Sevgi, herşeyin kaynağında olandır. Herşeyin tohumunda sevgi vardır. Bu sevgi yaradanın sevgisidir. Bu sevgi akımının bir an kesilmesi yaşamı imkansız kılar.
Rabbimizin sevgisi kendisi gibi sonsuzdur, sınırsızdır. Bu sevgi hem dışımızdadır, hem de yüzeğimizin içindedir. Ve yaşamımız bu sevgi sayesinde sürmektedir.
'Güneş Yiyen Çingene', 'genç, modern ve kentli' diye tanımlanan anlatımıyla Türk öykü sanatına yepyeni bir renk katan Buket Uzuner'in dokuz öyküsünden oluşuyor. Uzuner bu kitabında, 'gülmek ve düşlemek' eylemlerini ciddiye almamızı öneriyor ve öykülerini, her zamanki gibi özgün kara mizahi ve renkli uslubuyla anlatıyor.
Hacı Murat'da, Şeyh Şamil'in gözde komutanlarından Hacı Murat'ın, bir askeri plan gereği Ruslara teslim oluşunu ve onlarla anlaşmış gözükerek Şeyh Şamil'e karşı askeri bir harekete komutanlık edişini anlatmaktadır.
Çağdaş türk edebiyatı'nın önemli isimlerinden pınar kür, uzun bir aradan sonra yeni öyküleriyle yeniden okurlarıyla buluşuyor. Önümüzdeki mayıs ayının başında yayınlanacak 'hayalet hikâyeleri' adlı kitapta beş uzun öykü yer alıyor. Yazarın 1997-2004 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri içeren hayalet hikâyeleri'nde hayaletlerin ve hayallerin etkisi altındaki kahramanların geçmişle yaptıkları hesaplaşmalar konu ediliyor. Yazarın ilk romanı 'yarın yarın' 1976 yılında yayımladı. 'küçük oyuncu'yla (1977) tiyatroya olan ilgisini edebiyata taşıyan yazarın üçüncü kitabı 'asılacak kadın' 1979'da okurla buluştuğunda müstehcen olduğu gerekçesiyle iki yıllık bir mahkeme sürecinden geçerek beraat etti. Bu romanı, 1981'de yayınlanan 'bir deli ağaç' takip etti. 1984'te sait faik öykü ödülü'nü alan 'akışı olmayan sular'ın ardından 'bitmeyen aşk' adlı romanı 1986'da çıktı. Bu kitapları, polisiye türüne dahil edilebilecek 'bir cinayet romanı' (1986) ve bu kitabın devamı sayılan 'sonuncu sonbahar' (1993) adlı romanları izledi.