Yazara Gore Listeleme

  • Sema Kaygusuz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    291,41 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Müge Süzek
    Sema Kaygusuz’un yeni romanı: Saf Canavar. “Dünyasını yitirenler, ancak o zaman evreni keşfeder. “İçime doğanı sakınacak değilim. Bundan kaçamam zaten. Ama gördüğünüz gibi anlattıkça kayıp veren ulu bir cahilim ben. Bir kelleyi bulmakla lanetli, kendi mahvımı anlatıyorum. Yazılmışla yazılamaz arasındaki sınırı hâlâ bilmiyorum. O yüzden gerekeni siz yapın lütfen. Bütün bu anlattıklarımla az sonra anlatacaklarımı ateşe tutmayı unutmayın.”
  • AYNİL ONUR YÜKSEL
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    8,09 MB
    Eser Türü: Kitap
    Hayran olduğunuz kişinin, Bir caniye dönüşmek üzere olduğunu fark ettiğinizde, Kaçmak için ya artık çok geçse? Hayallerle kabusların birbirine karıştığı, İnişli çıkışlı bir duygu haliyle okuyacağınız Psikolojik Gerilim & Aşk Romanı Kış güneşi parlak ve göz alıcıdır. Peki içiniz titrediğinde sizi ısıtır mı? Psikolojik sorunları ve geçmişten gelen büyük sırları olan biriyle Bir adanın en tepesinde, Karanlık çam ormanlarının hemen kıyısında Hayattan kopuk ıssız bir köşkte yaşamaya; Evim dediğiniz yerde, Daima kilitli duran bir kapının gizemini çözmeye ne dersiniz?
  • Talat Asal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    234,68 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: AYŞE ÇOPUR
    Yıllar yılı önceydi. Böyle denilir yıllar yılı sonrasından, yıllar yılı öncesine bakılınca. Böyle söylenir, yıllar yılı sonra, yıllar sayılmaya başlanınca. Kavgasız, kahırsız, çilesiz geçmişse çok uzaklarda kalır yıllar. Hatta hiçbir iz bırakmadan gömülürler geçmişin karanlıklarına. Tıpkı bizlerinki gibi. Tıpkı sizlerinki gibi. Evet, yıllar yılı önceydi...
  • Donato Carrisi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    43 Ayrım
    773,93 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Binnur OLGUNER
    İşaretlere inan. Anomalilere inan. Detaylara inan. Ama unutma ki inanmak sadece bir başlangıç. “Durdurulmadığı sürece durmayacak.” Ne bir ipucu var ne de bir işaret. Suç yok, yalnızca anomaliler var. Ve her ölüm yeni bir hikâyenin başlangıcı. Bu, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir adamın hikâyesidir: Kimliği, hafızası, sevdiği veya nefret ettiği hiçbir şey yok, elinde öfkesinden başka hiçbir şey yok… Gizli yeteneği hariç. Çünkü Marcus “penitenziere” rahiplerinin sonuncusudur; anomalileri fark etme ve her bir cinayetin kurgusunda yer alan ilmik ilmik ipleri görebilme yeteneğine sahip bir rahiptir. Fakat bu kez işler Marcus için bile zordur. Bu, hayatını yeniden kurmaya çalışan bir kadının hikâyesidir. Sandra da cinayet mahallinde çalışıyordur ama Marcus’tan farklı olarak kimseden saklanması gerekmiyordur, o yalnızca fotoğraf makinesinin ardına sığınıyordur. Çünkü Sandra bir olay yeri fotoğrafçısıdır; yeteneği, hiçliği çekmek ve onu görünür kılmaktır. Fakat bu kez hiçlik onu yutabilir. Sonu cinayetlere varan korkunç ama karşı konulmaz bir deliliğin hikâyesidir bu. Marcus ve Sandra bu sefer gerçeğe ulaştıklarını sandıkları her an can sıkıcı ve tehditkâr başka bir senaryoyla karşılaşacaklar. Bu hikâyede siz de Marcus’la aynı savaşı verecek, Sandra’yla aynı canavarın elinden kaçmaya çalışacaksınız. Son satıra kadar aynı umuda tutunup aynı korkulara kapılacaksınız. Ve yaşadıklarınızı asla unutmayacaksınız. Karanlık Avcısı’yla Donato Carrisi diğer yazarların yüzleşmesi gereken bir yaratıcılık enerjisi ve tarz ortaya koyuyor. Ters köşeler ve büyüleyici sahnelerle çok güçlü bir kurgu sizleri bekliyor. “Katilin her cinayeti, ardında bıraktığı her ipucu yalnızca dikkatli ve duyarlı okurların anlayabileceği bir hikâyenin parçaları. Donato Carrisi’nin kurgularında bir canavarın gözünden görebilmenin, o bakış açısını yakalayabilmenin büyüsü yatıyor.” Ranieri Polese, Corriere della Sera “Harika. Donato Carrisi’nin kitaplarını ve yeteneğini anlatmaya yetecek bir sıfat yok.” La Stampa “Hem ürpertici hem de zekice.” The Times “Tüm karanlığına, rahatsız ediciliğine rağmen okuması çok keyifli bir kitap.” Observer “Temponun hiç düşmediği, beklenmedik bir sona sahip olan nefes kesici bir roman.” Metronews “Carrisi kötülüğü akıllıca ve özenli bir şekilde anlatıyor.” Gala “İnanılmaz bir gerilim. Her sahne nefes kesici bir şekilde kurgulanmış, okurken her şey âdeta gözlerinizin önünde canlanıyor.” Les Echos “Muhteşem. Kesinlikle okunmaya değer bir roman.” Michael Connelly “Bu kitap âdeta bir cennet.” Ken Follet
  • Terry Pratchett
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    65,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Alayına Posta! Hayalî evrenlerin azametli mucidi Sör Terry Pratchett'ın benzersiz yaratımı “Diskdünya”nın ilk kez Türkçeye çevrilen otuz üçüncü kitabı Postane, alayına posta koymaya ant içmiş özgür ruhlu insanların cirit attığı, yolsuz devlerle mücadeleye baş koyan deli delikanlıların cenge tutuştuğu, amansız bir serüven. Dünya çapında 100 milyonun üzerinde satan kırk bir kitaplık serinin, dipsiz bir alavere dalavere çukurundan beslenen bu entrikası en bol macerası, “Sanayi Devrimi” romanlarının da dördüncü halkası. İyiyle kötüyü aynı ipte yürütmekten imtina etmeyerek keskin sınırlara kafa tutan Pratchett, romanında herkesin mutlaka hassas bir damarı bulunduğuna ve bunun da çoğunlukla “açgözlülük” olduğuna atıfta bulunuyor. “Adı hâlâ yaşayan kişi, ölü değildir.” İşte tam da Nemly von Lipwig'in şanına yaraşır bir tanımlama! Ne de olsa, parlak bir camı elmas diye yutturabilecek, Bul Karayı Al Parayı oyununun kurallarını sil baştan yazabilecek hünerde bir adam duruyor karşımızda! Dolandırıcılığın şahı, üçkâğıtların babası, sözcüklerin ustası olarak bir zamanlar kimselerin eline su dökemeyeceği Nemly şimdilerde darağacının ucunda kaderini bekliyor: Ya ölüme boyun eğecek ya da kendisini ziyaret eden kara bir meleğin iş teklifini kabul edecek! Peh, başpostacılık mı? Hem de insanların mektup yazmaya üşendiği bir devirde! Nemly pek hevesli olmasa da, “afili” kariyeri için keskin bir manevra yapmak zorunda. Ama zaten, Ankh-Morpork'un kadim -o kadar kadim ki artık aslında fosil- Postane'sini diriltmesi için ondan daha cesur ve pervasız başka kim düşünülebilirdi ki? “İnsanlar tuhaftı. Beş dolar çalarsanız sizi adi hırsız sayarlardı ama binlerce dolar çalarsanız ya hükümet olurdunuz ya da kahraman...” Terry Pratchett yine ezberlerimizi bozduğu bu kitabında, dürüstlerin dünyasındaki en büyük hilenin, insanların dünyayı görme şeklini değiştirmekten; dünyayı, olmasını istedikleri gibi görmelerini sağlamaktan geçtiğini ileri sürüyor. Diskdünya evrenine “yumuşak” ama ayakları yere sağlam basan bir giriş yapmak için en ideal serüvenlerden biri olarak gösterilen Postane, sürükleyici kurgusu ve komik diyaloglarının arka planında posta hizmetlerinin tarihçesini anlatmaktan da geri kalmıyor. “Dünya harika bir yerdi; dürüst insandan yana yoksul, dürüst insanla dolandırıcı arasındaki farkı görebileceğine inanan kişilerden yana zengin bir yer...”
  • ZÜHAL ÖLMEZ, MÜCAHİT KAÇAR, IRMAK KAÇAR, SEVGİ YAVUZ ODUNCU
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    20,82 MB
    Eser Türü: Kitap
    Çağatay Edebiyatının seçkin şairlerine ait gazelleri merkeze alan bu eser, Çağatay Türkçesiyle kaleme alınmış şiirlerin dil özelliklerini ve anlam dünyasını günümüz okuruna ulaştırmayı hedefleyen titiz bir çalışmanın örneğidir. Farklı disiplinlerden araştırmacıların katkısıyla hazırlanan eserde Çağatay sahası ile Osmanlı divan geleneği arasındaki müşterek yönler de ortaya konulmaktadır. Çağatay Türkçesinin söz varlığını ve dil özelliklerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan bu kitap; Türk dili ve edebiyatı araştırmacıları, lisans ve lisansüstü öğrencileri ile klasik Türk şiiri üzerine çalışan okurlar için güvenilir bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır.
  • Cemal Demircioğlu
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Cemal Demircioğlu bu kitapta, 1980’lerden günümüze çeviri tarihi ve tarihyazımı konularında geliştirilen akademik söylemleri ele almaktadır. Türkiye’den ve dünyadan araştırmacıların çeviri tarihini düşünme biçimlerini tartışan yazar, alanın metodolojik sınırlarını yeniden tanımlamaktadır.. Eser, Osmanlı kültüründe çeviri olgusunu ve Arap-Fars-Türk edebiyatları arasındaki tarihsel etkileşimi karşılaştırmalı bir bakış açısıyla incelemektedir. Yazar, çeviri eyleminin doğasındaki "yorumlama" faaliyetine dikkat çekerek kuramsal tartışmalar ile tarihsel araştırmalar arasındaki bağları güçlendirmektedir. Çeviribilimde Tarih ve Tarihyazımı, çevirinin kültürlerarası etkileşimdeki gücünü ve tarihyazımındaki yerini derinlemesine kavramak isteyen tüm okurlar için nitelikli bir rehberdir.
  • Ali İpek
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,55 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Bir kadın var olduğunu hep mi ispat etmek zorunda? Ben ne zaman varsayıldım biliyor musunuz? Sessiz kaldığımda. Onların istediği gibi davranıp, görünmez olduğumda. Gölgemden korktum. Yanlış yaparım diye kâğıtlardan korktum. Evraklarda adım geçer diye kimliğimden korktum. Ederimden fazlası olurum diye terazilerden korktum. Üstümü çizebilecekleri kalemlerden korktum. Arkamdan konuşulan kelamlardan korktum. Kendimden korktum. Korktuklarıma sarıldım. O kadar sıkı sarıldım ki görülmeyecek zannettim. Ben sıktıkça kaybolacağına inandım. Onların görmek istediği birini yaşadım. Neticede başkası oldum.” Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi’nde Ali İpek, çocukluğunda başına gelen trajik bir olayın travmasını ömür boyu yaşayan, gerçek ile sanrı arasındaki sınırda kaybolan, üzerindeki baskılardan ve yakasını bırakmayan yalnızlığından usanıp kendine hayalî bir eş yaratan Saniye Hanım’ın gizemle örülü hüzünlü hikâyesini anlatıyor. Baykuşlar gerçekten uğursuzluk getirirler mi?
  • Terry Pratchett
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    14,48 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kanunlar yeterince adil olmasa bile hiçbir suç cezasız kalmaz! Hayalî evrenlerin azametli mucidi Sör Terry Pratchett'ın benzersiz yaratımı “Diskdünya”nın ilk kez Türkçeye çevrilen otuz dokuzuncu kitabı Burunotu, kanunun her yer yerde kanun olduğunu ilan eden Kumandan Samuel Vimes'ı nihaî gerçeklerle yüzleştirecek, yürek dağlayıcı bir holokost romanı. Dünya çapında 100 milyonun üzerinde satan kırk bir kitaplık külliyatın bu en ciddi ve en derin macerası, “Bekçiler” alt serisinin de sekizinci ve son halkası. Pratchett “adi” suçlularla onlara göz yumanları ip üstünde yürüttüğü romanında, koskoca kıtanın bu kez çok ama çok tarihî ve “karanlık” seviyelerine iniyor; hak ve sömürünün izini sürerek taşranın adı konmamış sırlarını birer birer ifşa ediyor. En azından, tatile zırhıyla gitme iznini koparmıştı Vimes. Zırhı onun bir parçasıydı artık, en az onun kadar aşınmıştı. Tek fark, ezik yerleri çekiçlenerek zırhın düzeltilebiliyor olmasıydı. Sıradan bir tatil nasıl kontrolden çıkabilir? Tabii ki tatile çıkanın marifetiyle! Hele ki bu kişi Bekçi Teşkilatı'nın kumandanı Sam Vimes'sa eğer, çakan her kıvılcımın ateş alması an meselesi olabilir. Vimes, Karakol'da geçirdiği onca senenin hatırına güzel bir tatili hak ediyor muhakkak. Ama eşinin taşradaki malikânesinde tatil yapma fikri, nasıl diyelim, pek de cazip gelmiyor açıkçası. Ankh-Morpark'tan uzaklaşmaya gönlü elvermese de emrin “büyük” yerden geldiği aşikâr! Mecbur, katlanacak. Zaten ne hikmetse, son günlerde ihtiyaç fazlası bir bekçi oluveriyor Vimes! Dünyanın bekçilere ihtiyaç duymadığı zamanlar vardı gerçekten. Ama öyle zamanlarda ihtiyaç duyulan asıl şey, birinin dünyayı kapatıp tekrar açmasıydı ki bu sefer doğru düzgün çalışabilsin... Vimes tatile geldiği yeri tanıdıkça, etrafa daha yakından baktıkça aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını keşfediyor. Taşranın gizli çekiciliğinin altında dev bir komplo, örtbas edilmeye çalışılan sırlar, kan kokusu ve tarifi mümkünsüz bir acımasızlık yattığını fark edince ise duruma el koymaktan kendini alamıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı, adam kaçırma, tehdit ve şantaj, soykırım... Tüm bunlar taşrada cirit atarken, Vimes adi bile sayılamayacak bu leş suçların müsebbiplerini devirmek için ant içiyor. Eh, tatilde bile olsa Vimes, Vimes'lığından vazgeçer mi hiç? Diskdünya okurlarını, insanlık tarihinin en büyük suçları üstüne düşünmeye ve tartışmaya iten Burunotu, suçu ifa edenlerden ziyade asıl suçlulara ve “Biz ne yapabilirdik ki?” diyerek kendini temize çekmeye çalışanlara tokat gibi bir yanıt veriyor: Her şeyi!
  • Terry Pratchett
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    15,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    Diskdünya, futbolu “yeniden” keşfediyor! Hayalî evrenlerin azametli mucidi Sör Terry Pratchett'ın benzersiz yaratımı “Diskdünya”nın ilk kez Türkçeye çevrilen otuz yedinci kitabı Görünmez Akademisyenler, kadim geleneklere ve uzun bir geçmişe sahip ayaktopuna gönül verenler ile bu “ilkel” aktiviteyi değiştirip çağa uydurma telaşındakileri meşin bir yuvarlağın peşinde koşturan, son düdüğü hiç umursamayan bir roman! Dünya çapında 100 milyonun üzerinde satan kırk bir kitaplık serinin bu en “sportif” macerası, “Sihirbaz ve Kahramanlar” alt serisinin de sekizinci ve son halkası. Pratchett coşkun ve muzaffer duygularla kaleme aldığı romanında, Ankh-Morpork'un arka sokaklarında icra edilen ve herkesi bir şekilde büyülemeyi başaran tuhaf oyunun esbabımucibesini çözmeye çalışıyor; yirmi yıldır uygulanmayan bir geleneği uyandırarak yirmi iki adamın -ve en az onlar kadar deli ama afet birkaç kadının- sıradışı hikâyesini anlatıyor. Vetinari şehri dinliyor. Şehir tıkır tıkır işliyor. Kusursuz değil ama şimdiye kadar hiç işlemediği kadar iyi. Yani bence ayaktopunun da değişme zamanı geldi... Beş kiloluk bir tahta yumrusunu sağa sola fırlatıp peşinden koşmak, bu sırada kavga dövüş ilerlemek ve hatta işi holiganlığa vardırıp birbirinden nefret etmek ne kadar oyunsa, ayaktopu da o kadar oyun sayılır! Ama devir değişiyor... Şehrin tek ve tartışmasız hükümdarı Ataerk Vetinari bu rezilliğe bir son verip ayaktopunun azıcık modernleşmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak böylesine kadim geleneklere sahip bir etkinliği değiştirmek pek de kolay görünmüyor. O yüzden bu zorlu iş... elbette şehrin en köklü kurumu Görünmez Üniversite'ye düşüyor! Kurallar yeniden yazılıyor, takımlar kuruluyor, maç düdüğü çalıyor, ta derinlerden büyük bir dip dalgası yükseliyor. Tabii, bu değişimin uğursuz bir alâmet olabileceğini, kötü şeyler yaşanabileceğini Rincewind de öngörmüştü ama bu kadar “korkunç” olabileceğini o bile tahmin bile edememişti... ... çünkü ayaktopu asla sadece ayaktopu değildir. Popüler kültür bağlamında futbol ve siyaset ilişkisi üzerine sorgulatan Görünmez Akademisyenler, meşin bir yuvarlağa yüklediğimiz “abartılı” değeri kıvrak bir mizahla eleştiriyor; nabızları yükselten anlatısını sosyolojik ve psikolojik yaklaşımlarla alabora ederek kitleleri peşinden sürükleyen bir spora bambaşka gözlerle ve anlayışla yeniden bakmamızı sağlıyor.

Sayfalar