Yazara Gore Listeleme

  • Serkan Yıldız
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    110,73 KB
    Eser Türü: Kitap
    RF ve Mikrodalga teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte çokluband devre tasarımı önemli bir konu olmuştur. 3G, 4G, 5G gibi yeni kablosuz iletişim protokollerinin hızlı bir şekilde ortaya çıkmasıyla, RF ve Mikrodalga donanımlarının tüm ayrı teknolojilere eş zamanlı servis sağlayacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Enterferans, gürültü, harmonikler vb. etkilerden kaçınmak için RF ve Mikrodalga cihazlarının giriş-sonunda veya çıkış-sonunda çokluband empedans uydurma veya filtreleme yapılması kaçınılmaz bir iştir. Özellikle, çokluband empedans uydurma, çokluband sistemlerdeki ayrık çokluband birimler arasındaki uygun güç¸ aktarımından emin olmak için daima gereklidir. Bu tezde, çokluband empedans uydurma devresi tasarım problemi analitik bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu yüzden, devre teorisinin temelleri üzerine derin bir inceleme yapılmıştır. Buna ek olarak, eş zamanlı operasyon sağlamak icin sadece pasif devreler düşünülmüştür. İyi bilinen yarı analitik devre tasarım metodları olan reel frekans tekniği tezin katkılarını geliştirmek için temel zemin olarak alınmıştır. İki temel yaklaşım üzerine durulmuştur. İlk yaklaşım, uygun frekans haritalama fonksiyonlarının ve prototip devrelerinin belirlenmesidir. Önerilen frekans dönüştürme yaklaşımı, çokluband filtre ve empedans uydurma devre tasarımları için kullanışlı ve pratiktir. Tezin ikinci araştırma yolu olarak, genelleştirilmiş çokluband devrenin empedans uydurma tasarımları için sentez tabanlı bir yaklaşım geliştirilmesi amaçlanmıştır. Önerilen yaklaşımın, reel frekans teknikleriyle uygun entegrasyonu ve uygulama sonuçlarının incelemesi sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Çokluband empedans uydurma, frekans haritalama, reel frekans tekniği, Brune fonkisyonları, devre sentezi
  • Nilüfer Özkan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    233,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    KEKEMELİĞİ OLAN VE OLMAYAN 18-24 YAŞ ARASI BİREYLERİN ERKEN DÖNEM UYUMSUZ ŞEMALARI İLE YAŞAM KALİTELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİDE ŞEMA BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİNİN ARACI ROLÜ Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103’ü kekemelik tanısı olan, 110’u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖKF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, “zedelenmiş otonomi”, “zedelenmiş sınırlar”, “aşırı uyarılmışlık” ve “kopukluk” şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yaşam Kalitesi, Şema Başa Çıkma Stratejileri, Moderatör Değişken, SPSS Process
  • Cim Buse Günay Gazioğlu
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    150,96 KB
    Eser Türü: Kitap
    Teknoloji çağını yaşadığımız bu günlerde, Sosyal Medya’nın, gerek sosyal, gerek profesyonel hayatımızdaki yeri git gide büyümeye ve ivme kazanmaya devam ediyor. Sosyal Medya’nın her alana uyarlanabilir olması ve ticari adaptasyonunun çabukluğundan dolayı, bir sürü anlık iletişim ve bilgi yayma avantajları olduğu da bir gerçek haline geldi. Bu durum; Spor Federasyonları ve bir sürü profesyonel atlet ve acemi sporcular için de geçerli durumda. SPRONGO profesyonel anlamda, spor federasyonlarına, spor koçlarına ve tum spor alanlarindaki, hem profesyonel hem acemi sporculara, destek verme amaçlı hazırlanan bir web sitesi olarak işlev veriyor. Aynı zamanda mobil aplikasyonu ile de; anlık video çekerek, yükleme ve vidyo analiz yapma ozelligine sahip. Dunyanin her ülkesinde, çoğunlukla; Olimpik Federasyonlar tarafından tercih edilen SPRONGO, kendi kendine pazarlamasını yapmasınin yani sıra, Sosyal Medya ağındaki tüm kanallardan ve özellikle İnstagramdan, fanlarına ulaşıyor. Anlık yarışmalar, bilgi akışı, spor alanındaki yenilikler, yeni ürünler, geliştirmekte oldukları gelecek projeler ve akılli yapay zeka özelliğindeki yenilikleri; fanlarıyla Sosyal Medya üzerinden paylaşarak; hem kendi aralarında bir iletişime hem de marka ile olan fikirlerini direk olarak SPRONGO ile paylaşmalarına olanak sunuyor. Bizim bu çalışmadaki amacımız once Sosyal Medya’nın pozitif bir marka tutumu yarattığını göstererek, SPRONGO’ya olan katkısıni incelemek. Anahtar Kelimeler: Marka tutumu, İnternet, Sosyal Medya, SPRONGO, Video Analizi, Instagram.
  • Barış Güner
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    330,52 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bu çalışma, Güncel Sanat pratiğindeki yeni yönelimlere dikkat çekmek ve küreselleşme sürecinde gündeme gelen bir dizi sorunu, kültürel, kimliksel ve politik etkenler ekseninde irdeleyerek, Batı dışındaki dünyanın sanat alanında temsil bulma/görünür olma biçimlerine odaklanacaktır. Bu süreçte beliren alternatif varoluş biçimleri/tarzları ve temsiliyet modelleri üzerinde durulacaktır. Batılı ölçeklerde çalışan ve benzer formatlarda işleyen yapılara karşı ne tür alternatif yollar mevcut ya da nasıl bir karşı koyuş alanı oluşturulmaya çalışılıyor sorusu ise Doğulu, Orta Doğulu vb. sanatçıların küresel sisteme nasıl entegre olduğu ya da kendi kendini nasıl oryantalize ettiği meselesi üzerinden tartışılacaktır. Bu şekilde, küresel ekonomi ve kültür alanının çalışma tarzı da inceleneceğinden dolayı bir çözümleme sunmak da mümkün olabilecektir. Bu önermenin sunulabilmesi için belirli kavramların irdelenmesi ve bazı dönemlerin mercek altına alınması bir gerekliliktir. Bu doğrultuda belirli bir çerçeveyi oluşturup günümüze kadar gelen süreci ve bundan sonrasını yansıtabilmeyi başarabilmek için Post-kolonyalizm, Batıcılık ve Self-Orientalism, Post-fordizm gibi kavramlar üzerine odaklanılacaktır. Bu kapsamda, Küreselleşme-Küyerelleşme (Globalisation–Glocalisation) sürecindeki temsiliyet sorununa yönelerek, Batı dışındaki coğrafyalarda üreten ya da batıda eğitim alarak kendilerini uluslararası sanat pazarında görünür kılma çabası güden sanatçıların yaklaşımlarının hangi açılardan irdelenebileceği üzerinde durulacaktır. Bu sayede küreselleşmenin doğurduğu günümüz sanat politikalarına ilişkin sonuçlara; eleştirel, uzlaşımsal, müzakereci stratejiler üzerinden odaklanabilmek mümkün olacaktır. Anahtar Kavramlar: Globalisation-Glocalisation, self-Orientalisation, Strategies of the Other, Postcolonialism, Post-Fordism, Art, Politics
  • Can Çelik
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi INSPIRATION, IMITATION, QUOTATION, PLAGIARISM IN THE CONT
  • Ruhiye Onurel
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    301,07 KB
    Eser Türü: Kitap
    Başlangıcı olan her şeyin bir sonu olduğu bilincinden hareketle, gelecekte insanlığı nasıl bir sonun beklediğine ilişkin merak sorunsalı, toplumların inanç biçimlerine göre şekillenmektedir. Apokaliptik düşünce yapısının, Antik dönemden bu yana sunduğu kaynakların yansımaları aydınlanma çağının da ötesine geçerek etkisini sürdürmektedir. Bu araştırma, 16. ve 17. yüzyıl Post-Bizans dönemi Ortodoks Son Yargı İkonaları ile İslâm kıyamet kültürünün yansımasını bulduğu, yaklaşık aynı döneme tarihlenen Osmanlı kıyamet minyatürlerinin incelenmesi temelinde ele alınmıştır. Bununla birlikte, aynı kutsal kaynaklardan beslenen bu iki semavi dine ait iki kültürün etkileşim sürecinde apokaliptik hibrit tasvirlerin ikonografik biçimlenişi ve tipolojik karşılaştırması araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Ortodoks Hıristiyan teolojisinde ikonalar, kutsallıklarıyla litürjinin bir parçası konumundadır. İslâm sanat geleneğinde tasvirlerin böyle bir kutsallık alanı olmamakla birlikte, çeşitli konulardaki tasvirlerin yanında dini içerikli olanlar da bulunmaktadır. İnanç bağlamında araştırmanın odaklandığı temel sorunsal, iki kültürün kıyamet tasvirlerinde yer alan hibrit imgelerin yazınsal alandan imgesel olana aktarımında kollektif hafızanın biçimlenişine etki eden dinamiklerin gelenekler doğrultusunda değerlendirilmesi, ikonografik ve ikonolojik bir okumayla benzerlik ya da farklılıkların saptanmasıdır. Bizans ve İslâm geleneklerinde hibrit tasvirlerin gelişiminin izlenmesi bu değerlendirmede tezin önemli bir aşamasını oluşturur. Araştırmada kullanılan metodoloji, araştırma sürecinde elde edilmiş verilerin “nitel veri analizi” yöntemi çerçevesinde, bulguların ayıklanmasını içeren eksiltme yöntemidir. Bu bağlamda araştırmada kullanılan veriler, konu bütünlüğünün sağlanması bakımından örneklem amacıyla azaltılarak seçilmiş bulguları içermektedir. Anahtar Kelimeler: Hibrit İkonografisi, Bizans resim sanatı, Post-Bizans, Osmanlı minyatür sanatı, Kıyamet
  • Razieh Ehsani
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    142,66 KB
    Eser Türü: Kitap
    Özet Bu tez, kapsamlı bir Türkçe WordNet yapımının aşamalarını, zorluklarını ve son olarak da onu bir doğal işleme alanında uygulamasını özetliyor. Her dilin kendine özel dil kaynakları vardır, örneğin tek dilli sözlükler, iki dilli sözlükler, lugatnameler klasik dil kaynaklarıdırlar ve dilbilimciler tarafından geliştirirlirler. Bu kaynaklar genellikle bir dil kurumu tarafından desteklenir ve denetlenir. Günümüz bilgisayarların hayatımızın her alanına girmesi ile birlikte, dil kaynaklarının da bilgisayarlar tarafından okunabilirliği ve bilgisayar uygulamalarında kullanılabilmeleri için geliştirilmeleri bir gereksinim haline gelmiştir. Bu bilgisayar tarafından okunabilir kaynaklardan biri WordNettir, WordNet ilk kez Ingilizce için Princeton˙ Universitesinde geliştirilmiştir. WordNet klasik sözlüklerin özelliklerini taşımakla¨ birlikte kelimeler arasında bazı anlamsal ilişkileri de içerir. Bu anlamsal ilişkiler eş anlamlılıktan öte, bir kelime diğerinin bir türüdür, veya bir kelime diğer kelimenin bir parçasıdır gibi anlamsal ilişkileri de içerir. Bu anlamsal ilişkiler yazı analizlerinde kullanılmaktadır. WordNet kelimeleri gerçek dünyadaki kavramlarına göre tek bir kümede toplar, bu kümelere synset denir. Sonuç olarak WordNet, kapsamlı ve bilgisayar tarafından okunabilir bir dil kaynağıdır ve yazı analizlerinde oldukça faydalı bir kaynaktır. Türkçe için bizim çalışmamızdan önce kapsamlı olmayan bir WordNet geliştirilmiş. Bu WordNet, BalkaNet projesinin adı altında geliştirilmiştir. BalkaNet çokdilli bir WordNettir ve Balkan dilleri ve Türkçeyi içermektedir. BalkaNet aşamalar sırasında geliştirilmiş ve anlamsal ilişkiler eklenmiştir, fakat son yıllarda herhangi bir güncelleme yapılmamıştır. Bu çalışma, sıfırdan Türkçe için bir WordNet yapımını anlatmaktadır. Genel olarak, WordNet yapımı için iki yöntem vardır, aşağı-yukarı yöntem ve yukarıdanaşağı yöntem. aşağı-yukarı yöntem herhangi başka bir WordNeti çevirmeden veya kullanmadan sıfırdan ve sözlük kullanarak WordNet yapımıyla uğraşır, yukarıaşağı yöntemde ise, sıfırdan yapmak yerine başka dillerde mevcut olan WordNetleri birebir çevirerek ve dahasında geliştirerek veyahut değiştirmeyerek WordNet yapımıyla uğraşır. Bizim Çalışmamız Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğünü kullanarak aşağı-yukarı yöntem ile WordNet yapımıdır. Bu çalışma sırasında, TDK sözlüğünden eşanlamlı kelimeleri çıkartıp ve bir grup insana bu kelimelerin ortaklaşa paylaştıkları anlamları işaretlemelerini istedik. Bu işaretleme için geliştirdiğimiz bir yazılım kullanarak sürecin kolaylaşmasını ve hata payının düşürülmesini sağladık. Ayrıca Türkçe için herhangi bir eşanlamlılar sözlüğü mevcur olmadığı için, Türkçenin ilk eşanlamlılar sözlüğünü otomatik olarak oluşturduk. Işaretleyiciler arasında anlaşmayı ölçüp ve ayrıca otomatik˙ oluşturduğumuz eşanlamlılar sözlüğünü elle işaretlenmiş eşanlamlılar kümelerile ölçtük. Son olarak, bu çalışmada geliştirdiğimiz WordNeti Vikipedi makalelerini kümelemesi için kullandık. Bunun için öncelikle her yazı dosyasını bir vektöre çevirdik ve bunun için kendi özel yöntemimizi kullandık. Anahtar kelimeler: WordNet, Türkçe doğal dil işleme, Yazı Çözümleme, Graph tabanlı çözümleme, Anlam
  • Ali Erinç Özden
    metin - İngilizce
    2 Ayrım
    7,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Nonlineer dalga teorisinde soliter dalgaların Çeşitli fiziksel ortamlardaki etkileşimi uzun zamandır üzerinde çalışılan bir konudur. Soliter dalgaların aynı yönde hareket ederken birinin diğerini yakalayarak çarpışması durumunda, bu çarpışmanın etkilerini ortaya çıkarmak için ters saçılım dönüşümü(inverse scattering transform) yöntemi kullanılabilir. Ancak, zıt yönde hareket eden soliter dalgaların kafa kafaya çarpışması durumunda alan denklemlerini çözmek için bir çeşit asimptotik açılım kullanılmalıdır. Bu tezde iki soliter dalganin kafa kafaya Çarpışması problemi incelenecektir. Su ve Mirie’nin (J. Fluid Mech., 98:509-525, 1980) öncülük eden çalışmasındaki seküler terimlerle ilgili ifadelerinin yanlışlığının tarafımızdan ortaya çıkarılması sonucunda, sığ sudaki yalnız dalgaların kafa kafaya çarpışması problemi yeniden incelenmiştir. Ilk kısımda, yukarıdaki argümanı temel alarak, sığ suda yayılan iki soliter dalganın kafa kafaya çarpışması problemi ele alınmıştır. Bunun için çözüm sırasında meydana gelebilecek seküler terimlerin ortadan kaldırılmasıyla belirlenebilecek bilinmeyen bazı yörünge fonksiyonları içeren gerilmiş koordinatlar kullanılmıştır. Alan değişkenlerini ve yörünge fonksiyonlarını kuvvet serilerine aÇarak, pertürbasyon açılımındaki çeşitli terimleri yöneten diferansiyel denklemler elde edilmiştir. Çözümlerin seküler terim içermeme koşulu altında evolüsyon denklemleri ve faz farklarının ifadeleri bulunmuştur. Hesaplamalar sonucunda, daha önceki çalışmaların aksine faz farklarının çarpışan her iki dalganın genliğine bağlı olduğu görülmüştür. İkinci kısımda, sığ su teorisinde soliter dalgaların kafa kafaya çarpışması problemi, genişletilmiş Poincar´e-Lighthill-Kuo(PLK) yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bir önceki kısımla benzer bir yol takip edilerek hız düzeltme terimleri ve yörünge fonksiyonları elde edilmiştir. Burada bulunan sonuÇların ilk kısımda bulunan sonuçlarla tamamen aynı olduğu görülmüştür. Uçüncü kısımda¨ ise genişletilmiş PLK yöntemi kullanılarak akışkan ile dolu elastik tüplerde soliter dalgaların kafa kafaya Çarpışması problemi incelenmiştir. Onceki kısımda¨ uygulanan yöntem takip edilerek hız düzeltme terimleri ve yörünge fonksiyonları elde edilmiştir. SonuÇ olarak, elde edilen evolüsyon denklemlerinin ve faz farklarının Xue’nin (Phys. Lett. A, 331:409-413, 2004) çalışmasındakilerden farklı olduğu tespit edilmiştir. Aynı konuda daha önce yapılan çalışmaların aksine faz farklarının çarpışan dalgaların her ikisinin genliğine bağlı olduğu gösterilmiştir.  
  • Kristin Surpuhi Benli
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    660,73 KB
    Eser Türü: Kitap
    YÜZ ANATOMİSİNE DAYALI İFADE TANIMA Özet Bu tezin amacı yüz ifadelerini oluşturan kas kuvvetlerinin yüz anatomisi kısıtı altında tespit edilmesidir. Kas aktivasyonları yüz ifadelerini büyük ölçüde temsil eden yeni özniteliklerdir. Insan yüzü temel yüz kaslarını içeren üç boyutlu genel˙ bir telkafes ile modellenmiştir. Ifade tanıma sisteminin girdisi imge dizisinin ilk˙ çerçevesi üzerinde işaretlenmiş olan nirengi noktalarıdır. Işaretlenmiş olan nirengi˙ noktaları ve yarı–otomatik yüz modelleme algoritması kullanılarak üç boyutlu yüz modeli dene˘ge uyarlanır. Yüz kaslarının etki alanları tahmin edilir ve kamera düzlemine izdüşümleri öznitelik noktaları olarak belirlenir. Bu noktalar kamera düzleminde optik akış algoritması ile izlenir. Başın katı devinimi fırsatçı algoritma ile tahmin edilir. Bu aşama 3 boyutlu yüz modeli ile deneğin kafasının videonun ardışık çerçevelerinde hizalanmasını sağlar. Kamera referans noktasından kamera düzlemi boyunca ışın izleme yöntemi kullanılarak modelin düğüm noktalarının yeni koordinatları tahmin edilir. Tahmin edilen dü˘güm koordinatları ifade oluşumu sırasında deneğin yüzünün nasıl şekil de˘giştirdi˘gini gösterir. Modelin dü˘güm noktalarının ba˘gıl hareketleri ile bilinmeyen değişkenleri kas aktivasyon seviyeleri olan artık-belirtilmiş denklemler sistemi elde edilir. Bu denklemler sistemi kısıtlı en küçük kareler yöntemi kullanılarak çözülür. Kas aktivasyonlarına dayalı öznitelikler yedi temel yüz ifadesinin sınıflandırılması probleminde kullanılır. Kas kuvvetlerine dayalı özniteliklerin temsili gücü Doğrusal Ayırtaç Analizi, Naive Bayes, En Yakın K Komşu ve Destek Vektör Makineleri sınıflandırıcıları ile gösterilir. Nötr ifade de dahil olmak üzere yedi ifadenin sınıflandırılmasında en iyi performans 87.1 % ile Destek Vektör Makineleri kullanılarak elde edilir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar insanın yüz ifadesi tanımadaki yetkinlik oranı olan 87-91.7 % aralı˘gına yakın olup literatürde yer alan çalışmaların başarıları ile kıyaslanabilir durumdadır.
  • Gizem Tatlıcı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    420,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    GÖRSEL BELLEĞİN İZİNDE TÜRK RESMİNDE YEMEK KÜLTÜRÜ Özet Bu çalışmanın temel amacı bir toplumun sosyo-ekonomik yapısını hiyerarşi, inanç, etnisite ve sosyal sınıflar gibi birçok farklı açıdan yansıtan yemek kültürünün resimler üzerinden analizinin mümkün olduğunu göstermektir. Sanat eserleri ve dönemlerin incelenmesinde müzelerin yanı sıra sanat tarihi ile gastronomi bölümlerinin yer aldığı üniversitelerin ve özel kütüphanelerin kaynaklarından yararlanılmıştır. Kültürel veriler incelenerek farklı toplum ve dönemlere ait sanat eserlerinde yer verilen yemek imgesi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Böylelikle yemek tasviri içeren sanat yapıtlarından yola çıkılarak, bu sanatçıların yaşadığı dönemdeki yemek kültürünün izleri sürülmüştür. Türk yemek kültürünün görsel belleğimizdeki yansımalarına baktığımız zaman, özellikle son iki yüzyılda, modernleşmenin getirdiği yeniliklere ve sorunlara tanık olunmaktadır. Çalışmamız Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemini kapsadığından doğal olarak incelenen yapıtların bazıları minyatür, bazıları ise Batılı tarzda yapıtlardan oluşmaktadır. Araştırmamızda Antik Çağ’dan başlayan Batı yemek kültürüyle Türk yemek kültürü arasındaki etkileşimlerin izini sürmek amacıyla Batı yemek kültürü ve bunun resim sanatındaki yansımalarının da ele alınması gerekli görülmüştür. Cumhuriyet dönemiyle birlikte saray mutfağının geride bırakılmış olması ve devletin sanatçıları Anadolu’nun çeşitli yerlerine “Yurt Gezileri” kapsamında, yollaması yönetim şeklindeki değişimi de yansıtmaktadır. Bir başka deyişle Osmanlı’dan gelen monarşik yapının, daha halkçı ve demokratik bir yapıya dönüşmesi, resimler üzerinden de okunabilmektedir. Bu döneme ait örneklerde özellikle köy sofralarının, düğünlerin, halktan insanların, işçilerin resmedilmiş olması bu yaklaşımı doğrular niteliktedir. Kronolojik sıralamadan da anlaşıldığı üzere Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki sosyo-kültürel ve politik dönüşümleri yemek sahneli eserler üzerinden okumak mümkündür. Sonuç olarak Türk yemek kültürünün, tıpkı resim sanatında olduğu gibi, çevresindeki kültürlerden yalıtılmış bir biçimde ortaya çıkmadığı görülmüştür. Yemek kültürü yalnızca yenen şeylerden ibaret olmayıp, insanların bir sofra etrafında bir araya geldiği ve yemek yemenin daha sosyal ve ritüelistik yanının temsil edildiği sahnelerden de oluşmaktadır. Bu sahneler resim sanatı tarihinin her döneminde farklı aktarım kalıplarıyla karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk resmi, yemek sahneleri, yemek kültürü, mutfak ve sofra kültürü.

Sayfalar