En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 58425 sonuçtan 39931 - 39940 arası görüntüleniyor.
Tahsin Yücel
metin - Türkçe
4 Ayrım
749,15 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Deneme
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Roman ve öykülerinden bildiğimiz anlatı ustası, araştırmalarından tanıdığımız bilim adamı, sayısız çevirisinden izlediğimiz sabırlı işçi, bu kez farklı bir kimliğiyle karşımıza çıkıyor: Tartışmalar, Tahsin Yücel'in son onbeş yılda giriştiği gözüpek polemikleri bir araya getiriyor. Her birinin bağlamını anımsatarak peşpeşe diziyor onları Tahsin Yücel: Ortaya böylece düşünsel bir roman çıkıyor: Bir bakıma 1980 sonrasının da kültürel anatomisi.
Claude Quetel, Jean Charles Brisard
bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
19 Ayrım
449,74 MB
Eser Türü: Kitap
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Svetlana, Edda, Carmen, Beşşar, Li Na ve diğerleri... Tanıdık geldi mi? İlk bakışta sıradan gelen bu isimlerin önemini anlamak için babalarının kim olduklarını da bilmemiz gerek: Stalin, Mussolini, Franco, Hafız Esad, Mao... 20. yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocukları onlar. Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı. Peki ya diğerleri? Çavuşesku, Kaddafi, Duvalier, Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Mobutu, Kim İl-sung, Bokassa, Pinochet, Castro, Lukaşenko, Rıza Pehlevi. Jean-Christophe Brisard ile Claude Quétel’in yönetiminde, araştırmacı gazeteci ve tarihçilerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Diktatörlerin Çocukları, iyi niyetle yola çıktıktan sonra iktidar uğruna yoldan çıkan, yakın dönemin tarihsel figürlerinden bir seçki sunuyor.
Robert Silverberg
metin - Türkçe
2 Ayrım
407,23 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Yabancı yaratık konuşurken, Kennedy, Şef Gunther'in onları daha yakından tanımasını niçin istemediğini daha iyi anlıyordu. Onlar, ilkel vahsiler olmaktan çok uzaktılar. Belki de dünyalılarınkinden çok daha eski bir kültürleri vardı. Gezegenlerinin açık genişliği, onların teknolojik gelişmelerini olanaksız kılmıştı. Ama bu eksikliklerini giderme yollarını bulmuşlardı. Onlar, beklemeyi ve yenilgiyi kabullenmeyi bilen yaratıklardı. Gökyüzünün çok çok dışından gelip, kendilerini tehdit eden istilacılar karşısında bile umutlarını yitirmeyen bir yaradılışa sahiptiler.
İlhan Kutluer
metin - Türkçe
2 Ayrım
604,05 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Felsefe
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
İslâm felsefesinin özgün klasikleri, hem belirli bir felsefe tasavvurunu şekillendiren hem de bu tasavvurun yönlendirdiği şaheserlerdir. Bunları ortaya koyan entelektüel muhit, İslâm medeniyetinin temel değerleriyle uyum içinde olan bir “felsefe paradigması”na ulaşma idealini genel olarak gözetmişti. Ulaşılan başarıların temel ilke ve değerlerle çatıştığı kanaatinde olan ilim ve fikir muhiti ise felsefî geleneği eleştirip yargıladı. Ancak aleyhte tavırların dahi çoğu zaman söz konusu “felsefe paradigması”na iştirak ettiği gözlendi. Bu kitap, özellikle kendini İslâm felsefe geleneği içinde konumlandıran entelektüellerin felsefeyi bir “hikmet” ve “ilim” olarak nasıl kavradıklarını incelemektedir. Süreklilik, özgünlük ve ilmîlik fikrinin şekillendirdiği bu “felsefe tasavvuru”, bu kitabın temel konusunu oluşturmaktadır.
F.T. Marinetti
metin - Türkçe
2 Ayrım
470,16 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Edebiyat
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Tomasso Marinetti'nin 1909 yılında Figaro gazetesinde durumu şöyle özetleyecekti: Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır, Edebiyat durgunluktan ve uyuşukluktan sıyrılmalıdır. Edebiyatta işlenecek konular saldırgan hareketler, kavga ve dövüştür. Dünya yeni bir güzellikle zenginleşmiştir. Yeni güzellik sürattir, hızdır, Motoru güçle sarsılan, homurdanan bir yarış arabası Victoire de Samotrace'dan daha güzeldir. Ancak kavga güzeldir. Saldırgan niteliksiz bir şaheser olamaz. Şiir tanınmayan ve bilinmeyen güçlere karşı saldırgan olmalıdır. Yüzyılların en yüksek noktasında bulunuluyor. Olanaksızların kapısını açmak dururken geride kalınmamalıdır. Zaman ve mekan artık ölmüştür. Sınırsız ebedi sürat elde edildiğine göre, mutlakta (absolu) yaşanıyor demektir. Dünyanın tek sağlık ilacı savaştır, militarizm, feminizm, fırsat kollayıcılık, çıkarcılık lanetlenmelidir, denmektedir. Bu kırıp geçiren, yıkıcı şiddetteki bildirgemizi İtalya’dan bütün dünyaya ilan ediyoruz ve Fütürizm’i kuruyoruz; çünkü ülkemizi, profesörlerin, arkeologların, çenesi düşük edebiyatçıların ve antikacıların kangreninden kurtarmak istiyoruz. F.T.Marinetti
Gaius Julius Ceasar
metin - Türkçe
2 Ayrım
631,98 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Siyasi Tarih
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Gaius Julius Caesar belki de Roma Çağı’nın günümüzde en çok bilinen kişisidir. Onun Gallia’yı fethinin anısı günümüzde dahi hâlâ popüler çizgi romanlarda yaşatılmaktadır. İşte elinizde tuttuğunuz bu eser Caesar’ı ve onun Gallia Savaşı’nı öğrendiğimiz esas kaynaktır. Gaius Julius Caesar’ın Gallia Savaşı notları yalın diliyle Eskiçağ’dan beri Latince eğitiminde kullanıaln başlıca kaynak olmuştur. Caesar, ünlü rakibi Pompeius’u mağlup edip Roma’nın bir numaralı adamı olmadan önce ona asıl ününü kazandıran Gallia’da yaptıklarıydı. GAllia Savaşı içeriksel olarak ele alındığında da daha Eskiçağ’da popüler olmuştu. Gallia Savaşı, Caesar’ın askeri dehasını olduğu kadar Eskiçağ Gallia’sıyla Gal ve Germen kabilelerinin yaşayış kültür ve tarihini anlatan temel bir eserdir.
Kamuran Şipal
metin - Türkçe
2 Ayrım
1,51 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Hikaye
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Aynada kravatını bağlıyordu, beğenmedi. Bir maske gibi, diye düşündü. Bir maske gibi. Kravatın bir ucunu aşağı doğru çekip düğüm yerini boynuna kaydırdı. Düğüm yeri oturdu boynuna, boynunu sıktı. Bir maske gibi. Ve yıllar yılı, azar azar... Düğüm yerini küçük bularak çözdü, yeniden bağladı. İrice bir düğüm, daha irice, daha bir irice, çöreklendi boynuna. Yüzüne kan geldi. Kırmızı kan. Damarlarda kan. Atardamarlar, toplardamarlar ve bir şahdamar. Yıllar yılı, azar azar... Eller, kollar, parmaklar sonra. İğne batırılınca pıhtılaşan kan. Şahmerdan. Ve bir şahdamar sonra ve bilekler. Ve gözler. Gözlerde kan izleri. Günden güne koyulaşan kan. Geceleri üzerine yürüyen kan. Gece Lambalarının Işığında, Çağdaş Alman edebiyatından ve Franz Kafka’dan yaptığı önemli çevirilerle de tanınan Kâmuran Şipal’in öykülerini bir araya getiriyor: Beyhan (1962), Elbiseciler Çarşısı (1964), Büyük Yolculuk (1969), Buhûrumeryem (1971) ve Köpek İstasyonu (1988).
Ernest Mandel
metin - Türkçe
2 Ayrım
2,11 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: ekonomi
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Geç Kapitalizm, Marx'ın Kapital'de geliştirdiği kapitalist üretim tarzının hareket yasalarının genel teorisini 20. yüzyıl kapitalizminin somut tarihine uygulayan ilk büyük Marksist sentezdir. Mandel, çözümlemesine kapitalist ekonomilerin nasıl incelenmesi gerektiğine dair Bauer, Grossman, Luxemburg ve Buharin'in yaklaşımlarının eleştirel bir değerlendirmesini de içeren bir tartışma ile başlıyor. Daha sonra yazar dünya pazarının yapısını ve artı-kârın çeşitli biçimlerini özetliyor. Yazar ayrıca Napoleon Savaşları'ndan bu yana kapitalist gelişmenin "uzun dalga"larının bir şemasını sunuyor.
Edgar Lawrence Doctorow
metin
2 Ayrım
682,09 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
İlk yayımlandığı 1975 yılından bu yana 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının klasiklerinden biri kabul edilen Ragtime'da Doctorow, gerçek ile kurmacayı, tarihi kişilikler ile anonim Amerikalıları (ve "Amerikalı olmayı" kafasına koymuş göçmenleri) bir araya getiriyor; buradan, 20. yüzyılın ilk yirmi yılını kateden, hem eğlenceli hem trajik bir Amerika portresi çıkarıyor. Bu sürükleyici hikâyenin içinde Henry Ford ve Sigmund Freud da var, anarşist Emma Goldman ve sihirbaz Houdini de. Ama sadece onlar da değil: Orta sınıf Amerikan aileleri, gangsterler, müzisyenler, fabrika patronları ve işçileri, Doğu Avrupalı göçmenler... Amerika'nın çeşitli çevrelerinden kişilerin hayatlarından kesitlerle başlayan ve sıradan bir ailenin hayatına giren bir siyahi müzisyenin adalet arayışıyla hız kazanan hikâye, Doctorow'un dönemin gözde müziği ragtime'ın kesik tempolu parçalarını andıran kısa cümleli, hızlı anlatımıyla hayat buluyor.
Oğuz Tektaş
metin - Türkçe
2 Ayrım
850,12 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Anı/Mektup
Görüntülenme Sayısı: 19
Konusu:
Annelerimiz eşyalarını özenle korur, bozulduklarında ertesi gün yerine yenisinin gelmeyeceğini bilirlerdi. Hemen hepsinin elinde bir iğne iplik önlüklerin sökükleri okula gitmek üzereyken ayaküstü dikilirdi. Günlerinde kek, börek, "bir çay daha!", poğaça, "Ay! Komşu tatlıda mı yaptın!" derken başlarlardı şişmanlamaya. Evlerini yuva yapmaya çalışırken yorulurlar, ama asla yorgun olmazlardı. Sokağımızdaki teyzeler annelerimiz gibiydi. Susadığımızda evlerine girer su içerdik. Koşar, düşer, terleriz, burnumuz akar. Üzülür, ağlarız yine akardı. Kollarımıza silerdik burunlarımızı. Göm-leğimizin, kazağımızın, gocuğumuzun, uzun kollu neyimiz varsa hepsinin uçları meşin gibi olurdu. Kelebekler konardı omuzlarımıza, uğurböcekleri en sevimli halleriyle kendilerine birinin mani söylemesini beklerlerdi. Her delikten bir kertenkele uzatır kafasını, başka bir deliğe saklanmadan önce ufak değneklerimiz-le kovalardık onları. Antenler yerlerini kapmadan önce leylekler yuvalarını çatılarımıza yapardı. Elimizde Japon Çekirdekleri sokaktan gelip geçenlere bakarken çitler, soranlara adres tarif ederdik. Hepimizin orada, uzakta köylerimiz vardı... Sadece sebze ya da tahıl ürünleri değil, yatılı misafirlerimiz de gelirdi köylerden. Bir gelen haftalarca gitmezdi. Evci askerlerin kıyafetlerinin kokusu sinerdi duvarlarımıza. Yedikleri dayaklardan yiyemedikleri yemekler-den bahseder, bir hafta sonra yine gelmek üzere giderlerdi. Böyle olduğu halde neden mektup yazarlar anla-mazdım. Yoğurtçular, hurdacılar, kalaycılar, bileyiciler fuar alanı gibi kullanırlardı sokakları. Kendilerine has ezgileriy-le bağırıp gezerlerdi. Bekçilerimiz vardı; kahverengi polislerimiz. Düdüklerini öttürür, bozacılarla beraber gece-lerin sesi olurlardı. Şoförler: "Bundan iyisini ancak Allah yapar," derlerdi efsane otobüs 302 için. "NeAnadol'u be! Babadol, Babadol," deyip dururdu dayım. "O zamanlar Kumburgaz bize çok uzak, fotoğraflarımız sepya, hayatımız siyah-beyazdı. Domatesler kesil-diklerinde etrafa güzel kokular yayar, evlerimizin balkonunda ya da pencere önlerinde Vita marka yağ teneke-lerinde biberler, fesleğenler, çilekler yaşardı. Balkondan uzansak erik, kayısı, kiraz veya vişne toplayabilirdik belki ama misafirliğe gittiğimizde elimiz muza kayardı."

Sayfalar