Yazara Gore Listeleme

  • Cemal Taş
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    11,79 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Bu dünyada nice dert, bela varsa biz onu gördük, kardeşim. Açlık mı dersin, susuzluk mu? Kış kıyamet günleri dağlarda aç üryan dolaştık. Askerlerin içinde esir kaldık. Çocuklarımızın acısını da gördük, kardeş acısı, koca acısı, her bir derdi kederi yaşadık, kurban olayım kardeş, daha nesini sorarsın?” Dersim’de 1938 yılında yaşananlar uzun yıllar boyunca Cumhuriyet tarihinin açılmamış “kara kutu”larından biri olarak kaldı, üzerine neredeyse sessizlik perdesi çekildi. Türkiye tarihinin bu karanlık noktası son yıllarda ortaya çıkan bilgi ve belgelerle gittikçe aydınlanıyor. Dağların Kayıp Anahtarı’yla Cemal Taş da 1938’de Dersim’de yaşananlar üzerindeki toz bulutunun iyice aralanmasına yardımcı oluyor. Taş, Dersim’de olan bitenin yürek burkucu, göz yaşartıcı, insanın boğazını düğümleyen yanlarını bizzat olayları yaşayanlarla, dönemin önde gelen isimlerinin yanında bulunmuş kişilerle görüşerek ortaya koyuyor. “Sözlü tarih çalışması” niteliği taşıyan Dağların Kayıp Anahtarı zengin malzemesiyle Dersim olayları ve Cumhuriyet tarihi ile ilgili yeni değerlendirmelere kapı açacak, sahici insan öykülerinden/dramlarından oluşan, sarsıcı bir kitap.
  • Bülent Bilmez, Cemal Taş
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    13,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Dersim’de 1937-1938’de yaşanan, resmî tarihin “isyan”, yerel hafızanın “Tertele” olarak adlandırdığı büyük toplumsal travmanın küçük bir bilançosunu ortaya seriyor Dersim Kırımı Envanteri. Yaşananları dokuz örnek vaka ve mekân üzerinden ele alan kitap, genellemeci yaklaşımların, afaki bilgilerin ve hamasi söylemlerin ötesine geçmeyi hedefleyerek Dersim ’38 çalışmalarındaki somut ve spesifik bilgilere dayalı envanter çalışmalarının eksikliğini bir nebze olsun gidermeyi amaçlıyor. Bülent Bilmez ve Cemal Taş, “mikro tarihe”, olay mahalline, mağdurlara ve saha araştırmalarına dayalı “somut olgusal bilgi”yle Dersim’de yaşananlara dair güvenilir bir zemin inşa ediyorlar. Sadece tanıklıkları değil, ağıtları, eski ve güncel görselleri, isimleri tespit edilebilen mağdurları ve resmî görevlileri de içeren Dersim Kırımı Envanteri tarihle yüzleşmek, hesaplaşmak ve onarıcı adalet arayışına katkı sunmak isteyen herkes için sarsıcı bir başvuru kaynağı. “Asıl mesele ‘Velev ki isyan olmuş olsun’ diyebilmek, isyanın devletin uyguladığı askerî şiddeti haklı çıkarmayacağını görmek ve göstermektir. Sivillerin kitlesel olarak hedef alınması (...) uluslararası hukukun soykırım olarak adlandırdığı eylem repertuarına işaret eder.” B. BİLMEZ - C. TAŞ
  • Isabella Maldonado
    insan sesi mp3 - Türkçe
    34 Ayrım
    611,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Binnur OLGUNER
    Bazı yara izleri görünür, görünmeyenler ise en derinde olanlardır. On altı yaşındaki Nina Esperanza acımasız bir katilin elinden son anda kurtulur. Bu travmatik olayın ardından İspanyolca “umut” anlamına gelen soyadını Querrera, yani “savaşçı” olarak değiştirir ve yeni bir yaşama adım atar. On bir yıl sonra FBI ajanı olarak çalışmaya başlayan Nina için geçmiş artık yalnızca karanlık bir gölgeden ibarettir. Ta ki parkta bir gaspçıyı kıskıvrak yakaladığı bir video internette viral oluncaya dek. Katil, Nina’yı hiç unutmamış ve bu viral videoya kadar da izini bulamamıştır. Ancak Nina’nın bir ajan olduğunu öğrenince karmaşık şifreleriyle hem polisi hem de halkı kışkırtarak ölümcül bir oyun başlatır. Polisin çözemediği her şifre zavallı bir kızı ölüme sürüklemektedir. Kendisine Şifre diyen bu psikopatın tek bir arzusu vardır: bir zamanlar tamamlayamadığı işi bitirip Nina’yı, Savaşçı Kız’ı öldürmek! “Yoğun, trajik ve anında bağımlılık yapıyor.”–Washington Post “Maldonado takip edilmesi gereken bir yazar.” –Publishers Weekly “Cesur ve sürükleyici.” –New York Times
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    186,54 KB
    Eser Türü: Kitap
    Farkında olalım veya olmayalım, yaşam doğumdan ölüme bir arayışın adıdır. İnsân, arayan varlıktır. Ama insân bu âlemde çoğu zaman neyi aradığını bilmediğinden bazen bulduğunu da anlayamaz. Aslında aramak, var oluşun/hürriyetin bir göstergesidir. Şekli ne olursa olsun, tüm arayışların altında insânın Allah ile olan, o ezelî/aslî birlikteliği vardır. Aramak, kaybettiğinin farkında olmak, aradığının eksikliğini yüreğinde derinden duymaktır. Her insânda kendinden ve kendinde her insândan bir parça bulmayanlar, arayıştan habersizdirler. Aramak, ayrılıklardan yana derdi olanların işidir. Aramak, koparıldığı sazlığa özlem/hasret duyan Ney’in feryadıdır. Aramak, “Aşka uçarsan kanatların yanar” diyene “Uçmazsam kanat neye yarar” diyebilmektir. Aramak, durdurak bilmeksizin sürekli yürümenin adıdır. Kısaca aramak, kendini bulmak, aradığını kendinde bulmaktır. İnsânın değeri, aradığı şeyde gizlidir. Yere göğe sığmadım, inanan kişinin kalbine sığdım diyorsa Allah, öyleyse ne arıyorsak kendimizde aramalıyız. Hacı Bektaş Velî’nin dediği gibi: “Her ne arar isen kendinde ara/Kudüs’te, Mekke’de, hacda değildir.” Hakk âşıklarından Ganiyy-i Muhtefî’ye göre de: “Tûr-i Sînâ’da değil, Hakîkat sînendedir/Âlem-i Kübrâ sensin! Kalem, Levh, Arş sendedir/Artık derûnuna göç, keşfet bu avâlimi!/Buna muvaffak olan ebediyyen zindedir.” Anlaşılıyor ki, herkes kendi suyunu kendi beden toprağında arayacak/çıkaracaktır. Bu yüzden Gayret Asası’nı nefs taşına vuranlar ancak, aradıkları suyun “on iki göze”den kendilerine sunulduğunu göreceklerdir. Aramak ne kadar var olmaksa, kaybetmek de o kadar yok olmaktır. Aslında aramak bazen bulmaktan daha güzeldir. Zaten bulanlar da geriye dönmeyenlerdir.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    166,44 KB
    Eser Türü: Kitap
    XIV. Yüzyılın başında ilk defa Venedik'te cam aynalar yapıldı. Bu cam aynaların arkaları civa-kalay karışımı olan ve adına "sır" denilen bir mâdeni örtüyle kaplanmıştı. XIX. Yüzyılda ayna üretiminde yeni ve ucuz tekniklerin ortaya çıkması ayna kullanımını önemli ölçüde yaygınlaştırdı. Artık günlük ihtiyaçtan dekoratif sanatlara, endüstriden mimariye kadar her alanda ayna kullanımına yer verildi. Kısacası; durgun su yüzeyinden başlayan ve zamanla cam, çeşitli madenler ve teknolojinin gelişmesiyle pratik ve modern aynalarda devam eden İnsân-Ayna birlikteliği günümüze kadar geldi. Ve görünen odur ki bu birliktelik insânın yeryüzü sahnesinden çekilişinin son ânına kadar var olacaktır.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    169,27 KB
    Eser Türü: Kitap
    Hâbil ve Kabil’le başlayan mücâdele bugün yeryüzünde farklı isimler altında sürüp gidiyor. Şiddet/savaş/terör/ölüm ve buna bağlı olarak kan ve gözyaşı sel olmuş akıyor. Ne adına olursa olsun merhametsizlik, zulüm, kabalık, bencillik, câhillik hayatın her alanını olanca gücüyle etkilemiş. Nasıl durulacak bu olaylar, nasıl düzelecek bu gidiş? Hiç şüphe yok ki merhametin kaynağı dindir ve dinden nasîbi olmayanın merhametten de nasîbi yoktur. İnsanlık dünyası günümüze kadar merhametten ne öğrenmişse bunu, vahyin yeryüzündeki temsilcileri ve tebliğcileri olan peygamberlere borçludur. Peygamberler merhamet elçileridir ve Yaratıcı Kudret tarafından insanlığa merhameti öğretmek üzere gönderilmişlerdir. Bu anlamda Hz. Peygamber en büyük kıyâmettir. Çünkü O, en büyük değişimin mimarıdır. Bu yüzden O’na “âhir zaman peygamberi” denmiştir. “Âlemlere rahmet olarak gönderilen” peygamberin “son peygamber” oluşu, O’nun aynı zamanda merhametin de “son çağrıcısı” olduğunu bize anlatmaktadır. İnsanlık, unuttuğu merhameti yeniden öğrenmede O’nun çağrısına kulak vermek zorundadır. O, Son’dur ve O’nun çağrısı, tüm insanlığın telâfisi mümkün olmayan gidişâtına son alternatiftir. Dileğimiz, içinde yaşadığımız çağın bir “Merhamet Çağı”na dönüşmesidir. İşte bu mütevazı çalışmamızın amacı –suya atılmış bir taşın oluşturduğu daireler gibi- insânın kendinden başlayan ve gittikçe büyüyen merhamet dairelerini elimizden geldiğince tanıtmak ve yansıtmaktır. Buz çölünde yol alanlara, taş kesilmiş kalplere bir sıcaklık olması ümidiyle, zulmün ve merhametsizliğin çağdaş karanlığına bir mum yakmaya çalıştık. Titrek, zayıf ve cılız ışığımızın hiç sönmeden, gittikçe Nûr’a dönüşerek güzelliklere vesile olması niyâzıyla.
  • Mert Yazar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    254,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Handan Tengiz Albayrak
    Yazarlığın bir yolu da her satırda her sayfada ruhunuza dokunmaktır. Geçmişten geleceğe süzülen Kuyruklu Yıldızlar benzeri kavramlara yer veriyor yazar... Okuyucuyu büyük bir fark edişe çağırıyor...seçilen sözcükler,kavramlar, kalıcı..Bir öyküde: gündelik hayatın hızlı akışında, bir iskelede... deniz kıyısında ... Okuyucu anlatılan yaşantılarda kendisini, o olayın kahramanı gibi hissediyor.. yazının büyüsüne kapılıyorsunuz... “ Bedri Selimhocaoğlu
  • Adnan Özyalçıner
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    245,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ayşe Yavuz
    1950 kuşağının en önemli öykücülerinden ve 2019 İstanbul Kitap Fuarı “Onur Yazarı” Adnan Özyalçıner 12 eserden oluşan tüm öyküleriyle Manos Kitap’ta… 1991 Haldun Taner Öykü Ödülü de kazanan Cambazlar Savaşı Yitirdi’yle usta yazar Adnan Özyalçıner, İstanbul’un arka sokaklarından alarak heybesinde biriktirdiği hikâyeleri paylaşıyor ve okuyucularını İstanbul surlarının çevresinde gezintiye çıkarıyor. Hayata dair her çelişkinin insanı gülümseterek düşündürebilecek ya
  • Mustafa Naci Özer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    216,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ayşe Yavuz
    Duvarları taştan, sıvaları kısmen dökülmüş, her tarafı nem kokan ve duvarların bazı bölümlerinde sıvaların küflenerek kabardığı, lambaların küskün bir şekilde belli, belirsiz ışıttığı kocaman bir oda, tavanı oldukça yüksek bu binanın salon gibi kullanılan giriş kapısındaki kapı kolu oldukça eski ve paslanmış bir durumda. Belki de terli ve kirli ellerle açıldığı için aşınmış da olabilir. Ama bir gerçek var ki o da birçok elin bu kapı kolunda izleri vardı. Yılların yorgunluğu ile de bu hale gelmiş olabilir. Salonun tam orta yerinde varilden dönüştürülmüş kocaman bir soba ve etrafında kırık sandalyelere oturmuş birkaç müşterinin loş ışığın arasında siluetleri Karagöz, Hacivat perdesi gibi sobaya yaklaşan elleri, bazen kocaman, bazen küçülen kafaların gölgeleri sobadan sızan ışığa ve çok yüksekte yanan düşük amperli ampulden gelen ışıkla şekilleniyordu. Kocaman salona hareket katan, ama ürpertici bir hava veren, kasvetli bir ortam gibi olan bu bina bir oteldi. Kapıdan yavaşça içeri girdi. Siluet gibi görünen ve kocaman sobanın etrafındakilere doğru yürüdü. Korkuyordu. İlk defa ailesinden uzak, yardım alacağı kimseciklerin bulunmadığı bir yerdeydi. Tanımadığı bu insanlar neciydi? Neden böyle bir otele gelmişler? Yoksa onların da mı cep-lerinde az parası var? Suçlular mı? Hırsızlar mı? Terörist var mıdır içlerinde? Yoksa gariban köylü insanlar mı? Böyle bir yerde oturduklarına göre zengin olmayan insanlardır dedi, kendince. Yani içinden böyle düşündü. Cesare-tini toplaması gerekirdi. O da öyle yaptı. Siyah beton ze-mine bakarak yavaş adımlarla yürüdü. Yaklaştı ürkek ve alçak bir sesle: - İyi akşamlar! Dedi. İçlerinden pala bıyıklı, kırlaşmış kafasına taktığı takkenin arasından kıvrılarak çıkan bukleli saçları ve kalın kaşları olan biri ayağa kalktı ve onu karşı-ladı. Kendinse yaklaşan ürperti dolu bu adama korkulu gözlerle baktı. Yüreği bir kuşun ürkekliği içinde atıyordu. Göğüs kafesi inip kalkıyordu. Derin derin bir iki nefes aldı. Kendine hâkim olmalıydı. Tehlikeli biri değildir her-halde, diye düşündü. Kollarında müthiş bir güçsüzlük his-setti. Elinde valizi düşecek gibi oldu. O da usulca olduğu yerde valizi yere bıraktı ve yaklaşan adamın vereceği yanı-ta kulak kesildi. - İyi akşamlar yeğenim! Buyur! Ne istersin? - Ben üniversite öğrencisiyim. Kalacak yerim yok, dedi. Siz otelin sahibi misiniz?
  • Aslıhan Lodi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    358,29 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Cevriye Aktaş
    Hayatı boyunca elini attığı, merak sardığı her konuda başarılı olan biri Prof. Ali Nesin. Sistemi sorgulamaya öğrencilik yıllarında başladı. Örneğin sınavlarla yıldızı hiç barışmadı. Tembel bir öğrenciydi belki ama kitaplarla dolu bir evde babası Aziz Nesin’in kanatları altında büyürken çok okudu; edebiyata, sanata, bilime her zaman ilgi duydu. “Hayatımda sınır tanımadığımı söylemek zorundayım” diyen Nesin’in hayatı ilginç detaylarla dolu. Anne-babaların, çocukların, gençlerin ve belki en çok da eğitimcilerin gözden kaçırmaması gereken anekdotlar, anılar, düşünceler... Türkiye’nin Şirince’den evrene açılan kapısı Matematik Köyü’nün kuruluş macerası, yürütülen çalışmalar ve gerçekleştirilen faaliyetlerse tek kelimeyle ilham verici.

Sayfalar