En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 58755 sonuçtan 58741 - 58750 arası görüntüleniyor.
Cemal Demircioğlu
metin - Türkçe
3 Ayrım
2,28 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Cemal Demircioğlu bu kitapta, 1980’lerden günümüze çeviri tarihi ve tarihyazımı konularında geliştirilen akademik söylemleri ele almaktadır. Türkiye’den ve dünyadan araştırmacıların çeviri tarihini düşünme biçimlerini tartışan yazar, alanın metodolojik sınırlarını yeniden tanımlamaktadır.. Eser, Osmanlı kültüründe çeviri olgusunu ve Arap-Fars-Türk edebiyatları arasındaki tarihsel etkileşimi karşılaştırmalı bir bakış açısıyla incelemektedir. Yazar, çeviri eyleminin doğasındaki "yorumlama" faaliyetine dikkat çekerek kuramsal tartışmalar ile tarihsel araştırmalar arasındaki bağları güçlendirmektedir. Çeviribilimde Tarih ve Tarihyazımı, çevirinin kültürlerarası etkileşimdeki gücünü ve tarihyazımındaki yerini derinlemesine kavramak isteyen tüm okurlar için nitelikli bir rehberdir.
ZÜHAL ÖLMEZ, MÜCAHİT KAÇAR, IRMAK KAÇAR, SEVGİ YAVUZ ODUNCU
metin - Türkçe
3 Ayrım
20,82 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Antoloji
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Çağatay Edebiyatının seçkin şairlerine ait gazelleri merkeze alan bu eser, Çağatay Türkçesiyle kaleme alınmış şiirlerin dil özelliklerini ve anlam dünyasını günümüz okuruna ulaştırmayı hedefleyen titiz bir çalışmanın örneğidir. Farklı disiplinlerden araştırmacıların katkısıyla hazırlanan eserde Çağatay sahası ile Osmanlı divan geleneği arasındaki müşterek yönler de ortaya konulmaktadır. Çağatay Türkçesinin söz varlığını ve dil özelliklerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan bu kitap; Türk dili ve edebiyatı araştırmacıları, lisans ve lisansüstü öğrencileri ile klasik Türk şiiri üzerine çalışan okurlar için güvenilir bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır.
Terry Pratchett
metin - Türkçe
3 Ayrım
65,05 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Alayına Posta! Hayalî evrenlerin azametli mucidi Sör Terry Pratchett'ın benzersiz yaratımı “Diskdünya”nın ilk kez Türkçeye çevrilen otuz üçüncü kitabı Postane, alayına posta koymaya ant içmiş özgür ruhlu insanların cirit attığı, yolsuz devlerle mücadeleye baş koyan deli delikanlıların cenge tutuştuğu, amansız bir serüven. Dünya çapında 100 milyonun üzerinde satan kırk bir kitaplık serinin, dipsiz bir alavere dalavere çukurundan beslenen bu entrikası en bol macerası, “Sanayi Devrimi” romanlarının da dördüncü halkası. İyiyle kötüyü aynı ipte yürütmekten imtina etmeyerek keskin sınırlara kafa tutan Pratchett, romanında herkesin mutlaka hassas bir damarı bulunduğuna ve bunun da çoğunlukla “açgözlülük” olduğuna atıfta bulunuyor. “Adı hâlâ yaşayan kişi, ölü değildir.” İşte tam da Nemly von Lipwig'in şanına yaraşır bir tanımlama! Ne de olsa, parlak bir camı elmas diye yutturabilecek, Bul Karayı Al Parayı oyununun kurallarını sil baştan yazabilecek hünerde bir adam duruyor karşımızda! Dolandırıcılığın şahı, üçkâğıtların babası, sözcüklerin ustası olarak bir zamanlar kimselerin eline su dökemeyeceği Nemly şimdilerde darağacının ucunda kaderini bekliyor: Ya ölüme boyun eğecek ya da kendisini ziyaret eden kara bir meleğin iş teklifini kabul edecek! Peh, başpostacılık mı? Hem de insanların mektup yazmaya üşendiği bir devirde! Nemly pek hevesli olmasa da, “afili” kariyeri için keskin bir manevra yapmak zorunda. Ama zaten, Ankh-Morpork'un kadim -o kadar kadim ki artık aslında fosil- Postane'sini diriltmesi için ondan daha cesur ve pervasız başka kim düşünülebilirdi ki? “İnsanlar tuhaftı. Beş dolar çalarsanız sizi adi hırsız sayarlardı ama binlerce dolar çalarsanız ya hükümet olurdunuz ya da kahraman...” Terry Pratchett yine ezberlerimizi bozduğu bu kitabında, dürüstlerin dünyasındaki en büyük hilenin, insanların dünyayı görme şeklini değiştirmekten; dünyayı, olmasını istedikleri gibi görmelerini sağlamaktan geçtiğini ileri sürüyor. Diskdünya evrenine “yumuşak” ama ayakları yere sağlam basan bir giriş yapmak için en ideal serüvenlerden biri olarak gösterilen Postane, sürükleyici kurgusu ve komik diyaloglarının arka planında posta hizmetlerinin tarihçesini anlatmaktan da geri kalmıyor. “Dünya harika bir yerdi; dürüst insandan yana yoksul, dürüst insanla dolandırıcı arasındaki farkı görebileceğine inanan kişilerden yana zengin bir yer...”
John Freely
metin - Türkçe
2 Ayrım
18,21 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Kültür, Tarih
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi’nde fizik profesörü olarak görev yapmış olan John Freely’nin (ö. 2017) kaleme aldığı bu kapsamlı eser, kökenleri 19. yüzyıla uzanan bir Amerikan kurumunun, Türkiye’nin en saygın ve küresel ölçekte itibarlı üniversitelerinden birine dönüşmesinin dikkat çekici hikâyesini anlatmaktadır. Temelleri 1863 yılında İstanbul’da, Dr. Cyrus Hamlin ve hayırsever Christopher Rheinlander Robert tarafından —ABD sınırları dışındaki ilk Amerikan koleji olarak— atılan Robert Kolej, 1971 yılında tarihi bir dönüm noktası yaşamıştır. Kurum, 1971 yılında, Robert Kolej’in zengin akademik mirasının bir kamu üniversitesinin sorumluluklarıyla birleştirilmesi sonucunda Boğaziçi Üniversitesine dönüştürülmüştür. 1980’li yıllardan itibaren gerçekleştirilen reformlar ve kurumsal hamlelerle üniversite, küçük bir kolej yapısından dinamik ve uluslararası ölçekte tanınan bir devlet üniversitesi haline gelmiştir. 160 yılı aşan mirasıyla Boğaziçi Üniversitesi, eğitimde mükemmeliyet, katılımcı yönetim ve düşünce özgürlüğünü temel ilkeleri olarak benimsemiştir. 2000’li yılların başına kadar uzanan bu sürükleyici anlatıda okurlar, kurumun tarihsel süreçte karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını ve bugünkü seçkin konumuna nasıl eriştiğini keşfedecek. Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi arşivlerinden kapsamlı biçimde yararlanan ve kurumun tarihinin yarım asrına bizzat tanıklık eden John Freely, bu dönüşümü açık bir şekilde kayda geçirmiştir. Bir bilim insanı olduğu kadar bir İstanbul âşığı da olan yazar, kurumun "Doğu" ile "Batı" arasında nasıl entelektüel ve kültürel bir köprü kurduğunu da çözümlemektedir.
Selva Almada
insan sesi mp3 - İngilizce
10 Ayrım
170,04 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
It’s not a river, it’s this river. A hot, motionless afternoon. Enero and El Negro are fishing with Tilo, their dead friend’s teenage son. After hours of struggling with a hooked stingray, Enero aims his revolver into the water and shoots it. They hang the ray’s enormous corpse from a tree at their campsite and let it go to rot, drawing the attention of some local islanders and igniting a long-simmering fury toward outsiders and their carelessness. It’s only the two sisters―the teenage nieces of one of the locals, Aguirre―with their hair black as cowbird feathers and giving off the scent of green grass, who are curious about the trio and invite them to a dance. But the girls are not quite as they seem. As night approaches and tensions rise, Enero and El Negro return to the charged memories of their friend who years ago drowned in this same river. As uneasy and saturated as a prophetic dream, Not a River is another extraordinary novel by Selva Almada about masculinity, guilt, and irrepressible desire, written in a style that is spare and timeless.
Anders HANSEN
insan sesi mp3 - Türkçe
22 Ayrım
418,08 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Bilim
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Kendinizi sık sık tükenmiş hissediyor musunuz? Depresyonun ağırlığı, DEHB’nin dağınıklığı ya da stresin bitmeyen baskısı hayatınızı zorlaştırıyor mu? Zihninizin biraz olsun toparlanmasını, hafızanızın güçlenmesini, yaratıcılığınızın yeniden canlanmasını ister misiniz? Cevabınız evetse, sandığınızdan çok daha güçlü bir destek var: Hareket etmek. Araştırmalar, düzenli egzersizin kişiye; sudokuya, bulmacaya ya da herhangi bir takviyeye kıyasla çok daha güçlü bir “beyin jimnastiği” sağladığını gösteriyor. Çünkü beyin durmaksızın değişiyor; yeni hücreler oluşuyor, bağlantılar kuruluyor ve her adımınız bu dönüşümü derinden etkiliyor. İyi Hissetmenin Dayanılmaz Zorluğu’nun yazarı Anders Hansen Güçlü Beyin’de, basit bir yürüyüşün bile beyninizi nasıl “yükselttiğini” bilimsel ama akıcı bir dille anlatıyor. Zihninizi dönüştürmek düşündüğünüzden daha kolay. İlk adımı atmanız yeterli!
Necmettin Şahinler
metin - Türkçe
1 Ayrım
169,27 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: İslam
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Hâbil ve Kabil’le başlayan mücâdele bugün yeryüzünde farklı isimler altında sürüp gidiyor. Şiddet/savaş/terör/ölüm ve buna bağlı olarak kan ve gözyaşı sel olmuş akıyor. Ne adına olursa olsun merhametsizlik, zulüm, kabalık, bencillik, câhillik hayatın her alanını olanca gücüyle etkilemiş. Nasıl durulacak bu olaylar, nasıl düzelecek bu gidiş? Hiç şüphe yok ki merhametin kaynağı dindir ve dinden nasîbi olmayanın merhametten de nasîbi yoktur. İnsanlık dünyası günümüze kadar merhametten ne öğrenmişse bunu, vahyin yeryüzündeki temsilcileri ve tebliğcileri olan peygamberlere borçludur. Peygamberler merhamet elçileridir ve Yaratıcı Kudret tarafından insanlığa merhameti öğretmek üzere gönderilmişlerdir. Bu anlamda Hz. Peygamber en büyük kıyâmettir. Çünkü O, en büyük değişimin mimarıdır. Bu yüzden O’na “âhir zaman peygamberi” denmiştir. “Âlemlere rahmet olarak gönderilen” peygamberin “son peygamber” oluşu, O’nun aynı zamanda merhametin de “son çağrıcısı” olduğunu bize anlatmaktadır. İnsanlık, unuttuğu merhameti yeniden öğrenmede O’nun çağrısına kulak vermek zorundadır. O, Son’dur ve O’nun çağrısı, tüm insanlığın telâfisi mümkün olmayan gidişâtına son alternatiftir. Dileğimiz, içinde yaşadığımız çağın bir “Merhamet Çağı”na dönüşmesidir. İşte bu mütevazı çalışmamızın amacı –suya atılmış bir taşın oluşturduğu daireler gibi- insânın kendinden başlayan ve gittikçe büyüyen merhamet dairelerini elimizden geldiğince tanıtmak ve yansıtmaktır. Buz çölünde yol alanlara, taş kesilmiş kalplere bir sıcaklık olması ümidiyle, zulmün ve merhametsizliğin çağdaş karanlığına bir mum yakmaya çalıştık. Titrek, zayıf ve cılız ışığımızın hiç sönmeden, gittikçe Nûr’a dönüşerek güzelliklere vesile olması niyâzıyla.
Necmettin Şahinler
metin - Türkçe
1 Ayrım
166,44 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Deneme
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
XIV. Yüzyılın başında ilk defa Venedik'te cam aynalar yapıldı. Bu cam aynaların arkaları civa-kalay karışımı olan ve adına "sır" denilen bir mâdeni örtüyle kaplanmıştı. XIX. Yüzyılda ayna üretiminde yeni ve ucuz tekniklerin ortaya çıkması ayna kullanımını önemli ölçüde yaygınlaştırdı. Artık günlük ihtiyaçtan dekoratif sanatlara, endüstriden mimariye kadar her alanda ayna kullanımına yer verildi. Kısacası; durgun su yüzeyinden başlayan ve zamanla cam, çeşitli madenler ve teknolojinin gelişmesiyle pratik ve modern aynalarda devam eden İnsân-Ayna birlikteliği günümüze kadar geldi. Ve görünen odur ki bu birliktelik insânın yeryüzü sahnesinden çekilişinin son ânına kadar var olacaktır.
Necmettin Şahinler
metin - Türkçe
1 Ayrım
186,54 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: İslam
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Farkında olalım veya olmayalım, yaşam doğumdan ölüme bir arayışın adıdır. İnsân, arayan varlıktır. Ama insân bu âlemde çoğu zaman neyi aradığını bilmediğinden bazen bulduğunu da anlayamaz. Aslında aramak, var oluşun/hürriyetin bir göstergesidir. Şekli ne olursa olsun, tüm arayışların altında insânın Allah ile olan, o ezelî/aslî birlikteliği vardır. Aramak, kaybettiğinin farkında olmak, aradığının eksikliğini yüreğinde derinden duymaktır. Her insânda kendinden ve kendinde her insândan bir parça bulmayanlar, arayıştan habersizdirler. Aramak, ayrılıklardan yana derdi olanların işidir. Aramak, koparıldığı sazlığa özlem/hasret duyan Ney’in feryadıdır. Aramak, “Aşka uçarsan kanatların yanar” diyene “Uçmazsam kanat neye yarar” diyebilmektir. Aramak, durdurak bilmeksizin sürekli yürümenin adıdır. Kısaca aramak, kendini bulmak, aradığını kendinde bulmaktır. İnsânın değeri, aradığı şeyde gizlidir. Yere göğe sığmadım, inanan kişinin kalbine sığdım diyorsa Allah, öyleyse ne arıyorsak kendimizde aramalıyız. Hacı Bektaş Velî’nin dediği gibi: “Her ne arar isen kendinde ara/Kudüs’te, Mekke’de, hacda değildir.” Hakk âşıklarından Ganiyy-i Muhtefî’ye göre de: “Tûr-i Sînâ’da değil, Hakîkat sînendedir/Âlem-i Kübrâ sensin! Kalem, Levh, Arş sendedir/Artık derûnuna göç, keşfet bu avâlimi!/Buna muvaffak olan ebediyyen zindedir.” Anlaşılıyor ki, herkes kendi suyunu kendi beden toprağında arayacak/çıkaracaktır. Bu yüzden Gayret Asası’nı nefs taşına vuranlar ancak, aradıkları suyun “on iki göze”den kendilerine sunulduğunu göreceklerdir. Aramak ne kadar var olmaksa, kaybetmek de o kadar yok olmaktır. Aslında aramak bazen bulmaktan daha güzeldir. Zaten bulanlar da geriye dönmeyenlerdir.
Bülent Bilmez, Cemal Taş
metin - Türkçe
3 Ayrım
13,16 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tarih
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Dersim’de 1937-1938’de yaşanan, resmî tarihin “isyan”, yerel hafızanın “Tertele” olarak adlandırdığı büyük toplumsal travmanın küçük bir bilançosunu ortaya seriyor Dersim Kırımı Envanteri. Yaşananları dokuz örnek vaka ve mekân üzerinden ele alan kitap, genellemeci yaklaşımların, afaki bilgilerin ve hamasi söylemlerin ötesine geçmeyi hedefleyerek Dersim ’38 çalışmalarındaki somut ve spesifik bilgilere dayalı envanter çalışmalarının eksikliğini bir nebze olsun gidermeyi amaçlıyor. Bülent Bilmez ve Cemal Taş, “mikro tarihe”, olay mahalline, mağdurlara ve saha araştırmalarına dayalı “somut olgusal bilgi”yle Dersim’de yaşananlara dair güvenilir bir zemin inşa ediyorlar. Sadece tanıklıkları değil, ağıtları, eski ve güncel görselleri, isimleri tespit edilebilen mağdurları ve resmî görevlileri de içeren Dersim Kırımı Envanteri tarihle yüzleşmek, hesaplaşmak ve onarıcı adalet arayışına katkı sunmak isteyen herkes için sarsıcı bir başvuru kaynağı. “Asıl mesele ‘Velev ki isyan olmuş olsun’ diyebilmek, isyanın devletin uyguladığı askerî şiddeti haklı çıkarmayacağını görmek ve göstermektir. Sivillerin kitlesel olarak hedef alınması (...) uluslararası hukukun soykırım olarak adlandırdığı eylem repertuarına işaret eder.” B. BİLMEZ - C. TAŞ

Sayfalar