En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 58440 sonuçtan 57511 - 57520 arası görüntüleniyor.
Doğukan AYDIN
metin - Türkçe
1 Ayrım
137,63 KB
Eser Türü: Makale
Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Fransız film endüstrilerinin gelişimleri ile birlikte günümüze kadar uzanan sinema, Yeni Dalga Fransız sinemasının da doğmasına neden olmaktadır. Yeni Dalga Fransız sineması içinden bir teori olarak ortaya çıkan Auteur teori ile de sinema düşünmeye ve toplumdan bireye doğru uzandığı da görülmektedir. Başta Bazin olmak üzere Truffaut, Godard ve Resnais gibi sinemacılar toplum karşısında öteki kalan bireye değinirlerken düşündüren, sorgulatan bir sinema dilini oluşturmaktalardır. Dolayasıyla Auteur teori ile Fransa da yeniden doğan sinema, bu yenilikçi anlayış ile de Auteur sinema ve yönetmenlerini ortaya çıkarmaktadır. Dünya da gelişimine devam eden Auteur sinema Türkiye de Yeni Dönem Türkiye sinemasının oluşturmaktadır. Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Yeşim Ustaoğlu, Semih Kaplanoğlu ve Derviş Zaim, Yeni Dönem Türkiye sinemasının Auteur yönetmenlerinden bazılarıdır. Yönetmenlerin filmlerine bakıldığında Reha Erdem’in ilk uzun metrajlı filmi olan A Ay, zaman ve mekan kavramlarının film hikayesinin bütününü temsil ettiğini görürüz. Kaç Para Kaç filminde yönetmen bu kez imge üzerinden filmin hikayesini oluşturur. Korkuyorum Anne filminde ana hikaye kısmını kimlik kavramı üzerinde oluşur. Beş Vakit filmde ise hikaye zaman ve mekan kavramları ile yol alır. Yönetmenin Hayat Var filminde de ana hikaye kısmını aidiyet kavramının oluşturduğu görülmektedir. Yönetmenin Kosmos filminde ise hikaye zaman ve mekan kavramları sağlanmaktadır. Jin filminde de ana hikaye aidiyet kavramı ile sağlanır. Koca Dünya filminin ana hikayesi ise zaman ve mekan kavramları oluşturmaktadır. Yönetmenin son uzun metrajlı yapımı olan Seni Buldum Ya filminde ise ana kavramı kimlik oluşturmaktadır. Öte yandan Nuri Bilge Ceylan’ın taşra üçlemesi, Zeki Demirkubuz’un karanlık üzerine öyküler üçlemesi, Semih Kaplanoğlu’un Yusuf üçlemesi, Derviş Zaim’in geleneksel Türk el sanatları üçlemesi ve Yeşim Ustaoğlu’nun filmleri ile yönetmenlerin sinema dillerini, daha çok bireysel konular ve zaman, mekan, kimlik, imge, aidiyet unsurları oluşturur. Buradan yola çıkarak çalışmada yapısal çözümleme yöntemi ile Reha Erdem’in yönetmenliğini yaptığı filmlerde ki zaman, mekan, kimlik, imge ve aidiyet unsurları incelenecektir.
Buket KOÇYİĞİT OCAK
metin - Türkçe
1 Ayrım
253,17 KB
Eser Türü: Makale
Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Biyolojik, sosyal ve psikolojik bir deneyim olarak tanımlanan ağrı, multidisipliner yapısı gereği hemen hemen her kültürde yaygın bir sorundur. Yüksek ağrı duyarlılığının, ağrının kronik hale gelmesinde önemli bir rolü olduğu bilinmektedir. Ağrı duyarlılığı ile ilişkili sosyal ve psikolojik risk faktörlerinden birkaçı; çocukluk çağı olumsuz yaşantıları, yetişkin güvensiz bağlanma stilleri, reddedilme duyarlılığı ve kaygı olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; çocukluk çağı olumsuz yaşantıları, yetişkin kaygılı bağlanma stili ve yetişkin kaçıngan bağlanma stili ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı rollerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemi 18-63 yaş arası (yaş ortalaması=29.50, SS=10.29) 252 kişiden (182 kadın, 70 erkek) oluşmaktadır. Katılımcılardan; çocukluk çağı olumsuz yaşantılarına maruziyeti belirlemek üzere Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği (ÇÇOYÖ), bağlanma stillerini belirlemek üzere Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-2 (YİYE-II), reddedilme duyarlılığını belirlemek üzere Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (YRDÖ), ağrı duyarlılığını belirlemek üzere Ağrı Duyarlılığı Anketi (PSQ-T) ile kaygı puanlarını belirlemek üzere Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeklerinin (STAI-S, STAI-T) doldurulması istenmiştir. Analiz sonuçları, çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide, reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı etkisine dair modelin anlamlı olduğunu göstermiştir. Bu sonuç; çocukluk çağı olumsuz yaşantılarındaki artışın yüksek reddedilme duyarlılığı ve yüksek sürekli kaygı üzerinden ağrı duyarlılığındaki artış ile ilişkilendiğini göstermektedir. Diğer yandan, yetişkin kaygılı bağlanma stili ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı etkisine dair modelin anlamlı olduğu bulunmuştur. Bu sonuç; yetişkin kaygılı bağlanma stilindeki artışın yüksek reddedilme duyarlılığı ve yüksek sürekli kaygı üzerinden ağrı duyarlılığındaki artış ile ilişkilendiğini göstermektedir. Analiz sonuçlarına göre, yetişkin kaçıngan bağlanma stili ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı etkisine dair modelin anlamlı olduğu bulunmuştur. Bu sonuç; yetişkin kaçıngan bağlanma stilindeki artışın yüksek reddedilme stilindeki artışın yüksek reddedilme duyarlılığı ve yüksek sürekli kaygı üzerinden ağrı duyarlılığındaki artış ile ilişkilendiğini göstermektedir. Son olarak, sonuçlara dair limitasyonlar ve gelecek çalışmalara dair öneriler paylaşılmıştır.
İrem KONUKCU
metin - Türkçe
1 Ayrım
427,89 KB
Eser Türü: Makale
Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Türk resim sanatında ilk olarak 20. Yüzyıl başlarında batıdan alınan biçimsel etkiler doğrultusunda ortaya çıkan ve ardından da kendi sosyo-kültürel dinamikleri içinde şekillenerek gelişim gösteren ekspresyonist yaklaşımlar, Alman ekspresyonizminin birebir benzeri olmamış, zamansal ve kökensel olarak farklı bir kültürel sürecin ve bakışın izlerini taşımıştır. Bir sanat yapıtının ait olduğu toplumun kültürel yapısı ile kaçınılmaz bir bağı olduğundan, Türk resmindeki ekspresyonist yaklaşımlar da kendi lehçesinde ve sanatsal ikliminde biçim kazanmıştır. Bu durum ekspresyonizmin doğasındaki iç gerçeklikle örtüşmüştür. Bununla birlikte, Türk sanatçısının ortaya koyduğu ekspresyonist eğilimler, batıdaki örneklerinin aksine düşünsel ve toplumsal bir birikimin, bir geleneğin kırılmasıyla ortaya çıkmamış, sanatta ve toplumda bir devrim yaratmayı amaçlamamıştır. Almanya’da 20. Yüzyıl başında patlama noktasına ulaşan duygusal ve toplumsal reaksiyonlar, Türk sanatçısının daha geç bir dönemde yüzleşeceği farklı dinamiklerle doyum noktasına ulaşmış ve kendisini dışa vurmuştur. Bu durum ekspresyonizm olgusunun her iki kültürde aynı paralellikte incelenemeyeceğini ortaya koymuştur. İlgili görüşü referans alan ve konu başlıkları içerisinde bunu doğrulayan saptamalarda bulunan tez çalışması, Türk ressamlarını ekspreyonizme yönlendiren etkenler bağlamında bir gruplandırma yapmak ve Türk resmindeki dışavurumculuk olgusuna bu tespitler ışığında bakmayı öngörmüştür. Böylesi bir gruplandırma, dışavurumcu yönelimin ardındaki itkisel gücü ortaya koymak ve onu ayrıştırmak bağlamında gerekli görülmüştür. Ressamların yapıtları, yaşamları ve dönemin toplumsal koşulları dikkate alınarak yapılan analizler sonucunda, Türk resminde ekspresyonist üslup özellikleri gösteren ressamların dört ana grup altında sınıflandırılarak incelenebileceği tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde ise; tez içinde ele alınan gruplandırmalar, dönemin toplumsal dinamikleri odağında çözümlenerek, ilgili sanatçılarda ekspresyonist açılıma yön veren veya bunu kısıtlayan olgular, dönemin değişen kültürel ve sosyoekonomik yapısı ışığında çözümlendirilmiştir.
Sena GÜL
metin - Türkçe
1 Ayrım
101,50 KB
Eser Türü: Makale
Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Son yıllarda Türkiye, dijital platformların yükselişiyle büyük bir dönüşüm geçirmektedir. İnternetin yaygınlaşması, hızlı teknolojik gelişmeler ve değişen tüketici alışkanlıkları, Türk medya sektörünü derinden etkileyerek dijital platformların ortaya çıkmasını ve gelişmesini hızlandırmıştır. İnternet erişiminin yaygınlaşmasıyla birlikte, Türk tüketicileri televizyon ve radyo gibi geleneksel medya kanallarının yanı sıra çevrimiçi içeriklere erişim imkanına kavuşmuştur. Bu dönemde, video paylaşım platformları ve çevrimiçi dizi izleme siteleri popülerlik kazanmaya başlamıştır. Türkiye'deki dijital platformlar arasında yerel yapımların ortaya çıkması bu dijital platformların gelişmesini hızlandırmıştır. Uygulama tabanlı video hizmetleri, yerel film ve dizi yapımcılarının dijital platformlarda içerik üretmeye başlamasıyla birlikte daha da hız kazanmıştır. Bu platformlar, Türk izleyicilere özgün ve yerel içerikler sunarak kendi izleyici kitlesini oluşturmaya başlamıştır. Türkiye'de dijital platformların gelişiminde uluslararası dijital platformların rolü büyük olmuştur. Netflix, Amazon Prime Video, Disney Plus gibi küresel dijital platformlar, Türk pazarında da etkinlik göstererek yerel rekabeti arttırdığı görülmektedir. Dijital platformların, Türkiye'de medya sektörünün içerik üretim dinamiklerini değiştirmeye devam edeceği öngörülmektedir. Dijital platformların yükselişi, Türk izleyicilerin medya tüketim alışkanlıklarını da etkilemektedir. İzleyiciler, istedikleri içeriğe her an erişebilme ve kişiselleştirilmiş deneyimler yaşama avantajlarından dolayı dijital platformlara yönelmeye başlamıştır. Türkiye'de dijital platformların ortaya çıkması ve gelişmesi, medya sektöründe köklü bir değişimi beraberinde getirmiştir. İnternetin gücüyle birleşen bu platformlar, izleyici kitlesini genişletirken aynı zamanda içerik üreticilerine yeni fırsatlar sunmuştur. Türk medya sektörünün, dijitalleşme sürecindeki bu dinamik değişimle beraber geleceğe hazırlanması beklenmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte, dünya genelinde kamu yayıncılığı yapan dijital platformlar, kültürel etkileşim ve ulusal kimlik konularında benzersiz stratejiler geliştirmektedir. İngiltere, Avustralya, Japonya ve Fransa gibi ülkeler kamu yayıncılığını dijital platformlara taşıyarak yayıncılıklarını genişletmiştir. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), dijitalleşme çağına uyum sağlayarak kendi dijital platformunu oluşturmuştur. TRT Tabii’nin, geleneksel medyanın yanı sıra dijital ortamda da izleyicilere ulaşmayı hedefleyerek Türkiye'deki dijitalleşme sürecine kamusal bir boyut katması beklenmektedir. Bundan yola çıkarak, bu çalışmada Türkiye’deki dijital platformlar ve bunların arasında TRT Tabii’nin konumunun analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca çalışmada, TRT Tabii dijital platformunun İngiltere, Avustralya, Japonya ve Fransa gibi ülkelerin kamu yayıncılığı yapan kuruluşlarının dijital platformları arasındaki konumunu literatür tarama yöntemiyle ortaya çıkarmayı amaçlanmaktadır.
metin - Türkçe
1 Ayrım
44,13 KB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
iOS odak modu, Windows’ta Ses kaydı, Bir Voice Over ipucu, NVDA eklentileri, Excel ve Word dersleri. İşte 7. Sayımızın sepeti. Selamlar dostlar. Biliyoruz geç kaldık biraz. Yaz ve bayram rehavetine kapıldık galiba. Bültenimiz sizlerin de katkılarını bekliyor. Dağarcığınızda bir ipucu varsa bunu zaten herkes biliyordur demeyin, bırakın onu evrene. Tek yapmanız gereken yazınızı sitemizden veya bulten@bilisimbulteni.com adresine göndermek. Yayınlamaktan mutlu olacağız. Hazırsanız başlayalım. Bültenimizin ilk yazısı Engin Yılmaz’dan geliyor. Bir süre önce söz vermiştik odak modunu anlatacağız diye. İşte Engin nihayet yeni bir odak ekleyerek oraları bilginize sunuyor. Bültenimizin büyük Engin’i, yani albayrak olanı ise Harika bir Windows kaydetme programını detaylıca anlatıyor bizlere. Basit bir kaydedicidir arıyorsanız bu yazıya göz atın. Selçuk sağolsun yoğunluğu arasında yine yalnız bırakmadı bizi ve Voice Over ile nasıl yeni komutları kullanırız konusuna bizleri taşıdı. Umut korkmaz yine bizlerle. Yeni NVDA eklentilerini paylaştı. İki yazıyla karşımızda. İlkinde güncelleme alan ve daha önce de yazdığı Addon Packager uygulamasındaki yenilikleri anlatıyor. İkinci yazıda ise yeni bir eklentiyi tanıtıyor: Dictionaries. Excel kursumuzun yedincisinde Grafik oluşturmayı ele alıyoruz. Grafik oluşturma grafik türünü değiştirme gibi konular karşımızda. Bu sayıyla birlikte Çok istenen bir konuya başlıyoruz Microsoft Word ders notları. Bu notları Habil Bozkurt Engin Yılmaz’ın sesli olarak verdiği derslerden çıkarmış. Bizlerle paylaştı. Engin Yılmaz da notlar üzerinde düzenleme, değişiklik ve eklemeler yaparak bültenimizde yayına hazır hale getirmeye başladı bu notları. İşte notların düzenlenen ilk parçası karşımızda. Word başlangıç ayarları, Word bölümleri, seçme ve okuma komutları işaretlenmiş okuma aracı gibi konuları barındırıyor ilk dersimiz. Merakla okuyacağınıza eminiz. Bu aylık bizden böyle dostlar. Bir sonraki sayıda sizlerin de katkılarıyla dolu bir bültende görüşmek dileğiyle.
Bilge Ulusman
metin - Türkçe
2 Ayrım
2,14 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Eleştiri
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Türkçe edebiyat tarihinde kadın yazını, yalnızca edebi değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir varoluş mücadelesinin de alanı olmuştur. Kadın yazarlar, geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet dönemine uzanan süreçte, erkek-egemen edebiyat kamusu ve kanonik yapılanmaların sınırlarını aşarak kendi sözünü kurmanın yollarını aramışlardır. Ancak bu üretim, edebiyat tarihi yazımında çoğunlukla marjinalleştirilmiş ya da eril normların belirlediği çerçevede okunmuştur. Edebi Babanın Reddi, 1895’ten 1950’ye dek Türkçe edebiyatın içinde kendine yer açmaya çalışan kadın yazarların üretimlerini, onların özgün manevralarını ve edebi patikalarını takip eden bütünlüklü bir analize katkıda bulunuyor. Edebiyat tarihi yazımının ıskaladığı metinleri mercek altına alırken, kanon dışına itilen kadın yazınının eril vesayete karşı nasıl bir mücadele verdiğini; kadın yazarların kendi anlatısal stratejilerini, erkek şiddetine ve ataerkine karşı geliştirdikleri eleştirel söylemleri ve edebiyat içindeki yerlerini nasıl inşa ettiklerini de gösteriyor. Kadın yazınına özgü deneyimleri ve anlatısal pratikleri tanıyan bir eleştiri mümkün mü? Bilge Ulusman, edebiyat tarihçiliğinde bir kadın yazını tarihçiliğinin gerekliliğini vurgularken, kadın yazarların edebi ve siyasi mücadelelerini birlikte ele alan bir eleştiri modeli sunuyor.
BURÇAK GÜLER
metin - Türkçe
1 Ayrım
149,58 KB
Eser Türü: Kitap
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Amaç: Bu çalışmanın amacı evli bireylerde ruminatif düşünme biçimi ve evlilik uyumunun kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki aracı rolünü araştırmaktır. Yöntem: Örneklem, yaşları 23-70 arasında değişen ve ortalaması 38,9±9,77 olan 351 evli bireyden oluşmaktadır. Örneklemin çoğunu kadın (%65,2), üniversite mezunu (%77,2), çalışan (%76,4) ve ilk evliliğini sürdüren (%96,3) bireyler oluşturmuştur. Çalışmada Sosyodemografik Form, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II Kısa Formu, Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Romantik İlişki Odaklı Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği ve Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde, bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve PROCESS aracı etki analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre evli bireylerde romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyleri kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma ve ruminatif düşünme biçimi tarafından anlamlı düzeyde pozitif yönde, evlilik uyumu tarafından anlamlı düzeyde negatif yönde yordanmaktadır. Ek olarak, ruminatif düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü olduğu düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, ruminatif düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide tam aracı rolü bulunmuştur. Sonuç: Evli bireylerde, romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeylerinin yordayıcıları olarak kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma, evlilik uyumu ve ruminatif düşünme biçimi bulunmuştur. İncelenen aracı modellerinde, güvensiz bağlanma stillerinin romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyleri ile doğrudan ilişkisinin olumsuz olduğu, bu ilişkinin artan ruminatif düşünme eğilimi ve azalan evlilik uyumu ile açıklandığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Güvensiz Bağlanma, Evlilik Uyumu, Ruminatif Düşünme Biçimi, Romantik İlişki Odaklı Obsesif Kompulsif Belirtiler, Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler.
HACER SENA MUMCU
metin - Türkçe
1 Ayrım
186,43 KB
Eser Türü: Kitap
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Ebeveynleşme, çocukların kendi yaşlarına uygun olmayan, ebeveynlere ait olan rolleri üstlendiği, ebeveyn ve çocuk arasındaki rol değişimi olarak tanımlanmaktadır. Bu rol değişimi sonucunda, ebeveynleşme kavramının depresyon ve utanç kavramlarıyla arasında anlamlı ilişkiler olabileceği düşünülmüştür. Bu çalışma, geç ergenlik dönemindeki bireylerin ebeveynleşme ve depresyon arasındaki ilişkide utancın aracı rolünün incelenmesini amaçlamıştır. Çalışmanın yan amacı ise ebeveynleşme, depresyon ve utanç değişkenlerinin sosyodemografik değişkenler aracılığıyla farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmanın örneklemini 18-21 yaş aralığında 212 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Ebeveynleşme Envanteri, Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği’nin (SUSÖ) utanç alt boyutu ve Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği’nin (DASS-21) depresyon alt boyutu ile toplanmıştır. Veriler, yüz yüze ve çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmada yer alan verilerin analiz çalışması SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon, hiyerarşik regresyon ve PROCESS Model ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, ilk çocukların ebeveynleşme düzeylerinin, ortanca ve son çocuklara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Düşük sosyoekonomik düzeye sahip katılımcıların utanç düzeylerinin, orta ve yüksek sosyoekonomik düzeye sahip katılımcıların utanç düzeylerinden fazla olduğu sonucu bulunmuştur. Utanç değişkeninin depresyonu pozitif ve anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, ebeveynleşmenin utanç aracılığıyla depresyonu etkilediği bulunmuştur. Ebeveynleşme, utanç düzeyinin artmasında etkili olmakta ve artan utanç düzeyi ile depresyon arasında ilişki oluşmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, klinik bağlamda ebeveynleşme kavramı çalışılırken depresyon ve utanç kavramlarının da ele alınması gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır. Ebeveynleşmenin depresyon ve utanç ile ilişkisinde kullanılması gereken birbirinden farklı terapi tekniklerine değinilmiştir. Aynı zamanda, ebeveynleşme kavramının ülkemizde daha çok çalışılması ve daha görünür olması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Geç Ergenlik, Ebeveynleşme, Depresyon, Utanç
ABDUL SAMMAD CHOHAN
metin - İngilizce
1 Ayrım
110,63 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Makale
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları, son on yılda akademisyenler için en ilgi çekici odak noktalarından biri olmuştur. Daha önce yapılan çalışmalar yeşil tedarik zinciri yönetiminin gelişimi ve kapsamı hakkında bilgi vermenin yanı sıra farklı sektörlerden şirketlerin yeşil tedarik zinciri uygulama örneklerini sunmuştur. Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının, örgütsel performansın bir parçası olarak çevresel performansı etkileyebileceğini öne sürüyorlar. Ancak yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının Türkiye tekstil sektöründeki KOBİ'lerin örgütsel performanslarının bir parçası olarak çevresel performanslarını etkileyip etkilemeyeceği henüz belirlenmemiştir. Bu tez, literatürdeki boşlukları keşfetmeyi ve örgütsel performansın bir parçası olarak çevresel performansın etkisini tanımayı ve sonuç olarak özellikle Türk tekstil endüstrisindeki yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarını (GSCMP) ele almayı amaçlamaktadır. Veriler, Türk tekstil firmalarından anket yoluyla toplanmıştır ve toplanan verilerin analizinde SPSS'nin İstatistiksel Paketi kullanılmıştır. Önerilen hipotez test edilir. Hipotezde önerilen değişkenler, yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları, yeşil süreç ve ürün tasarımı ve örgütsel performansın bir parçası olarak bir şirketin genel çevresel performansını iyileştirip iyileştirmediğini belirlemek için kullanılan yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulama yaklaşımlarının içsel farkındalığıdır. Bu araştırmanın bulguları, bir tekstil sektörü organizasyonunda GSCM uygulamalarının uygulanmasının çevresel performans üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma, tekstil endüstrisindeki KOBİ'lerin, kurumsal performansın bir parçası olarak çevreyi iyileştirebilecek yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarını belirlemek için daha iyi kararlar almalarına yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi Uygulamaları, Tekstil Endüstrisi, Türk İmalat Sanayii
Mesut Melih Kurt
metin - Türkçe
1 Ayrım
161,22 KB
Eser Türü: Makale
Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Türkiye'deki meslek mensupları üzerinde yeşil muhasebe bilgi ve algı düzeyinin incelenmesi.

Sayfalar