Yazara Gore Listeleme

  • Cihan Tuğal
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,88 MB
    Eser Türü: Kitap
    Pasif Devrim İstanbul’un bir zamanlar radikal Müslüman ilçelerinden Sultanbeyli’nin “ılımlı İslam”a dönüşümünü anlatıyor. Bu mahalledeki hayatın zengin bir etnografisini sunan bu kitap İslami aktivistlerin nasıl örgütlendiklerini, 28 Şubat sürecinde nasıl geri çekildiklerini ve AKP tarafından nasıl massedildiklerini anlatıyor. Tuğal gözlemlerini Mısır ve İran örnekleriyle de karşılaştırarak Türkiye örneğini genel tarihsel bir bağlama da oturtuyor ve İslami politikaların neden başka yerlerdeki laik kapitalizmlere benzer bir şekilde entegre olmadığı sorusunun yanıtını arıyor. AKP’nin aklığı nereden geliyor? Bu partiyi, kapitalizmi doğallaştıramamış diğer merkez partilerden farklı kılan ne? Cevap, partinin unutmak istiyor göründüğü geçmişinde yatıyor. AKP, örgütçülük anlayışıyla, kadrolarıyla ve kısmen de kullandığı dille, Türkiye’de 1980’lerden sonra kapitalizme tek kitlesel direniş noktası olan İslamcılığın sistem tarafından massedilmesini sağladı. Gerçek başarısı bu. Tuğal çözümlemesinin merkezine Marksist düşünür Antonio Gramsci’nin “pasif devrim” kavramını alarak AKP hükümeti döneminde belirleyici olanın kapitalizmin doğallaşması olduğunu, bunun anamotorunun ise AKP olduğunu söylüyor.
  • Dana Sajdi
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    4,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Lale ve kahve, on sekizinci yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu tarihi ve tarihyazımında farklı anlamlar taşıyan kültürel ürünlerdir. Hem sıradan insanların günlük hayatlarının ve sosyalleşme pratiklerinin bir parçası hem de Osmanlı sarayı ve meşruiyetinin simgesi olmuşlardır. Osmanlı Laleleri, Osmanlı Kahvehaneleri Osmanlı İmparatorluğu’nun on sekizinci yüzyılının kahvehane, matbaa, saray mimarisi, geçit alayları ve şenlikler gibi bazı belirleyici kültürel unsurlarının eleştirel bir incelemesini sunuyor. Bu farklı konuları işlerken kitap, tarihi yeniden değerlendirerek Lale Devri olarak adlandırılan dönemin tarihyazımını ortaya koyuyor. Dahası, kahvehaneyi siyasal bir alan, Bektaşilik merkezi, karakol, ihtisap dairesi gibi farklı amaçlarla kullanılan çok işlevli bir mekân olarak ele alıyor. En önemlisi, on sekizinci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel ve politik olarak gerilediği söylemini ve Batılılaşma ile modernleşme amaçlarını aşan bir anlatı sunuyor. Osmanlı İmparatorluğu’nu kendi coğrafyasında değerlendirirken Batı’yla olduğu kadar Doğu’yla da etkileşim içinde görüyor. Dana Sajdi, doktora derecesini Columbia Üniversitesinden almıştır, halen Boston College Tarih Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
  • Can Nacar
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar kitabında Can Nacar, 1872-1912 yılları arasında tütün işçilerinin çalışma deneyimlerine ve bu bağlamda işyeri yöneticileri ve devletle olan ilişkilerine odaklanmaktadır. On binlerce kişinin çalıştığı Osmanlı tütün endüstrisi, ele alınan dönemde imparatorluk çapında hızla büyürken tütün mağazaları ve fabrikaları birçok işçi eylemine sahne olmuştur. Emek ve İktidar bu eylemler ile ilgili detaylı bir analiz sunarak işçilerin daha iyi çalışma ve yaşam koşulları sağlamak için verdikleri çetin mücadeleyi ortaya koymaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nda emek ve sermaye arasında değişen güç ilişkileri ve bu ilişkilerde devlet aktörlerinin oynadığı rol hakkında değerli bilgiler sunan bu kitap, Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ve süreli yayınların da içinde olduğu birincil kaynaklara dayanmaktadır. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar, Osmanlı tütün işçilerinin işverenleriyle, devletle ve Osmanlı toplumunun geri kalanıyla olan dinamik ilişkilerini mercek altına alan son derece önemli ve orijinal bir çalışma. Can Nacar, Osmanlı işçilerinin duygularına, kaygılarına, umut ve öfkelerine çok nadir ve çok kıymetli bir pencere açıyor. Nacar’ın bu mükemmel incelemesi, Osmanlı sosyal tarihçiliğinin ulaştığı yeni aşamanın sevindirici bir örneği.” Yiğit Akın The Ohio State University
  • Edhem Eldem
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    40,83 MB
    Eser Türü: Kitap
    Meşhur ressam, arkeolog, müzeci Osman Hamdi Bey ile Marie/Naile Hanım’ın kızları Nazlı’nın 1907-1911 yılları arasında tuttuğu defterde bazı yakın akrabalarının, eve gelen ziyaretçilerin ya da onun ziyaret ettiği insanların kısa birer ithafı ya da imzası yer almaktadır. Otuzun biraz üstündeki bu kişilerin kim olduklarını, Nazlı veya babasıyla nasıl bir bağlantıları bulunduğunu araştıran bu çalışma, Osmanlı Batılılaşmasının ve modernliğinin merkezinde yer alan bir entelektüelin çevresinin bir tür portre galerisini oluşturmaktadır. Böylece arkeolog, yazar, sanatçı gibi ilginç simalardan oluşan bu toplulukla ilgili bilgi ve belgelerin ışığında Eskihisar’dan Münih’e, Kuruçeşme’den Paris’e uzanan bu çevrenin canlı ve renkli bir görüntüsü ortaya çıkmaktadır.
  • Bleda S. Düring
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    18,78 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bleda S. Düring, coğrafi olarak günümüz Türkiye’sinin büyük bir kısmıyla örtüşen Küçük Asya’nın MÖ 20.000’den 2000’e kadarki döneminin arkeolojik bir analizini sunuyor. İnsan topluluklarının küçük ölçekli avcı-toplayıcı gruplardan, tarıma ve endüstriye dayalı ekonomileri olan, karmaşık ve hiyerarşik toplumlara dönüştüğü dönemi ele alan Düring, sonunda bütün Avrasya’ya ulaşan Neolitik yaşam biçiminin yayılışının ve hayvanların evcilleştirilmesi, metalürji, tahkimli kentler, uzun mesafe ticaret ağları dahil olmak üzere insanlık tarihindeki temel gelişmelerin izini sürüyor. Avrupa ile Asya’nın kesişme noktasında yer alan Küçük Asya, genellikle teknoloji ve fikirlerin geçişi için bir köprü olarak algılanmıştır. Bu algıya karşı çıkan Düring, Küçük Asya’da kültürel gelişmelerin MÖ 9000’lerden itibaren kendine özgü bir gidişat izlediğini ileri sürüyor.
  • Ian Rankin, William McIlvanney
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    10,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Glasgow’un zorlu sokaklarında adalet, karanlık gölgelerin arasından süzülen ince bir ışık huzmesi gibidir. Cinayet Masası’nın deneyimli dedektifi Jack Laidlaw, işlenen vahşi bir cinayetin ardındaki sırları açığa çıkarmaya çalışırken kendini şehrin en tehlikeli isimleri arasında, hilelerin ve ihanetlerin iç içe geçtiği ölümcül bir oyunun ortasında bulur. Bobby Carter’ın kanlı ölümü, yalnızca iki suç imparatorluğunun çatışmasını tetiklemekle kalmaz, aynı zamanda ailelerin ve dostlukların parçalanmasına da neden olur. Laidlaw, cinayetin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için çıktığı bu yolculukta, sokaklardaki acımasız düşmanlarla da kendi içindeki karanlıkla da yüzleşmek zorundadır. Her adımda belirsizliğin hüküm sürdüğü, suçla adaletin arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı bu kasvetli atmosferde Laidlaw’un zekâsı, işin içinden çıkmasının tek yolu olacaktır. Ancak karanlığın içinde yürürken her yanlış adımın bedeli ölümcül olabilir. Baki Karanlık, ihanetin, intikamın ve çözülmesi zor bir cinayet sarmalının ortasında kalmış bir dedektifin çarpıcı öyküsünü anlatıyor. Suç edebiyatının karanlık köşelerini aralayan bu sürükleyici roman, okurları hem psikolojik hem de fiziksel gerilim dolu bir serüvene davet ediyor.
  • Alexis Wick
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    6,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kızıldeniz ticaret, hac ve fetih peşinde gidenler için ezelden beridir dünyanın en çok dümen tutulan mekânı olmuştur. Ne var ki bu çok boyutlu tarih, kahramanları tarafından açığa çıkarılmamıştır. Fernand Braudel’in Akdeniz üzerine meşhur çalışmasından ilham alan Alexis Wick, Kızıldeniz:Kayıp Mekânın İzinde’de eşsiz bir tarihi aktörün özelliklerini ortaya koyuyor. Bu kayıp mekânı ele alırken ayrıca okuru Avrupamerkezciliğin kalbine yönlendirerek denizin eleştirel, kavramsal bir tarihini sunuyor. Kızıldeniz’in tarihyazımına dahil edilmesiyle yetinmeyerek, emperyal Avrupa hegemonyasından önce denizin ve dünyanın tahayyül edildiğini araştırıyor. Kızıldeniz’in modern tarih felsefesinin önemli bir unsuru olduğunu gösteren yazar, aynı zamanda tarih disiplini ve tarihçilik zanaatı üzerine serin bir sav öne sürüyor.
  • E. Natalie Rothman
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    7,45 MB
    Eser Türü: Kitap
    İmparatorluk Simsarları’nda E. Natalie Rothman, sömürge göçmenleri, azad edilmiş köleler, tüccarlar, simsarlar, mühtediler ve siyasi tercümanlar gibi, erken modern Venedik-Osmanlı sınırını düzenli olarak geçenlerin kesişen dünyalarını inceliyor. Dil, din ve siyaset çizgilerini sürekli aşan etkileşimlerinde bu imparatorluk aşırı tebaa, Avrupa’yla Levant arasında yeni ortaya çıkan ayrım da dâhil olmak üzere, emperyal ve kültürel sınırların şekil değiştirmesine yardımcı olmuştur. Rothman, 1570-1670 arası dönemde, Osmanlı’nın yarattığı farkın Venedik kurumlarında algılanışında kademeli bir dönüşüme tanık olunduğunu savunuyor. Yasal ve ticari kıstaslara yapılan vurgu, kısmen bu tebaanın sayesinde, yerini dine ve dile dayalı farklılıkların algılanmasına bırakmıştır. Devletin yabancı tüccarlara vergi ödetme ve Venedik vatandaşlığını tanımlama çabalarına simsarların sık sık karşı koyduğu, Venedik’in hareketli pazar yerlerinde başlayan hikâye, Müslümanlıktan ve Yahudilikten dönmelerle, onların Venedikli Katolik hamilerinin, karşılıklı dönüşümlerinin pazarlığını yaptıkları, Venedik’teki bir hayır kurumunda devam ediyor. Osmanlı’yla ilgili bilgi üretip yaymakla kalmayan, aynı zamanda emperyal sınırların öte yanında yoğun akrabalık ve hamilik ağları kuran Venedik’in siyasi tercümanları, dragomanlarla son buluyor. Rothman’ın yeni çizdiği kavramsal ve deneysel çerçeve, Akdeniz ve ötesindeki yasal, dini ve etnik dilsel farklılıkları yöneten kurumsal icraatlara ışık tutuyor. E. Natalie Rothman, Toronto Scarborough Üniversitesi Tarihi ve Kültürel Çalışmalar Bölümü’nde tarih doçenti.
  • Fritjof Capra, Ugo Mattei
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    7,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Artık düzeni değiştirmemizin zamanı geldi! Özel mülkiyetin bir “doğal hak” sayıldığı, doğal kaynakların yeryüzünde yaşayan tüm canlıların müşterek varlığı olması gerekirken yağmalanıp sömürüldüğü bu düzen daha fazla devam edemez. Tartışmanın odağını Batı’nın bilim ve hukuk geleneğine oturtan Hukukun Ekolojisi, bugün küresel çapta yaşadığımız çevresel, sosyal ve ekonomik krizin dünyayı bir “makine” olarak gören ve insanları da onun sahibi ilan eden mekanikçi görüşten kaynaklandığını savunuyor. Bilim insanı Fritjof Capra ile hukukçu Ugo Mattei, doğa bilimleri ile hukukun antikçağdan beri paralel ilerlediği ve bu iki disiplinin birbiri üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğu kanısında. Onlara göre değişimin yolu, toplumun yaşayış biçimiyle devletlerin ve şirketlerin gücünü belirleyen yasaların mevcut, mekanikçi görüşün ürünleri olmaktan çıkıp ekolojik ilkeler ışığında yeniden ve bizzat topluluklar tarafından oluşturulmasından geçiyor. Fritjof Capra, fizikçi ve sistem kuramcısı, ilk ve orta öğrenim düzeyinde ekolojik bakışı ve sistem düşüncesini teşvik etme amaçlı Center for Ecoliteracy’nin [Eko-okuryazarlık Merkezi] kurucu yöneticisi. Ugo Mattei, ABD’de Hastings Hukuk Fakültesi ve İtalya’da Torino Üniversitesi’nde kürsü sahibi hukuk profesörü.
  • Amy Mills
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    13,83 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kuzguncuk'un, tarihsel olarak farklı dinlere mensup insanların birlikte yaşadığı, nostaljik mahalle kültürünün hâlâ yaşanabildiği hoşgörülü bir semt olduğu düşünülür. Halbuki burada bir zamanlar yaşamış olan Rum, Ermeni ve Yahudi nüfus yirminci yüzyılın ortalarında semtlerinden sürüldü; arkalarında derin izler bırakarak... Amy Mills, Kuzguncuk'ta yaptığı etnografi çalışmasında, sokak sokak, eski insanların bıraktığı bu izlerin peşine düşüyor, günümüzde burada yaşayanlar için bu izlerin ne anlama geldiğini araştırıyor. Kendi ifadesiyle “insanların millileşen bu şehirde nasıl yaşadıklarını ve Tu¨rkleştirmenin yarattığı etkinin ardından devletin ulus tahayyülünü nasıl anlamlandırdıklarını" inceliyor. Yazar, hafızanın unuttukları ve hatırladıkları, Kuzguncuklu olmaya yüklenen anlam, kimin Kuzguncuklu olduğu ve kültürel hafızada yer etmiş hoşgörü temasının ifade ettikleri üzerinden kozmopolitizmin arkasına saklanan milliyetçiliğe dair bir tartışma yürütüyor. Hafızanın Sokakları Kuzguncuk’un geçmişini, dönüşümlerini ve bugününü anlatırken, bir yandan da okuru İstanbul’un gayri Müslim geçmişinin hatırlanma pratiklerini gözden geçirmeye, bireysel ve kolektif hafıza yollarının nasıl örüldüğünü düşünmeye davet ediyor.

Sayfalar