En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 59392 sonuçtan 6631 - 6640 arası görüntüleniyor.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
insan sesi mp3 - Türkçe
21 Ayrım
210,71 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
Puşkin’in ölümsüz eseri Dubrovski, dünyanın pek çok dilinde karşılığı olan bir isyan hikâyesi... Topraklarına açgözlü bir derebeyi tarafından sözde hukuk marifetiyle el konulan genç bir soylunun adalet arayışını anlatıyor. Yozlaşmış bürokrasi tarafından eli kolu bağlanan Dubrovski, tek çareyi derebeyinin zulmünden kaçan bir grup köylüyle birlikte sistem dışına çıkmakta bulur. Zenginden çalıp fakirlere dağıtarak, tıpkı Robin Hood ya da İnce Memed gibi efsanevi bir halk kahramanına dönüşür. “Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” demişler... Güçlü düşmanının kızına ümitsizce sevdalanan Dubrovski, aşkı ve adaleti bulabilecek mi? Puşkin’in hiciv ile romantizmi sımsıcak harmanladığı bu eseri, Hasan Âli Ediz’in su gibi akan çevirisinden “bir solukta” okuyacaksınız.
Elfriede Jelinek
insan sesi mp3 - Türkçe
29 Ayrım
265,66 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
Feminist şair, oyun yazarı, çevirmen ve romancı Elfriede Jelinek, kalabalık korkusu ve sosyal fobisi nedeniyle 2004 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almaya bizzat gidememiş ama törende gösterilmesi için kaydedilen videoda, nota sehpasından okuduğu konuşmasında "Lisan bazen kazara bulur yolunu ama yoldan çıkmaz," demişti. Jelinek, Avusturyalı yönetmen Michael Haneke'nin sinemaya da uyarladığı Piyanist'te annesiyle yaşayan, cinselliği bastırılmış piyano öğretmeni Erika Kohut'u anlatıyor. Küçüklüğünde bir müzik dâhisi olduğu düşünülen Erika artık otuzlarının sonunda, hâlâ annesiyle beraber yaşıyor ve Viyana Konservatuarı'nda piyano öğretmenliği yapıyor. Annesiyle aynı yatağı bile paylaşan bu kadın, ona ilgi duyduğunu anladığı öğrencilerinden biriyle başladığı sadomazoşist ilişki sayesinde, içindeki tüm saklı arzuları birden serbest bırakacak. Şiddet, haz ve aşk birbirine karışacak. Elfriede Jelinek'in en bilinen romanı Piyanist, müziği dinlenmeyip susturulan bedene, kadın ile erkeğin toplumsal rollerine dair tabu yıkan, sarsıcı bir başyapıt. "İnsanın kanını donduracak kadar baş döndürücü bir eser." –Walter Abish "Piyanist, bir anne ile kızının, bir sanatçı ile âşığın zekice, sivri dilli, muhteşem bir portresi." –John Hawkes "Jelinek'le ilgili insanı ele geçiren asıl şey, yanlış mutluluk fikirlerinden ibaret bir dünyanın içine böyle isabetli ve keskin biçimde girebilmesi." –Frankfurter Rundschau (Tanıtım Bülteninden)
Andrew wilson
insan sesi mp3 - Türkçe
29 Ayrım
417,26 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Polisiye Roman, Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
Agatha Christie, Aralık 1926’da arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Yürütülen geniş çaplı operasyona rağmen ünlü polisiye yazarı bir türlü bulunamaz. On bir gün sonra bir kaplıca otelinde ortaya çıktığında kocasının metresinin adını kullandığı öğrenilir. Ünlü yazar, kayboluşu ve orada ne yaptığıyla ilgili herhangi bir açıklama yapmaz. Bugüne dek bu gizem çözülememiş, o on bir günde yaşananlar hiçbir zaman öğrenilememiştir. Peki ya Agatha Christie hain bir şantajcının kurbanı olduğu için ortadan kaybolduysa? Amansız bir düşmanla savaşıp onun kıskacından kurtulmak için umutsuzca çabaladıysa? Gizemli cinayetlerin kraliçesi bir cinayet işlemek zorunda kaldıysa? Andrew Wilson merkezine dünyanın en ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’yi alarak gerçek ile kurguyu ustaca harmanlıyor. Zekâ dolu üslubu, tempoyu bir an bile düşürmeyen gerilimli anlatımıyla okuru şaşırtıyor. Cinayet Ustası gerçek yaşamöyküsüne dayanan, soluk soluğa okunacak bir roman. “Gerçekler ışığında yazılmış, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir polisiye… Ünlü yazarın korkularının ve umutlarının anlatıldığı muhteşem bir eser.” Guardian “Wilson ele aldığı konuyu derinlemesine bilmekle kalmıyor aynı zamanda ustaca bir hikâye anlatımıyla edebi oyunların sınırlarında dolaşıyor. Ayrıca çok da eğlenceli…” Observer (Tanıtım Bülteninden)
Georges Simenon
insan sesi mp3 - Türkçe
13 Ayrım
260,15 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
Kişinin evine gidip geldiği, alışıldık hareketleri, her günkü hareketleri yaptığı, yüz çizgilerinin yalnızca kendisi için gerildiği, sonra ansızın, başını kaldırınca, perdelerin açık kaldığının, sokaktan gelip geçenlerin kendisini seyrettiğinin farkına vardığı zamanlar olur. Spenser Ashby de biraz bunu yaşadı işte. Gerçi, tıpkı öyle değil; çünkü, doğrusu ya, o gece kimsecikler ona dikkat etmemiş, ilgilenmemişti. İstediği gibi bir yalnızlığa kavuşmuştu; yorgan gibi kalın, dışarıdan tek bir gürültüyü olsun içeri sızdırmayan bir yalnızlığa... Üstelik lapa lapa yağmaya başlayan kar, sessizliğin daha bir gözle görülür, elle tutulur hale gelmesini sağlıyordu. O gecenin daha sonra bir büyüteç tutularak inceleneceğini, kendisine yeniden yaşatılacağını, büyütecin altında duran kendisi değil de bir böcekmiş gibi davranılacağını, Spencer değil, kim olursa olsun, aklının köşesinden geçebilir miydi ?
Alfred Adler
insan sesi mp3 - Türkçe
24 Ayrım
834,57 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Psikoloji
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
Alfred Adler (d. 7 Şubat 1870 - ö. 28 Mayıs 1937) Bireysel Psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı psikiyatrist. Derinlik psikolojisinin üç büyük kurucusundan biridir. (diğerleri: Freud, Jung) Avusturya Penzing'de doğdu ve Viyana'da büyüdü. Viyana Üniversitesi Tıp Okulunda doktorluk eğitimi aldı ve 1895'te mezun oldu. Pratisyen hekim olarak çalıştığı ilk doktorluk yıllarından başlayarak hastayı çevresiyle ilişkileri içerisinde ele almak gerektiğini vurguladı ve bireyle ilgili sorunlara yönelik insancıl, bütünselci ve organik bir yaklaşım geliştirdi. Bedensel düzensizliklerle ilişkili olarak psikoloji ile ilgilenmeye başladı. 1902'de Sigmund Freud ile tanıştı, öğrencisi oldu ve birlikte Adler'in başkanlığında Viyana Psikanaliz Topluluğu'nu kurdular. Bir süre sonra Freud ile fikir ayrılıkları ortaya çıktı. Adler'in Organların Yetersizliği kitabından sonra tamamen uzlaşılmaz bir hale geldi ve 1911'de, Adler, izleyicileriyle beraber Freud'u açıkca eleştirerek bireysel psikolojiyi geliştirmeye başladı. Hans Vaihinger'in ruhsal inşa fikirlerinden etkilendi ve erkek egemen toplumda doğal bir sonuç olarak "Erkeksi Başkaldırı" ile organik aşağılık ve telafi teorisini geliştirdi (bkz. Aşağılık kompleksi). Adler, Freud'un teorileri ile karşı görüşe geldi, fikir ayrılığı 1911'deki Weimar Psikanaliz Kongresi'nde aleni oldu. Adler, Freud'un inandığı seks içgüdüsünün baskınlığı ve ego dürtüsünün libidinal(?) olup olmadığı ile çekişiyordu, Freud'un bilinç altına atma üzerine fikirlerini de eleştirmişti. Adler bilinç altına atma teorisinin, erkeksi başkaldırının aşırı telafisi ve aşağılık hislerinden türetilmiş sinirsel bir durum olan ego -savunma eğilimleri- konsepti ile değiştirilmesi gerektiğine inanıyordu, Oedipal Kompleksleri önemsizdi. Adler Viyana Topluluğundan ayrıldı ve 1912'de Bireysel Psikoloji Topluluğu adını alan, Özgür Analitik Araştırmalar Topluluğu'nu kurdu.
bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
16 Ayrım
324,04 MB
Eser Türü: Dersler
Eser Alt Türü: Ders/Açıköğretim Fakültesi
Görüntülenme Sayısı: 93
Kemal Tahir
metin - Türkçe
2 Ayrım
1,12 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
Türk eğitim tarihinin en orijinal girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri, üzerinde konuşulması ve yazılması tabu sayılan konulardan biridir bir bakıma. Kemal Tahir, "Bozkırdaki Çekirdek"te, diğer romanlarında da yaptığı gibi bu tabuyu yıkmaya çalışarak Türk toplumunun Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanırken bazı devrimleri yukarıdan aşağıya uygulamak zorunda kalışını gözden geçirir. Nisan 1965'te Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen "Bozkırdaki Çekirdek", dünya eğitim tarihinde de reform olarak değerlendirilen Köy Enstitüleri'ni anlamamıza da yardım edecek bir Kemal Tahir klasiği...
Ken Grimwood
insan sesi mp3 - Türkçe
36 Ayrım
415,28 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
Ya sizi bekleyen bir son olmasaydı... Hayatındaki insanlar birer birer siliniyor. Kocaları, sevgilileri, ailesi ve arkadaşları yaşayıp ölüyor ama o hep aynı kalıyor. Sevdiklerini kaybederken hep çaresiz. İnsanlar onun neden sürekli genç göründüğünü merak ettiğinde ise yer değiştirmek zorunda. Tüm olasılıklar karşısında üç yüz yıl yaşamış biri olarak yanlış bir şey söylediği an, zaman çarkı tepetaklak olabilir. Elise tıbbi bir mucize sonucu ebediyen genç kalacaktır. Hayatı üç yüz yıl önce başlamıştı. Versailles Sarayı'nda, 14. Louis'nin hükmettiği bir devirde. İlk kez her şeyi göze alıp sonsuz gençliğinin sırrını, sevdiği adamla paylaşmaya karar verdiğinde bu isteğinin neden olacağı tehlikeleri (hem kendisi hem de tüm dünya için) hayal bile edemez. Bilim bu duruma yanıt verecek bir seviyeye ulaştığında ancak birileri onun çaresizliğini görebilecek. Sonsuza dek yaşamak ve hiç yaşlanmamak... Bir tek kırışıklık ve kırlaşmış saç için her şeyini vermeye hazırdır Elise. Yalnızca sıradışı bir kahramanın hikayesi değil aynı zamanda insanlığın en tutkulu arayışının büyüleyici bir keşfi.
Daniel Goleman
metin - Türkçe
2 Ayrım
1,30 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Bilim
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
'IQ' ile ölçülen zeka, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ'lu çocuklar, ortalama IQ'ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor? Dr. Daniel Goleman, psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, 'EQ'nun 'IQ'dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. 'Duygusal zeka'yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor. Araştırma bulgularına göre, duygusal zeka yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ancak, Dr. Goleman'a göre, duygusal zeka doğuştan gelen bir özellik değil. İnsan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor. Başta eğitimciler ve ana-babalar olmak üzere, herkesin ufkunu açan bu kitabın çok önemli bir toplumsal mesajı da var: Demokrasinin topluma ne ölçüde mal olduğu, bireylerin duygusal zeka düzeyiyle doğrudan bağlantılı.
Fernando Pessoa
metin - Türkçe
2 Ayrım
1,43 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 93
Konusu:
20. yüzyıl Portekiz edebiyatının büyük ismi Fernando Pessoa, sağlığında yayınlanan yapıtları olduysa da, esas olarak ölümünden sonra, yazılarını topladığı sandığın bulunmasıyla ün kazandı. Yaklaşık 27 bin sayfaya yayılan, farklı türlerde eserler veren yazar, bunların büyük bir kısmını kendi adıyla değil, birer yaşam öyküsüyle, kişilikle, hatta edebi duruş ve tarzla donattığı 70 ayrı kurmaca yazarın, dışkimliğin adıyla imzalamıştı; kötü bir Portekizce’yle ilkel doğa şiirleri yazan Alberto Caeiro, pagan dinlere inanan hekim Ricardo Reis, "içinde bir Yunan şairi barındıran Whitman" diye tarif edilen Alvaro de Campos gibi... Bu kurmaca yazarlardan biri olan Bernardo Soares, Pessoa’nın "yarı-dışkimlik" olarak nitelediği, ona çok yakın bir karakterdi ve Huzursuzluğun Kitabı’nın yazarı olarak yaratılmıştı. Soares, gündüzleri bir kumaş mağazasında çalışan, geceleri yağmurun sesinde, ayak seslerinde yalnızlığını duyumsayan bir Lizbonluydu. Huzursuzluğun Kitabı, kurmaca bir karakterin kendi hayatını anlattığı bir roman olarak görülebilir; ancak yazarla kahramanı sık sık birbirinin yerine geçtiğinden, Pessoa’nın hayatla ilgili kendine ait olan ve olmayan düşünceleri döktüğü, evirip çevirdiği bir denemeler, anlatılar toplamı olarak da kabul edilebilir. Pessoa bu kitap üzerinde 1913’ten itibaren çalışmaya başlamış, ölümüne dek parça parça yazmaya da devam etmişti. Sandık açıldıktan sonra, dağınık metinler bir araya getirilmeye başlandı ve 1982’de Portekiz’de yapıt ilk kez olarak basıldı; daha sonra, yeni bulunan parçaların eklenmesi ve elyazmalarında yanlış okunmuş yerlerin düzeltilmesiyle yeni basımlar yapıldı. Dünyayı seyretmekle yetinmek isteyen, eylemsizliği en yüce erdem ve gerçek yaşam olarak gören Soares, Pessoa için belki de dünyanın ve yaşamanın ne olduğunu gösteren bir perdedir. Huzursuzluğun Kitabı aynı zamanda, bir edebiyatçının ulaşmak istediği yapıtla kâğıda dökebildiklerinin arasındaki mesafedir de; hayal edilenin soluk, titrek bir sureti, gölgesi olarak kalmaya, kusurlu olmaya mahkûmdur; tıpkı bütün kitaplar ve bütün çeviriler gibi.

Sayfalar