Yazara Gore Listeleme

  • Aslı Arslan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    678,53 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
    “Her şeyi yine unut ve yine iste; uslanmam, yine söz veririm. Neden mi? Çünkü gündüz geceye sadece güneş batana kadar karşı çıkabiliyor.” Prometheus’un şehirdeki cinayetleri artarken Minel Karaer ile Korel Erezli de ortak geçmişlerinde kaybolmaya başlarlar ve en büyük düşmanlarının Prometheus olduğunu görürler. Minel için en acısı, hafızasını kaybetmesinin ardından Korel’i yavaş yavaş hatırlamaya başlaması ve bu esnada aslında hiçbir şeyin düşündüğü gibi olmadığını fark etmesidir. Korel ise iki duygunun ortasında sıkışıp kalmıştır: merhamet ve intikam. Minel’in bir karar vermesi gerekir; ya geçmişini görmezlikten gelip yoluna devam edecek ya da geçmişiyle yüzleşip geçmişe koşacaktır. Savaşmayı bir kez kafasına koyan Minel, Korel’in de yol göstermesiyle Prometheus’un peşine düşer fakat bu ölüm dansında Prometheus’un ona hazırladığı sürpriz kimsenin tahmin edemeyeceği türdendir. “Her şeyi yine unut ve yine iste, uslanmam, yine söz veririm. Neden mi? Çünkü gündüz geceye sadece güneş batana kadar karşı çıkabiliyor.” “Benim kalbim pusulam. Ben pusulamı küçük bir kız için kaybettim ama yok etmedim. Fakat o boşluğu iyilik ya da kötülük için yine küçük bir kız uğruna hep var edeceğim, söz veriyorum.”
  • Aslı Arslan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    72 Ayrım
    1399,75 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
    “Saçların yandığım ateş, elmasların yolumun ışığı, ellerin korkularım, zihnin hapishanemdi. Ve kalbin… Senin kalbin, benim kıyametimdi.” Korel Erezli’nin ortadan kayboluşu bir yandan Minel Karaer’in kafasında onlarca soru işareti bırakırken öte yandan bunalıma girmesine neden olur. Minel’in aile kavramını yeniden hayatına sokmaya çalışması ise kalbinde büyüttüğü özlemin aslında aileye olmadığını ortaya çıkarır. Geçmiş, şimdi ve gelecek iç içe geçmeye başladığında Korel Erezli’nin dönüşü büyük kıyametleri de yanında getirir. Prometheus cinayetlerine yeniden başlamıştır. Sırlar yavaş yavaş açığa çıkarken Minel Karaer de geçmişindeki asıl kendisiyle yüzleşmeye başlar; cehennem azabına dönüşen yüzleşmeler, aklının sınırlarını zorlayan olaylar ve gerçekler kaldırabileceğinden daha ağırdır. Çünkü hesaplaşma sırası artık Prometheus’tadır ve maskeler düşmeye başlar. Eli elimin üzerine dokunmuştu, teni sıcaktı. “Bana dokunduğunda yaşadığımı hissediyorsun çünkü sıcağım, Çilli. Eğer insanlar öldüğünde soğumasıydı geride kalanlar onların yaşadığına inanırdı.” Uzun süre düşünüp, “Haklısın,” demiştim. “Ama bir konuda da haksızsın.” “Hangi konuda?” “Eğer sıcak yaşatsaydı, yananların öldüğünü de hissetmezdik.” “Her şeyi yine unut ve yine iste, uslanmam, yine söz veririm. Neden mi? Çünkü gündüz geceye sadece güneş batana kadar karşı çıkabiliyor.” “Benim kalbim pusulam. Ben pusulamı küçük bir kız için kaybettim ama yok etmedim. Fakat o boşluğu iyilik ya da kötülük için yine küçük bir kız uğruna hep var edeceğim, söz veriyorum.”
  • Aslı Arslan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    67 Ayrım
    1205,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
    Çocukluğumuz tohumumuzdur, tohumumuza kim su verdiyse o şekilde büyür ve yetişiriz. Geçmişinin bir tarafı karanlık sırların gölgesinde kalan ve hayatının büyük bir kısmını hatırlamayan Minel Karaer, bir anlaşma sonucunda psikolojik rahatsızlıklara sahip bireylerin tedavi edilmek üzere toplandığı Anektod Merkezine gitmeye başlar. İçinden bir ses Anektod Merkezinin ona yardım eli uzatmak yerine kendisini daha fazla karanlığa sürükleyeceğini söylese de o sesi göz ardı eder ancak hislerinde haklı olduğu, Korel Erezli’nin Anektod Merkezine döndüğü gün ortaya çıkar. Vücudunun büyük bir kısmı izlerle ve dövmelerle örtülü olan Korel Erezli, sadece vücudunda değil kalbinde ve zihninde de büyük sırlar saklar. Minel, Korel’le ilk karşılaştığı an kendisini kocaman bir labirentin içinde hisseder; bu labirentte aşk, tutku, şefkat, merhamet, öfke ve nefret vardır. Minel’in geçmişiyle savaşı başlarken, yeniden ortaya çıkan şehrin seri katili Prometheus da cinayetleriyle tekrar adından söz ettirir. Prometheus, Minel Karaer’in peşindedir ve asıl sır tam olarak burada saklıdır. “Korel Erezli senin kaçışların,” dedi kendinden emin bir tavırla. “Korel Erezli senin sırların, Korel Erezli senin geçmişin, Korel Erezli senin varlığın.”
  • Oseph P. Shapiro
    metin - İngilizce
    3 Ayrım
    98,77 MB
    Eser Türü: Kitap
    "A sensitive look at the social and political barriers that deny disabled people their most basic civil ri ghts" The Washingtoıı Post "A poweıful and engaging book. It's a must read for anyone who wants to understand the disability rights movement." The Disability Rag "Having spent most of my life with children disabled in one way or another, I know that they become loved and loving adults \vho are both Creative and inno vative as they seek to find their deserved place in society. This book will give you understanding instead of the pity you alwcıys thougfıt was expected of you.' -C EVERETT KOOP M D mer surgeon general of tlıe United States "Joseph Shapiro has crafted an interesting book from which everyone can bene- fit. For those wanting to understand the background against which the Americans vvith Disabilities Act was framed, this is an excellent primer. At the same time, seasoned veterans of the rnovement will find v/ithin a refreshing revievv of the personalities and activities of the Disabilities Civil Rights Movement. And for parents seeking a glimpse of possibilities for their child, this book cannot fail to inspire." —I. KING JORDAN, president, Gallaudet University "No Pity is first-rate journalism. İt will change the way Americans look at people with disabilities. Joe Shapiro's humane reporting and understanding of the issues could not have come at a more appropriate and important time for the movement. No one who reads his book will fail to be struck by the rightnes* is cause." —SENATÖR TOM HARKIN
  • Atalay Yörükoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    48 Ayrım
    716,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sevilay Özcan
    “Atalay Yörükoğlu çocuk ve ergen psikiyatrisinin ülkemizdeki gelişiminde öncü rolü olan birkaç meslektaşımızdan biridir. Çocukların duygu, düşünce ve davranışlarının tipik gelişimini kapsayan bilgiler ile ruh sağlığındaki bozulma ve dalgalanmaları konu alan elinizdeki kitap, klinikteki mesleki uygulama sınırlarının ötesine geçen bir etki yarattı. Yazdıklarıyla ve söyledikleriyle hepimize ‘çocuğun bir ruhu vardır’ dedirten bir hekim olarak toplumsal belleğe yerleşti. Kitabı okurken siz de Atalay Yörükoğlu’nun yaşama neşeyle bakışının, çocukların ruh sağlığını iyileştirmeye olan inancının ve yıllar içinde anlamını yitirmemiş bilgeliğinin etkisine gireceksiniz. Şaşırmayın.” Yankı Yazgan Bu kitabı anne, baba ve öğretmenlerin çocukları daha iyi tanımalarına yardımcı olmak amacıyla yazdım. Çocuğun kişilik oluşumunu belirleyen olumlu ve olumsuz tüm etkenleri tartıştım. Anne ve babanın sakıncalı tutum ve yöntemlerini belirtip, çocuk eğitiminde sık düşülen yanılgıları göstermeye çalıştım. Çocuklukta sık rastlanan ruhsal sorunlara değinip önleyici ve düzeltici yaklaşımlar önerdim. Kaleme alındığı dönemde büyük ilgi gören ve Türk Dil Kurumu 1979 Bilim Ödülü’nü kazanan Çocuk Ruh Sağlığı, Prof. Dr. Yankı Yazgan’ın sunuş yazısı ve sonsözüyle bir kez daha zamana meydan okuyor. Çocuğun ruhsal gelişimini doğduğu andan ergenlik döneminin sonuna kadar ele alan bu çalışma, 21. yüzyılda da ebeveynlerin başucu kitabı olmaya devam ediyor.
  • Rob Imrie
    metin - İngilizce
    3 Ayrım
    148,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    People with disabilities are generally one of the poorest groups in Western societies: The daily reality for many disabled people is dependence on a carer, while trying to survive on state welfare payments. The stereotype of disability as a 'pitiful' state reinforces the view that people with disabilities are somehow less than human'. İn taking exception to these and related concepts of disability, this book explores one the crucial contexts within which the marginal status of disabled people is experienced: the interrelationships betvveen disability, physical access, and the built environment. The author explores some of the critical processes underpinning the social construction of disability as a state of marginalization in the built environment. These concerns are interwoven with a discussion of the state's changing role in defining, categorising, and reproducing 'states of disablement' for people with disabilities. The author considers the role of the 'design professionals'- architects, planners, and building control officers - in the construction of specific spaces which lock people with disabilities 'out'. From shattered paving stones in the high street, to the obsence of induction loops in a civic building, people with disabilities daily negotiate hostile environments. Using a range of empirical material from the UK and the USA, the book documents how the environmental planning system in Britain attempts to address the inaccessibility of the built environment, and discusses how disabled people contest the constraints placed on their mobility. The book draws on a range of ideas from geography, sociology, and environmental planning and reflects the emergent interest in schools of planning with equal opportunity issues and planning for minority groups
  • Sean McMeekin’in
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    1236,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Microsoft Azure Emel
    19. yüzyılın sonlarında Rus ekonomisi yılda yaklaşık yüzde 10 büyümekteydi ve nü­fusu 150 milyona ulaşmıştı. 1920’li yıllarda ülke vahim mali darboğazlar içindeydi ve 20 milyonu aşkın Rus yaşamını yitirmişti. 1950’lilere doğruysa, yerkürenin üçte biri komünizmi benimsemişti. Ünlü tarihçi Sean McMeekin, Rus Devrimi’nde Romanov Hanedanlığı’nı sona er­diren, Bolşevikleri iktidara getiren ve komünizm pratiğini dünyaya tanıtan olayların izini sürüyor. Çarlık Ordusu arşivlerinde çalışan McMeekin, geleneksel tarih kitaplarının sıklık­la Marksizm temelli sınıf mücadelesi üzerinden yorumladığı Rus Devrimi’ne heye­can verici, sıradışı bir bakış sunuyor. Rus Devrimi, yirminci yüzyılın en önemli dönüm noktalarından birine yönelik farklı bir tarih okuması. “Bu beklediğimiz bir kitap. Rus Devrimi çok geniş bir konu olduğu için, kısa ve güvenilir bir kitap yazmak çok zor. Sean McMeekin’in bu işte gösterdiği pek çok maharet arasında kalabalık sahneleri yakından tasvir edebilmesinin küçümsenmeyecek payı var. Bu kitap bir klasik sayılmalı.” Norman Stone “Sean McMeekin 1917’deki Rus devrimlerinin kışkırtıcı bir anlatısını canlı renklerle sunarken her iki devrimde sahne gerisinde yaşanan tertiplere, isyanlara ve ihanet eylemlerine ağırlık veriyor. Devrimlerin esasen Rusya’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu yeni yaklaşımlarla gösteriyor. Rus Devrimi büyük tartışma uyandıracak bir kitap.” Eric Lohr
  • Jane Casey
    insan sesi mp3 - Türkçe
    31 Ayrım
    556,36 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Binnur OLGUNER
    Ya size tıpatıp benzeyen birinin ölümünü açığa çıkarmak zorunda kalsaydınız? Annesi yaz tatilini geçirmek için onu küçük bir İngiliz kasabasına götürene kadar on altı yaşındaki Jess Tennant daha önce hiçbir akrabasıyla tanışmamıştır. Annesinin bu kararı şaşırtıcıdır ancak daha da şaşırtıcı olan şey, kasabanın Jess’e karşı olan tepkisidir. Nereye giderse gitsin, insanlar Jess’e âdeta bir hayalet görmüş gibi bakar. Aslında bu, bir bakıma yanlış da sayılmaz çünkü kasabaya gelmeden kısa bir süre önce kendisine tıpatıp benzeyen kuzeni Freya ölmüştür. Jess, asla tanışmadığı kuzenine karşı garip bir bağ hisseder. Ancak Jess, Freya’nın yaşarken sakladığı sırları ne kadar çok öğrenirse, Freya’nın ölümü o kadar şüpheli görünmeye başlar. Ortada kesin olan bir şey var ise o da bu tatilin güvenli ve sıkıcı olmaktan çok uzak bir yaz tatili olacağıdır. Ölüme doğru ilerlerken bildiklerinden vazgeçer miydin? “Jess Tennant’a aşık oldum. Jess, gerçeğin peşinde koşması ölümüne neden olacakken bile cesur, ateşli ve geri adım atmıyor.” - April Henry, New York Times Bestseller Girl, Stollen kitabının yazarı. “Kimsenin Freya’dan Haberi Yok, çok heyecan verici bir kitap; bir solukta hepsini okuma isteği uyandırıyor.” (UK) “Sürükleyici bir gerilim.” - Publisher’s Weekly “Akıllıca tasarlanmış mizan duygusu ve karmaşık yan karakterleriyle bu kitap, okuyucuları kendisine bağlayacak.” - Kirkus Reviews
  • Anton Çehov
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    5 Ayrım
    129,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Microsoft Azure Emel
    Behçet Necatigil’in Anton Çehov’dan çevirdiği Vanya Dayı adlı oyun, 60 yıl sonra gün ışığına çıkıyor. Necatigil arşivindeki kayıtlarda, Almancadan çevirdiği oyunlar listesinde adı geçmesine rağmen kopyası bulunamayan oyun, yıllar sonra, Başar Başarır’ın Kâmuran Yüce arşivinde yaptığı çalışmayla ortaya çıkarıldı. Yıldız Kenter, bu çeviriyi Kent Oyuncuları tarafından sahnelenmek üzere Necatigil’den istemiş, 1964 yılında çevrilen oyun ancak 1978 yılında sahneye konmuştu. Necatigil çevirisiyle ilk kez yayınlanan Vanya Dayı’nın önsözünü Cevat Çapan yazdı. “Vanya Dayı, Çehov’un olgunluk döneminin öbür oyunları Martı, Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi gibi insan olmanın, günümüz dünyasının gerçeklerini hem sosyolojik hem de psikolojik açıdan anlamanın, sevginin ve nefretin yarattığı çelişkilere karşın çalışmaya ve geleceğe güvenmenin bir belgesi olarak değerlendirilebilir.” Cevat Çapan
  • Max Frisch
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    152,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Microsoft Azure Emel
    Yaşlı bir adam olan Geiser, İsviçre Alpleri’nde izole bir köyde yaşamaktadır. Köy süreğen yağışlar yüzünden toprak kayması tehdidi altındadır. Geiser doğanın kaotik ve amansız yapısıyla başa çıkmaya çalışırken, ansiklopedilerden ve kitaplardan bilgileri kesip odasının duvarına asar, böylece yitirmeye başladığı belleğinin yanı sıra insanlığın bilgi birikimini de kayıt altına almaya çabalar. Ancak doğa, insanın sınırlı bilgisiyle kavrayışından çok daha engindir ve sonunda kaçınılmaz yüzleşme gerçekleşecektir. Max Frisch’in bu küçük ölçekli başyapıtı, insanın doğa karşısındaki kırılganlığı ve varoluşsal mücadelesi üzerine derin bir tefekkür. 1992 yılında filme çekilen, sayısız kere sahnelenen bu eser, yıllar geçtikçe ve dünyamız yazarın öngördüğü yolda ilerledikçe klasikleşen bir kehanete dönüşüyor.

Sayfalar