Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2916 sonuçtan 701 - 710 arası görüntüleniyor.
  • Levent Köker
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Demokrasi sorununun merkezi öneminin neden hiç değişmediğinin açıklanmasıyla ilişkili iki nedenden söz edebiliriz. Bunlardan ilki, demokrasi kavramının, özellikle de bu kavramda içerilen demokratik değerlerin kurulu siyasi karar alma mekanizmalarına yönelik sürekli bir eleştiri ve dolayısıyla bu mekanizmaları dönüştürme potansiyeli taşımasıdır. Bu bağlamda, Batı demokrasisi diye de atıfta bulunduğumuz yerleşik liberal-demokratik sistemlerin demokratik değerler ile kurumsal mekanizmalar arasındaki etkileşim temelinde eleştirel bir tarzda ele alınması, uzunca bir süredir devam ediyor. Elinizdeki kitapta yer alan birçok yazı, liberal demokrasiye yönelik böyle bir eleştirel yaklaşımın, siyaset teorisinin geniş bağlamı içindeki çeşitli boyutları üzerinde odaklanmaktadır. Bu bağlamda daha çok Türkiye’ye özgü gibi görünen ikinci neden ise, demokrasi ile cumhuriyet arasındaki gerilim noktalarında kendisini açığa vuran devletçi (devlet merkezli) yaklaşımın ağırlığında yakalanabilir. Bir yandan "Türkiye toplumunda sınıflar olmadığı için, çok-partili düzene de gerek yoktur" diyen, çok partili siyasi hayata geçildikten sonra da, siyasi çoğulculuğu mümkün olduğunca dar tutmaya yönelen ve böylece kendisini kalıcılaştırmaya çalışan tek-parti ideolojisi, diğer yandan demokratikleşme sürecini AB üyeliği perspektifiyle ve biraz da kerhen sürdürmeye yönelen, milliyetçi-muhafazakâr siyasetin ağırlığı, Türkiye demokrasisinin sahici bir ilerleme kaydetmesinin önündeki temel engeller olarak görünmektedir. Bu kitapta yer alan yazıların bir bölümü de, dolayısıyla, siyaset teorisi bağlamındaki değerlendirmelerden kopuk olmayan bir biçimde, daha çok Kemalizm eksenli gibi görünen ama bununla sınırlı olmayan konulara eğilmektedir.
  • Noam Chomsky
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,44 MB
    Eser Türü: Kitap
    ABD‟nin dış politikasına, dünyanın dört bir yanında gerçekleşitirdiği katliamlara, estirdiği teröre yönelik keskin eleştirileriyle tanıdığımız Chomsky, bu kitabında ülkemizdeki tartışmalara da ışık tutacak bir konuyu ele alıyor: Amerikanvari demokrasinin gerçek ve çirkin yüzü. Batı‟nın Üçüncü Dünya ülkelerine pazarladığı demokrasiye ilişkin hayli paradoksal saptamalarda bulunuyor. Demokrasi ile idare edilen, dolayısıyla halkın kendi geleceği ve kaderi üzerinde belirleyici rolünün olduğu ileri sürülen toplumlarda sermaye sahiplerinin keyfinin kaçmaması, medya, halkla ilişkiler ve seçim endüstrisi sayesinde sağlanmakta, seçimler olağanüstü vasıflar atfedilmiş ve yeterince şişirilmiş “liderlerden, yani sembolik figürlerden birinin tercihi olayına indirgenmektedir. Tabii k böyle bir demokraside “seçkinler”in demokratik çatının kontrolünü elinden kaçırması, başka insanların da ülke yönetiminde aktif rol üstlenmesi, “demokrasi krizi” olarak isimlendirilir. ABD‟de yasaklanmış olan Chomsky, Orta Amerika‟dan Orta ve Uzak Doğuya kadar sayısız örnekle Amerikanvari demokrasi etrafında oluşturulan ve ülkemizde de geçerli olan illüzyonları birer birer deşifre ediyor. Demokrasi: Gerçek ve Hayal, demokratikleşme tartışmalarına da farklı bir açıdan bakma imkanı verecek ve sizi yeni ufuklara taşıyacak.
  • Emre Kongar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    210,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: mehtap tolu
    21. Yüzyılda, türkiye cumhuriyeti önemli bir dönüm noktasını daha yaşamaktadır: Demokrasiyi korumak ve kollamak için direnmek! Demokrasi istiyorsanız, demokrasiye layık olduğunuzu göstereceksiniz: Evde, sokakta, işte, eğlencede... Tek başınıza veya örgütlü olarak... Oturarak, yürüyerek, durarak, konuşarak, susarak, yazarak, okuyarak... Başta muhalefet ve ifade hak ve özgürlüğünüz olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerinizi, demokratik yollar ve yöntemlerle, barış içinde kullanarak... Direneceksiniz! Direneceğiz... Direnecekler!
  • Ali Rıza Gelirli
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    278 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Perizat Altınay
  • Sami Selçuk
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    230,66 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Jose Saramago
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    333,04 KB
    Eser Türü: Kitap
    Peki saf Atinalıların şu bin yıllık icadı demokrasi ne durumda dersiniz? Atinalılar için demokrasi, o dönemin toplumsal ve siyasal koşullarında, halk için halk tarafından yönetilen bir halk iktidarını ifade ediyordu. İyi niyeti kanıtlanmış insanların samimiyetle, içten pazarlıklı bazılarının da iyi niyetli görünme adına ileri sürdükleri bir görüşle sık sık karşılaşıyorum. Bu görüşe göre, gezegenimizin büyük çoğunluğunun içinde bulunduğu korkunç durum yadsınamaz bir gerçekse de, kişi haklarına tam anlamıyla ya da en azından tatmin edici bir biçimde saygı gösterilmesini sağlamak ancak genel bir demokratik sistem çerçevesinde mümkündür.
  • metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,06 MB
    Eser Türü: Dergi
    Takdim, Demokrasi Platformu, elinizdeki Türkiye'de Tarikatlar ve Cemaatler sayısıyla, Türkiye'deki özellikle dinle ilgili sorunların, bilimsel bilgi ile, bilimsel zeminde tartışılarak çözüme kavuşturulması gerektiğinden yola çıkarak, bir ilki gerçekleştirmenin mutluluğunu değerli okurlarıyla paylaşıyor. Tarikatlar cemaatler konusu, Türkiye'nin gündeminden hiç düşmüyor. Ancak, bu konuda insanların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayacak, bilimsel nitelikli derli toplu çalışmaların sayısı yok denilecek kadar az. İşte Demokrasi Platformu, bu konularda kafa yoran bilim adamlarının birikimleriyle okurlarını buluşturarak, bu konunun öncelikle doğru anlaşılmasına katkıda bulunmak istemektedir. Tarikatlar, cemaatler, radikal akımlar ve diğer dinsel oluşumlar, sanki bir tür tabu gibi görünmektedir. Bu, herkesin duruşuna, çıkarlarına, beklentilerine göre ürettiği, isteyenin istediği şekilde kullanabildiği; tanımlanamayan, belki de tanımlanmak istenmeyen ilginç bir tabuya benzemektedir. Sorunun kaynağı öncelikle, kökleri derinlerde olan tarikatların halen yürürlükte olan yasağa rağmen varlığını işlevsel bir şekilde sürdürüyor olmasında; konuya, korkuyla karışık önyargı ile yaklaşılmasında; dini alanda sağlıklı özeleştiri/eleştiri geleneğinin bir türlü istenilen düzeyi yakalayamamasında aranmalıdır. Ayrıca, konunun çok yönlü olarak istismara açık olduğu da unutulmamalıdır. Osmanlı'nın enkazı üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı'nın bütün sorunlarını da "sıkıştırılmış" bir vaziyette devralmıştır. Bu doğrultuda atılan en önemli adımlardan birisi 1925'te Tekke ve Zaviyelerin kapatılması olmuştur. O zamanki koşullan iyi değerlendirirsek, bu işin kangren haline gelmiş bir uzuvdan kurtulma operasyonu olduğunu düşünebiliriz. Ancak, üzerinde önemle durulması gereken husus, seksen yılın sonunda Türkiye'nin bir tür tarikat cennetine dönüşmüş olmasıdır. İşin ilginç yanı, tarikatlarla ilgili birtakım sorunlar gündeme oturduğu zaman, hemen "komplo"nun söz konusu edilmesi ve özeleştiriye meydan verilmemesidir. Diğer taraftan, din konusundaki olumsuz duygu ve düşüncelerini dile getirmek isteyenler de, tarikatlar üzerinde öfkelerini kusmaktadırlar. Ortada, hem teolojik boyutu olan, hem de sosyolojik koşulların ürettiği bir sorunun mevcut olduğu açıkça görülebilmektedir. Bu sorun çözülemeyecek bir sorun da değildir. Çözüm, tarikat oluşumlarının tarihsel arka planını görerek, hangi psikolojik ve sosyolojik faktörlerin bu sorunu çözümsüzlüğe doğru sürüklediğini doğru tespit etmekten geçmektedir. Tarikatlar, kentlerimizi köye dönüştüren göç olgusunun bunalttığı insanlar için bir tür sosyalleşme aracı olarak işlev görmekte; dayanışma, aş, iş ve eş bulma konusunda insanları cezbeden sığınak olmaktadır. Herhangi bir sosyal oluşum, sağlıklı ya da sağlıksız, insanların ihtiyaçlarına cevap verdiği sürece, gizli ya da açıktan varlığını sürdürmeye devam edecektir. Demokrasi Platformu, "Tarikatlar, Cemaatler ve Diğer Dinsel Oluşumlar" konusunu Uç sayı olarak planlamıştır. Elinizdeki bu sayıda sadece tarikatlarla ilgili yazılar yer almaktadır. Mustafa Kara, "Cumhuriyet Döneminde Tarikatlar" konusunu ele almakta ve insanda mevcut olan mistik eğilimlerin ortadan kaldırılamayacağı varsayımından hareketle, bu eğilimlerin devletin kontrolünde sağlıklı yönlendirilmesi gerektiği konusunda bir teklifle ortaya çıkmaktadır. Niyazi Usta, hakkında çok şey söylenen, fakat pek az bilinen "Menzil Nakşiliği"ni ele almıştır. Mehmet Demirci, çok merak edilen "Kenan Rıfâî ve Çevresi"nin doğru anlaşılabilmesi için bir pencere aralamıştır: "Sâmiha Ayverdi çevresindeki oluşum bir tarikat mıdır, değil midir? Kanaatimce tarikat da denemez, hayır tarikat değil de denemez. Bu çevrede yaygın olarak tarikat ritüeli ile alâkalı bir şey yok. Müntesiplerin eğitiminde düzenli olarak yürütülen evrad, ezkâr, zikir, vs. yok. Şeklî bir unsur yok. Peki ne var? Sadece gönül bağı var, muhabbet var". Yrd. Doç. Dr. Sezai Küçük, Mevleviliğin hem geçmişine, hem de bugününe ışık tutmaya çalışmıştır. İsmailağa Cemaati, Kamil Ocak'ın kaleminden ilk defa konuyu merak edenlerin karşısına çıkmaktadır. Mehmet Ali Kirman, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Süleymancılık konusunu, ortaya çıkışı, geçirdiği evreler ve günümüzdeki durumu açısından ele almıştır. Son makalede ise Hüseyin Bal, dinin geleceğini tartışmıştır. Demokrasi platformu bu konuyu işlemeye devam edecektir. Bir sonraki sayımızda, İskenderpaşa Cemaati, Işıkçılık gibi konuların yanında, ağırlıklı olarak Alevilik-Bektaşilik-Kızılbaşlık ve Nurculuk konusu ele alınacaktır. Daha sonraki sayımız ise Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketi, siyasi boyut taşıyan radikal dini akımlar, siyasal İslam ve diğer dinsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşacaktır. Planladığımız bu üç sayı ile, Türkiye'yi, Türkiye'deki dini hayatı daha iyi anlamaya, sorunların doğru bilgi ile çözüleceği varsayımından hareketle çözüm odaklı arayışlara ışık tutmaya çalışılacaktır. Din konusundaki sorunlanmızın çoğu, gerek teolojik, gerekse sosyolojik boyutta, daha çok din alanındaki korkunç bilgi boşluğu sebebiyle çözümsüz hale dönüşmektedir. Türkiye'nin geleceği açısından, bizim dinle ilgili sorunlarımızı bir şekilde çözmemiz; bazı sorunların da çözülmüş olduğunu fark etmemiz gerekmektedir. Türkiye'yi iyi anlayabilmek ve doğru değerlendirebilmek için, zaman zaman diğer Müslüman ülkelerle mukayese etmek faydalı olur. Fazlurrahman'ın 14 Haziran 1977'de İslam kitabının Türkçe baskısı için kaleme aldığı önsözdeki şu ifadelerin üzerinde düşünülmesi gerektiği kanaatindeyiz: "Müslüman ülkelerin çoğunda, iyi düzenlenmiş bir İslam eğitim örgütü bile mevcut değildir. Sadece Türkiye, 1949'dan beri insana gerçekten umut veren bir islâm eğitim çerçevesi veya örgütü meydana getirmeyi başarmıştır. Ayrıca Türkler'in, Batı kültürü hakkında oldukça yakın, sistemli ve uzun tecrübesi bulunması ve bugün bir bakıma İslam'ı yeniden keşfetmekte olması dolayısıyla bu ülkede İslam Rönesansının zengin ve anlamlı olacağını ümit etmek açısından önemli sebep bulunmaktadır. Çünkü geleceği ilgilendiren köklü meselelerle saklambaç oyunu oynamayıp, bu meseleleri hakkıyla karşılamak için lüzumlu cesarete sahip olmak, Türkler'in ulusal karakterinde yerleşmiş bir unsurdur. Muhammed İkbal'in de ümit ettiği gibi, Türkiye'nin bir kez daha yeni ve semereli bir İslam Rönesansı'nın öncüsü olduğunu ispatlaması pekala mümkündür". Türkiye, gerçekten de çok sancılı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu sancıların, İslam'ın uygarlığa vücut veren kök hücrelerinin, Batının birikimi ile Türkiye üzerinde buluşmasından da kaynaklandığını; bir tür mayalanma sancısı olduğunu düşünmek de pekala mümkündür. Belki de bunlar, yeni bir uygarlığın mayalanma sancılandır... Prof. Dr. Hasan ONAT Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi
  • Banu Avar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    70,1 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Betül Ulukut
  • Banu Avar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    56,01 MB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye'de muhalif olmak zordur. Büyük güçleri ve kodamanları ürkütmemeniz lazım. Hükümetle iyi geçinmeniz gerekir. Aykırı fikirleri dile getirirseniz adınız ya milliyetçiye, ya AB karşıtlığına ya da vatan hainliğine çıkabilir. Ülkemizde muhalif olmanın dayanılmaz ağırlığını yaşayan aydınların en önemlilerinden biri Banu Avar. Sınırlar Arasında programıyla büyük ses getiren, Avrupa'nın ışıldayan ve parlayan yüzünü değil de varoşlarını, sefaletini ve tükenen hayatlarını gösteren, Batı'nın Ortadoğu'daki karanlık iş ve ilişkilerini objektife yansıtan Banu Avar haliyle hedef tahtasına oturdu. Dost ve müttefiklerimizi (!) üzmemek için programları sansüre uğradı. İstifaya zorlandı… Ama o yılmadı. Hatta ifade özgürlüğünden dem vuran ve 301 için mücadele eden sözde liberal aydınlar Banu Avar'ın 301'den yargılanıp ceza almasını istediler. Elinizdeki kitap Cem Küçük'ün Kasım 2007'de Banu Avar'la yaptığı söyleşidir. Avar'ın Avrupa'nın görünmeyen yüzünü, Batı'nın tükenmişliğini, yok olan aile değerlerini irdelediği fikirleri ezberlerinizi bozacak.
  • Banu Avar-Cem Küçük
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    171,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye'de muhalif olmak zordur. Büyük güçleri ve kodamanları ürkütmemeniz lazım. Hükümetle iyi geçinmeniz gerekir. Aykırı fikirleri dile getirirseniz adınız ya milliyetçiye, ya AB karşıtlığına ya da vatan hainliğine çıkabilir. Ülkemizde muhalif olmanın dayanılmaz ağırlığını yaşayan aydınların en önemlilerinden biri Banu Avar. Sınırlar Arasında programıyla büyük ses getiren, Avrupa'nın ışıldayan ve parlayan yüzünü değil de varoşlarını, sefaletini ve tükenen hayatlarını gösteren, Batı'nın Ortadoğu'daki karanlık iş ve ilişkilerini objektife yansıtan Banu Avar haliyle hedef tahtasına oturdu. Dost ve müttefiklerimizi (!) üzmemek için programları sansüre uğradı. İstifaya zorlandı… Ama o yılmadı. Hatta ifade özgürlüğünden dem vuran ve 301 için mücadele eden sözde liberal aydınlar Banu Avar'ın 301'den yargılanıp ceza almasını istediler. Elinizdeki kitap Cem Küçük'ün Kasım 2007'de Banu Avar'la yaptığı söyleşidir. Avar'ın Avrupa'nın görünmeyen yüzünü, Batı'nın tükenmişliğini, yok olan aile değerlerini irdelediği fikirleri ezberlerinizi bozacak.

Sayfalar