Eserlere Göre Listeleme

Toplam 7429 sonuçtan 6561 - 6570 arası görüntüleniyor.
  • Mustafa Kemal Atatürk
    insan sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    6,67 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Yalçın Toker
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    311,57 KB
    Eser Türü: Kitap
    I. Dünya Savaşı'ndan mağlup çıkmışız.. Osmanlı İmparatorluğu son nefesini vermek üzere.. 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi ile silah bırakmak zorunda kalmış ve ardından toprakları dört yandan düşman işgaline uğramış.. İstanbul'daki Padişahlık Hükümeti, milletin ve Halife'nin kaderini emperyalist işgalci düşmanların insafına teslim etmiş.. 10 Ağustos 1920'de imzaladığı Sevr antlaşması da bu teslimiyetin tescil belgesidir. (Giriş'ten)
  • Salih Güney
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    810,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Profesyonel lider ve yöneticiler, geleceğe yönelik sürekli ve kalıcı başarılar için mükemmel bir iletişim sürecinin uygulayıcısı olmalıdırlar. İnsanlar üzerinde istenilen etkiyi yaratan bir lider, geçmeşle gelecek arasında sağlıklı köprüt kurabilen bir kişiliğe sahiptir. 21. Yüzyıla gererken değişen dünyada, dengeli ve hızlı iletişim araçlarını doğru algılayan, doğru duyan ve çok okuyan insanların, geleceği de kucaklayabilecek bir yapıyı meydana getirebileceğini göstermektedir. Bu anlamda Türk dünyası, lider ve liderin etrafında kenetlenen insanlar açısından adeta bir laboratuvar görevi gören çok sayıda tarih örneklerle doludur.
  • Mehmet Seçkin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    288,44 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Yazarımızın bu kitabı yazmasındaki asıl maksadı Yüce Önder ve çağının en büyük lideri Atatürk’ün daha 1920’de Afyon Karahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben yaptığı konuşmada bulabiliriz. Burada Yüce Atatürk bakınız ne demiş: “Dünyada insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder. Kuvvet ordudur. Ordu düşmanlarımızın birinci hedefidir. Kuvvetli olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur. Milletimiz ordusundan yoksun bırakılma girişimiyle karşı karşıyadır. Orduyu imha etmek için mutlaka subayını mahvetmek aşağılamak lazımdır. Kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler. Millet, bağımsızlığınızın korunmasını ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur. Milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. Subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler.” şeklinde ifade etmiştir. Peki, yıl 2011, şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve dolayısıyla bunun üzerinden Türk milletine yapılan ve yapılmak istenen şey sizce nedir? İşte bu kitabı okuduğunuzda bütün sorularınıza kaynakça olacaktır.
  • Yağmur Güngör
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    208,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Atatürk, Ramazan aylarına büyük önem verirdi. Bu ay içinde akşamları beni huzurlarına çağırır ve Kuran-ı Kerim'den sureler okuturlar, kendileri de bunu derin bir hazla dinlerlerdi. Ramazan aylarında Hacı Bayram Veli ve Zincirli Kuyu Camileri'nde şehitlerimizin ruhu için hatim okumamı buyururlardı. Ben de tıklım tıklım dolu olan camilerde isteklerini yerine getirir, hatim okurdum. Peygamberimizden söz ederken; 'Hazret-i Peygamberin Zaman-ı Saadetlerinde' diye daima saygı belirten sözcükler kullanırlardı. Peygamberimizin ayrıca çok yetenekli bir devlet adamı ve iyi bir başkomutan olduğunu sürekli söylemişlerdir. Din işlerinin, cahil kimselerin denetiminden alınıp bu işi iyi bilen bilginlere verilmesinin gerekliliğini ifade ederler: 'Kutsal mihrabı, bilgisizliğin, cahillerin elinden alıp uzmanların eline vermek zamanı çoktan gelmiştir.' derlerdi. En uzun tatillerin dini bayramlarda yapılmasının da şart olduğunu söyleyip 'Herkes dini vecibeleri, görevleri yerine getirecek, sonra da dinlenecekler.' derlerdi.
  • Semih Yalçın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    396 MB
    Eser Türü: Kitap
    Atatürk'ün dış siyaseti.
  • Ali Mithat İnan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    405,18 KB
    Eser Türü: Kitap
    Avrupa kültür ve uygarlığına temel oluşturmuş ve dünyanın kurumsallaşmış en uzun ömürlü imparatorluğu sayılan Roma'nın, cumhuriyet döneminde en yetkili devlet adamı sayılan çift konsülleri, görev sürelerinin bitiminde, uygulamalarından dolayı görevden çekildikten sonra, görevsel sorumluluk nedeniyle, bir bakıma hesap vermek zorundaydılar. Türk kültür ve uygarlığına temel oluşturmuş ve Türklük tarihinde kurumsallaşmaya olanak hazırlayan Göktürk Kağanları, hatta daha öncekiler de bir yerde Kurultay'a hesap vermek zorundaydılar. O günlerden bu yana, gerçek devlet adamları, resmen olmasa bile uygulamalarının hesabını meclislere değil de kendi halklarının yararına, dönemiyle ilgili yazılı eser bırakarak, bu geleneği dolaylı biçimde sürdüregelmişlerdir. Sezar'ın "Galya Savaşları"; Bilge ve Kültigin Kağanların, çağlara kafa tutan taşlara kazıttırarak, gelecek kuşaklara bıraktıkları "Orhun Abideleri"nden; Hitler'in "Kavgam"ına ve büyük Önder Atatürk'ün "Nutuk" adlı büyük eserine kadar uzanan tarihi süreçlemeden de anlaşılacağı gibi, bu tutum bir bakıma ulusa hesap verme, yol gösterme, ışık tutma ve ulusunun devamlılığına katkıyla, inanç vermedir. Bu eserlerde nerelerden nerelere gelindiği, nelerin yapıldığı veya bir başka deyişle nelerin yapılamadığı ve nelerin yapılması gerektiği anlatılmaktadır. Önderler bu eserleriyle, karizmalarının onlara verdiği yetenekleri sergilemekten, onlarla övünmekten çok, eserlerinin devamlılığını sağlamanın, onları ölümsüzleştirmenin yol ve yöntemlerini açıklayarak böylece gelecek kuşaklara birer belge bırakmayı amaçlamışlardır. Elbetteki bir lider sadece bu tür eserle değerlendirilip yaşatılamaz. Bu baş eserlerinin yanında, bu eserlerin oluşumunu sağlayan, baş eserlerin birikimlerine temel oluşturmuş, ayrıca lider veya önderlerin bir başka yüzünü, yaşamını ve davranışlarını yansıtan, özel defter, not, hatırat, broşür ve benzeri eserleri vardır. Çoğunlukla bu eserler kişinin yaşadığı dönemde değerlendiril
  • Ali Mithat İnan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    284,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: HÜLYA KIZILTAN
    Bu araştırma, içerik olarak bir kişinin not defterlerini; yani özel olarak tuttuğu notları konu almaktadır. Ama bu kişi, Anadolu toprakları üzerinde yaşayan Türk Milleti'nin XX. Yüzyılın ilk yarısında, yeniden doğuşunu sağlayan onurlu bir Milli Mücadele'nin mimarı, kahramanı, önderi olursak; artık bu defterlerdeki notlar, yalnızca o kişinin değil, Türk Milleti'nin tarihini ve dolayısıyla da dünya tarihini ilgilendiren önemli belgeler niteliğine kavuşmuş olur. Atatürk'ün yazısıyla notlar aldığı ve bazen de günlük olarak tuttuğu bu defterler üzerinde yapıları çalışmalarda, her defter tek tek; içerdiği konuları, şu anki durumları ve şekilleri yönünden tanıtılmış, defterlerdeki özel konulara pek inilmeden genel bir inceleme yolu izlenerek, önemli olayları kapsayanlar, diğerlerine oranla daha detaylı şekilde ele alınmıştır.
  • Derleyen: Hulusi Turgut
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    2.06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tarayan: Cem Kandemir
    Çok genç yaşta Atatürk'ün silah ve mücadele arkadaşı, vefatına kadar da onun en güvendiği dostlarından, sırdaşlarından olan Kılıç Ali, kendi gözünden ve kendi yaşadıklarından, tanıklık ettiği olaylardan yola çıkarak Kurtuluş Savaşı ve sonrasını anlatıyor... Oğlu Altemur Kılıç'ın gün ışığına çıkardığı belge ve anıları, gazeteci-araştırmacı Hulusi Turgut derlerdi.
  • Cevat Şenol
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    420,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hatice Özcan
    Atatürk daha önce de bazı rahatsızlıklar geçirmiştir. Ancak onu esas sarsan, sonunda onu ölüme kadar götürecek olan bir karaciğer rahatsızlığı olan "siroz"dur. Ama sirozun başlangıcını doktorlar 1936 yılına kadar götürürler. Çünkü halsizlik ve yorgunluk Atatürk'te o yıllarda görülmeye başlar. Hastalığın gerçek belirtileri 1937'de ortaya çıkar. Gittikçe sıklaşan burun kanamalarını, vücutta kaşıntılar izler. Ne var ki, bu kaşıntılar değişik nedenlere bağlanır, hatta 1937 sonbaharında karıncaların bastığı Çankaya Köşkü'nde yoğun bir karınca savaşı bile yapılır. Doktorlar, Atatürk'teki belirtileri görmelerine rağmen doğru teşhis koyamazlar ve hastalığın ilerlemesine neden olurlar. 11 Kasım 1923'te Çankaya'da öğle yemeğinden sonra göğsünde ve sol kolunda ağrı hisseden Gazi'yi ve eşi Latife Hanım'ı orada tesadüfen bulunan Dr. Refik Saydam tedavi etmiş ve Atatürk'ün krizi atlatmasını sağlamıştı. Cumhurbaşkanı iki gün sonra, 13 Kasım 1923'te bir kriz daha geçirince, Prof. Dr. Neşet Omer, Ankara'ya çağrılmış ve Atatürk ile Latife Hanım'ı tedavi etmiştir. İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Neşet Omer (İrdelp) rahatsızlığın çok çalışmaktan, yorgunluktan kaynaklandığını, alkolü, tütünü, kahveyi azaltması, dinlenmesi gerektiğini, bu dinlenmenin Akdeniz sahillerinde yerine getirilmesinin iyi olacağını ifade etmişti. 28 Mart 1938'de, Ankara'ya gelen Dr. Fissenger, Atatürk'ü muayene eden ve karın kısmında az miktarda da olsa su toplandığını belirtti. Dr. Asım Aral ve Neşet Ömer beylere durumu açıkladı ve hastanın istirahat etmesini önerdi. Dr. Asım ifadesine göre Türk doktorları, Atatürk'ten çekindikleri için her şeyi olduğu gibi Atatürk'e söyleyemiyorlardı. 30 Mart 1938'de, Atatürk'ün sıhhatinin endişe verici olmadığı ve bir buçuk ay istirahat edeceği açıklandı. 8 Haziran 1938'de, Prof. Dr. Fissenger tekrar Türkiye'ye gelip, İstanbul'da Savarona Yatı'nda Atatürk'ü muayene etti ve 10 Haziran 1938'de gerekli direktifleri verdikten sonra ayrıldı. Atatürk bu rahatsızlığı arasında Hatay sorunu ile çok ilgilenir. Hatta 19 Mayıs 1938'de hasta hasta Mersin'e, İskenderun'a gider. Adana'da güneş altında Türk ordusunun geçit törenini izler. Atatürk, Mersin dönüşü Ankara'ya uğrar. Ankara'da fazla kalmaz, 27 Mayıs günü İstanbura gider. Dr. Reşat Belger'in ifade ettiği üzere, Atatürk'ün hafızasında bir zayıflama olmamıştır. Oysa bunun tersini ortaya atanlar vardı. Ancak, durumu iyi değildi ve Fissenger de durumu iyi görmüyordu. Eylül sonlarına doğru Atatürk'te kımıldayacak hâl kalmamıştı. Hâlsizliğinden sigarayı parmaklarının arasında tutamıyordu. Atatürk, ilk kez ağır komaya, 16 Ekim 1938'de girdi.

Sayfalar