Eserlere Göre Listeleme

Toplam 5238 sonuçtan 4451 - 4460 arası görüntüleniyor.
  • Orhan Kural
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    159 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gülhan Canpolat
  • Hrant Dink
    insan sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    272 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Merve Balçık
    Bu Köşedeki Adam, Uluslararası Hrant Dink Vakfı Yayınları'nın ikinci kitabı. Hrant Dink'in 1997-2007 yılları arasında kaleme aldığı, Agos, Yeni Binyıl ve Birgün gazetelerindeki yazılarından yapılmış bir seçki: "Türkiyeliyim... Ermeniyim... İliklerime kadar da Anadoluluyum. Bir gün dahi olsa, ülkemi terk edip, geleceğimi Batı denilen o 'hazır özgürlükler cenneti'nde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek yarattıkları demokrasilere sülük misali yamanmayı düşünmedim. Kendi ülkemi de o türden özgürlükler cennetine dönüştürmek ise temel kaygım oldu. Ülkem Sivas için ağlarken, ağladım. Halkım çetelerle boğuşurken, boğuştum. Kendi kaderimi ülkemin özgürlüğünü yaratma süreciyle eşledim. Şu anda yaşayabildiğim ya da yaşayamadığım haklara da bedavadan konmadım, bedelini ödedim, hâlâ da ödüyorum." (Tanıtım Bülteninden) .
  • Somnur Vardar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    391,48 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Bahar Çotur
    İlk olarak 1991’de, Körfez Savaşı televizyonlardan canlı olarak yayınlanırken ekranların alt köşesinde açılan küçük kutucukta gördük onları. İngilizce yayını Türkçeye çeviriyorlardı. Ama 1983’te, İstanbul Film Festivali’nde Türkçe altyazısı olmayan filmlerin gösterimi sırasında beyaz perdede konuşulanları anı anına çevirenler de onlardı. Başbakanların, cumhurbaşkanlarının kulağının dibinde de görmüşlüğümüz vardır bu “hanımefendiler ve beyefendileri.” Her şey 1960’ların ilk yarısında Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti’nin gazetelere verdiği ilanlarla başlamıştı: İleri derecede yabancı dil bilen, genel kültürü zengin, iyi yetişmiş gençler aranıyordu. Amaç verilecek eğitim yoluyla konferans çevirmeni yetiştirmekti. Başvuranların çoğu o güne dek böyle bir mesleğin varlığından bile haberdar değildi. Ama oldular. İlk konferanslarından bugüne, sendika toplantılarından, zeytinciliğe, çok farklı alanlarda sözlü çeviriler yaptılar; ülkenin ve anadillerinin yıllar içinde değişimini gözlemlediler. Üniversitelerde bölümler kurdular, yeni nesil çevirmenleri yetiştirdiler; gazete ilanıyla tesadüfen seçtikleri işi saygın bir mesleğe dönüştürdüler. 1969’da birkaç çevirmenin girişimiyle kurulan, yıllar içinde çalışma etiği ve ilkelerini geliştirerek gerçek anlamda bir meslek kuruluşuna dönüşen Türkiye Konferans Tercümanları Derneği’nin üç kuşağı bu kitapta bir araya geliyor, kaybettiklerini anıyor. Hep başkalarına ses olan konferans çevirmenleri, şimdi kulaklıkları çıkarıyor ve mesleklerinin hikâyesini anlatırken Türkiye’nin yakın tarihine bir başka yönden tanıklık ediyorlar.
  • Can Kozanoğlu
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,31 MB
    Eser Türü: Kitap
    Futbol, Türkiye'nin en istikrarlı aşkı. Kökü yüz yıl öncesine giden ve ucu görünmeyen bir büyü... Bu ülkede çoğu gün futbolla yatılır, futbolla kalkılır; bir gol olur, beş can gider; seçimlerde futbol destekli oy hesapları yapılır; birileri 47 ay "milli birlik-beraberlik" diye yırtınır, milli birlik-beraberlik 48. ayda, Dünya Kupası başlayınca, "Brezilya taraftarlığı" üzerinden sağlanır... "Futbolsever toplum" olmak iyidir de, o sınır sıklıkla ihlal edilir, "futbol toplumu" topraklarına geçilir. Niçin? Bu Maçı Alıcaz!, o niçin'in yüz yıllık izini süren bir kitap. Niçin, nasıl, kim?.. Transfer hikayelerinden sürgünle sonuçlanan mağlubiyetlere, çocukluk umutlarından emeklilik yıllarına, futbolcu kimdir, "hoca" kimdir? Bir insan niçin hakem olur, bir hakemin başına neler gelir? Sonra tribünler, taraftar kimliği, "alaturka hooliganlar", Anadolu-İstanbul çekişmesi... Talat Paşa'dan bugüne devlet-kulüp ilişkileri, iktidar-futbol ilişkileri; İnönü'den Menderes'e, Demirel'den Evren'e, Özal'dan Çiller'e asker-sivil futbol darbeleri; "militarist futbol"dan "polis devleti" futboluna geçiş... Ve tabii, anlı şanlı tezahürat tarihimiz... Sahaya ilk kez 1990'da çıkan Bu Maçı Alıcaz!'ın, notlandırılmış yeni baskısı...
  • Pearl S. Buck
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,64 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Nazım Hikmet
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    126,41 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ayşe Yılmaz
    "Dörtnala gelip Uzak Asya'danAkdeniz'e bir kısrak başı gibi uzananbu memleket, bizim.Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplakve ipek bir halıya benziyen toprak,bu cehennem, bu cennet bizim.Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,yok edin insanın insana kulluğunu,bu dâvet bizim…Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hürve bir orman gibi kardeşçesine,bu hasret bizim…"
  • Osman Yüksel Serdengeçti
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    406,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bu millet neden ağlar? Bu millet dertli millet, ondan ağlar! Bu millet aşık millet, ondan ağlar! Bu millet büyük mazisini, bütününü canını cananını kaybetti. Onu arıyor! Ondan ağlar!..?
  • Necdet Sakaoğlu
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    32,39 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Necdet Sakaoğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    4,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitapta Osmanlılığı temsil eden 36 –şayet Fetret beyleri Emir Süleyman ve Musa Çelebi de sayılırsa 38– padişahın yaşamöyküsü, ilgiyle okunacak tarzda ve arada kaynak yapıtlardan kısa alıntılara da yer verilerek anlatılmıştır. Yetki ve protokol bakımından Türk, Sasani, Abbasi, Bizans imparatorluklarının, çağa ve bölgeye uyarlanmış özgün bir sentezi olan padişahlık; temelde “padişah olmazsa düzen de olmaz” ilkesine dayanıyordu. Padişah-halifenin “Buyurdum ki” sözcüğünü içeren ferman ve iradelerinin gereğini yapmamak hem suç hem günahtı. Padişahlar, 1300’lerden 1453’e değin daha yalın ve beşeri kimliklerle büyükçe bir Türk beyliğini temsil eden “gazi” beyler ve hanlar iken, 1453’ten 1839’a uzanan yaklaşık dört yüzyıl boyunca mutlak monarşinin imparatorlar için öngördüğü bütün yetkileri üstlendiler. Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi sayılmaları da bu dönemdedir. Otokratik çağdaşlaşma ve meşruti monarşi evresi sayılan 1839-1922 döneminin başında, Abdülmecid ve kardeşi Abdülaziz ile büyük oğlu V. Murad Tanzimatı; yine Abdülmecid’in oğulları olan son üç padişahtan II. Abdülhamid ilan ettiği Meşrutiyet Kanun-i Esasi’sini askıya alarak “istibdat” (kişisel, keyfi, sindirici yönetim) denilen bir saltanat rejimini; V. Mehmed Reşad ikinci kez ilan edilen Meşrutiyet’in neredeyse yetkisiz simgesel padişahlığını, VI. Mehmed Vahideddin ise ağabeyi II. Abdülhamid’in istibdadına özense de çözülüşün ve çöküşün sorumluluğu omuzlarına yüklenen “son padişah” bahtsızlığını temsil etmişlerdir.
  • Necdet Sakaoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    142 Ayrım
    1224,55 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nurhayat Koca
    Bu kitapta Osmanlılığı temsil eden 36 şayet Fetret beyleri Emir Süleyman ve Musa Çelebi de sayılırsa 38 padişahın yaşamöyküsü, ilgiyle okunacak tarzda ve arada kaynak yapıtlardan kısa alıntılara da yer verilerek anlatılmıştır. Yetki ve protokol bakımından Türk, Sasani, Abbasi, Bizans imparatorluklarının, çağa ve bölgeye uyarlanmış özgün bir sentezi olan padişahlık; temelde "padişah olmazsa düzen de olmaz" ilkesine dayanıyordu. Padişah halifenin "Buyurdum ki" sözcüğünü içeren ferman ve iradelerinin gereğini yapmamak hem suç hem günahtı. Padişahlar, 1300'lerden 1453'e değin daha yalın ve beşeri kimliklerle büyükçe bir Türk beyliğini temsil eden "gazi" beyler ve hanlar iken, 1453'ten 1839'a uzanan yaklaşık dört yüzyıl boyunca mutlak monarşinin imparatorlar için öngördüğü bütün yetkileri üstlendiler. Tanrı'nın yeryüzündeki gölgesi sayılmaları da bu dönemdedir. Otokratik çağdaşlaşma ve meşruti monarşi evresi sayılan 1839-1922 döneminin başında, Abdülmecid ve kardeşi Abdülaziz ile büyük oğlu V. Murad Tanzimatı; yine Abdülmecid'in oğulları olan son üç padişahtan II. Abdülhamid ilan ettiği Meşrutiyet Kanun-i Esasi'sini askıya alarak "istibdat" (kişisel, keyfi, sindirici yönetim) denilen bir saltanat rejimini; V. Mehmed Reşad ikinci kez ilan edilen Meşrutiyet'in neredeyse yetkisiz simgesel padişahlığını, VI. Mehmed Vahideddin ise ağabeyi II. Abdülhamid'in istibdadına özense de çözülüşün ve çöküşün sorumluluğu omuzlarına yüklenen "son padişah" bahtsızlığını temsil etmişlerdir. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar