Yazara Gore Listeleme

  • SELEN BOSTANCI
    metin
    1 Ayrım
    93,54 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bu çalışmada, kişilerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile narsisizm türleri arasındaki ilişkide kişilerarası sorunların rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Türkiye’deki örneklemle yürütülmüş kişilerarası ilişkiler ve narsisizm türleri arasındaki ilişkinin incelendiği az sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Kişilerarası problemlerin ve erken dönem yaşantıların, narsisizm patolojisine olan rolünün ortaya konması adına literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve narsisistik boyutlar kişilerarası problemler arasındaki ilişkiden yola çıkılarak, bu araştırmanın ana sorusu “Çocukluk çağı travmaları ile büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm arasında kişilerarası problemlerin aracılık rolü var mıdır?” olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklemi, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile ulaşılan, yaşları 22-65 arasında değişen 351 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler Google Forms aracılığıyla çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Çevrimiçi ölçüm araçları katılımcılara kolay erişilebilir örnekleme metoduna uygun olarak sosyal medya ve eposta gruplarına yapılan duyurular aracılığıyla ulaştırılmıştır. Çalışma katılımcıları için psikiyatrik tanı almak ve psikiyatrik ilaç kullanıyor olmak dışlama ölçütüdür. Araştırma verileri, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kişilerarası Sorunlar Ölçeği ve Patolojik Narsisizm Ölçeği aracılığıyla çevrim içi ortamda toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v.25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik çoklu regresyon analiziyle incelenmiştir. Kişilerarası sorunların çocukluk çağı travmaları ve narsisizm türleri arasındaki ilişkideki aracı rolünü test etmek için PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Bulgular kişilerarası sorunlardan Dominant/Kontrolcünün duygusal istismar ve büyüklenmeci narsisizm arasındaki ilişkide, Dominant/Kontrolcü ve Sosyal Çekinikliğin ise duygusal istismar ile Kırılgan Narsisizm arasındaki ilişkide aracı rolü olduğunu göstermiştir. Kişilere uygulanan envanterler öz bildirimine dayalı ve online olarak katılım gösterdikleri düşünüldüğünde, katılımcıların envanterdeki maddelere yanlı olarak cevap verebileceği araştırmanın sınırlılıklarından biridir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, çalışmanın sahip dolduğu sınırlılıklarla birlikte gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travma, Duygusal İhmal Ve İstismar, Kişilerarası Problemler, Narsisizm. 
  • Erkan Gunn
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Adem Hoca, hakikatin izini süren bir âlim olarak yıllarını ilim ve irfan peşinde geçirmişti. Ancak asıl sınavı, en zayıf anında, en güvendiği kişi tarafından ihanete uğradığında başlayacaktı. Kendisini geçmişin sırlarıyla örülü, karanlık güçlerin hüküm sürdüğü bir savaşın ortasında buldu. Oğlu İsmail ve sadık yoldaşı Kadir ile birlikte, görünenin ardındaki gerçekleri çözmek, kurulan tuzakları aşmak ve insanlığı yok oluşa sürükleyecek bir ritüeli durdurmak için mücadele etmek zorundaydı. Marid’in tahtında başlayan bu oyun, sadece bir savaş değil, tüm ruhları ve âlemleri değiştirecek bir sınavdı. Zaman daralıyor, kadim düşmanlar uyanıyor ve geçmişin gölgeleri, karanlık geleceğin habercisi oluyordu. Hurûf ve Cefr ilminin derinliklerinde gizlenen hakikat, kaderin zincirlerini kırabilecek tek anahtardı. Ancak ona giden yol, kanla ve ihanetle örülüydü. Adem Hoca, bu savaşta gerçekten kime güvenebilecekti? Ve daha da önemlisi, geleceği değiştirebilecek gücü olup olmadığını öğrenebilecek miydi?
  • Engin Kükrer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    137,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: TÜRKAN KINAY SOOMRO
    Kulübedekiler, insan ruhunun derinliklerine dokunan ve hayatın çeşitli yüzlerini çarpıcı bir dille anlatan öykülerden oluşuyor. Bu kitap, bir yandan savaşın acımasızlığını, direnişin sessiz kahramanlığını ve aşkın trajik yönlerini ele alırken, diğer yandan sıradan insanların iç dünyalarındaki fırtınaları ve umudun kırılganlığını gözler önüne seriyor. Her öyküde farklı bir hayatın izini sürüyor, bir direnişçinin son nefesine tanıklık ederken çiçeklerin arasında kaybolmuş bir aşkın hüznüne ortak oluyorsunuz. Yazarın kelimeleriyle bazen bir kasaba meydanına, bazen rutubet kokulu bir eve, bazen de denizin ortasına uzanan umut dolu bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Okurken kendinizi benlik arayışında buluyorsunuz. Engin Kükrer, anlatım teknikleriyle donattığı nitelikli öykülerinde yaşamın en sert ve en naif anlarını bir araya getirerek sarsıcı bir deneyim vaat ediyor. Karakterlerle birlikte okuru da arayışa zorluyor. Hakan Akdoğan
  • Meryem Cemile
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    352,71 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bütün çağdaş ideolojilerin ortak özelliği «değişim»"i, (maksadı olsa da olmasa da) en büyük erdem kabul etmeleridir. Ebedî hakikat, insanı aşan değer gibi kavramlara ise «çağdışı gözü ile bakılmaktadır. Bugün Gerçek'e «asla bilinemeyecek bir sır» gözü ile bakmak modadır. Onun için de insanların şartlara uymaları, ahlâk ve hakikat standartlarını duruma göre yeniden belirlemeleri zorunlu kabul edilmektedir. İşte bu durum, bizim bugün içinde bulunduğumuz ahlâkî ve ruhî kargaşaya yol açmıştır. "Modası geçmiş" kabul edilmesi şöyle dursun, günümüz maddeciliğinin çirkinliklerine karşı en esaslı tenkitlerin kaynağı Kur'an'dır. Eğer İslâm tamamıyla tatbik edilsin, öyle bir devrim olur ki, bütün devrimler utancından yerin dibine girer. Her tahakküme dayalı yönetim ve baskı idâresi yerin dibine girer. İnsanlar birbirlerine teslimiyeti bırakıp, Allah'tan korkmaya başlasalar sanki dünya eğri giderken doğrulmuş gibi olur.' "Müslüman olmayanların en ziyâde yanlış anladıkları konu, Kur'an ve Sünnet'de olduğu biçimiyle belki de İslâm Ceza Hukuku'dur. İslâm'ın cemiyete karşı en fena cürüm addettiği suçlar Batı ülkelerinde neredeyse suç kabul edilmemektedir ve belki hırsızlık hariç cezalar tatbik edilmemektedir. İslâm itikadına göre, bir hukukun yüceliği toleransı ile ölçülmez, suçlular da toplumdan daha ziyâde merhamete lâyık değildirler. Müslüman için, Kur'an ve Sünnet'deki ceza hukuku yedinci yüzyıla ait, bugün için modası geçmiş zâlim ve vahşi şeriat değildir. Tersine, müslüman için bu, çağdaş hapishanelerin getirdiği had safhada psikolojik ve ahlâki çöküntü ile kıyaslanırsa çok daha insancadır.
  • Serra Menekay
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    633,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mehtap Bozhan
    Serra Menekay’ın, “Aluşta’dan Esen Yeller, Bir Kırım Türküsü”, adlı romanının ilk baskısı, büyük ilgi görmüş ve piyasada tükenmişti. Romanın yeni baskısı yayınevimiz tarafından yapılarak okuyucularımızın dikkatine sunulmaktadır.              Serra Menekay, “Aluşta’dan Esen Yeller”de bir bölümü Kırım’dan Türkiye’ye göç eden, bir bölümüyse Sovyetler Birliği’nde sürgüne gönderilen ailesinin yaşadıklarını bir roman kurgusuyla anlatırken, Kırım halkının trajedisine ve demokratik direnişine de ışık tutuyor.         İki kadının gözünden savaş, vatan hasreti, yaşam mücadelesi, doğum, ölüm ve aşk… Her şeyden biraz, en çok da hayat…   İyi okumalar diliyoruz…
  • Kolektif
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    194,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: nurçehre elver
    Dostluk, günlük hayatta çok sık kullandığımız bir kelime. Ama sadece kelime değil, bir değer. Herhangi bir şekilde "dost" kelimesini kullanıyorsak, "dostluk" diyorsak, değerli bir şeyden sözediyoruzdur. Günümüz dünyasında değerinden çok şey kaybetmiş olsa da dostluk, insanın beyaz sayfalarında koruduğu, herhangi bir şekilde kullandığında ona olumlu anlamlar yüklediği bir insanlık değeri. Peki dostluğun felsefesi olur mu? Dostluk'un Kitabı, YGS Yayınları'ndan çıkan ve dostluğun felsefesinin işlendiği yeni bir kitap. Dostluk, antik felsefeden günümüze kadar felsefenin ilgi alanı içinde olmuş bir kavram. Dostluğun ilk felsefik temelleri Platon tarafından atıldı. "Her insanın bir dosta ihtiyacı vardır" diyen Aristoteles, dostluğa yeni açılımlar kazandırmaya çalışan ikinci büyük felsefeci. Çiçero için de dostluk çok önemliydi. Dostu, dostluğu hayatından silmiş birinin dünyasından güneşi uzaklaştırmış olacağını söyleyecek kadar dostluğu önemsemişti Çiçero. Türkçe günlük dilinde "dostluk" ve "dost" sıkça kullanılsa da, bu alanda bir dostluk felsefesinden söz edilemiyor. Dostluk üzerine Türkçe yazılmış esere rastlamak, neredeyse mümkün değil. İşte Yazı Görüntü Ses Yayınları-Felsefe Dizisi'nin üçüncü kitabı olarak yayımlanan "Dostluk'un Kitabı" bu alandaki düşünce boşluğunu önemli ölçüde dolduran bir çalışma. Yayınevi, "varlık koşulu" saydığı Türkçe fikir üretimi ilkesine bağlı olarak "Dostluk'un Kitabı"nda da Türkçe yazılara önemli yer ayırmış. Böylelikle Platon, Aristoteles, Kant gibi büyük felsefecilerin çalışmalarının yanı sıra Türkçe de düşünen bir dostluk kitabı çıkmış ortaya. Dostluk'un Kitabı, sadece yazılardan oluşan bir kitap değil. Mehmet Ali Türkmen, Tan Oral, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Kayıhan Fırat, Şenol Şenol Bezci gibi çizgi dünyasının usta isimleri dostluğu çizgileriyle yorumlarken kitaba zenginlik katıyorlar. Dostluğun Kitabı, bu alanda yapılmış önemli çalışmaların çoğunun yer aldığı, aforizma ve çizgilerle zenginleşen bir felsefe derlemesi. Ancak yayınevi, kitabın felsefik olmasının yanı sıra işlevsel olmasını hedeflediğini belirtiyor; kitabın "dostluğa çağrı" olduğunu giriş ve arka kapak yazısında açıkça ifade ediyor. Dostluğun günlük hayattaki yerinin azaldığı günümüzde böylesi bir çağrı hiç de gereksiz görünmüyor. Dostluk'un Kitabı, dostu ve dostluğu önemseyen her insanın ilgisini çekecek bir çalışma.
  • Ali Ünal
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    530,80 KB
    Eser Türü: Kitap
    Şirk ve Tevhid tarih boyunca tüm insanlığın tabi olduğu iki dinin adıdır. İnsanlar temelde hep bu iki din üzre olagelmişlerdir. Gerçi çeşitli dönemlerde bu iki dine başka başka adlar verilmişse de bu başkalıklar yalnızca adlarla sınırlıdır; yoksa temelde değişen herhangi bir şey yoktur. Rasûller'in ve son Rasûl'ün tebliğ etmek için gönderildikleri Mekke'leri nasıldı; bu Mekke'lerde yaşayan insanların durumu neydi; tâbi oldukları Şirk Dini'nin genel nitelikleri nelerdi?" Elinizdeki eser yukarıdaki sorulara Kur'an'ın ışığında cevaplar aramaktadır. Kronolojik bir siyer olmaktan öte, dönemler boyu süren ve sürecek olan tevhid ve şirk mücadelesinin temel özelliklerini Kur'an ve Son Rasul'ün hayatını da örnek alarak incelemektedir. Şu çok açıktır ki: Kur'an'ı anlamadan Rasul'ün hayatını, Rasul'ün hayatını bilmeden Kur'an'ı anlamak mümkün değildir.
  • ABDUL SAMMAD CHOHAN
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    110,63 KB
    Eser Türü: Kitap
    Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları, son on yılda akademisyenler için en ilgi çekici odak noktalarından biri olmuştur. Daha önce yapılan çalışmalar yeşil tedarik zinciri yönetiminin gelişimi ve kapsamı hakkında bilgi vermenin yanı sıra farklı sektörlerden şirketlerin yeşil tedarik zinciri uygulama örneklerini sunmuştur. Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının, örgütsel performansın bir parçası olarak çevresel performansı etkileyebileceğini öne sürüyorlar. Ancak yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının Türkiye tekstil sektöründeki KOBİ'lerin örgütsel performanslarının bir parçası olarak çevresel performanslarını etkileyip etkilemeyeceği henüz belirlenmemiştir. Bu tez, literatürdeki boşlukları keşfetmeyi ve örgütsel performansın bir parçası olarak çevresel performansın etkisini tanımayı ve sonuç olarak özellikle Türk tekstil endüstrisindeki yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarını (GSCMP) ele almayı amaçlamaktadır. Veriler, Türk tekstil firmalarından anket yoluyla toplanmıştır ve toplanan verilerin analizinde SPSS'nin İstatistiksel Paketi kullanılmıştır. Önerilen hipotez test edilir. Hipotezde önerilen değişkenler, yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları, yeşil süreç ve ürün tasarımı ve örgütsel performansın bir parçası olarak bir şirketin genel çevresel performansını iyileştirip iyileştirmediğini belirlemek için kullanılan yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulama yaklaşımlarının içsel farkındalığıdır. Bu araştırmanın bulguları, bir tekstil sektörü organizasyonunda GSCM uygulamalarının uygulanmasının çevresel performans üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma, tekstil endüstrisindeki KOBİ'lerin, kurumsal performansın bir parçası olarak çevreyi iyileştirebilecek yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarını belirlemek için daha iyi kararlar almalarına yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi Uygulamaları, Tekstil Endüstrisi, Türk İmalat Sanayii
  • HACER SENA MUMCU
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    186,43 KB
    Eser Türü: Kitap
    Ebeveynleşme, çocukların kendi yaşlarına uygun olmayan, ebeveynlere ait olan rolleri üstlendiği, ebeveyn ve çocuk arasındaki rol değişimi olarak tanımlanmaktadır. Bu rol değişimi sonucunda, ebeveynleşme kavramının depresyon ve utanç kavramlarıyla arasında anlamlı ilişkiler olabileceği düşünülmüştür. Bu çalışma, geç ergenlik dönemindeki bireylerin ebeveynleşme ve depresyon arasındaki ilişkide utancın aracı rolünün incelenmesini amaçlamıştır. Çalışmanın yan amacı ise ebeveynleşme, depresyon ve utanç değişkenlerinin sosyodemografik değişkenler aracılığıyla farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmanın örneklemini 18-21 yaş aralığında 212 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Ebeveynleşme Envanteri, Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği’nin (SUSÖ) utanç alt boyutu ve Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği’nin (DASS-21) depresyon alt boyutu ile toplanmıştır. Veriler, yüz yüze ve çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmada yer alan verilerin analiz çalışması SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon, hiyerarşik regresyon ve PROCESS Model ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, ilk çocukların ebeveynleşme düzeylerinin, ortanca ve son çocuklara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Düşük sosyoekonomik düzeye sahip katılımcıların utanç düzeylerinin, orta ve yüksek sosyoekonomik düzeye sahip katılımcıların utanç düzeylerinden fazla olduğu sonucu bulunmuştur. Utanç değişkeninin depresyonu pozitif ve anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, ebeveynleşmenin utanç aracılığıyla depresyonu etkilediği bulunmuştur. Ebeveynleşme, utanç düzeyinin artmasında etkili olmakta ve artan utanç düzeyi ile depresyon arasında ilişki oluşmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, klinik bağlamda ebeveynleşme kavramı çalışılırken depresyon ve utanç kavramlarının da ele alınması gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır. Ebeveynleşmenin depresyon ve utanç ile ilişkisinde kullanılması gereken birbirinden farklı terapi tekniklerine değinilmiştir. Aynı zamanda, ebeveynleşme kavramının ülkemizde daha çok çalışılması ve daha görünür olması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Geç Ergenlik, Ebeveynleşme, Depresyon, Utanç
  • ALİ EŞKİNAT
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    163,33 KB
    Eser Türü: Kitap
    Çağımızda yüksek öğretim kurumları eğitimlerini yeni yöntemlerle sunmak ve küresel bir pazarda faaliyet göstermek gerçeğiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle üniversiteler, zaman ve lokasyon kavramı olmaksızın derslerine nasıl erişim sağlayabileceklerini yeniden değerlendirmek zorundadır. Bununla birlikte yüksek öğretim kurumları sadece Z Kuşağı öğrencilerinin artan dijital dönüşüm beklentilerini karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda yaklaşan Alfa Kuşağı fırtınasına da hazır olmalıdır. Orta Çağ'dan bu yana, yükseköğretim kavramı ve ana aktörleri üniversitelerin gelişim süreçleri tartışılan bir konudur. Birinci nesil Üniversite 1.0, 11. Yüzyılda bilgi aktarım merkezleri olarak başlatılırken, ikinci nesil Üniversite 2.0, 19. Yüzyılda bilgi aktarımı ve araştırma merkezleri olarak karşımıza çıktı. 1970'ler ise bilgi aktarım, araştırma ve uygulama (üniversite-sanayi) merkezleri olarak üçüncü nesil Üniversite 3.0'ı getirdi. Ardından dördüncü nesil Üniversite 4.0, 2000'li yılların dijital dönüşüm çağının atmosferinde teknolojik ve sosyal inovasyonlara bağlı olarak dijitalleşen bir üniversite olarak gelişti. Bu tezin amacı, özellikle 2030'lardan itibaren tüm dünyayı tek bir pazar olarak hedefleyen ve eğitim faaliyetlerini küresel olarak farklı coğrafyalarda aynı anda yürütürken dijital üniversite kimliğini taşıyan, gelecek beşinci nesil Üniversite 5.0'a ileriye dönük bir yaklaşım sağlamaktır. Bu yaklaşım, gerçekleştirilen literatür taramasının sonunda, hem teknolojide yeni gelişimler ve çağdaş anlayış kavramlarının getirdiği sürekli artan dijital dönüşümün etkileri, hem de mevcut üniversite öğrencileri olan Z kuşağı ve onların halefi Alpha'nın beklentileri ile ilgili olarak doğrulanmıştır. Bu çerçevede, bu çalışmanın 8 hipotezini değerlendirmek için üniversite öğrencileri, akademisyenler ve işverenler/yöneticiler olmak üzere 3 farklı grupta 346 katılımcı ile 4 ana soru grubu üzerinde bütünleşik bir yaklaşımla tasarlanmış bir anket ile araştırma çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, katılımcıların dijital eğitime verdikleri önem ile dijitalleşmeye verdikleri önem arasında doğrusal ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilirken, dijital eğitime verilen önem ve üniversite eğitimine verilen önem arasında da doğrusal ve anlamlı bir ilişki olduğu da tespit edilmiştir. Neticede, hem üniversite öğrencilerinin tercihleri hem de üniversitelerin stratejileri halihazırda hibrit eğitim modeline olumlu bir yaklaşım göstermektedir. Ayrıca 2030'lardan sonra sanal eğitim modeline geçiş öngörüsünde de aynı yaklaşım görülmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, üniversitelerin 2030 yılına kadar hibrit eğitim modelini uygulamaya geçireceğini, 2030'dan sonra ise geleneksel üniversiteler hibrit eğitim modelini kullanmaya devam ederken, Üniversite 5.0 jenerasyonu dijital üniversitelerin kaçınılmaz gelişiminin başlayacağını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital Dönüşüm, Üniversite 5.0, Dijital Üniversite, Hibrit Eğitim, Sanal Eğitim,

Sayfalar