Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini hayatî bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman. Romanın baş kişisi Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle i
Yazar Ayşe Kulin, Anadolu'nun uzak köşelerinde yaşayan bu kızların en küçüğünden üniversite öğrencisine kadar bir çoğuyla tek tek görüşerek, zor yaşam koşullarına tanık olarak, onların duygularını, beklenti ve umutlarını sizlere aktarmaya çalıştı.
Bu roman, Haliç kıyılarında donmuş gibi görünen zamana karşı bir sabırsızlık çığlığıdır. Üçlü bir laneti dile getirir; kadın, doğulu ve Yahudi olarak doğmuş olmanın sıkıntısıdır bu, bir de tarihin tuzağına düşmüş bir cemaate ait olmanın. Romanımızın kahramanı Rebecca bizi sonsuz bir özgürlük arayışının peşinde Asya'dan Avrupa ve Amerika'ya sürüklüyor.
'1945 yılının ocak ayında Ruslar yaklaşırken, Almanlar Auschwitz'i boşaltmaya başladılar.
Flora, yorgunluktan ve açlıktan sersemlemiş halde, asla öğrenemediği bir dilde verilen emirleri anlamadan, karların içinde yürüyor, canlı cenazeler ordusu her ye
16. yüzyılda İspanya’nın Alaca de Heneras kasabasında yoksul bir sağlık memurunun yedi çocuğundan biri olarak doğdu. Ailesiyle Madrit’e taşınan Cervantes kısa bir süre okula gitmiş ancak eğitimini tamamlayamamıştır. Haçlı seferlerine katılıp donanmada görev almıştır. Ancak dönüşte Cezayir’de esir düşmüştür. 1580’de serbest bırakılarak İspanya’ya dönmüştür. Hapishane hayatı onun için verimli oldu. 1605’de Donkişot’u yayınladı. Cervantes romanı “delilik” temeline oturtur. Çünkü kilise baskısındaki insanlar yasaklarla örülmüş bir dünyada yaşıyordu. Ancak herşeyi söyleyen ve kötülere karşı cüretkar olan “delilerin” dokunulmazlığı vardı.
Dokunuşlar, en sevdiklerimize bile itiraf edemediğimiz mahrem duyguların, arzu ve korkuların, kendimizi başkalarından korumak için sığındığımız sırların romanı.
Bazen hüzünlü ve tedirgin edici bir hikaye, bazen de bir komedi.
Yakında ölecek bir adam, çantasında pornografik notlar bulan bir kadın, hayaletler gören bir çocuk, bedeniyle kavgalı bir kız ve çiftleşmek isteyen bir kedi...
Her ailede yaşananlara ve asla ortak bir noktada buluşamayan duygulara dair eşsiz bir roman.
Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürükleyen isyanla beraber, Doğunun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor.