Eserlere Göre Listeleme

Toplam 5979 sonuçtan 991 - 1000 arası görüntüleniyor.
  • Volkan Gümüş
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    205,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Kudret Dinçer
    Kapitalizm, üretim araçlarının büyük bölümünün kişisel aktörlere ait olduğu ve bu kişilerce işletildiği, ekonomik aktivitelerin tamamı olmasa da büyük bir bölümünün kar amacı ile yapıldığı, arz ve talep dengesinin toplumun yararına olacak şekilde serbestçe belirlendiği bir ekonomi sistemidir. Kapitalizmde üretim araçlarını elinde tutanlar ve üretim araçlarını kullananlar olmak üzere iki sınıf vardır. Üretim araçlarını kullananlar ücretli çalışanlardır ve çalıştıkları emeğin karşılığı olarak artı değer elde ederler. Üretim araçlarını elinde tutanlar ise girişimci yani müteşebbis sınıftır. Onlarda kendi ettikleri artı değeri maksimum yapabilmek için ücretleri kısma yoluna giderler. Marx kapitalizmin temelinde bu iki sınıfın çatışması olduğu tezini savunur.
  • Ayn Rand
    insan sesi mp3 - Türkçe
    43 Ayrım
    608,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Merve Timurlenk
    Sosyalizmin teorisini kuranlarla ilgili en gereksiz ayrıntılar bile bilinirken, kapitalizm hakkında nerdeyse hiçbir şey bilinmez. Totaliter rejimler bir bir çöktüğü halde totaliter teoriler hala yüceltilirken, insan hayatını ve insanın yaratma gücünü merkeze alan kapitalizmin, fikirden, felsefeden yoksun olduğu zannedilir. Oysa kapitalizm, özgürlük fikri üzerine kuruludur. Yirminci yüzyılın büyük özgürlükçü filozofu Ayn Rand, kapitalizmin dayandığı felsefeyi derin ve etkileyici biçimde açıklayanların başında gelmektedir. Ülkemizde ne yazık ki Marx ve Engels kadar tanınmasa da, Ayn Rand, ABD'de İncil'den sonra en çok okunan kitapların -romanların ve felsefi eserlerin- yazarı olarak, hem güçlü fikirlerin hem de çarpıcı üslubuyla milyonlarca insanı etkilemiştir.
  • ALEXANDER BUZUEV
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,56 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Karl Marx
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    210,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Melike Akbulut
    Mülkiyet, uygarlığın en tehlikeli teşebbüslerinden birisidir. İnsanlığın dil, kültür, emek birikimini yaratarak bunların altında zamanla aklını yitirmeye başlaması köleliği, plebliği, lordları, ülkeleri ve imparatorlukları meydana getirdi. Yüzyıllar boyunca toplumlar bu yapıların görkemli yükselişlerine tanık olurken sefalet içerisindeki çöküşlerini de birlikte deneyimlediler. Belki de bu kadim çelişkileri barındırdığı için mülkiyet üzerine tartışmalar her zaman için geçerliliğini koruyacaktır. Marx, Kapitalizm Öncesi Üretim Modelleri'nde tam da bu tartışmalar için bizlere tarihin en büyük krizinin minik bir künyesini sunuyor..."Örgütlü topluluğun karşılaştığı güçlükler yalnızca ya araziyi çoktan işgal etmiş ya da işgaliyle topluluğu rahatsız eden diğer topluluklardan ileri gelebilir"
  • Dr. Ali Şeriati
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    173,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    “…Yoksulluk ve kompleksi oluşturan esas unsur tüketim olayıdır. Yetersiz tüketimi hissettiren unsur başkalarının, içinde yaşadığımız toplum üyelerinin tüketim düzeyleridir. Bu pratik gerçek normal pazarlarımızda da farkedilebilir Kapitalistler, pazar yaşamını ahlaki ve dini normlarla kurdukları halde, gerçekte kapitalist kamulaştırmanın köklü bir hayat tarzı olan din’le hiçbir alakası bulunmamaktadır… Kapitalizm bir ekonomik ve sosyal sistem olarak varlığını muhafaza edebilmektedir. Onu; adi bir sosyal ve ekonomik düzen olarak tanımlayanlar olduğu gibi, insan onuruna, şeref ve haysiyetine en saygılı bir düzen olarak tanımlayanlar da bulunmaktadır. Ancak kapitalizm’in insan ve eşya tabiatına zıt bir sosyal ve ekonomik sistem olduğunu pratiği göstermiştir. Çünkü kurtarıcı bir ekonominin en basit ilkelerine bile sahip değildir. însan emeğine ve alın terine saygısız olduğundan insanın güvenini kazanamamış ve kazanamaz da. Menfaati putlaştıran, kişisel çıkarı ilahlaştıran acımasız ve vahşi bir kültürün ürünüdür. Fakirleri hem patronların hem de sermayenin kullan haline dönüştüren bir ekonomik ve sosyal sistem olan kapitalizm, altın ve kuvvet ilahları tarafından üretilen fakat halka tükettirilen şeytani bir toplumsal örgütlenme şeklidir. Sefiller, açlar ve kimsesizler üreten fabrikalar kümesi, tağutlann çağdaş dilidir bu sistem. Evet bu sistem: İnsanın üstün değerlerini çiğnemiş, ahlâk ve vicdanı bozmuş, adaleti ayakta tutan her şeyi altüst etmiş, devletle halk arasındaki zaruri dayanışmayı ortadan kaldırmış, sıkıntıyı alabildiğine yaymış, huzuru silip süpürmüştür. Kapitalizm’de işçi; hakkını dövüşe dövüşe, bileğinin hakkıyla alır patrondan. Kapitalist proleterya ilişkisinde insani bir köprü, bir bağ yoktur. İlişkiler; sadece mide ve cep veya işkembe ve yem ilişkisidir Kapitalizm’de her iş paraya dayanır, para ise kapitalistlerin elindedir. Devlet ise, para babalarının dilediklerini alabilmeleri için didinir. Çünkü devlet servet sahiplerini temsil etmektedir. Ancak kapitalist devletin bütçesi zenginlerin ödemesi gereken vergilere değil, fakirlerin ödediği vergilere dayanmaktadır. Kapitalist işletme, sanayi teknisyenini, iktisat bilginini, kültür adamını ve hukukuçusunu kendi yaratır. İktisadi inkaşafla kültürel inkişaf aynı temel gelişmenin iki ayrı yönünden ibarettir. Üniversite sanayinin elindedir. Entelektüellerden beklenen iş; teknik bilgilere dayanarak hakim sınıfın çıkarlarını korumak, düşman ideolojilere karşı Onun ideolojisini güçlendirmek ve ayakta tutmaktır. Çünkü sömürgeler çağında psikiyatristler; Afrikalıların aşağılıklarını ispat için bilimsel teoriler kurmuşlardı. Psikiyat rislere göre, sömürge halkının beyni gelişmemiş, onlar sadece görünüşte insandılar. Ancak zamanla “yeryüzünün lanetlileri” çelişkileri görmeye ve yeni çözümler bulmaya başlayınca, şuurlanan burjuvazinin yeni bir ideolojiye ihtiyacı oldu. Bu dünya görünüşünü rahipler değil, pratik bilgi uzmanları kuracaktı. Kanun adamları, edebiyatçılar, matematikçiler, hekimler v.s. rahibin yerine geçecek ve filozof adını benimseyeceklerdi.
  • Douglas Dowd
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,19 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kapitalizmin ve iktisadın 18. yüzyıl ortalarından 21. yüzyıla uzanan tarihine eğilen bu kitap, kapitalizm ile iktisat teorisi arasındaki dinamik, etkileşimli bağın eleştirel analizini yapıyor. Bu çerçevede, her iki alanda uzun yıllardır yapılan çalışmalar, konuların akışı içinde ele alınıyor, hâkim iktisat akımı içindeki iktisatçıların kapitalizmi şu veya bu şekilde kutsayan ideologlar olduğu sergileniyor. Hâkim iktisat okuluna mensup veya muhalif belli başlı iktisatçıların tezleri de çalışma içinde özetleniyor: Adam Smith, Thomas Malthus, Jeremy Bentham, John Stuart Mill, Karl Marx, Thorstein Veblen, Rosa Luxemburg, John Maynard Keynes, Paul Samuelson, Milton Friedman ve Eric Hobsbawm. Bu çalışma, sosyal ve ekonomik gidişin, gidiş olmadığını sezen yahut iliklerinde hisseden, ancak egemen akımdan iktisatçılarla, onların siyasetteki ortaklarının dolambaçlı tezlerini karşılamakta yetersiz kalan, akademik olsun olmasın okuyan, duyarlı insanların oluşturduğu topluluğa sesleniyor. Kitap, söz konusu topluluğu gözeterek, günümüz iktisat politikasını yöneten tehlikeli tezlerin etkisini kafalardan silmeyi, yıllar boyunca geçirdiği değişimlerin sonucunda ve bu değişimlere rağmen, kapitalizmin yapıcı olmaktan çok yıkıcı olduğunu deşifre etmeyi hedefliyor ve ardından olanaklı, arzu edilir bir seçenekler demeti ortaya koyuyor.
  • Anthony Giddens
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    61,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yaşayan en etkili toplumsal kuramcılardan Anthony Giddens, Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori'de sosyolojinin seyrini temelinden etkilemiş üç büyük ismi etraflı bir inceleme altına alıyor. Marx, Durkheim ve Weber'in sosyolojik düşüncelerinin titiz ve kapsamlı bir analizini yapan Giddens, özellikle Marx'ın karakteristik görüşleri ile diğer iki yazarın görüşleri arasındaki bazı temel farklılıkları inceliyor. Egemen modern sosyal teori alanlarının çoğunun kaynağında yer alan bu üç yazarın sahip oldukları farklı dünya görüşlerinin iç bütünlüğünü sergilemeye, başka yazarlarla aralarındaki etkileşimi, tarihsel köklerini ortaya koymaya çalışıyor. Giddens'ın bu açıklayıcı ve karşılaştırmalı çalışması sadece üç yazar arasındaki karmaşık entelektüel ilişkiyi ortaya koyması açısından değil, "Marksist sosyoloji" ile "burjuva sosyolojisi" arasındaki ilişki üzerine süregiden tartışmaları da kuşatıp, oldukça dolambaçlı iddiaları ve karşı-iddiaları açıklığa kavuşturacak fikirler içermesiyle de dikkat çekiyor. Tüm bu özellikleriyle öğrenciler için olduğu kadar konuya ve bu üç yazara ilgi duyan meraklılar için de önemli bir kaynak...
  • Milton Friedman
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    954,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Devlet bir taraftan bireysel özgürlüklerimize bir tehdit gibi görünürken, onun vaat ediklerinden nasıl bir fayda sağlayabiliriz? Milton Friedman bu klasikleşmiş kitabında, rekabetçi kapitalizmin, hem ekonomik özgürlük kazanma adına hem de siyasi özgürlük için gerekli bir şart olduğu biçiminde özetlenebilecek son derece etkin ekonomi felsefesinin kesin ifadelerini sunuyor. Sonuç olarak ortaya İngilizce’de yarım milyondan fazla satılmış, on sekiz farklı dile çevrilmiş ve her geçen gün önemi artmakta olan bir metin çıkmış.
  • Ali Akay
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,03 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kapitalizm ve Pop Kültür adlı çalışma Armağan ve Minör Politika kitaplarının bir devamı niteliğinde. Armağan kapitalizmin işsizlik krizine yeni çıkış yolları aramakta; Minör Politika ise, çıkışın toplumsal yönüne politik bir bakışı canlandırmaktayken; bu kitap, toplumlardaki ekonomik çelişkileri segilerken, kapitalizmin kültürel bir şekilde popüler kültür alanına yaslandığını iddia ve konu ediyor, kapitalizmin işleyişi bakımından Pop Art'ın modernliği ile Rönesans'ın yukarı dönemi arasında paralellik kuruyor. İktisat alanının son kertede belirleyiciliğinin altında yatan kültürel alanı irdeleyerek, devlet ve savaş makinası arasındaki "dışarıdanlık" ilişkisinin üzerinde duruyor. Batı kapitalizminin Doğu'yu ekonomik ve kültürel olarak tahakküm altına aldığı 19. yüzyıldan, 20. yüzyıla batılı, doğulu veya güneyli toplumlardaki sosyal ilişkilerin direnme modellerini sorguluyor, aralarındaki yakınlıkların üzerine eğiliyor. 1960'lı yılların "tüketim toplumu" ve "biyo-politik" denetleme mekanizmasının, içinde yaşamakta olduğumuz zaman birimi içindeki gidişatı çözümlerken, "İmparatorluk", bir tür esnek ve anonim iktidar biçiminin gelişim çizgilerini ve onun karşısında olduğu kadar içine de yerleşen çokluk diye adlandırılan kaçış çizgileriyle kalabalığın rolü üzerinde duruyor; ilişkilerini gösteriyor. Kapitalizm ve Pop Kültür Fourrier'denProudhon'a ve Marx'a ve onların yeni bir okumasını yapan ve günümüz toplumsallığını ele alan, Derrida'nın, Scherer'in Deleuze ve Guattari ve Hardt ve Negri'nin kavramsallaştırmasına kadar yapılan bir okuma, Said sonrası başlayan postkolonyal söylemi de içine alıyor. Ali Akay
  • Ayşe Buğra
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    216,92 KB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tarayan: Yiğit Taşdemir
    Tek parti döneminin hayırseverlik anlayışı; “yardımı hak eden” ve “etmeyen” yoksullar ayrımı... İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyal politikanın kurumlaşması... 1980 sonrası: Sosyal refah rejiminin çözülüşü; Fakir Fukara Fonu, Yeşil Kart... AKP döneminin muhafazakâr liberalizmi ve hayırseverliğin “dönüşü”... Ayşe Buğra bu kitapta, Türkiye’deki sosyal politika tarihinin ve tartışmalarının eleştirel bir analizine yöneliyor. Yoksulluğa yaklaşım konusunda, 16. yüzyıldan itibaren kapitalizmin gelişmesine refakat etmiş olan iki yaklaşımın mücadelesi bağlamında yapıyor bunu. Değerler sisteminin merkezine çalışmayı koyan ilk yaklaşım, kamu kaynaklarının sosyal amaçlarla kullanımı konusunda kuşkucudur ve yoksulluğu, yoksulu suçlayarak açıklama imkânını tükettiğinde, hayırseverliği vurgular. Hak temelli olan ikinci yaklaşım ise, toplumu emek piyasasının önüne koyar ve yoksulluğu politik bir sorun olarak ele alır. İki yaklaşım arasındaki mücadele, kapitalizmi saf haliyle korumaya çalışanlarla onu “başka bir şey”e dönüştürmeye çalışanlar arasındaki mücadeledir aslında. Kitabın önemli bir katkısı, bu mücadele ekseninde, Türkiye’de devlet-toplum ilişkilerinin Cumhuriyet tarihi boyunca geçirdiği evrime yeni bir bakış açısı getirmesidir. Türkiye’de “iri” iddialara ve hararetli tartışmalara konu olan devlet-toplum ilişkilerine, sosyal haklar üzerinden pek fazla bakılmadı. İş hukuku, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanlarına sıkışan çalışmalar, devlet-toplum ilişkilerinin nasıl kurulduğuna ve nasıl anlamlandırıldığına dair bir analizin araçlarına dönüştürülemedi. Ayşe Buğra’nın kitabı, bu bakımdan öncü bir rol üstleniyor.

Sayfalar