En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 56941 sonuçtan 501 - 510 arası görüntüleniyor.
Erdem Çemç
metin - Türkçe
2 Ayrım
4,39 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Üniversite Hazırlık
Görüntülenme Sayısı: 360
Jo Nesbo
insan sesi mp3 - Türkçe
43 Ayrım
724,06 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Polisiye Roman, Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 360
Konusu:
n yılda on bir kadın yılın ilk karı yağdığında ortadan kaybolmuştur. Cesetleri yok eden katilin aklında korkunç bir plan vardır. Ve bu planda Harry Hole’a dehşet verici bir başrol öngörülmüştür… 51 DİLDE 28 MİLYON OKUR "Nesbo'yla henüz tanışmadıysanız şimdi tam zamanı." -USA TODAY Yılın ilk karı yağmıştır. Jonas gece yarısı uyandığında annesini evde bulamaz. Ondan geriye sadece bir iz kalmıştır: Bahçede kendiliğinden belirmiş bir kardan adamın boynuna sarılı duran pembe bir atkı. Jonas’ın annesine hediye ettiği atkı… Dedektif Harry Hole kayıp kadınla kendisine ulaşan imzasız mektubun arasında bir bağlantı olduğundan şüphelenir. İlk araştırmanın sonucunda son on yılda on bir kadının, yılın ilk karı yağdığında kaybolduğu ortaya çıkar. Cesetleri yok eden katilin aklında korkunç bir plan vardır. Ve bu planda Harry Hole’a dehşet verici bir başrol öngörülmüştür. “Müthiş bir polisiye: Zekice, görkemli, iyi bir temposu ve özenle işlenmiş bir olay örgüsü var.”—Newsday “Nesbo canilerin karanlık zihinlerini gaddarca bir zevkle inceliyor ve katilleri bulmayı hiç beklemeyeceğiniz yerlere saklıyor. (…) Romanları deli gibi bağımlılık yapıyor.” —Vanity Fair
Albert Camus
insan sesi mp3 - Türkçe
12 Ayrım
207,87 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Edebiyat
Görüntülenme Sayısı: 359
Konusu:
Albert Camus [“Alber Kamü” şeklinde okunur] eserleri 20. Yüzyılın felsefi akımını biçimlendirmiştir. Bu eserlerden en ünlüleri olan “Yabancı” ve “Veba” ile tanınan Cezayir doğumlu Fransız varoluşçu yazar Albert Camus, “absürdizm” akımının önde gelen yazarlarından biridir. Albert Camus, 7 Kasım 1913 yılında Cezayir’in Mondavi kentinde dünyaya geldi. Yoksul bir ailede büyüyen yazarın babası 1. Dünya Savaşı’nda ölünce İspanyol asıllı annesiyle bu yoksul hayatı sürdürmeye devam etti. 1923 yılında Lise öğrenimine başladı. Burada başarılı bir öğrencilik hayatı sürdürdü ve Cezayir Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’ne gitti. Camus, üniversitedeki hayatı boyunca felsefe alanında kendini geliştirirken bir yandan da okulun futbol takımında kalecilik yapıyordu. Ne yazık ki yazarın 1930 yılında verem hastalığına yakalanması futbol kariyerini sonlandırdı ve yazar, akademik çalışmalarına odaklanmaya başladı. Üniversitedeyken bir yandan da politikayla ilgileniyordu ve 1934 yılında Komünist Parti’ye katıldı. O dönemde İspanya, yaklaşan iç savaş sesleriyle çalkalanmaktaydı ve Camus, İspanya’nın milliyetçi Franco’nun eline düşeceği kaygısıyla bu partiye kaydoldu ve faşizm karşıtı hareketlerde yer aldı. Komünist Parti üyesi olması tamamen hümanizm doğrultusundaydı. Komünizmi de Sovyetler Birliği’nin metotlarını da ağır bir dille eleştiriyordu ve bu yüzden farklı ideolojik bakış açıları nedeniyle sonraki yıllarda partiyle ilişkisi sonlandırıldı. Yazar, Simone Hie ile evlendi fakat evlilikleri çok kısa sürdü. Albert Camus’nün ikinci evliliği 1940 yılında matematikçi ve piyanist Francine Faure ile gerçekleşti ve bu evliliklerinden Catherine ve Jean adında çocukları oldu. İkinci Dünya Savaşı, ilk yıllarda “Yalancı Savaş”, “Komik Savaş” olarak adlandırılıyordu ve Nazi Savaş Makinesi Wehrmacht’ın, Luftwaffe’nin ve Kriegsmarine’nin insanlık tarihine büyük bir felaket getiren sesleri henüz duyulmamıştı. Camus, bu yıllarda Naziler’e karşı kurulan Fransız Direniş Birliği’ne katıldı ve pasifist olarak yazılarını ve politik görüşlerini Combat adlı bir gazetede sundu. 1942 yılında en çok bilinen eseri Yabancı’yı ve Camus felsefesinin ana hatlarının görülebileceği Sisifos Söyleni’yi yayımladı. Camus, 1943 yılında Combat gazetesinin editörlüğünü yapmaya başladı. İkinci Dünya Savaşı’ndan iki yıl sonra gazetenin gittikçe ticari bir hâl alması Camus’nün bu gazeteden ayrılmasına neden oldu. Albert Camus, varoluşçu felsefenin o dönemdeki büyük isimlerinden Jean Paul Sartre ile bu yıllarda tanışmıştı. 1950’li yıllarda kendini insan haklarına adadı ve bu amaçla çeşitli eylemlerde bulundu. Bunların arasında idam cezalarına karşı savaşı bilinmektedir. Arap isyanları sırasında bu isyanların Sovyet destekli olduğunu düşündüğünden Cezayir’in bağımsızlığına karşı çıkıyordu fakat ülkenin özerk veya fedarasyon olması gerektiğini savunuyordu. Araplarla Cezayir doğumlu Fransızların beraber yaşayabileceğini düşünen Camus, bu yıllarda idam cezasına çarptırılan Cezayirlilerin bu cezadan kurtulabilmesi için mücadele etti. Camus, varoluşçu bir yazar olmasına karşın kendisini o kalıba sokmayı reddederdi. Yine de Camus, varoluşçu bir yazar olarak değer görür fakat Camus eserleri varoluşçuluktan da öte absürdizm içerir. Varoluşçuluk ya da egzistansiyalizm, bir insan ve birey olarak “var olmanın” anlamını araştırmaktayken, absürdizm ise bireyin böyle bir anlam bulma amacının beyhude olduğunu savunur. Fakat Camus’nün de belirttiği gibi bu beyhudelik yanlış anlaşılmamalıdır. Camus sözleri ile bunu kendisi açıklamaktadır: “Hayat hiçbir şey değildir, itina ile yaşayınız.” Camus burada, hayatın bir anlamını aramanın boşuna bir uğraş olduğunu, sonunda hiçbir anlam bulamayacağımızı; fakat bunun hayatı en güzel şekilde yaşamamızın önünde bir engel oluşturmaması gerektiğini savunur. Absürdizmin en net açıklaması budur. Sisifos* Söyleni’de tüm bunlardan bahsederken Camus, fikirlerini Yabancı kitabındaki ana karakteri Mösyö Meursault’ta kişiliğe büründürür. Mösyö Meursault, hayatın bir anlamı bulunmadığının bilincindedir; fakat dilediği her şeyi yapmakta özgür hisseder kendini. Hayatını kendi biçimlendirir. Kelimenin tam anlamıyla “absürt” yaşamaktadır. Alber Camus kitapları Yabancı’da ve Veba’da bu temaları işlemiştir. Camus’nün en çok bilinen diğer çalışmaları “Başkaldıran İnsan”, “Düşüş” ve “Sürgün ve Krallık” adlı eserleridir. Yazar, varoluşçu ve absürdist romanlarının yanında birçok piyes uyarlaması yapmıştır ve tiyatro alanında aktif bir rol oynamıştır. Albert Camus’nün değerli, etkileyici eserleri ve makaleleri, yazarın 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasını sağlamıştır. Çağımızı derinden etkileyen isimlerdendi Albert Camus. Ona “En tuhaf ölüm şekli nedir?” diye sorulduğunda “Sanırım bir araba kazasında ölmek.” diyordu. Tuhaf bir tesadüftür ki büyük yazar, 1960 yılında Fransa’da bir araba kazasında hayatını kaybetti. Albert Camus’nün ruhu, eserlerinde “var olmaya” devam etmekte.
Cengiz Aytmatov
insan sesi mp3 - Türkçe
22 Ayrım
394,99 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 359
Konusu:
Erkekleri askere alınan köylerde geride kalanların çektiği sıkıntılar etkileyici bir üslupla anlatılır. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, yine gidenler, ayrılıklar, gözyaşları... Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş.
Recaizade Mahmut Ekrem
insan sesi mp3 - Türkçe
15 Ayrım
403 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 359
Konusu:
Yanlış Batılılaşmanın işlendiği dönemin diğer romanlarında olduğu gibi bu romanda da kendi kültürüne yabancılaşmış bir gencin, Bihruz Beyin hikâyesi anlatılır.
Jack London
insan sesi mp3 - Türkçe
42 Ayrım
675,90 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 358
Konusu:
Jack London'ın, kendi hayatından izler taşıyan romanı Martin Eden, denizci bir gencin kişiliğinden ödün vermeden sınıf atlama çabalarını anlatıyor. Zengin bir ailenin kızına âşık olan Martin Eden, ona erişebilmek uğruna kendini ilme ve ünlü bir yazar olma hayaline adıyor; bu hayal uğruna takıntılı denilebilecek bir şekilde varını yoğunu ortaya koyuyor. Edebiyat tarihinin kuşkusuz en özgün karakterlerinden biri olan Martin Eden, azmi ve zekâsıyla yalnızca işçi sınıfını değil, girmeye çalıştığı burjuva dünyasını da aşıyor. Böylece maskelerin ardında yatanı görüyor, toplumun gerçek yüzünü idrak ediyor. Neticede her iki sınıfa da ait olamamanın yorgunluğu, yazarlık serüveninde çektiği fiziksel ve ruhsal zorluklara eklenince Martin, derin bir yalnızlığa sürükleniyor. Başarı sürecinin haşinliğinin sonunda başarının tatminsizliğiyle karşı karşıya kalıyor. Jack London'ın başyapıtı olan bu trajik roman, okurlarını tıpkı Martin'in hayatı gibi dalgalı bir yolculuğa çıkarıyor
Noam Murro
insan sesi mp3 - Türkçe
1 Ayrım
174,45 MB
Eser Türü: Sesli Betimleme
Eser Alt Türü: AKSİYON DRAMA GERİLİM
Görüntülenme Sayısı: 358
Konusu:
Kral Leonidas ve koruması Thermopylae'nin dar kanyonlarında büyük bir Pers ordusunu uzaklaştırmayı başarmış, aynı zamanda general Themistocles de Persleri püskürtmek için askerlerini bir araya toplamaya çalışmaktadır.Xerxes, Yunan başkenti Atina'yı ele geçirir. Kanlı bir savaşa giren Themistocles bu arada çok özel bir düşmanla karşı karşıyadır: Artemisia. Artemisia, acımasız ve entrikacı bir PErs ordusu lideridir ve Yunanlılara olan öfkesi onu daha bile tehlikeli hale getirmektedir. Themistocles'in bu savaşı kazanmak için eski rakipleriyle bir araya gelmek zorundadır. O rakipler de Spartalı savaşçılardan başkaları değildir.
Sermiyan Midyat
insan sesi mp3 - Türkçe
1 Ayrım
147,36 MB
Eser Türü: Sesli Betimleme
Eser Alt Türü: KOMEDİ
Görüntülenme Sayısı: 358
Konusu:
Fadıl bölgesinin en acımasız mafya babalarından biridir. Ancak günün birinde Hintli yoga hocası Gundhi'ye aşık olur. Günün birinde Gundhi Fadıl'ın malikanesinden kaçırılınca Fadıl genç kadını bulma yoluna baş koyar. En güvendiği arkadaşı Hulusi'yi de alarak Hindistan'a giden mafya babasının amacı Gundhi'yi onu kaçıranların elinden kurtarmak ve onun kalbini kazanmaktır. Ancak işler sandığı kadar kolay olmayacaktır. Gundhi'nin annesi de Hindistan'da çok güçlü bir mafya örgütünü yönetmektedir. Fadıl, Hulusi ve Mumbai'da çalışan Türk belediye işçisinin yardımıyla Gundhi'ye ulaşmaya çalışır. Ancak Fadıl'ın ailesi de Mumbai'ye geldiğinde işler iyice karışır... Sermiyan Midyat'ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Bir Baba Hindu absürd bir hint komedisini beyazperdeye taşıyor. Filmin başrollerini paylaşan Sermiyan Midyat ve 2010’da Dünya Güzeli seçilen Hintli oyuncu Nicole Faria’ya Şafak Sezer, Burak Satıbol, Zeynep Kankonde, Füsun Demirel eşlik ediyor.
Mesut Uçakan
insan sesi mp3 - Türkçe
1 Ayrım
114,04 MB
Eser Türü: Sesli Betimleme
Eser Alt Türü: DRAM
Görüntülenme Sayısı: 357
Konusu:
Reis Bey, görevinde hiç taviz vermeyen kanunlara son derece bağlı ve kararlarında acımasız bir hakimdir. Sanıkların suçlu olduğuna kanaat getirirse, onları idam sehpasına göndermekten çekinmeyen Reis Bey'in hayatı bir katil zanlısıyla ilgili dava sonucu değişir.Tüm deliller, mahkemeye gelen zanlının suçlu olduğunu göstermektedir ve Reis Bey, onu da idam ettirecektir. Sanık, her ne kadar suçsuz olduğunu iddia etse de, 'Merhamet' diye yalvarsa da Reis Bey, kararını verir ve adam, idam edilir. Daha sonra, sanığın suçsuz olduğu anlaşılır.Görevi bırakan Reis Bey, artık hayatını merhamet duygusunun yaygınlaşmasına adamıştır. Belalı insanların bulunduğu bir kahvede insanlara merhameti anlatır. Herkes, Reis Bey'e büyük saygı göstermektedir. Bir gün, bir polis baskını sırasında orada bulunanlardan biri, yanındaki uyuşturucuyu hakimin cebine saklar ve hakim yakalanır. Reis Bey, yıllarca hakim koltuğunda oturduğu mahkemede bir iftira sonucu artık bir sanık olarak yer alacaktır.
Margaret Atwood
insan sesi mp3 - Türkçe
32 Ayrım
765,28 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 357
Konusu:
Hiç kimsenin yüreği mükemmel değildir. “Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.” Kadın, “bunaltıcı düşlerden uyandığı” bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık âşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı… Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin. Anlatılan bizim hikâyemizdir!

Sayfalar