Konusu:
kavruldum el değmez mermer ayazlığında doksan dokuzuna yüz çevir, birine az dokun
soğuran vantuz içinde dağılır cam kırıklıkları azatlık sinende, yüz yıla mahkum yüreğim
susuz içilir aşk şarabı acı kahve öncesinde ufleyipte çıkaramadığın, melodiyi neylersin
göz ğörmeyen gecede çitten atlatırım koyunları diri varlığında, damak kuruluğun var senin
bırakılan her bir ağrı yuk olur kulaçlanma gelincik yuzun, resimlerinde bulunur
kalkandır sessiz karanlığıma süzülen tutaste mezarcı sessizliğinin terleyişi sonrasında
tek gerçekliğinin izdüşümüne sarılırım bilonsa yabanıl ürperti mahkumusundur
küreledığın bahar ansızın sıyrılır güneşimden kırç'lı beyazını, cemrenle buluşturdun bilonsa
dağılır şafak, bir asır öncesinden fırlayıp nasıl olsa bulursun lodos sıcaklığını
geceden kalma suskunluğun yansır gözlerime soğuklar öncesi biriktirdiğin ellerimle
eğrilen kirmen fırıldaklığında döndürülüp süzüldü ırmağın, sağın solun obruk
bir akşamcı küstahlığı var ki üzerinde dağının doruğuna, terlik fırlatıldığından beri
ağlama duvarı can havliyle örter tülbendini postu serili yabanıl yanlarına kurulup
mührü pekiştirip, yazarım sayfalarıma bilonsa misafir tedirginliği üzerindeyken
iyi geceler düşünde serer bahar fistosunu ayak izinde ayak, kaleminde taştı bilonsa
yumuşak kahkahalar yansır yüzümün aynasına kekremsi bir tat, dudağında konuktu
sevgileri beleyen elin toplar tüm çiziklerimi seslenişin bana, eşik dibi yakınlığında
hareketlenir şah damarım sevdanın ikliminde mahmurlu esnemelerim toplanır çiziklerimde
giderkenkı ikindi, ardınsıra gölgelik bırakır mırıldanması dudaklarım, yüzümün aynası
kekremsi bir tat dudağıma konuktur artık iyi geceler düşü, beni olduğum yere bırak
ayak izindeyim, taşır mürekkebimi bilonsa soğuklar öncesi biriktırseydım keşke ellerim
misafir tedirginliği üzerimde, yolcuyum eskilerden seslenişim bundandır bilonsa
dağının doruğuna goz fırlatıldığından beri dirilir şafağa, bir asır öncesinden çıkagelip
postu serili yabanıl yanlarımla emeklerim geceden kalma suskunluğumda gözlerin
süzülür ırmağım sağım solum obruk eğrilen kirmen fırıldaklığında donduydum
soğuklar öncesi biriktırseydım keşke ellerini birde akşamcı küstahlığı var ki üzerimde
nasıl olsa götürecek deli poyraz sıcaklığını ağlama duvarımı tülbendimle örtüp
kırç'a dönüşen beyazı cemreyle buluştur bilonsa küreledığim baharı, güneşimden sıyırıp
yarına dair verilen sözler yarım yamalak tek gerçekliğimin izdüşümüne sarıldım bak
azatlık sinende yüzyıla mahkum artık yüreğim bıraktığım her bir ağrı, yük oldu kulaçlarıma
hoyrat ürpertiyle sarılır turn benliğim sana bir zindan süzülür artık karanlığıma
mezarcı sessizliğinde bekleyişim ondandır ve votkayı susuz içip, acı kahve oncesındeyırn
doksan dokuzuna yuz çevirip,sana geldim bilonsa koyunları sayıp sayıp çitten atlattığım gibi
diri duruşlarında kaybolur gri yalnızlığım soğuran vantuz, içimi boşalttı cam kırıklarıyla
yıpranmış resimlerde buluşmanın hevesiyle kavruldum el değmez mermer ayazlığında