Yazara Gore Listeleme

  • Benjamin C. Fortna
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    7,68 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitap Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş döneminde okumayı öğrenmenin hikâyesini anlatıyor. Bu coğrafyada çok az işlenmiş olan okumanın tarihini ele almanın, genel anlamda modernliğin gelişine, eğitim meselesine, özel olarak da imparatorluktan cumhuriyete geçişin dinamiklerini anlamaya önemli bir ışık tuttuğu iddiasından yola çıkıyor. Okumayı Öğrenmek, son derece hızlı değişimlerin yaşandığı bu döneme çok yönlü bir yaklaşım benimseyerek, kopuşlarla birlikte sürekliliklere de bakarak, okumayı öğrenen küçük okurların bir yurttaş olarak inşasında onlara verilen mesajlar; okumanın mekaniğini öğrenmenin üstesinden ne gibi deneyimlerden geçerek geldikleri; yeni okuma materyallerinin sahneye çıkışı; resimli kitapların okumadaki rolü; birer meta olarak dergilerin ve kitapların ortaya çıkışı ve okuryazarlığın kişilerin hayatlarını nasıl dönüştürdüğü gibi konuları mercek altına alıyor. Osmanlı kıraathanelerinde toplu kitap okuma deneyiminden, loş bir evde huşu içinde yalnız başına okuma deneyimine nasıl geldik? İlk Osmanlı kütüphaneleri nasıl yerlerdi? Kitap fiyatları geç Osmanlı ve erken Türkiye Cumhuriyeti'nde nasıldı, ortalama bir memur maaşıyla çocuğuna kitap, dergi alırken zorlanır mıydı? Matbaalar nereden nereye geldi? Eski okullardan yeni okullara alfabe ve okuma çocuklara nasıl öğretilirdi? Bu coğrafyada çocuk kitapları yayıncılığı ve dergicilik nasıl bir rota izledi? Bu ve benzeri sorulara yanıt arayan kitabın kendisi de, sadece Osmanlı ve modern Türkiye tarihine ilgi duyanlara değil okuma tutkunlarına da ilginç bir okuma deneyimi sunuyor. Osmanlıca ve yeni alfabe sonrası Türkçe yazılmış ders kitapları, dergiler ve benzeri birincil arşiv malzemelerinin yanı sıra Halide Edip, Şevket Süreyya, Rıza Nur, Hüseyin Cahit ve Halide Nusret gibi hayatlarına Osmanlı olarak başlayıp Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak devam eden aydınların ilk okuma deneyimlerini anlattıkları metinlere de baş vuran kitap, modern Türkiye tarihinde okumanın ne kadar kilit bir önem taşıdığının altını çiziyor.
  • Eric R. Dursteler
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    6,44 MB
    Eser Türü: Kitap
    Elinizdeki kitapta erken modern dönemde dogdukları yerleri, ailelerini ve dinlerini bırakan Akdenizli kadınların, toplumsal ve siyasi olarak sahip oldukları karmaşık alanı açık eden hikâyeleri anlatılıyor. “Dönme,” en dar anlamıyla, erken modern Akdeniz’de Hıristiyanlıktan Müslümanlıga geçenler için kullanılır. Eric R. Dursteler, Dönme Kadınlar kitabında, bu anlamı ustaca degiştirerek kelimeyi, dönemin ve bölgenin toplumsal, dini, siyasi ve toplumsal cinsiyet sınırlarının ötesine geçen herkesi kapsayacak şekilde kullanıyor. Güçlü bir arşiv çalışmasıyla aktarılan bu hikâyeler aracılıgıyla Dursteler, hem erken modern dönem Akdeniz’de kadınların belirli deneyimleri ve koşullarına hem de daha geniş kültürel ve toplumsal pratiklerle geleneklere dair önemli öngörülerde bulunuyor. Kitapta, kendisini ezen kocasından kaçmak için İstanbul’a, dönme agabeyinin yanına gelip Fatma Hatun adını alan Venedikli Beatrice Michel’in hikâyesiyle kadınların din ve yer degiştirerek nasıl şahsi ve ailevi statülerini yükselttiklerini okuruz. Hıristiyan Elena Civalelli ve Müslüman Mihaleşatoroviç’in paralel hikâyesinde, iki cesur kadının Osmanlı-Venedik sınırını kullanarak kendi hayatlarını tayin edişlerine tanık oluruz. Yunan adası Milos’tan kaçan dört Müslüman kadının (Ayşe, Emine, Hatice ve anneleri Maria) Korfu’ya sıgınmaları ve Islamdan Hıristiyanlıga dönmeleriyle, bir kadının hayatı üzerinde söz sahibi olmasının nasıl Osmanlı-Venedik sınırında uluslararası bir fırtına kopardıgını görürüz. Kadın failligine dair heyecan verici bir anlatı olan Dönme Kadınlar, erken modern Akdeniz’de kimlik ve dönmelik arasındaki baglantıyı aydınlatıyor. Zengin içerige sahip bu sürükleyici kitap, sadece dönemi çalışan araştırmacılara degil, geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor.
  • Çağla Aydın/Tilbe Göksun/Ayin C. Küntay/Deniz Tahiroğlu
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    7,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    İnsan zihniyle davranışları arasında nasıl bir ilişki vardır? Bu ilişki yaşa bağlı olarak nasıl değişir? Bir çocuğun aklından hangi yaşta ne beklenebilir? Bunlar, hem alanda çalışan akademisyen ve öğrencilerin, hem bu konularla ilgili politikalar üreten profesyonellerin, hem de anne babaların kafalarını kurcalayan sorular. Aklın Çocuk Hali, kuramsal yaklaşımlardan pratik uygulamalara uzanan bir yelpazede, merkeze güncel araştırma bulgularını koyarak bebeklerin ve çocukların düşünce dünyalarına ışık tutmayı amaçlıyor. Dil gelişimi gibi uzun yıllardır merak konusu olmuş araştırma alanlarından, müzik gelişimi, sosyal biliş ve normların algılanması gibi daha yeni incelenen alanlara uzanan kitap; jest kullanımı, taklit, bellek, zihin temsilleri ve hayal gücü gibi zihinsel gelişim kapsamına giren konuları sadece tipik değil, tipik olmayan gelişim hikâyeleri üzerinden de ele alıyor. Aklın Çocuk Hali, zihin gelişimi araştırmalarındaki son gelişmeleri kapsamlı bir biçimde sunmanın yanı sıra, Türkçede bu konuyla ilgili yerli bulguların tartışıldığı ve kültürler arası karşılaştırmaların yapıldığı ilk rehber kitap olma özelliğini de taşıyor.
  • Anne Sverdrup-Thygeson
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    3,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    Böceklerin gezegeni değişiyor. Ekosistemin dengesi son yüzyılda, daha önce insanlık tarihinde görülmemiş bir hızda bozuluyor. Yeryüzünün tatlı su kaynaklarını giderek daha fazla tüketiyoruz. O kadar fazla plastik üretip attık ki, gelecek kuşaklar bunlara tortullarda rastlayacak. Her yıl büyük miktarda kimyasalı doğaya bırakıyoruz. Bilinçli ya da bilinçsiz, türleri yerlerinden ediyoruz. Tüm bunlar böcekleri de etkiliyor. Ve böcekleri etkileyen her şey bizi de etkiliyor. Böcek türlerinin sayısındaki azalma ya da böceklerin yok olması ekosistemde sudaki halkalar gibi bir etkiyle çok büyük sonuçlara yol açacaktır. Neyse ki, tüm böcekleri yok edebilmeyi asla beceremeyiz. Ama bu küçük dostlarımızı yakından tanımamız ve onlara daha fazla özen göstermemizde fayda var. Yeryüzünde 479 milyon yıldır bulunmalarına rağmen şimdilerde başları dertte. Anne Sverdrup-Thygeson, Norveç Yaşam Bilimleri Üniversitesi (NMBU) koruma biyolojisi profesörü, aynı zamanda Norveç Doğa Araştırmaları Enstitüsü’nde (NINA) bilim danışmanıdır.
  • Antonios Botonakis, Nikos Maliaras, Christian Troelsgard
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    13,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bizans’ın Sesi, Bizans Dönemi müzik aletlerine dair makalelerden, görsellerden ve resimli bir sözlükten oluşan bir çalışma. Kitapta, dönemin görsel kaynakları ve edebiyatındaki temsillerinden yola çıkarak Orta ve Geç Bizans dönemlerindeki müzik aletleri ve bunların törenlerdeki kullanımlarının ele alındığı makalelerle beraber yüzden fazla renkli görsel yer alıyor. Kitabın yazarları Bizans kaynaklarında müzik aletlerini araştırarak bunların Bizans kültürünün belirli alanları için taşıdıkları önemi değerlendiriyorlar. Bu yayın için özel olarak hazırlanan Bizans müzik aletlerine ilişkin bir sözlük ve eşlik eden çizimler de bu konuda önemli bir kaynak sunuyor.
  • Caroline Levine
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    3,67 MB
    Eser Türü: Kitap
    2015 James Russell Lowell Ödülü, Modern Language Association 2016 Dorothy Lee Kültür Ekolojisi Alanında Üstün Akademik Çalışma Ödülü, Media Ecology Association Flavorwire’a göre 2015’in en iyi 10 akademik yayınından biri Biçimler siyasal, toplumsal ve tarihsel bağlamla nasıl ilişkilendirilebilir? Caroline Levine edebiyat, eleştiri ve kültür çalışmalarının karşı karşıya olduğu bu önemli soruya yeni ve ikna edici bir cevap veriyor. Levine’e göre biçimler sadece sanat eserlerini değil, aslında geniş anlamıyla bütün “hayat”ı düzenliyor: Birbirleriyle örtüşüyor, çekişiyor, çarpışıyor, işbirliğine giriyor ve sonuçta dünyamızı inşa ediyorlar. Elinizdeki kitap dört ana biçimin –bütün, ritim, hiyerarşi ve ağ– kültürü, siyaseti ve akademik bilgiyi farklı dönemlerde nasıl şekillendirmiş olduğuna bakarken biçimciliği tarihselcilikle, edebiyatı da siyasetle ilişkilendirmek için zihin açıcı yeni yollar öneriyor. Michel Foucault, Jacques Rancière, Mary Poovey ve Judith Butler gibi biçimci ve biçimcilik karşıtı kuramcıları yeniden okuyan Levine, ortaçağ manastırlarından günümüzün tema parklarına, Sophokles’in Antigone’sinden Charles Dickens’ın Kasvetli Ev’ine ve ünlü televizyon dizisi The Wire’a kadar pek çok yapı ve eserin arka planında işleyen “biçimsel hikâye”yi gözler önüne seriyor. Caroline Levine, Cornell Üniversitesi İngilizce Bölümü’nde David and Kathleen Ryan Beşeri Bilimler Profesörü.
  • Carmen Laforet
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    381,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: BELGİN MERDİVENCİ
    İspanya İç Savaşı'nın hemen ertesinde, gencecik bir kızın yazdığı ve 1944 Nadal ödülünü kazanan Hiç, 2004'te yazarının ölümünden sonra dünyanın her yerinde yeniden keşfedildi. On sekiz yaşındaki Andrea, öksüz kaldıktan sonra üniversite eğitimi için köyünden Barselona'ya, zenginliği ve kültürüyle hep gözünü kamaştırmış olan anne tarafından akrabalarının evine gelir. Ancak akrabaları savaş sırasında servetlerini kaybetmiş, korkunç bir yoksullukla baş etmeye çalışmaktadırlar. Genç kız bir yandan okuldaki zengin öğrenciler arasında bocalarken bir yandan da evde tanık olduğu tuhaflıklarla masumiyetini yitirmeye başlar. Karanlık, güçlü bir hayal gücü ile ince mizahı birleştiren ve bir büyüme öyküsü içinde Franko rejiminin ilk günlerini ürkütücü bir berraklıkla anlatan bu roman, pek çok eleştirmen tarafından yirminci yüzyılda Avrupa'da yayımlanan en önemli yapıtlar arasında sayılıyor.
  • Demet Cengiz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    24 Ayrım
    417,70 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hülya Bengü
    “İnsanın soluğunu kesecek, bizi kendimizden utandıracak kadar etkili bir roman.” Ülker İnce Genç bir kız elinizden tutacak ve sizi insan kalmanın imkânsız olduğu bir eve götürecek. Sadece bedenlerin değil, ruhların da rehin tutulduğu bir eve… Pencerelerin demir parmaklıklı, perdelerin kapalı, gün ışığının yasak olduğu bir geneleve… Birinin yandığı cehennem ötekinin cenneti olabilir mi? Demet Cengiz, Göl Kıyısında Leylâ romanında varoluş acılarını, kimlik arayışlarını ve çekilen Tanrı sancılarını bir arada işliyor. Sert gerçekçiliği, büyülü gerçekçilikle harmanlayan eşsiz bir dil kullanıyor. “Ah Leylâ, kaldır başını! Senin değil bu utanç, kaçırma o muhteşem bakışını. Kıyam et Leylâ, kıyam et.”
  • Gaye Boralıoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    297,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Özge Dikmen
    Ve bir şey daha söyleyeyim bak, aşk gelecek değildir Lora, geçmiştir. Benim kemiklerimden ve etimden ve kanımdan, senin damarlarından ve tükürüğünden doğmuştur aşk. İki insan birbirinin yarınına değil, hakikatine âşık olur. Tarihin fırlatıp o âna attığı iki çıplak varlığız biz. Biz. Yani âşıklar.” Farklı dünyalardan iki insan: Arda ve Lora. Onları zorlu bir ilişkinin ana karakterleri yapan şey ne olabilir? Tesadüf mü, yoksa ikisinin de varoluş hikâyesinde saklı bir sebep mi? Her Şey Normalmiş Gibi’de genç bir adamın gözünden bakıyoruz yaşadığımız kaotik günlere. Onunla birlikte hem sevdiği kadını tanımaya ve anlamaya çalışıyoruz hem de son dönemin siyasi ve toplumsal atmosferini yeniden gözden geçiriyoruz. Gaye Boralıoğlu, bir ucu İstanbul’un göbeğinde diğer ucu Diyarbakır’ın rüzgârında gezinen bu hikâyeyi anlatırken, bizleri ikili ilişkiler, varoluş meselelerimiz ve haletiruhiyemiz üzerine düşünmeye davet ediyor. Bazen gayet gerçekçi, bazen masallarla, mitlerle bezenmiş bir dilin imkânlarını ustaca harmanlayarak bizi şu soruyla baş başa bırakıyor: Yaşadığımız çağda sahici bir aşk mümkün mü?
  • İrfan Orga
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    328,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: EMRE BILIMLI
    “Duyularımız büyülenme ile mantık arasında bir yerde asılı kalmış, özgürlüğün cazibesine kapılıyor ve ardından da güneşe koşan sarhoş yusufçuklar gibi uçmaya başlıyoruz. Kendimizi Yürüklerle kolayca özdeşleştirebilirdik ama burada geçici olduğumuzu unutmak mümkün değil..." Bir Türk Ailesinin Öyküsü’nün yazarı irfan Orga (1908-1970), bu kez ellilerin Türkiye’sinden rengârenk manzaralar anlatıyor. Avrupa’da yaşayan yazar, artık Batılı bir entelektüel olarak ülkesini ziyaret ediyor, büyük ilgi duyduğu göçebe topluluğu Yürüklerin yaşantısına 3 hafta ortak oluyor. Onların gelenek ve göreneklerini, hayat tarzlarını, şamanlık gibi kadim öğretilerini birbirinden ilginç anekdotlar eşliğinde olağanüstü bir canlılıkla betimleyen Orga, bir yandan da genç Cumhuriyet hakkında, büyük şehirlerden ve kırsal kesimden, oldukça çarpıcı gözlemlerde bulunuyor. Tıpkı Carlo Levi’nin başyapıtı İsa Bu Köye Uğramadı'da olduğu gibi, it Ürür Kervan Yürür’ün derinlere işleyen etkisi, doğayla ve yüzyıllar boyu değişmeden yaşayan bir toplulukla yüz yüze gelen Batılı bir entelektüelin varoluş, güzellik ve geçen zaman hakkındaki iç düşüncelerini olanca samimiyetiyle, şiirsel bir dille aktarmasında yatıyor. “irfan Orga kuvvetli hayal gücüne sahip, güzelliği algılayabilen ve felsefi eğilimleri olan bir yazar. Ama her şeyden önce, doğruyu arayan bir yazar."

Sayfalar