun ardışık çerçevelerinde hizalanmasını sağlar. Kamera referans noktasından kamera düzlemi boyunca ışın izleme yöntemi kullanılarak modelin düğüm noktalarının yeni koordinatları tahmin edilir. Tahmin edilen dü˘güm koordinatları ifade oluşumu sırasında deneğin yüzünün nasıl şekil de˘giştirdi˘gini gösterir. Modelin dü˘güm noktalarının ba˘gıl hareketleri ile bilinmeyen değişkenleri kas aktivasyon seviyeleri olan artık-belirtilmiş denklemler sistemi elde edilir. Bu denklemler sistemi kısıtlı en küçük kareler yöntemi kullanılarak çözülür. Kas aktivasyonlarına dayalı öznitelikler yedi temel yüz ifadesinin sınıflandırılması probleminde kullanılır. Kas kuvvetlerine dayalı özniteliklerin temsili gücü Doğrusal Ayırtaç Analizi, Naive Bayes, En Yakın K Komşu ve Destek Vektör Makineleri sınıflandırıcıları ile gösterilir. Nötr ifade de dahil olmak üzere yedi ifadenin sınıflandırılmasında en iyi performans 87.1 % ile Destek Vektör Makineleri kullanılarak elde edilir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar insanın yüz ifadesi tanımadaki yetkinlik oranı olan 87-91.7 % aralı˘gına yakın olup literatürde yer alan çalışmaların başarıları ile kıyaslanabilir durumdadır.
  • Razieh Ehsani
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    142,66 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Özet Bu tez, kapsamlı bir Türkçe WordNet yapımının aşamalarını, zorluklarını ve son olarak da onu bir doğal işleme alanında uygulamasını özetliyor. Her dilin kendine özel dil kaynakları vardır, örneğin tek dilli sözlükler, iki dilli sözlükler, lugatnameler klasik dil kaynaklarıdırlar ve dilbilimciler tarafından geliştirirlirler. Bu kaynaklar genellikle bir dil kurumu tarafından desteklenir ve denetlenir. Günümüz bilgisayarların hayatımızın her alanına girmesi ile birlikte, dil kaynaklarının da bilgisayarlar tarafından okunabilirliği ve bilgisayar uygulamalarında kullanılabilmeleri için geliştirilmeleri bir gereksinim haline gelmiştir. Bu bilgisayar tarafından okunabilir kaynaklardan biri WordNettir, WordNet ilk kez Ingilizce için Princeton˙ Universitesinde geliştirilmiştir. WordNet klasik sözlüklerin özelliklerini taşımakla¨ birlikte kelimeler arasında bazı anlamsal ilişkileri de içerir. Bu anlamsal ilişkiler eş anlamlılıktan öte, bir kelime diğerinin bir türüdür, veya bir kelime diğer kelimenin bir parçasıdır gibi anlamsal ilişkileri de içerir. Bu anlamsal ilişkiler yazı analizlerinde kullanılmaktadır. WordNet kelimeleri gerçek dünyadaki kavramlarına göre tek bir kümede toplar, bu kümelere synset denir. Sonuç olarak WordNet, kapsamlı ve bilgisayar tarafından okunabilir bir dil kaynağıdır ve yazı analizlerinde oldukça faydalı bir kaynaktır. Türkçe için bizim çalışmamızdan önce kapsamlı olmayan bir WordNet geliştirilmiş. Bu WordNet, BalkaNet projesinin adı altında geliştirilmiştir. BalkaNet çokdilli bir WordNettir ve Balkan dilleri ve Türkçeyi içermektedir. BalkaNet aşamalar sırasında geliştirilmiş ve anlamsal ilişkiler eklenmiştir, fakat son yıllarda herhangi bir güncelleme yapılmamıştır. Bu çalışma, sıfırdan Türkçe için bir WordNet yapımını anlatmaktadır. Genel olarak, WordNet yapımı için iki yöntem vardır, aşağı-yukarı yöntem ve yukarıdanaşağı yöntem. aşağı-yukarı yöntem herhangi başka bir WordNeti çevirmeden veya kullanmadan sıfırdan ve sözlük kullanarak WordNet yapımıyla uğraşır, yukarıaşağı yöntemde ise, sıfırdan yapmak yerine başka dillerde mevcut olan WordNetleri birebir çevirerek ve dahasında geliştirerek veyahut değiştirmeyerek WordNet yapımıyla uğraşır. Bizim Çalışmamız Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğünü kullanarak aşağı-yukarı yöntem ile WordNet yapımıdır. Bu çalışma sırasında, TDK sözlüğünden eşanlamlı kelimeleri çıkartıp ve bir grup insana bu kelimelerin ortaklaşa paylaştıkları anlamları işaretlemelerini istedik. Bu işaretleme için geliştirdiğimiz bir yazılım kullanarak sürecin kolaylaşmasını ve hata payının düşürülmesini sağladık. Ayrıca Türkçe için herhangi bir eşanlamlılar sözlüğü mevcur olmadığı için, Türkçenin ilk eşanlamlılar sözlüğünü otomatik olarak oluşturduk. Işaretleyiciler arasında anlaşmayı ölçüp ve ayrıca otomatik˙ oluşturduğumuz eşanlamlılar sözlüğünü elle işaretlenmiş eşanlamlılar kümelerile ölçtük. Son olarak, bu çalışmada geliştirdiğimiz WordNeti Vikipedi makalelerini kümelemesi için kullandık. Bunun için öncelikle her yazı dosyasını bir vektöre çevirdik ve bunun için kendi özel yöntemimizi kullandık. Anahtar kelimeler: WordNet, Türkçe doğal dil işleme, Yazı Çözümleme, Graph tabanlı çözümleme, Anlam
  • Mahmut Can Hasateş
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    203,72 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    OLUMSUZ ÇOCUKLUK ÇAĞI YAŞANTILARI VE DEPREM SONRASI TRAVMA İLİŞKİSİNDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN MODERATÖR ETKİSİ Travmatik olayların kişiler üzerindeki psikolojik etkileri üzerine yapılan araştırmalar, başlangıçta travma sonrası stres tepkilerine odaklanmış olsa da bazı bireylerin bu tür deneyimlere karşı neden daha dirençli oldukları merak konusu olmuştur (Gibbs, 1989; Holgersen vd., 2011; Holen, 1990; Werner, 1989). Psikolojik sağlamlık olarak da adlandırılan bu direncin, travmatik deneyimlerle olan ilişkisi farklı değişkenlerle yapılan çalışmalar sayesinde daha da belirginleşmiştir. Psikolojik sağlamlığın algılanan sosyal destek, stresle baş etme tarzları, bütünlük duygusu gibi değişkenlerle ilişkili olduğu birçok çalışma tarafından ortaya konmuştur. Ayrıca, psikolojik sağlamlığı olumsuz yönde etkilediği de bilinen çocukluk çağı travmalarının, kişileri travmatik yaşantıların olumsuz etkilerine karşı daha açık hale getirdiği ve doğal afet veya diğer olumsuz yaşam olaylarına karşı kişilerin incinebilirliklerini arttırdığı belirtilmektedir (Coates vd., 2013; Lowe vd., 2015; Sakız ve Aftab, 2019; Taylor vd., 2010; Todd ve Worell, 2000). Bu çalışma ile hem algılanan sosyal destek düzeyi, stresle baş etme tarzları ve bütünlük duygusu gibi değişkenlerin psikolojik sağlamlık üzerinde yordayıcı gücü olup olmadığının hem de çocukluk çağı travmaları ve deprem sonrası deneyimlenen TSSB arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın biçimlendirici bir etkisinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, 6 Şubat 2023 tarihli ve Kahramanmaraş merkezli depremleri deneyimlemiş 140 katılımcı (%47 kadın) ve deprem bölgesi dışındaki kontrol grubunu oluşturan 240 katılımcı (%67 kadın) olmak üzere toplamda 346 katılımcıya ulaşılmıştır. Uygun örnekleme yöntemi ile veri toplanmıştır. Demografik Bilgi Formu, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Anketi, DSM-5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Analizler, SPSS paket programı ve AMOS programı ile gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım, Çaresiz Yaklaşım, Boyun Eğici Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülse de (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= .27, p= .88). Benzer biçimde, deprem sahası örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım ve Boyun Eğici Yaklaşım değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüş olup (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= 1.09, p= .30). Gerçekleştirilen bu çalışma ile literatürde bahsi geçen değişkenlere dair araştırmaların bulgularının genellenebilirliklerini sorgulamaya ve daha kapsayıcı araştırma modelleri oluşturmaya fırsat sunabileceği düşünülmektedir. İleride yürütülecek araştırmalar için daha büyük ve çeşitli örneklemlerle çalışılması, psikolojik sağlamlığın etkisinin daha net görülebileceği boylamsal bir çalışmanın gerçekleştirilmesi, psikolojik sağlamlığı etkilediği bilinen iyimserlik, umutlu olma gibi kişilik özelliklerinin bağımsız etkilerinin de incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Deprem, TSSB, Çocukluk Çağı Travmaları
  • Gizem Tatlıcı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    420,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    GÖRSEL BELLEĞİN İZİNDE TÜRK RESMİNDE YEMEK KÜLTÜRÜ Özet Bu çalışmanın temel amacı bir toplumun sosyo-ekonomik yapısını hiyerarşi, inanç, etnisite ve sosyal sınıflar gibi birçok farklı açıdan yansıtan yemek kültürünün resimler üzerinden analizinin mümkün olduğunu göstermektir. Sanat eserleri ve dönemlerin incelenmesinde müzelerin yanı sıra sanat tarihi ile gastronomi bölümlerinin yer aldığı üniversitelerin ve özel kütüphanelerin kaynaklarından yararlanılmıştır. Kültürel veriler incelenerek farklı toplum ve dönemlere ait sanat eserlerinde yer verilen yemek imgesi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Böylelikle yemek tasviri içeren sanat yapıtlarından yola çıkılarak, bu sanatçıların yaşadığı dönemdeki yemek kültürünün izleri sürülmüştür. Türk yemek kültürünün görsel belleğimizdeki yansımalarına baktığımız zaman, özellikle son iki yüzyılda, modernleşmenin getirdiği yeniliklere ve sorunlara tanık olunmaktadır. Çalışmamız Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemini kapsadığından doğal olarak incelenen yapıtların bazıları minyatür, bazıları ise Batılı tarzda yapıtlardan oluşmaktadır. Araştırmamızda Antik Çağ’dan başlayan Batı yemek kültürüyle Türk yemek kültürü arasındaki etkileşimlerin izini sürmek amacıyla Batı yemek kültürü ve bunun resim sanatındaki yansımalarının da ele alınması gerekli görülmüştür. Cumhuriyet dönemiyle birlikte saray mutfağının geride bırakılmış olması ve devletin sanatçıları Anadolu’nun çeşitli yerlerine “Yurt Gezileri” kapsamında, yollaması yönetim şeklindeki değişimi de yansıtmaktadır. Bir başka deyişle Osmanlı’dan gelen monarşik yapının, daha halkçı ve demokratik bir yapıya dönüşmesi, resimler üzerinden de okunabilmektedir. Bu döneme ait örneklerde özellikle köy sofralarının, düğünlerin, halktan insanların, işçilerin resmedilmiş olması bu yaklaşımı doğrular niteliktedir. Kronolojik sıralamadan da anlaşıldığı üzere Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki sosyo-kültürel ve politik dönüşümleri yemek sahneli eserler üzerinden okumak mümkündür. Sonuç olarak Türk yemek kültürünün, tıpkı resim sanatında olduğu gibi, çevresindeki kültürlerden yalıtılmış bir biçimde ortaya çıkmadığı görülmüştür. Yemek kültürü yalnızca yenen şeylerden ibaret olmayıp, insanların bir sofra etrafında bir araya geldiği ve yemek yemenin daha sosyal ve ritüelistik yanının temsil edildiği sahnelerden de oluşmaktadır. Bu sahneler resim sanatı tarihinin her döneminde farklı aktarım kalıplarıyla karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk resmi, yemek sahneleri, yemek kültürü, mutfak ve sofra kültürü.
  • Deniz Erten
    insan sesi mp3 - Türkçe
    31 Ayrım
    466,27 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Din
    Seslendiren : Şükran Özyurt
    Konusu:
    İnsan... İnsan arayış demektir. Yolcu demektir... “Çokluğunu” bulmak için “yokluğunu” arar bu hayat yolculuğunda... Ve o, tüm hayatı boyunca hayallerini dışarıda zannederken karşılaştığı acılarda da aldığı yaralarda da başka bir istikamete değil aslında hakiki kendine, “öz”üne yolculuk ettiğini fark eder bir gün. Hayallerinin, özlemlerinin ve herkesin peşinde olduğu Kafdağı’nın ardındaki o meşhur “hazine”nin izini sürerken, aslında aşılması gereken tek Kafdağı’nın kendi nefsi olduğunu fark eder. İşte bu yolda ilerlerken insan, onu bekleyen HAZİNENİN SAHİBİNİN, ona “kelam”ıyla, “elçi”leriyle İŞARETLER bıraktığını görmeye başlar. Ve her şeyin onun için çok önceden büyük bir sevgi ve şefkatle hazırlanmış ve düşünülmüş olduğunu... Eğer ki inşa ettikleriniz sarsılıyorsa... Eğer ki hayatınızdan vazgeçilmez sandıklarınız uzaklaşıyor, kayıp sandıklarınız artıyorsa... Bilin ki aslınıza Hicret’tesiniz; giden herkes ve her şey, sizin HAZİNENİN TEK SAHİBİ Allah’a, kanatlanıp uçmanıza yük olan ağırlıklardır. Bırakın gitsinler... Rüzgâr ve ruh birbirine benzer. Eğer kendinizi O’nun nefesine, ruhuna bırakırsanız O size yeni kanatlar verir ve kanatlarınız altındaki rüzgâr olur. Çünkü O’nun her şeye gücü yeter... Bedenimde nâr Ruhumdaysa yâr var Bana burası yeryüzü diyorlar Oysaki her yer YÂR-yüzü Bilmiyorlar...
  • Cim Buse Günay Gazioğlu
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    150,96 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Teknoloji çağını yaşadığımız bu günlerde, Sosyal Medya’nın, gerek sosyal, gerek profesyonel hayatımızdaki yeri git gide büyümeye ve ivme kazanmaya devam ediyor. Sosyal Medya’nın her alana uyarlanabilir olması ve ticari adaptasyonunun çabukluğundan dolayı, bir sürü anlık iletişim ve bilgi yayma avantajları olduğu da bir gerçek haline geldi. Bu durum; Spor Federasyonları ve bir sürü profesyonel atlet ve acemi sporcular için de geçerli durumda. SPRONGO profesyonel anlamda, spor federasyonlarına, spor koçlarına ve tum spor alanlarindaki, hem profesyonel hem acemi sporculara, destek verme amaçlı hazırlanan bir web sitesi olarak işlev veriyor. Aynı zamanda mobil aplikasyonu ile de; anlık video çekerek, yükleme ve vidyo analiz yapma ozelligine sahip. Dunyanin her ülkesinde, çoğunlukla; Olimpik Federasyonlar tarafından tercih edilen SPRONGO, kendi kendine pazarlamasını yapmasınin yani sıra, Sosyal Medya ağındaki tüm kanallardan ve özellikle İnstagramdan, fanlarına ulaşıyor. Anlık yarışmalar, bilgi akışı, spor alanındaki yenilikler, yeni ürünler, geliştirmekte oldukları gelecek projeler ve akılli yapay zeka özelliğindeki yenilikleri; fanlarıyla Sosyal Medya üzerinden paylaşarak; hem kendi aralarında bir iletişime hem de marka ile olan fikirlerini direk olarak SPRONGO ile paylaşmalarına olanak sunuyor. Bizim bu çalışmadaki amacımız once Sosyal Medya’nın pozitif bir marka tutumu yarattığını göstererek, SPRONGO’ya olan katkısıni incelemek. Anahtar Kelimeler: Marka tutumu, İnternet, Sosyal Medya, SPRONGO, Video Analizi, Instagram.
  • Ömer Faruk Tuna
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    422,01 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Derin Sinir Ağları modelleri, yaygın olarak rastgele bozulmalara karşı dirençleri ile bilinir. Bununla birlikte, araştırmacılar, bu modellerin, karşıt (hasmane) örnekler olarak adlandırılan girdinin kasıtlı olarak hazırlanmış¸ ve görünüşte algılanamaz bozulmalarına karşı gerçekten son derece savunmasız olduğunu keşfettiler. Bu gibi hasmane saldırılar, Derin Sinir Ağları tabanlı yapay zeka sistemlerinin güvenliğini önemli ölçüde tehlikeye atma potansiyeline sahiptir ve özellikle güvenliğin öncelikli olduğu alanlarda yüksek riskler oluşturur. Bu saldırılara karşı savunma yapmak ve hasmane tehditlere karşı daha dayanıklı mimariler geliştirmek için son yıllarda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu tez çalışmasında, yeni saldırı ve savunma fikirleri geliştirmek için modelin Monte-Carlo Bırakma Örneklemesinden elde edilen çeşitli belirsizlik metriklerinin kullanımından yararlanıyoruz. Savunma tarafında, hasmane saldırılara karşı yapay sinir ağı modellerinin sağlamlığını artırmak için yeni bir tespit mekanizması ve belirsizliğe dayalı savunma yöntemi öneriyoruz. Saldırı tarafında, etkili hasmane örnekler oluşturmak için modelin kendi kayıp fonksiyonu ile birlikte modelin nihai olasılık çıktılarından elde edilen nicelleştirilmiş¸ epistemik belirsizliği kullanıyoruz. Standart bilgisayarlı gomülü veri kümeleri üzerinde önerilen yaklaşımlarımızın etkinliğini deneysel olarak değerlendirdik ve doğruladık. Anahtar Kelimeler: Derin Sinir Ağları, Karşıt Makine Öğrenmesi, Monte-Carlo Bırakma Örneklemesi, Model Belirsizliği, Epistemik Belirsizlik, Rassal Belirsizlik, Bilinebilir Belirsizlik
  • Nilüfer Özkan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    233,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    KEKEMELİĞİ OLAN VE OLMAYAN 18-24 YAŞ ARASI BİREYLERİN ERKEN DÖNEM UYUMSUZ ŞEMALARI İLE YAŞAM KALİTELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİDE ŞEMA BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİNİN ARACI ROLÜ Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103’ü kekemelik tanısı olan, 110’u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖKF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, “zedelenmiş otonomi”, “zedelenmiş sınırlar”, “aşırı uyarılmışlık” ve “kopukluk” şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yaşam Kalitesi, Şema Başa Çıkma Stratejileri, Moderatör Değişken, SPSS Process
  • Selçuk Alkan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    227,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Ömer Yılmaz
    Konusu:
    Kafka’nın Böceği sadece boyut değiştirme uykusuna daldı ve bundan kimsenin haberi olmadı. Gregor Samsa’nın öldüğünü zannedenler gerçekten aldanmıştı. Çünkü metamorfoz devam ediyordu… Okurların birçoğu, Franz Kafka’nın Dönüşüm isimli eserini okurken, kitabın sonuna kadar “Acaba Gregor Samsa tekrar bir insana dönüşecek mi?” diye merak ederek bir çırpıda bitiriverir kitabı. Bu düşünceden yola çıkan yazar, “Eğer Gregor Samsa böceklikten kurtulup yeniden bir insan olsaydı neler olurdu?” sorusundan ilham alarak, akıcı bir mitolojik öyküyle bu soruya cevap arıyor. Bunu yaparken, bir insanın hayat yolculuğunda karşılaşabileceği hâdiseleri semboller kullanarak sunuyor okurlara. Bazen bir kuş, bazen bir böcek dile gelerek, insanın olgunluk yolculuğuna dair bilgelik dolu önerileriyle süsleniyor hikâye. Kafka’nın Böceği tekrar bir insan olarak uyandığında başından geçenleri merak edenler, Gregor’un sembolünde “insan” denen varlığın hakikatine dair birçok farkındalık edinecekler…
  • Can Çelik
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi INSPIRATION, IMITATION, QUOTATION, PLAGIARISM IN THE CONT

Sayfalar