Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2279 sonuçtan 781 - 790 arası görüntüleniyor.
  • Bige Güven Kızılay
    insan sesi mp3
    39 Ayrım
    1017,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sema Özer
    Kayıp benliğini...geçmişini...şarkılarını...duygularını... Bir el yapımı kutunun içinde, hayatın anlamını bulmuştu. “Hani bir kadim atasözü vardır, ‘Her yaşlı adam öldüğünde, bir kütüphane toprağa gömülür’. Sana bırakmaktan en onur duyduğum şey kütüphanemdir. Ama ya hayat hikâyemizi ne yapacağız? Sensiz geçen bunca yılı, hasretle geçen bunca zamanı ne yapacağız? Sen bizsiz büyüdün, yetiştin, biz sensiz yaşlandık... Bunca hasret çektiğimiz zamanın hakkından nasıl geleceğiz? Bilmiyorum güzel yavrum. Henüz bilmiyorum. Ama bunların benimle birlikte gömülmesine gönlüm razı değil. Sana söz veriyorum, bir yolunu bulacağım. Bunca sene biz neler yaşadık, sen yanımızda olabilsen neler olurdu, sana anlatmanın, hatta yaşatmanın bir yolunu bulacağım gözümün nuru. İlla ki bulacağım! Sen nerede, hangi şehirlerde büyüdün? Nelere üzüldün, nelere sevindin? Kimler yaktı canını, kimler sırtını sıvazladı? Ateşlenince kimler tuttu alnını, düşünce kimler öptü dizlerini? Benim gözümün bebeği canım torunum, sen bizsiz nasıl bir hayat sürdün? Neredesin sen Yasemin’im? Neredesin evladım?” Çok küçük yaşta köklerinden kopartılmış bir genç kadın… Hayatta tek hayali New York’ta çalıştığı hukuk firmasının ortağı olmak, ve Manhattan’da bir çatı katı satın alabilmek... Akraba yok, aile yok, vatanım dediği bir yer, gönül bağı yok... Hiç bir yere ait hissetmiyor kendini. Ta ki o Emanet’i almaya gelene kadar! Köy Enstitüsü mezunu bir dedenin torununa bıraktığı EMANET, sizce ne olabilir?
  • Bige Güven Kızılay
    insan sesi mp3 - Türkçe
    70 Ayrım
    1056,91 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Pınar Çelikdelen
    Kayıp benliğini...geçmişini...şarkılarını...duygularını... Bir el yapımı kutunun içinde,  hayatın anlamını bulmuştu. “Hani bir kadim atasözü vardır, ‘Her yaşlı adam öldüğünde, bir kütüphane toprağa gömülür’. Sana bırakmaktan en onur duyduğum şey kütüphanemdir. Ama ya hayat hikâyemizi ne yapacağız? Sensiz geçen bunca yılı, hasretle geçen bunca zamanı ne yapacağız? Sen bizsiz büyüdün, yetiştin, biz sensiz yaşlandık... Bunca hasret çektiğimiz  zamanın hakkından nasıl geleceğiz? Bilmiyorum güzel yavrum. Henüz bilmiyorum. Ama bunların benimle birlikte gömülmesine gönlüm razı değil. Sana söz veriyorum, bir yolunu bulacağım. Bunca sene biz neler yaşadık, sen yanımızda olabilsen neler olurdu, sana anlatmanın, hatta yaşatmanın bir yolunu bulacağım gözümün nuru. İlla ki bulacağım! Sen nerede, hangi şehirlerde büyüdün? Nelere üzüldün, nelere sevindin? Kimler yaktı canını, kimler sırtını sıvazladı? Ateşlenince kimler tuttu alnını, düşünce kimler öptü dizlerini? Benim gözümün bebeği canım torunum, sen bizsiz nasıl bir hayat sürdün? Neredesin sen Yasemin’im? Neredesin evladım?” Çok küçük yaşta köklerinden kopartılmış bir genç kadın… Hayatta tek hayali New York’ta çalıştığı hukuk firmasının ortağı olmak, ve Manhattan’da bir çatı katı satın alabilmek... Akraba yok, aile yok, vatanım dediği bir yer, gönül bağı yok... Hiç bir yere ait hissetmiyor kendini. Ta ki o Emanet’i almaya gelene kadar! Köy Enstitüsü mezunu bir dedenin torununa bıraktığı EMANET, sizce ne olabilir?
  • Kemal Yalçın
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Bak şu bahçenin güzelliğine. Şu şeftaliye, şu eriğe, şu armuda, şu çiçeklere bak. Hepsi birlikte güzel... Bir ülkenin içinde ne kadar din, dil, ırk varsa o kadar zenginliktir bu. Tek meyveyle bahçe olmaz.” Ayancıklı Baba Yorgo Türkiye ile Yunanistan arasında 1923 yılında Lozan’da imzalanan protokol, Türkiye’de yaşayan Rum Ortodokslarla, Yunanistan’da yaşayan Müslümanların zorunlu mübadelesini öngörüyordu. 1912’de Balkan Harbi’yle başlayan on yıllık savaş dönemi boyunca yerinden yurdundan olanlarla birlikte, iki milyon civarında insan karşılıklı olarak göç etmek zorunda kaldı. Emanet Çeyiz, Denizli’nin Honaz Köyü’nde yaşayan bir Rum ailenin, sürgüne gönderilirken Müslüman komşularına bıraktığı kızlarının çeyizinin, yaklaşık seksen yıl sonra aileye geri veriliş öyküsüdür. Kemal Yalçın, dedesine emanet edilen çeyizi teslim etmek üzere Minoğlu ailesinin izini sürerken, on beş Rum ve on beş Türk mübadilin yaşam öyküsünü ve duygularını kendi ağızlarından aktarır bize.
  • Kemal Yalçın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    394 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hacer Dönümcü
    15 Rum ve 15 Türk mübadilin öyküsü.
  • Kemal Yalçın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    284,97 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Feyza Keli
    Emanet Çeyiz, Denizli'nin Honaz Köyü'nde yaşayan bir Rum ailenin, sürgüne gönderilirken Müslüman komşularına bıraktığı kızlarının çeyizinin, yaklaşık seksen yıl sonra aileye geri veriliş öyküsüdür. Kemal Yalçın, dedesine emanet edilen çeyizi teslim etmek üzere Minoğlu ailesinin izini sürerken, on beş Rum ve on beş Türk mübadilin yaşam öyküsünü ve duygularını kendi ağızlarından aktarır bize. Bugün hemen hemen hiçbiri hayatta olmayan, doğdukları topraklara duydukları özlemle bu dünyadan göçüp giden bu insanların anlattıkları, onların bir bakıma son sözleri, vasiyetleridir. "Bak şu bahçenin güzelliğine. Şu şeftaliye, şu eriğe, şu armuda, şu çiçeklere bak. Hepsi birlikte güzel... Bir ülkenin içinde ne kadar din, dil, ırk varsa o kadar zenginliktir bu... Budur sana, Sinoplulara, Ayancıklılara ve Türklere son sözüm: Tek meyveyle bahçe olmaz..." - Ayancıklı Baba Yorgo
  • Claire Keegan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    74,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nagehan Tanyeli
    Artık yana devrilmekte olan güneşin ışıkları, suya yansıyan bizi eğri büğrü gösteriyor. Bir an korkuyorum. Buraya ilk geldiğimdeki o çingene çocuğu gibi değil de, şimdiki gibi temiz, başka giysiler içinde ve arkamdaki kadınla beraber olduğumu kabullenene kadar bekliyorum. Tası suya daldırıp dudaklarıma götürüyorum. Su daha önce hiç içmediğim kadar soğuk ve temiz: Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı. Tası yeniden daldırıp güneşin suda yansıdığı yere kadar kaldırıyorum. Altı yudum içip, utancın ve sırların barınmadığı bu yerin, şimdilik, yuvam olmasını diliyorum. 1980’lerin başında, İrlanda kırsalındayız. Küçük, isimsiz bir kız çocuğu, kendi ailesi tarafından daha önce hiç tanışmadığı çocuksuz Kinsella çiftine bırakılır. “Emanet çocuk”, yeni ve geçici evindeki ilk günlerinden itibaren kendi iç dünyası ve duygularını tanımanın yanı sıra, “aile” ve “ev” denilen şeylerin daha önce hiç tecrübe etmediği olanaklarını, özellikle de dalgalı yaşam denizindeki yol göstericiliğini ve iyileştirici yanlarını da keşfetmeye başlar. Çağdaş İrlanda edebiyatının en parlak isimlerinden Claire Keegan Emanet Çocuk’ta, bir kız çocuğunun gözünden İrlanda’nın yemyeşil vadileri ve parlak gökyüzüyle bezeli pastoral yaşamını, hırçın rüzgâr ve dalgalarla falezler misali yontulmuş taşra insanlarını son derece dokunaklı ve yalın bir dille anlatıyor. “Emanet Çocuk’ta görkemli bir dizi biçimsel güzellik, derin ve verimli bir yetenek tarafından resmediliyor. Claire Keegan, okuyucuya basit hikâye diye bir şey olmadığını ve sanatın insan yaşamı için ne kadar elzem olduğunu hiç unutturmuyor. Keegan doğru kelimeleri seçme konusunda heyecan verici bir içgüdüye sahip; yaşamın sonsuz ihtimallerine ve kesinliğine karşı sabırlı bir özen göstermekte ise son derece mahir.” Richard Ford
  • Şehnaz Gülşen
    metin
    3 Ayrım
    9,11 MB
    Eser Türü: Kitap
    İstanbul'un arsız Erkut'u, Mardin'in Barzan Ağa'sı… Yaşadığı iki hayatı da parmağında çevirebilen Zalim Hezeroğlu. Yaşadığı bu iki hayat, nihayetinde başına bela olmuştu. Belası da emanet bir gelindi. Güzel, uysal, günahkâr; Berçem Dağdelen. Kimsesiz Berçem, düğün günü kocasının ölümüyle kayınbiraderiyle evlendirilmiş ve böylece bir darbe daha almıştı. Nelerle karşılaşacağını bilmeyen Berçem Nasıl bir hayat yaşayacağından habersizce koparılmıştı doğduğu topraklardan. Hayat ona zehir olacaktı. Bir günah keçisiydi o. Emanet edildiği zalim adamın ellerinde, işkence altında bir ömür geçirecekti. Kocasının sevdiği kadınla aynı evde nefes alabilecek miydi? Hayatı darmaduman olan Barzan, bir yanda sevdiği kadın, diğer yanda emanet karısıyla vereceği savaştan galip çıkabilecek miydi?
  • Şehnaz & Gülşen
    insan sesi mp3 - Türkçe
    48 Ayrım
    859,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Öykü Tuana EREN
    İstanbul’un arsız Erkut’u, Mardin’in Barzan Ağa’sı… Yaşadığı iki hayatı da parmağında çevirebilen Zalim Hezeroğlu. Yaşadığı bu iki hayat nihayetinde başına bela olmuştu. Belası da Emanet bir gelindi. Güzel, uysal, günahkâr, Berçem Dağdelen. Kimsesiz Berçem düğün günü kocasının ölümüyle kayınbiraderiyle evlendirilmiş ve böylece bir darbe daha almıştı. Nelerle karşılaşacağını bilmeyen Berçem, nasıl bir hayat yaşayacağından habersizce koparılmıştı doğduğu topraklardan. Hayat ona zehir olacaktı. Bir günah keçisiydi o. Emanet edildiği zalim adamın ellerinde işkence altında bir ömür geçirecekti. Kocasının sevdiği kadınla aynı evde nefes alabilecek miydi? Hayatı darmaduman olan Barzan, bir yanda sevdiği kadın, diğer yanda emanet karısıyla vereceği savaştan galip çıkabilecek miydi?
  • Defne Suman
    insan sesi mp3 - Türkçe
    48 Ayrım
    1870,58 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Berrak Eti
    "Doğu'nun İncisi" İzmir'in 1900'lerden 1970'lere uzanan tarihiyle harmanlanmış bir Şehrazat masalı... Eylül 1905 İngiliz casusu Hintli Avinaş Pillai İzmir limanına iniyor. Ömrünün sonuna kadar bağlı kalacağı Edith Lamarck'a âşık olacağını henüz bilmiyor… 1919 Rum kızı Panayota'nın içi kıpır kıpır… İlk aşkının İzmir'e ayak basan Yunan ordusuna katılıp Anadolu'da savaşacağını aklının ucundan bile geçirmiyor. 1926 Büyük İzmir Yangını'ndan Miralay Hilmi Rahmi tarafından kurtarılan Şehrazat suskun. Geçmişini hatırlıyor, anlatacak büyük bir hikâyesi var ama konuşmaya henüz hazır değil… Edith, Panayota ve Şehrazat… Bu üç kadını birbirlerine bağlayan güçlü bir bağ var sadece Hintli casusun bildiği... Ve de Bornova'daki Levantenleri, Frenk Mahallesi'ndeki Rumları, Haynots'taki Ermenileriyle bir yüzyıla yayılan bu hikâyeyi kucaklayan sımsıcak, yitik İzmir…
  • Aslı Arslan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    72 Ayrım
    1399,75 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
    “Saçların yandığım ateş, elmasların yolumun ışığı, ellerin korkularım, zihnin hapishanemdi. Ve kalbin… Senin kalbin, benim kıyametimdi.” Korel Erezli’nin ortadan kayboluşu bir yandan Minel Karaer’in kafasında onlarca soru işareti bırakırken öte yandan bunalıma girmesine neden olur. Minel’in aile kavramını yeniden hayatına sokmaya çalışması ise kalbinde büyüttüğü özlemin aslında aileye olmadığını ortaya çıkarır. Geçmiş, şimdi ve gelecek iç içe geçmeye başladığında Korel Erezli’nin dönüşü büyük kıyametleri de yanında getirir. Prometheus cinayetlerine yeniden başlamıştır. Sırlar yavaş yavaş açığa çıkarken Minel Karaer de geçmişindeki asıl kendisiyle yüzleşmeye başlar; cehennem azabına dönüşen yüzleşmeler, aklının sınırlarını zorlayan olaylar ve gerçekler kaldırabileceğinden daha ağırdır. Çünkü hesaplaşma sırası artık Prometheus’tadır ve maskeler düşmeye başlar. Eli elimin üzerine dokunmuştu, teni sıcaktı. “Bana dokunduğunda yaşadığımı hissediyorsun çünkü sıcağım, Çilli. Eğer insanlar öldüğünde soğumasıydı geride kalanlar onların yaşadığına inanırdı.” Uzun süre düşünüp, “Haklısın,” demiştim. “Ama bir konuda da haksızsın.” “Hangi konuda?” “Eğer sıcak yaşatsaydı, yananların öldüğünü de hissetmezdik.” “Her şeyi yine unut ve yine iste, uslanmam, yine söz veririm. Neden mi? Çünkü gündüz geceye sadece güneş batana kadar karşı çıkabiliyor.” “Benim kalbim pusulam. Ben pusulamı küçük bir kız için kaybettim ama yok etmedim. Fakat o boşluğu iyilik ya da kötülük için yine küçük bir kız uğruna hep var edeceğim, söz veriyorum.”

Sayfalar