En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 56924 sonuçtan 38821 - 38830 arası görüntüleniyor.
Uğur Mumcu
metin - Türkçe
1 Ayrım
629,00 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Türk Siyaset Tarihi
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
Doğan Avcıoğlu'nun önsözüyle, 1980'li yıllar başlarken 70'li ve 60'lı yılları da irdeleyen, yenilmeyen gücün halkın örgütlü gücü olduğunu coşkulu yazılarla anlatan bir yapıt. 'İş, bu gücü örgütlemektedir' diyor Mumcu yıllar önce. Bu güç, yazık ki hala cumhuriyetimizin lokomotifi olabilmiş değil, bu yapıt bu nedenle şimdi de güncel.
Abdurrahman Dilipak
metin - Türkçe
1 Ayrım
1,10 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tarih
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
Bu kitap, Cumhuriyet döneminin iki numaralı adamı İsmet İnönü'nün 1919-1950 yılları arasındaki serüvenini ya da nâm-ı diğer 2. Adam veya, "Milli Şef" dönemine ilişkin gerçekleri anlatmaktadır. Bu dönemin gerçek tarihinin, resmi belgeler, gizlilik duvarı arkasına saklanan İstiklal Mahkemelerinin duruşma zabıtları ve arşivler açılmadan, temel hak ve özgürlükler teminat altına alınmadan, sansürcü zihniyet ortadan kalkmadan yazılabileceğini sanmıyorum. Bu kitap, bu yönde bir talebin doğmasına yol açacak bir katkı olacaksa, hedefine ulaşmış olacaktır.
Claude Levi-Strauss
metin - Türkçe
1 Ayrım
764,00 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Sosyoloji
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
İlk olarak 1952’de yayımlanan "Irk ve Tarih", 1971’de yayımlanan "Irk ve Kültür" ile Lévi-Strauss ile yapılmış radyo konuşmalarının bir araya getirilmesiyle oluşan bu önemli kitabın dördüncü basımı Temmuz 2007 tarihli. Kurtarılması gereken çeşitlilik olgusudur; yoksa her tarihsel dönemin ona verdiği ve hiçbirinin kendisinin ötesine geçemediği tarihsel içerik değil. Dolayısıyla, uç veren buğdaya kulak kabartmak, gizli kalmış potansiyelleri yüreklendirmek, tarihin saklı tuttuğu tüm bir arada yaşama eğilimlerini dürtüklemek ve ayrıca alışılagelmiş şeyler sunması kaçınılmaz olan bütün bu yeni toplumsal ifade biçimlerini şaşırmaksızın, tiksinmeksizin, karşı çıkmaksızın karşılamaya hazır olmak gerekmektedir. "Hoşgörü, olmuş ya da olan her şeyin bağışlandığı hülyalı bir durum değildir. Hoşgörü, önceden görmeye, anlamaya ve isteyeni istediği yere yükseltmeye dayanan dinamik bir tutumdur." Claude Lévi-Strauss
Ali Uçan
metin - Türkçe
1 Ayrım
1,28 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Sanat
Görüntülenme Sayısı: 20
Daniel Evan Weiss
metin - Türkçe
1 Ayrım
977,00 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
Bu kitabı okuduktan sonra evinizi yeniden gözden geçirmeye başlayacaksınız! Özellikle de köşe bucağı. "Onların" sizi nasıl gördüklerini, sizin için ne planlar yaptıklarını hiç düşündünüz mü? Düşünmediyseniz sayfaları çevirmeye başlayın... Kitaplık rafları arasında dünyaya gelen bu kitap kahramanları, yani böcekler, "okudukları" kitapların etkisiyle, insana, hayata dair felsefi söylemler geliştiriyorlar. İsimlerini de roman kahramanlarından alıyorlar doğal olarak: Bismarck, Goethe, Cicero...
metin - Türkçe
1 Ayrım
1,89 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tarih
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
Devlet ve millet adı olarak ilk defa Orkun kitabelerinde (VIH. y.y.'m ilk yarısı) ortaya çıkmasına rağmen, Türk soyu 4 bin yıllık maziye sahip olup, Türklük şuuru yüzyıllar boyu çeşitli iniş ve çıkışlarla canlılığını sürdürmektedir. Bugün Türk adı siyâsî ve kültürel olarak ancak Türkiye Cumhuriyetinde yaşamakta, fakat bu siyâsî birliğin dışında kalan milyonlarca Türk kendi adım kullanamamaktadır. Bu insanlar sadece Türkoloji'nin, yâni daha ziyâde onların dili, şiveleri, edebiyatları ve me-deniyetleriyle uğraşan ilim dalının inceleme konusu olmaktadırlar. Bazı siyâsî görüşlerin inkâra çalıştığı Türk genel adı (Oberbegriff) ve bu adla sıkı sıkıya bağlı olan milyonların tarihî geçmişlerini incelemek bir millî borç olduğu kadar, ilmî bir vazifedir de. Bizim konumuz olan "Rusya Türkleri" Türk genel kavramı içinde bir millî şubeyi teşkil ederler. "Rusya Türkleri" tâbirini 1917'den önce Rusya imparatorluğu diye bilinen ve bugün S.S.C.B. diye adlandırılan siyâsî teşekkülün coğrafî sınırları içinde yaşayan Türk topluluğunu ifâde etmek için kullanmaktayız. Rusya kelimesi her ne kadar bir coğrafî tabirse de, Avrupa'da ve Türkiye'de siyâsî bir kavrama dönüşmüştür. incelememizin ağırlık noktasını 1905-1917 yılları arasında Rusya' dairi ıgelişmeler, tarih bakımından kısa, fakat oradaki Türkler için gayet mühim olan 12 yıllık devre teşkil etmektedir. Son çağ Türk tarihinin çok mühim safhalarından birini meydana getiren bu 12 yıldaki olaylar zincirini, gelişmelerini; bu arada Türklerin fırsattan faydalanamamalarmm, yâni siyâsî birlik kuramamalarının sebeplerini ortaya koymak gibi önemli bir görevi bana araştırma konusu olarak veren, beni teşvik eden, bana yol gösteren değerli ilim adamı, muhterem Hocam merhum Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu'na teşekkür ve minnetlerimi sunmayı bir borç bilirim. Ayrıca uzun bir zaman alan çalışmam esnasında sabır, sevgi ve teşviklerini esirgemeyen değerli eşim, oğullarım Giray ile Yulay'm anneleri Ayşe Dilek Devlet (Orakoğullan) 'e, bu araştırmanım basılmasını sağlayan başta T.K.A.E. başkanı muhterem Prof. Dr. Şükrü Elçin olmak üzere, Bilim Kurumunun sayın üyelerine, baskıda gerekli ilgiyi gösteren Ayyıldız Matbaası ile sayın Bekir Bilgi'ye teşekkürlerimi bildiririm.
metin - Türkçe
1 Ayrım
1,06 MB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
Takdim, Demokrasi Platformu, elinizdeki Türkiye'de Tarikatlar ve Cemaatler sayısıyla, Türkiye'deki özellikle dinle ilgili sorunların, bilimsel bilgi ile, bilimsel zeminde tartışılarak çözüme kavuşturulması gerektiğinden yola çıkarak, bir ilki gerçekleştirmenin mutluluğunu değerli okurlarıyla paylaşıyor. Tarikatlar cemaatler konusu, Türkiye'nin gündeminden hiç düşmüyor. Ancak, bu konuda insanların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayacak, bilimsel nitelikli derli toplu çalışmaların sayısı yok denilecek kadar az. İşte Demokrasi Platformu, bu konularda kafa yoran bilim adamlarının birikimleriyle okurlarını buluşturarak, bu konunun öncelikle doğru anlaşılmasına katkıda bulunmak istemektedir. Tarikatlar, cemaatler, radikal akımlar ve diğer dinsel oluşumlar, sanki bir tür tabu gibi görünmektedir. Bu, herkesin duruşuna, çıkarlarına, beklentilerine göre ürettiği, isteyenin istediği şekilde kullanabildiği; tanımlanamayan, belki de tanımlanmak istenmeyen ilginç bir tabuya benzemektedir. Sorunun kaynağı öncelikle, kökleri derinlerde olan tarikatların halen yürürlükte olan yasağa rağmen varlığını işlevsel bir şekilde sürdürüyor olmasında; konuya, korkuyla karışık önyargı ile yaklaşılmasında; dini alanda sağlıklı özeleştiri/eleştiri geleneğinin bir türlü istenilen düzeyi yakalayamamasında aranmalıdır. Ayrıca, konunun çok yönlü olarak istismara açık olduğu da unutulmamalıdır. Osmanlı'nın enkazı üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı'nın bütün sorunlarını da "sıkıştırılmış" bir vaziyette devralmıştır. Bu doğrultuda atılan en önemli adımlardan birisi 1925'te Tekke ve Zaviyelerin kapatılması olmuştur. O zamanki koşullan iyi değerlendirirsek, bu işin kangren haline gelmiş bir uzuvdan kurtulma operasyonu olduğunu düşünebiliriz. Ancak, üzerinde önemle durulması gereken husus, seksen yılın sonunda Türkiye'nin bir tür tarikat cennetine dönüşmüş olmasıdır. İşin ilginç yanı, tarikatlarla ilgili birtakım sorunlar gündeme oturduğu zaman, hemen "komplo"nun söz konusu edilmesi ve özeleştiriye meydan verilmemesidir. Diğer taraftan, din konusundaki olumsuz duygu ve düşüncelerini dile getirmek isteyenler de, tarikatlar üzerinde öfkelerini kusmaktadırlar. Ortada, hem teolojik boyutu olan, hem de sosyolojik koşulların ürettiği bir sorunun mevcut olduğu açıkça görülebilmektedir. Bu sorun çözülemeyecek bir sorun da değildir. Çözüm, tarikat oluşumlarının tarihsel arka planını görerek, hangi psikolojik ve sosyolojik faktörlerin bu sorunu çözümsüzlüğe doğru sürüklediğini doğru tespit etmekten geçmektedir. Tarikatlar, kentlerimizi köye dönüştüren göç olgusunun bunalttığı insanlar için bir tür sosyalleşme aracı olarak işlev görmekte; dayanışma, aş, iş ve eş bulma konusunda insanları cezbeden sığınak olmaktadır. Herhangi bir sosyal oluşum, sağlıklı ya da sağlıksız, insanların ihtiyaçlarına cevap verdiği sürece, gizli ya da açıktan varlığını sürdürmeye devam edecektir. Demokrasi Platformu, "Tarikatlar, Cemaatler ve Diğer Dinsel Oluşumlar" konusunu Uç sayı olarak planlamıştır. Elinizdeki bu sayıda sadece tarikatlarla ilgili yazılar yer almaktadır. Mustafa Kara, "Cumhuriyet Döneminde Tarikatlar" konusunu ele almakta ve insanda mevcut olan mistik eğilimlerin ortadan kaldırılamayacağı varsayımından hareketle, bu eğilimlerin devletin kontrolünde sağlıklı yönlendirilmesi gerektiği konusunda bir teklifle ortaya çıkmaktadır. Niyazi Usta, hakkında çok şey söylenen, fakat pek az bilinen "Menzil Nakşiliği"ni ele almıştır. Mehmet Demirci, çok merak edilen "Kenan Rıfâî ve Çevresi"nin doğru anlaşılabilmesi için bir pencere aralamıştır: "Sâmiha Ayverdi çevresindeki oluşum bir tarikat mıdır, değil midir? Kanaatimce tarikat da denemez, hayır tarikat değil de denemez. Bu çevrede yaygın olarak tarikat ritüeli ile alâkalı bir şey yok. Müntesiplerin eğitiminde düzenli olarak yürütülen evrad, ezkâr, zikir, vs. yok. Şeklî bir unsur yok. Peki ne var? Sadece gönül bağı var, muhabbet var". Yrd. Doç. Dr. Sezai Küçük, Mevleviliğin hem geçmişine, hem de bugününe ışık tutmaya çalışmıştır. İsmailağa Cemaati, Kamil Ocak'ın kaleminden ilk defa konuyu merak edenlerin karşısına çıkmaktadır. Mehmet Ali Kirman, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Süleymancılık konusunu, ortaya çıkışı, geçirdiği evreler ve günümüzdeki durumu açısından ele almıştır. Son makalede ise Hüseyin Bal, dinin geleceğini tartışmıştır. Demokrasi platformu bu konuyu işlemeye devam edecektir. Bir sonraki sayımızda, İskenderpaşa Cemaati, Işıkçılık gibi konuların yanında, ağırlıklı olarak Alevilik-Bektaşilik-Kızılbaşlık ve Nurculuk konusu ele alınacaktır. Daha sonraki sayımız ise Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketi, siyasi boyut taşıyan radikal dini akımlar, siyasal İslam ve diğer dinsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşacaktır. Planladığımız bu üç sayı ile, Türkiye'yi, Türkiye'deki dini hayatı daha iyi anlamaya, sorunların doğru bilgi ile çözüleceği varsayımından hareketle çözüm odaklı arayışlara ışık tutmaya çalışılacaktır. Din konusundaki sorunlanmızın çoğu, gerek teolojik, gerekse sosyolojik boyutta, daha çok din alanındaki korkunç bilgi boşluğu sebebiyle çözümsüz hale dönüşmektedir. Türkiye'nin geleceği açısından, bizim dinle ilgili sorunlarımızı bir şekilde çözmemiz; bazı sorunların da çözülmüş olduğunu fark etmemiz gerekmektedir. Türkiye'yi iyi anlayabilmek ve doğru değerlendirebilmek için, zaman zaman diğer Müslüman ülkelerle mukayese etmek faydalı olur. Fazlurrahman'ın 14 Haziran 1977'de İslam kitabının Türkçe baskısı için kaleme aldığı önsözdeki şu ifadelerin üzerinde düşünülmesi gerektiği kanaatindeyiz: "Müslüman ülkelerin çoğunda, iyi düzenlenmiş bir İslam eğitim örgütü bile mevcut değildir. Sadece Türkiye, 1949'dan beri insana gerçekten umut veren bir islâm eğitim çerçevesi veya örgütü meydana getirmeyi başarmıştır. Ayrıca Türkler'in, Batı kültürü hakkında oldukça yakın, sistemli ve uzun tecrübesi bulunması ve bugün bir bakıma İslam'ı yeniden keşfetmekte olması dolayısıyla bu ülkede İslam Rönesansının zengin ve anlamlı olacağını ümit etmek açısından önemli sebep bulunmaktadır. Çünkü geleceği ilgilendiren köklü meselelerle saklambaç oyunu oynamayıp, bu meseleleri hakkıyla karşılamak için lüzumlu cesarete sahip olmak, Türkler'in ulusal karakterinde yerleşmiş bir unsurdur. Muhammed İkbal'in de ümit ettiği gibi, Türkiye'nin bir kez daha yeni ve semereli bir İslam Rönesansı'nın öncüsü olduğunu ispatlaması pekala mümkündür". Türkiye, gerçekten de çok sancılı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu sancıların, İslam'ın uygarlığa vücut veren kök hücrelerinin, Batının birikimi ile Türkiye üzerinde buluşmasından da kaynaklandığını; bir tür mayalanma sancısı olduğunu düşünmek de pekala mümkündür. Belki de bunlar, yeni bir uygarlığın mayalanma sancılandır... Prof. Dr. Hasan ONAT Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi
Cüneyt Arcayürek
metin - Türkçe
1 Ayrım
2,14 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Siyaset
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
"Derin devlet nedir? Derin devlet aslında kontrgerillanın başkalaşmasıdır. Her ülkede farklı adlarla anılan örgüt, NATO tarafından organize edilir. Faaliyetleri tüm ülkelerde Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde izlenir. Elemanları,ağırlık olarak Panama ve Amerika'da eğitim görürler. 11 Eylül sonrasında NATO tarafından revizyondan geçirilmiş ve ellerindeki teknoloji iyileştirilmiştir. Şu an kendilerine ait özel hapishaneleri de vardır." Bu örgütler; sol siyasi güçlere karşı gizli bir savaş yürüttüler... Bir dizi terörist saldırı ve insan hakları ihlallerinde yer alıp, trenlerde ve pazar meydanlarında gerçekleştirilen bombalı katliamlardan (İtalya), rejim karşıtlarına sistematik işkence uygulamasına (Türkiye), sağ kanat askeri darbelerin desteklenmesinden (Yunanistan ve Türkiye) muhalif grupların paramparça edilmesine uzanan geniş bir saldırı yelpazesinde kullanıldılar...
Christiane F.
metin - Türkçe
1 Ayrım
1,17 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Günlük
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
Bu, bir roman değil, Christiane'nin kelimesi kelimesine gerçek, yaşanmış tüyler ürpertici öyküsü... Bu kitabı oluşturan anılarını anlattığında Christiane 16 yaşındaydı. 12 yaşında esrara, 13 yaşında eroine başlamıştı. Müptela oldu. Sabah okula gitti, öğleden sonra kendisi gibi eroinman olan arkadaşlarıyla birlikte fahişelik yaparak eroin parası kazandı. Annesi, tam 2 yıl kızının bu ikili yaşantısını fark etmedi. Christiane, kendisini uyuşturucu kullanmaya iten rahatsızlıklarını, tepkilerini ve çocukluktan genç kızlığa geçme çağında bir eroinman olarak anlatmaya çalıştı bu kitapta. Bugün artık, üzülerek belirtelim, eroin yaygın bir problem haline gelmektedir toplumumuzda. Ama bütün toplumlar için büyük bir tehlike. Christiane'nin öyküsünün çok yakınımızda tekrarlanmaması için bir uyarı saymalıyız onun anlattıklarını. Her gün 13-15 yaşlarında pek çok çocuğun, gencin adlarını gazetelerde " AŞIRI DOZDA EROİN ALARAK ÖLDÜ..." başlığı altında okumamamız için bir uyarı !
Reha Poroy
metin - Türkçe
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Hukuk
Görüntülenme Sayısı: 20
Konusu:
-İşletmenin Unsurları ve Ticaret Fonu Ticari İşletme Rehni Tacir ve Tacir Yardımları Ticari Mümessil Ticari Vekil Acenta Tek Yetkili Satıcı Komisyoncu Tellal Ticari Davalar Ticari Defterler Ticaret Sicili Cari Hesap Ticaret Ünvanı İşletme Adı, Alanı Haksız Rekabet Rekabet Hukuku Marka

Sayfalar