“İki güneş zamanı uzaklaşmak,
yeni bir masal için yeterli bir mesafeydi.”
İstanbul’dan Mardin’e uzanan nefes kesen bir yolculuğa hazır mısınız?
Öyleyse, her yaşadığı acıda yeniden doğan Meltem’in ve trende tanıştığı, ona yeni adını veren Murat’ın “olmaz bu kadar” dedirtecek hikâyesi sizi bekliyor.
Bana Adımı Söyle’yi okurken Mezopotamya’nın tarihe kafa tutmuş bir köyünde
yeniden varoluşun hikâyesine tanık olacaksınız.
Uyarmalıyız ki “Nereye gidiyor bu hikâye? Peki, Murat bu hikâyeden ne pay alacak?” sorusu aklınızda hep yankılanacak.
Ve sonunu asla tahmin edemeyeceğiniz, herkesi şaşırtacak usta bir kurgu ile yazılmış bu romanın uzun süre etkisinde kalacaksınız.
“Bu benim acılarıma dayanma, tahammül etme yolum” dedi Meltem.
Yüzüne yansıyan ay ışığını parmağıyla severek.
“Yeni adın Hivron olsun” dedi Murat. “Ay ışığı demek...”
Elinizdeki kitap, kendine yazı yazmak için bir yer hayal eden bir yazarın, o yeri kendi elleriyle inşa etme sürecini anlatıyor.
*Bana Ait Bir Yer, evimin arkasındaki ormanda, okumak, yazmak ve hayal kurmak için inşa ettiğim pek de ilkel olmayan kulübe hakkında. Ünlü ya da önemli bir bina değil ama benim için dünyaya bedel.*
Arzunun Botaniği ve Etobur-Otobur İkilemi ile tanıdığımız ünlü yazar Michael Pollan, bizi bu kez Fang Shui’den Walden’a, mimarlığın kökenlerinden pencerenin tarihine, mekan ve mimarlık alanında daha önce ayak basılmamış bir rotada gezmeye davet ediyor. Ama dikkat: bu bir ‘nasıl yapılır’dan çok bir ‘nasıl düşünmek gerekir’ kitabı.
Mimarlık sanatına ve inşaat işine doğa gözlüğünden bakmak ve ‘başka türlü’ de olabileceğini görmek isterseniz hemen kapağı çevirin.
Ondan kaçabilmek için üç ülke değiştirmiştim. Ve şimdi İtalya'daydım. Gece uyumak için otel odama girdiğimde hemen üzerimi değiştirip yatağın içine girdim. Yüzüme vuran ışıkla gözlerimi açtım. Gece lambası açıktı. Ama ben gece lambasını açmamıştım ki… Yatağın karşısındaki kıpırtı dikkatimi çektiğinde oraya baktım. Gözlerim dolmaya başladı. Yavaşça titriyordum. Nefes alamamaya başladım. Ama onda hiçbir değişiklik yoktu. Yatağın karşısındaki tekli koltukta oturmuş, elindeki bardaktan anladığım kadarıyla viski içiyordu. Gözümden bir damla yaş akınca bardağı yere attı. Yatakta yavaşça üzerime çıkmaya başladı. Tam anlamıyla göz göze geldiğimizde boğuk ve sert sesiyle konuştu… "Nereye gidersen git bulurum seni. Benden kaçamazsın, seni bırakmam. Sen bana aitsin."
Baltimore Cinayet Masası Dedektifi J.D. Fitzpatrick meslek hayatı ve Afganistan’daki görev süreci boyunca birçok vahşete tanık olmuştu. Fakat şehirde bulunan dehşet verici işkence yöntemleriyle öldürülmüş sonra da parçalanmış cesetler gibisini görmemişti. Dedektif Fitzpatrick bu sefer intikam ateşiyle yanıp tutuşan acımasız bir katille karşı karşıyadır ve Otopsi Uzmanı Dr. Lucy Trask’ın soruşturmayla alakası olabilecek bazı delilleri sakladığından şüphelenmeye başlamıştır.
Baltimore Cinayet Masası Dedektifi J.D. Fitzpatrick meslek hayatı ve Afganistan’daki görev süreci boyunca birçok vahşete tanık olmuştu. Fakat şehirde bulunan dehşet verici işkence yöntemleriyle öldürülmüş sonra da parçalanmış cesetler gibisini görmemişti. Dedektif Fitzpatrick bu sefer intikam ateşiyle yanıp tutuşan acımasız bir katille karşı karşıyadır ve Otopsi Uzmanı Dr. Lucy Trask’ın soruşturmayla alakası olabilecek bazı delilleri sakladığından şüphelenmeye başlamıştır.
Ona duyduğu ilgi, işini yapmasına engel olacak mı?
Otopsi uzmanı Dr. Lucy Trask, Dedektif Fitzpatrick’in şefkat ve sevgisine karşı koyamasa da, işle aşkı birbirine karıştırmaya hiç niyeti yoktur. Özellikle de ortalıkta gaddar bir katil kol gezerken. Ve özellikle de korkunç ölümlerle bağlantılı karanlık bir sır saklıyorken. Ne var ki bu sır Lucy Trask’ı katilin bir numaralı hedefi haline getirmiştir.
Seni terk eden insanlar olacaktır, bırak hepsi terk etsin,
insan dünyadan uzaklaştıkça Rabb'ine yakınlaşır.
O'nun dostluğu ile yeniden doğar...
Bir insan yüreğini üşütüyorsa üzülme,
Allah oraya rahmetini bırakır
sıcacık eder. Sen yeter ki
kapını açık tut!...
Sen gözyaşını bir elinle silerken
melekler sırtını sıvazlar ve der ki;
üzülme Hak teala senin hakkını ahretinde
kendi verecek...
O halde de ki; Bana Allah Yeter
(Tanıtım Bülteninden)
Seni terk eden insanlar olacaktır, bırak hepsi terk etsin,
insan dünyadan uzaklaştıkça Rabb'ine yakınlaşır.
O'nun dostluğu ile yeniden doğar...
Bir insan yüreğini üşütüyorsa üzülme,
Allah oraya rahmetini bırakır
sıcacık eder. Sen yeter ki
kapını açık tut!...
Sen gözyaşını bir elinle silerken
melekler sırtını sıvazlar ve der ki;
üzülme Hak teala senin hakkını ahretinde
kendi verecek...
O halde de ki; Bana Allah Yeter
Gazali bu kitabında, arkadaşlık konusunu dini, tasavvufi ve kısmen felsefi yaklaşımlarla işlemektedir. Arkadaşlık çeşitleri, fıtri, pisikolojik ve sosyal sebepleri, gayeleri, fayda ve zararları, insanların arkadaşlara olan ihtiyaçları, arkadaş seçilecek kimsede aranması gereken nitelikler, akıllı ve aptal arkadaşların özellikleri, arkadaşların birbirlerine karşı tutumlarının neler olması gerektiğini derin bir vukfla ele almaktadır.