Yazara Gore Listeleme

  • Terry Pratchett
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    11,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu yıl uslu bir çocuk oldunuz mu? Sör Terry Pratchett'ın kaleme aldığı “Diskdünya” serisinin ilk kez Türkçeye çevrilen yeni kitabı Domuz Baba, kadim yılbaşı geleneklerinin “büyülü” atmosferinde, gölgelerin içinde, hüznün mizahla el ele yürüdüğü, ışıltılı bir kurtarma operasyonuna odaklanıyor. Dünya çapında 85 milyonun üzerinde satan külliyatın yirminci halkası olan bu sürükleyici kitap, “Ölüm” alt serisinin de dördüncü serüveni. Ümit dolu yeni senelerin ruhundan kopup gelen Domuz Baba'da, evrendeki en “insani” değerlerden biri olan inanç kavramına ve unutulmaya yüz tutan çocukluk anılarına göz kırpan Pratchett, Ölüm'ün bile “ölümle” tehdit edildiği, keskin ama bir o kadar da sürpriz dolu bir serüvene imza atıyor. EMİNİM, SUSAN SAĞDUYULU DAVRANIR, dedi Ölüm. “Ah, tabii,” dedi Albert, kızağa dönerlerken. “Sağduyulu davranmak sizde aile özelliğidir zaten...” Aslına bakarsanız, sağduyudan ziyade cesaret ve kararlılık gerekiyor bu gece; çünkü Diskdünya'nın temelleri bir kez daha, hem de tam temelinden sarsılmak üzere. Zira Denetçiler, yaşamı yok etmek adına yaşayanlardan destek alıyor bu kez. Ve koca dünyada, Domuz Baba'nın yerini alabilecek tek bir kişi var. SENİ İNSAN YAPAN, İNANDIĞIN ŞEYLERDİR. DOĞRU VEYA YANLIŞ, İYİ VEYA KÖTÜ, FARK ETMEZ. Fakat... Domuznöbeti Gecesi'nin ruhu da bir başkadır tabii. Şömine rafına asılmış çoraplar, sene boyunca verilmiş “uslu durma” sözleri, yeni bir yılın getireceği tüm güzellikler ve hepsinden önemlisi umutlar, beklentiler ve vadedilmiş... eh, reçeller. İnsanlığın umutlarına bile göz dikenlere inat, Ölüm yine kontrolü ele alıyor ve Domuz Baba'yı kurtarmaya girişiyor; hem de biricik torunu Susan ile birlikte! Niran Elçi'nin pürüzsüz Türkçesi ve Delidolu'nun özenli baskısıyla Türkiye'deki okurlarının karşısına ilk kez çıkan bu roman; hayranlık uyandıran fantezi unsurları ve kurgusuyla alternatif bir evren yaratıyor ve gelenekselleşen yeni yıl kutlamalarına bambaşka bir gözle, yeniden bakmamıza fırsat tanıyor.
  • John Freely
    metin - İngilizce
    3 Ayrım
    95,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    This comprehensive book by John Freely (d. 2017), professor of physics at Robert College and Boğaziçi University, tells the remarkable story of an American institution that, from its origins in the nineteenth century, evolved into one of the most prestigious Turkish universities and a respected institution on the global stage. Its foundations were laid in 1863 with the establishment of Robert College in Istanbul—the first American college founded outside the United States—by Dr. Cyrus Hamlin and the philanthropist Christopher Rheinlander Robert. In 1971, the institution was transformed into Boğaziçi University, successfully combining the rich academic heritage of Robert College with the responsibilities of a public university. Through a series of reforms and institutional developments after the 1980s, the university gradually evolved from a small college into a dynamic and internationally recognized public university. With a heritage spanning more than 160 years, Boğaziçi University has embraced excellence in research and teaching, participatory governance, and freedom of thought as its guiding principles. In this engaging and informative narrative, readers will discover how the institution overcame numerous historical challenges to become the distinguished institution it is so today, with a comprehensive historical review from its founding until the early 2000s. Drawing extensively on the archives of Robert College and Boğaziçi University, and having witnessed half a century of the institution’s history firsthand, John Freely chronicles this transformation with clarity and insight. Both a scientist and a devoted lover of Istanbul, he explores how the institution has served as a cultural and intellectual bridge between worlds often described as “East” and “West.”
  • metin - İngilizce
    1 Ayrım
    422,01 KB
    Eser Türü: Kitap
    Derin Sinir Ağları modelleri, yaygın olarak rastgele bozulmalara karşı dirençleri ile bilinir. Bununla birlikte, araştırmacılar, bu modellerin, karşıt (hasmane) örnekler olarak adlandırılan girdinin kasıtlı olarak hazırlanmış¸ ve görünüşte algılanamaz bozulmalarına karşı gerçekten son derece savunmasız olduğunu keşfettiler. Bu gibi hasmane saldırılar, Derin Sinir Ağları tabanlı yapay zeka sistemlerinin güvenliğini önemli ölçüde tehlikeye atma potansiyeline sahiptir ve özellikle güvenliğin öncelikli olduğu alanlarda yüksek riskler oluşturur. Bu saldırılara karşı savunma yapmak ve hasmane tehditlere karşı daha dayanıklı mimariler geliştirmek için son yıllarda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu tez çalışmasında, yeni saldırı ve savunma fikirleri geliştirmek için modelin Monte-Carlo Bırakma Örneklemesinden elde edilen çeşitli belirsizlik metriklerinin kullanımından yararlanıyoruz. Savunma tarafında, hasmane saldırılara karşı yapay sinir ağı modellerinin sağlamlığını artırmak için yeni bir tespit mekanizması ve belirsizliğe dayalı savunma yöntemi öneriyoruz. Saldırı tarafında, etkili hasmane örnekler oluşturmak için modelin kendi kayıp fonksiyonu ile birlikte modelin nihai olasılık çıktılarından elde edilen nicelleştirilmiş¸ epistemik belirsizliği kullanıyoruz. Standart bilgisayarlı gomülü veri kümeleri üzerinde önerilen yaklaşımlarımızın etkinliğini deneysel olarak değerlendirdik ve doğruladık. Anahtar Kelimeler: Derin Sinir Ağları, Karşıt Makine Öğrenmesi, Monte-Carlo Bırakma Örneklemesi, Model Belirsizliği, Epistemik Belirsizlik, Rassal Belirsizlik, Bilinebilir Belirsizlik
  • metin - Türkçe
    1 Ayrım
    203,72 KB
    Eser Türü: Kitap
    OLUMSUZ ÇOCUKLUK ÇAĞI YAŞANTILARI VE DEPREM SONRASI TRAVMA İLİŞKİSİNDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN MODERATÖR ETKİSİ Travmatik olayların kişiler üzerindeki psikolojik etkileri üzerine yapılan araştırmalar, başlangıçta travma sonrası stres tepkilerine odaklanmış olsa da bazı bireylerin bu tür deneyimlere karşı neden daha dirençli oldukları merak konusu olmuştur (Gibbs, 1989; Holgersen vd., 2011; Holen, 1990; Werner, 1989). Psikolojik sağlamlık olarak da adlandırılan bu direncin, travmatik deneyimlerle olan ilişkisi farklı değişkenlerle yapılan çalışmalar sayesinde daha da belirginleşmiştir. Psikolojik sağlamlığın algılanan sosyal destek, stresle baş etme tarzları, bütünlük duygusu gibi değişkenlerle ilişkili olduğu birçok çalışma tarafından ortaya konmuştur. Ayrıca, psikolojik sağlamlığı olumsuz yönde etkilediği de bilinen çocukluk çağı travmalarının, kişileri travmatik yaşantıların olumsuz etkilerine karşı daha açık hale getirdiği ve doğal afet veya diğer olumsuz yaşam olaylarına karşı kişilerin incinebilirliklerini arttırdığı belirtilmektedir (Coates vd., 2013; Lowe vd., 2015; Sakız ve Aftab, 2019; Taylor vd., 2010; Todd ve Worell, 2000). Bu çalışma ile hem algılanan sosyal destek düzeyi, stresle baş etme tarzları ve bütünlük duygusu gibi değişkenlerin psikolojik sağlamlık üzerinde yordayıcı gücü olup olmadığının hem de çocukluk çağı travmaları ve deprem sonrası deneyimlenen TSSB arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın biçimlendirici bir etkisinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, 6 Şubat 2023 tarihli ve Kahramanmaraş merkezli depremleri deneyimlemiş 140 katılımcı (%47 kadın) ve deprem bölgesi dışındaki kontrol grubunu oluşturan 240 katılımcı (%67 kadın) olmak üzere toplamda 346 katılımcıya ulaşılmıştır. Uygun örnekleme yöntemi ile veri toplanmıştır. Demografik Bilgi Formu, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Anketi, DSM-5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Analizler, SPSS paket programı ve AMOS programı ile gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım, Çaresiz Yaklaşım, Boyun Eğici Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülse de (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= .27, p= .88). Benzer biçimde, deprem sahası örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım ve Boyun Eğici Yaklaşım değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüş olup (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= 1.09, p= .30). Gerçekleştirilen bu çalışma ile literatürde bahsi geçen değişkenlere dair araştırmaların bulgularının genellenebilirliklerini sorgulamaya ve daha kapsayıcı araştırma modelleri oluşturmaya fırsat sunabileceği düşünülmektedir. İleride yürütülecek araştırmalar için daha büyük ve çeşitli örneklemlerle çalışılması, psikolojik sağlamlığın etkisinin daha net görülebileceği boylamsal bir çalışmanın gerçekleştirilmesi, psikolojik sağlamlığı etkilediği bilinen iyimserlik, umutlu olma gibi kişilik özelliklerinin bağımsız etkilerinin de incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Deprem, TSSB, Çocukluk Çağı Travmaları
  • metin - İngilizce
    1 Ayrım
    110,73 KB
    Eser Türü: Kitap
    RF ve Mikrodalga teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte çokluband devre tasarımı önemli bir konu olmuştur. 3G, 4G, 5G gibi yeni kablosuz iletişim protokollerinin hızlı bir şekilde ortaya çıkmasıyla, RF ve Mikrodalga donanımlarının tüm ayrı teknolojilere eş zamanlı servis sağlayacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Enterferans, gürültü, harmonikler vb. etkilerden kaçınmak için RF ve Mikrodalga cihazlarının giriş-sonunda veya çıkış-sonunda çokluband empedans uydurma veya filtreleme yapılması kaçınılmaz bir iştir. Özellikle, çokluband empedans uydurma, çokluband sistemlerdeki ayrık çokluband birimler arasındaki uygun güç¸ aktarımından emin olmak için daima gereklidir. Bu tezde, çokluband empedans uydurma devresi tasarım problemi analitik bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu yüzden, devre teorisinin temelleri üzerine derin bir inceleme yapılmıştır. Buna ek olarak, eş zamanlı operasyon sağlamak icin sadece pasif devreler düşünülmüştür. İyi bilinen yarı analitik devre tasarım metodları olan reel frekans tekniği tezin katkılarını geliştirmek için temel zemin olarak alınmıştır. İki temel yaklaşım üzerine durulmuştur. İlk yaklaşım, uygun frekans haritalama fonksiyonlarının ve prototip devrelerinin belirlenmesidir. Önerilen frekans dönüştürme yaklaşımı, çokluband filtre ve empedans uydurma devre tasarımları için kullanışlı ve pratiktir. Tezin ikinci araştırma yolu olarak, genelleştirilmiş çokluband devrenin empedans uydurma tasarımları için sentez tabanlı bir yaklaşım geliştirilmesi amaçlanmıştır. Önerilen yaklaşımın, reel frekans teknikleriyle uygun entegrasyonu ve uygulama sonuçlarının incelemesi sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Çokluband empedans uydurma, frekans haritalama, reel frekans tekniği, Brune fonkisyonları, devre sentezi
  • metin - Türkçe
    1 Ayrım
    233,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    KEKEMELİĞİ OLAN VE OLMAYAN 18-24 YAŞ ARASI BİREYLERİN ERKEN DÖNEM UYUMSUZ ŞEMALARI İLE YAŞAM KALİTELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİDE ŞEMA BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİNİN ARACI ROLÜ Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103’ü kekemelik tanısı olan, 110’u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖKF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, “zedelenmiş otonomi”, “zedelenmiş sınırlar”, “aşırı uyarılmışlık” ve “kopukluk” şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yaşam Kalitesi, Şema Başa Çıkma Stratejileri, Moderatör Değişken, SPSS Process
  • metin - İngilizce
    1 Ayrım
    150,96 KB
    Eser Türü: Kitap
    Teknoloji çağını yaşadığımız bu günlerde, Sosyal Medya’nın, gerek sosyal, gerek profesyonel hayatımızdaki yeri git gide büyümeye ve ivme kazanmaya devam ediyor. Sosyal Medya’nın her alana uyarlanabilir olması ve ticari adaptasyonunun çabukluğundan dolayı, bir sürü anlık iletişim ve bilgi yayma avantajları olduğu da bir gerçek haline geldi. Bu durum; Spor Federasyonları ve bir sürü profesyonel atlet ve acemi sporcular için de geçerli durumda. SPRONGO profesyonel anlamda, spor federasyonlarına, spor koçlarına ve tum spor alanlarindaki, hem profesyonel hem acemi sporculara, destek verme amaçlı hazırlanan bir web sitesi olarak işlev veriyor. Aynı zamanda mobil aplikasyonu ile de; anlık video çekerek, yükleme ve vidyo analiz yapma ozelligine sahip. Dunyanin her ülkesinde, çoğunlukla; Olimpik Federasyonlar tarafından tercih edilen SPRONGO, kendi kendine pazarlamasını yapmasınin yani sıra, Sosyal Medya ağındaki tüm kanallardan ve özellikle İnstagramdan, fanlarına ulaşıyor. Anlık yarışmalar, bilgi akışı, spor alanındaki yenilikler, yeni ürünler, geliştirmekte oldukları gelecek projeler ve akılli yapay zeka özelliğindeki yenilikleri; fanlarıyla Sosyal Medya üzerinden paylaşarak; hem kendi aralarında bir iletişime hem de marka ile olan fikirlerini direk olarak SPRONGO ile paylaşmalarına olanak sunuyor. Bizim bu çalışmadaki amacımız once Sosyal Medya’nın pozitif bir marka tutumu yarattığını göstererek, SPRONGO’ya olan katkısıni incelemek. Anahtar Kelimeler: Marka tutumu, İnternet, Sosyal Medya, SPRONGO, Video Analizi, Instagram.
  • metin - Türkçe
    1 Ayrım
    330,52 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bu çalışma, Güncel Sanat pratiğindeki yeni yönelimlere dikkat çekmek ve küreselleşme sürecinde gündeme gelen bir dizi sorunu, kültürel, kimliksel ve politik etkenler ekseninde irdeleyerek, Batı dışındaki dünyanın sanat alanında temsil bulma/görünür olma biçimlerine odaklanacaktır. Bu süreçte beliren alternatif varoluş biçimleri/tarzları ve temsiliyet modelleri üzerinde durulacaktır. Batılı ölçeklerde çalışan ve benzer formatlarda işleyen yapılara karşı ne tür alternatif yollar mevcut ya da nasıl bir karşı koyuş alanı oluşturulmaya çalışılıyor sorusu ise Doğulu, Orta Doğulu vb. sanatçıların küresel sisteme nasıl entegre olduğu ya da kendi kendini nasıl oryantalize ettiği meselesi üzerinden tartışılacaktır. Bu şekilde, küresel ekonomi ve kültür alanının çalışma tarzı da inceleneceğinden dolayı bir çözümleme sunmak da mümkün olabilecektir. Bu önermenin sunulabilmesi için belirli kavramların irdelenmesi ve bazı dönemlerin mercek altına alınması bir gerekliliktir. Bu doğrultuda belirli bir çerçeveyi oluşturup günümüze kadar gelen süreci ve bundan sonrasını yansıtabilmeyi başarabilmek için Post-kolonyalizm, Batıcılık ve Self-Orientalism, Post-fordizm gibi kavramlar üzerine odaklanılacaktır. Bu kapsamda, Küreselleşme-Küyerelleşme (Globalisation–Glocalisation) sürecindeki temsiliyet sorununa yönelerek, Batı dışındaki coğrafyalarda üreten ya da batıda eğitim alarak kendilerini uluslararası sanat pazarında görünür kılma çabası güden sanatçıların yaklaşımlarının hangi açılardan irdelenebileceği üzerinde durulacaktır. Bu sayede küreselleşmenin doğurduğu günümüz sanat politikalarına ilişkin sonuçlara; eleştirel, uzlaşımsal, müzakereci stratejiler üzerinden odaklanabilmek mümkün olacaktır. Anahtar Kavramlar: Globalisation-Glocalisation, self-Orientalisation, Strategies of the Other, Postcolonialism, Post-Fordism, Art, Politics
  • metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi INSPIRATION, IMITATION, QUOTATION, PLAGIARISM IN THE CONT
  • metin - İngilizce
    1 Ayrım
    301,07 KB
    Eser Türü: Kitap
    Başlangıcı olan her şeyin bir sonu olduğu bilincinden hareketle, gelecekte insanlığı nasıl bir sonun beklediğine ilişkin merak sorunsalı, toplumların inanç biçimlerine göre şekillenmektedir. Apokaliptik düşünce yapısının, Antik dönemden bu yana sunduğu kaynakların yansımaları aydınlanma çağının da ötesine geçerek etkisini sürdürmektedir. Bu araştırma, 16. ve 17. yüzyıl Post-Bizans dönemi Ortodoks Son Yargı İkonaları ile İslâm kıyamet kültürünün yansımasını bulduğu, yaklaşık aynı döneme tarihlenen Osmanlı kıyamet minyatürlerinin incelenmesi temelinde ele alınmıştır. Bununla birlikte, aynı kutsal kaynaklardan beslenen bu iki semavi dine ait iki kültürün etkileşim sürecinde apokaliptik hibrit tasvirlerin ikonografik biçimlenişi ve tipolojik karşılaştırması araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Ortodoks Hıristiyan teolojisinde ikonalar, kutsallıklarıyla litürjinin bir parçası konumundadır. İslâm sanat geleneğinde tasvirlerin böyle bir kutsallık alanı olmamakla birlikte, çeşitli konulardaki tasvirlerin yanında dini içerikli olanlar da bulunmaktadır. İnanç bağlamında araştırmanın odaklandığı temel sorunsal, iki kültürün kıyamet tasvirlerinde yer alan hibrit imgelerin yazınsal alandan imgesel olana aktarımında kollektif hafızanın biçimlenişine etki eden dinamiklerin gelenekler doğrultusunda değerlendirilmesi, ikonografik ve ikonolojik bir okumayla benzerlik ya da farklılıkların saptanmasıdır. Bizans ve İslâm geleneklerinde hibrit tasvirlerin gelişiminin izlenmesi bu değerlendirmede tezin önemli bir aşamasını oluşturur. Araştırmada kullanılan metodoloji, araştırma sürecinde elde edilmiş verilerin “nitel veri analizi” yöntemi çerçevesinde, bulguların ayıklanmasını içeren eksiltme yöntemidir. Bu bağlamda araştırmada kullanılan veriler, konu bütünlüğünün sağlanması bakımından örneklem amacıyla azaltılarak seçilmiş bulguları içermektedir. Anahtar Kelimeler: Hibrit İkonografisi, Bizans resim sanatı, Post-Bizans, Osmanlı minyatür sanatı, Kıyamet

Sayfalar