Yazara Gore Listeleme

  • Osman Aysu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    63 Ayrım
    1014,53 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Jale Anıl
     Osman Aysu’nun maharetli kalemi bu kez okurlarına 1830’lu yılların çalkantılı İstanbul’unda bas¸layan masalsı bir aşk öyküsü sunuyor. 31. Osmanlı Padişahı Abdülmecit, babası II. Mahmud’un Osmanlı’da başlattığı aydınlanma hareketlerini devam ettirerek Tanzimat Fermanı’nı yürülüğe sokmuş; bu adım ilerleme yanlılarınca coşkuyla kars¸ılanırken, muhafazakar kesim için büyük bir günah olarak addedilmiştir. Bu karmaşa döneminde kimin kiminle yol tuttuğu, kimin kime kumpas kurduğu alanen bilinememektedir. Elif ’in ilk görüş¸te as¸kla bas¸layan ve içereceği çilelerle Kerem ile Aslı’nın, Ferhat ile Şirin’in destansı sevdalarına evrilecek serüveni böyle bir ortamda filizlenir. Osman Aysu, tarihteki gerçek kişilerle kurgu karakterleri ustaca bir araya getirdiği bu romanında, Osmanlı’nın en çalkantılı dönemlerinden birinde yaşananları da yarı belgesel tarzda okuruna aktarıyor. Abdülmecit’in yanında ve karşısında duranların bağlılık ve darbe çatışmaları, Osmanlı’nın büyük yaralar almasına sebep olan savaşlar, dönemin İstanbul’uyla Selanik’indeki günlük yaşantıya dair kesitler ve bütün güçlüklere karşın yok edilemeyen büyük bir aşk bu kitabın sayfalarından okurunun zihnine ulaşıyor. İlk sayfadan son sayfaya dek bir solukta okuyacağınıza inanıyoruz
  • Hande Birsay
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    194,02 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Şebnem Ulusan
    "Nasıl doğdu?" “Normal doğurdun değil mi?” “Niye ağlıyor?” “Bu çocuk aç.” "Kucağa alıştırmışsın." "Ben hamileyken 2 kilo almıştım, emzirirken 32 kilo verdim." “Sen daha dur, bunlar iyi günlerin.” “Saçını kestir, erkek çocuk uzun saçlı olmaz.” Ve hemen her yeni annenin duyduğu o meşhur soru: "Emiyor mu?" Anneliğimin ilk zamanlarında kendimle ve kitaplardan okuyup da “Böyle bir anne olacağım” diye yemin ettiğim, ancak çok kısa sürede tarumar olan mükemmel annelik hayallerimle savaştığım yetmiyormuş gibi bir de yeni anne dedektörleriyle savaştım; bu topraklarda doğuran tüm analar gibi. Sonra bunlardan rahatsız olmamaya, hatta kendi üzerimizde kurduğumuz ve farklı biçimlerde karşımıza çıkan tüm bu baskılarla eğlenmeye; başta kendime, tüm büyük konuştuklarıma, hepsine #hihieved demeye başladım. Annelik deneyimimde hiçbir şey, herkesin her şeyi bildiği ve anlattığı gibi olmadı. Mükemmel annelik beni teğet geçti. İyi ki de geçti. (Tanıtım Bülteninden) "Artan sütle Alinazik yapıyorum dedim, tarifini sordular!" "Sadece mükemmellik beklentisiyle değil, cinsiyetçilik baskısıyla da mücadele ediyoruz. “Göster amcalara pipini”ler biçim değiştirerek devam ediyor. Oyuncakçıda paketleme yaparken soruyorlar, “Kız mı erkek mi”, “Erkek ama lütfen pembe pakete sarın” diyorum. Kerem’in tencere tava, vileda, ütü gibi oyuncakları var. Çok da mutluyum böyle olmasından. O “paşa oğlum, prensim, aslanım’ zihniyetiyle de kanımın son damlasına kadar dalga geçmeye devam edeceğim." "Sofra kültürünü kazandırmak için erken olduğunu düşünmeyin, yaşına uygun çatal ve kaşık vererek onu sofraya dahil edin. Nasıl uyum sağladığını görünce şaşıracaksınız." (Güliz Arslan'la Hürriyet Pazar röportajından)
  • Mustafa ORMAN
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    323,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Dilek Erkuloğlu
    “Çünkü yeryüzündeki bütün hikâyeler birbiriyle akrabaydı.” Bir avuç meşe palamuduyla kaderleri birbirine bağlanan iki yabancı... Geçmişi unutan kayıp yakınlarının sessizliğinde boğulan Asaf ve vicdanı, dikenli tellerin dibinde düşüp kalmış ölü bedenlerle sınanan Hanip... Ovada Paldur Küldür ile Fakir Baykurt Öykü Ödülü’nün sahibi olan Mustafa Orman, ilk romanı Annem Gittiğinden Beri Çiçek Ekmiyoruz Bahçeye ile çaresiz kalmış insanın hem siyasi sınırlarla hem de kendi sınırlarıyla imtihanına dair sarsıcı bir hikâyeye ses veriyor: Yüreği ağzında, canı cebinde yeni bir hayata doğru yürürken ya da sıradan bir akşam vakti elinde bir ekmekle evine dönerken umudu yüzünde donup kalanların romanı bu. Artık neyi dert edeceğini bilmiyordu. Alzheimer olan annesini mi, kendisini terk eden karısını mı, unutma hastalığına yakalanan yaşlıları mı, yoksa başarısız siyasi hayatını mı? Birini dert edince, sanki bütün dertler bunu işitip aynı anda ona saldırıyordu. Buna rağmen, ileride kimse unutma hastalığına yakalananların durumuna düşmesin diye, her şeyi kaydetmeye, gelecek kuşaklara yüzlerce doküman bırakmaya kararlıydı.
  • Ülkü Yağmur Ural
    insan sesi mp3 - Türkçe
    5 Ayrım
    111,53 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    “Hayat da su ve zaman gibi akıp gitmeye meyilliydi.” Ülkü Yağmur Ural’ın Cadı Kazanında Pandemi adlı kitabı bu cümleyle başlıyor. Çünkü bu kitapta, pandemi döneminde yaşanan hayal kırıklıklarının, ölümlerin, pişmanlıkların ve ayrılıkların hikâyeleri anlatılıyor. Zaman geçse de geçmeyen acılar ve onların hayatlarımızda, hafızalarımızda ve hikâyelerimizde bıraktığı izler… Cadı Kazanında Pandemi, kendi izlerini sürmelerine rağmen kaybolanların, hayatı eve sığdırsalar da kendileri koskoca evrene sığmayanların “bugün kadar yakın, dün kadar uzak” hikâyelerinden oluşuyor.
  • Thomas Bernhard
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    283,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Komedi mi? Trajedi mi? Thomas Bernhard’ın bu seçmede yer alan öyküleri, 1960 yılında yayımlanan “Innsbrucklu Bir Bakkal Oğlunun Suçu”ndan, 1971 yılında yayımlanan “Ortler’in Eteğinde”ye uzanan dönemi kapsıyor. Bu öykülerde yazarın dilsel yaratım gücü; her türlü tezi ve antitezi, her bir anlam çekirdeği parçalanana dek birbirine karşı oyuna süren ve yönlendiren cümlelerde açığa çıkıyor. Böylelikle –anlatılan çöküş, umutsuzluk ve ölüme rağmen–, dilin bu dünyada hayatta kalmanın yolu olduğu izlenimi oluşuyor; üstelik sadece hayatta kalmanın değil, komedinin de. Bernhard’ın suç, kaçıklık/delilik, yalnızlık, intihar temalarını odağa alan kısa öykülerinde, sürekli hareket halinde karakterlerin dairesel bir çizgide betimlenen huzursuzluğu Dil’in rejisiyle daima başrolde. “Varoluşum, varoluşuma olan ilgimin ötesinde sürerse, aradaki zamanda ölüden başka bir şey olmam.” “Günümüzde dilsel devinimi böylesine muazzam cümleler ve ustalıkla yapılandırılmış zorlu bileşik cümlelerle ifade edebilen başka bir anlatıcı yoktur. Bu aynı zamanda içeriğin de hareketidir: Başı sonu olmayan, dairesel bir hat; sanki Bernhard, Edgar Allan Poe’nun ‘Girdaba İniş’ öyküsünün içindeymiş ve aşağıda ölümcül bir girdap tehdidi varken yukarıda sadece gökyüzü ışık veriyormuş gibi.” Ulrich Greiner
  • Tuncer Erdem
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    54,99 MB
    Eser Türü: Kitap
    Hep aynı izler mi var dünyanın dört bir köşesinde? Fenalığın bariz işaretleri, fesat ve hasetin eskiye uzanan kökleri mi? Bak, bir koku dolaşıyor kırlarda, dağlarda. Şiddeti arzulayan insanoğlundan yayılan iç bayıltıcı rayiha. İşte, birbirine karışıyor insanın kötülüğü ile doğanın saflığı. Güzel metinler bile onaramıyor bu akıl almaz çürümeyi; ince ince çizilmiş suretler donakalıyor ak kâğıtlar üzerinde; aklın eli kolu bağlanıyor, dil damağa yapışıyor. Kalem tutan mahir parmaklar, güzelim mavi mürekkebin kâğıda bıraktığı işaretler çaresiz kalıyor bu amansız hasım karşısında. Bir meram anlatmaya girişmişken akıp giden metin sersemliyor, iki yana yalpalıyor; şiire meylederken hikâye oluveriyor, hikâyeye seğirteyim derken şiire dönüyor, düzyazıya meydan okurken manzuma boyun eğiyor. Doğanın iyiliğini, insanın tabiatını hikâye etmeye kelam da yetmiyor kalem de…
  • Faruk Duman
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    5 Ayrım
    107,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    2004 yılında çıkan dördüncü öykü kitabı “Keder Atlısı”nda şiirsel bir dille büyülü masallar kuruyor Faruk Duman. İnsanın başından geçenleri, doğanın mevsimleriymiş gibi, o kendine özgü sadelikle anlatıyor. Perde perde açılan düşlere salıyor okuru, René Magritte’in resimlerini andıran gerçeküstü bir dünyanın içine çekiyor. Göz, Tarçın ve Tespih, Dere, Çok Önemli Bir Gün, Kar Altında, Ağaç, Ormanda Kederle Kayıp, Ömre Zarar Kavil, Elma, Tüfek, Sarmaşık adlı öykülerden oluşan “Keder Atlısı” Faruk Duman’a Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandırmıştı. Ellerim karardı, derlermiş birbirlerine, bahçede dolaştıkları zaman. Kararan, kızaran eller bulunurmuş, ağaçların çevresinde. Her ağaç bir kapıdır, sonunda her meyve hüzün meyvesidir. Bahçeye devrilen top atışları, kar vakitleri bütün bu ağaçların içinde yürüyen keder atlısı…
  • Mehmet Rauf
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    331,66 MB
    Eser Türü: Kitap
    Anılar, eğer gereken özen gösterilir ve iyi değerlendirilirse belli bir dönemi bütün çıplaklığıyla göz önüne serebilir. O zaman, anılara bir “toplumun belleği” gözüyle bakmak yanlış olmaz. “Mehmet Rauf’un Anıları”, Servet-i Fünun kuşağındaki sanatçıların nasıl bir araya geldiklerine, neleri okuduklarına, nelerden, nasıl etkilendiklerine, hangi siyasal ve güncel olayları yaşadıklarına, dostluklarına, kavgalarına tanık olacağınız bir kitap.
  • Şahin Ünal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    335,23 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Bazı kitaplar hiç yazılmamalıdır, bazı yazgılar da öyle… Yakılmak istenen kederler de vardır, kıvılcımdan yangına dönüşen alevler de… Yine de atmaya devam eden kalp, çalışmaya devam eden akıl, yaşamaya devam eden umudun değiştiremeyeceği hiçbir yazgı yoktur; şayet kalem elindeyse… Behiye o kitabı yazacak mı, yazmalı mı, yoksa kalemi kırıp atmalı mı buna kendisi karar verecek; okuyup okumayacağınıza da siz… “Kim olduğunu bilmiyorum. Yazdığım her satır gerçekleşiyor ve senin koruma içgüdünün sınırları yok. Korkuyorum ama bir o kadar da güvende hissediyorum kendimi.”
  • Erlend Loe
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    135,97 MB
    Eser Türü: Kitap
    Boğaziçi’ni izlerken şiirine yeni kelimelerle sarılmış bir şair Nina Faber. İstanbul seyahatinden Oslo’ya dönüp yeni şiir kitabını çıkarıyor ama olaylar beklediği gibi ilerlemiyor. Şiirlerinin aksı gibi, önce dağılıyor, azalıyor, yankılarla çoğalıp sonra bir doruk noktasında uçuşa geçiyor. Coşkulu bir Erlend Loe karakteri o. Eserleri pek çok ülkede yayımlanan Norveçli yazar Erlend Loe, 2013’te kaleme aldığı “Mal Sayımı”nda son derece akıcı üslubuyla bir yürek çarpıntısına, bir yaşlı şaire dünyada bir nefeslik alan açıyor. “Mal Sayımı” tıpkı “Doppler” ve “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” gibi kült bir metne dönüşüyor.

Sayfalar